20 Ağustos 2017 Pazar

Ningendo-19.bölüm-Aşamalar

Gözün gözü görmediği parlak ışık sönünce,Megas ve diğerleri kendilerini yine üç kişilik bir büyücü grubunun ortasında buldu.Büyücüler birbirlerinin ellerini bırakıp nefeslendiler.Megas büyücülerin ortasından çıktı hemen,kalabalığın arasına karışıp gözden kaybolmak istiyordu,ama geç kaldığını fark edemedi.

"Efendi Megas!"
Megas sinirle olduğu yerde durdu, bunun olabileceğini düşünmemişti.
Yavaşça arkasını döndü,kendisine seslenen adamı gördü,anında tanıdı onu.Üstüne ateşle kaplı iki başlı bir kartal arması olan beyaz,şık bir gömlek giymişti.Altına siyah,bol bir pantolon ve siyah deri çizme giymişti.Savaşçılar için özel dikilmiş kıyafetler giyiyordu,kan kırmızısı saçları vardı,kulaklarına geliyordu ve ela gözleri zekayla doluydu.Megas onunla birkaç kez karşılaşmıştı,kralın konseyinde olan danışmanlardan biriydi o.Boris Selon.Sokaklardan konseye yükselmiş bir suikastçı.Para karşılığı yaptığı suikastlerin ünü krala kadar gitmiş,kralın verdiği birkaç zor görevi başarıyla yaptıktan sonra,önce kralın emrine,sonra ise ordu danışmanı olarak konseye girmişti.Çok zeki ve kendini beğenen bir adamdı,aynı zamanda çok güçlü bir savaşçıydı, Megas onunla son görüştüğünde,On Beşinci Seviye bir savaşçıydı,ama bu yıllar önceydi ve bu adam konseyde fazla bir işi olmadığından,muhtemelen kendini çok geliştirmişti.
Arkasında iki Ölüm Taciri vardı,kralın ve konseyin özel muhafızları.En az Yer Seviye,korkusuz savaşçılar.Boris Selon sırıtarak uzun adımlarla Megas'ın karşısına geldi.Neredeyse aynı boydalardı,Megas'ın aksine Boris sırıtıyordu.Yılışık bir şekilde konuştu.
"Seni tekrar görmek çok güzel,Megas."
Megas kendine hakim oldu, sinirlenmemeliydi.
"Aynısı sana söyleyemeyeceğim Boris,hele ki burada."
"Eminim beni burda görmek seni şaşırtmıştır,ama ne yazık ki yapabileceğin birşey yok HaoVei. Buraya bizzat kralın emriyle geldim,şeyi görmek için..."Boris ani bir hızla Megas'ın soluna geçti,arkasında duran çocuklara baktı.Megas'ın kolundan tuttuğunu fark etsede,tepki vermemişti,ama Ölüm Tacirleri ileri doğru hareketlenmişti.
Boris önünde ki üç çocuğu inceledi, birisi siyah saçlı bir oğlandı,yeşil gözlüydü,Boris hızla çocuğu inceledi,parmağındaki yan yana,çapraz  şekilde olan üç gri çizgiyi gördü,onun Gümüş Pençeden olduğunu anladı hemen,o aradığı çocuk değildi,zaten olmadığını biliyordu,gelen istihbarat çocuğun sarı saçlı olduğu yönündeydi, yinede emin olmak istemişti.Gözünü diğer iki çocuğa kaydırdı,ikiside sarı saçlıydı,biri mavi diğeri siyah gözlüydü.
Boris bir an kararsız kaldı,iki çocuk da kızdı.Boris sinirli bir şekilde konuştu, buraya boşuna gelmemişti.Önce mavi gözlüye döndü.
"Adın ne?"Ordu generalleriyle konuşurken kullandığı çelik sesini kullanmıştı,küçük bir çocuk buna karşı koyamazdı,özellikle generalleri karşı koyamazken.
"L-Lara.Benim adım Lara."Lara korkuyla konuştu.Hayatında hiç böyle biriyle konuşmamıştı,sesi çok sert ve otoriterdi.Megas bile bu kadar güçlü konuşamazdı.
Hartes ise bu adamın çok güçlü ve tehlikeli olduğunu anlamıştı.Adam Megas'ı küçümseyip alay etmişti.
Adam kafasını ona çevirdiğinde,Hartes korkusuzca ona baktı,cesur görünmek korkak görünmekten iyiydi.Adam onu incelerken rahatsız oldu,adamın ellerine baktığını fark edince keyiflendi,Megas'ın tavsiyesi üstüne Tahres'in yüzüğünü,kendi siyah yüzüğünün içine koymuştu,siyah yüzüğüde buraya gelirken aldığı ceketin iç cebine koymuştu.Elleri bomboştu,ve adam bundan rahatsız olunca korkunç bakışlarını Hartes'in yüzüne odakladı,sert sesiyle konuştu.
"Senin adın ne çocuk?"
"Hartes."
Boris beklerken,çocuğun konuşmasının bittiğini fark etti.Sinirlendi.
"Hartes ne?Soyadın ne çocuk?Söylesene!"
"Adım Hartes.Soyadım yok."
"Nasıl yok?Sen ne..."
"Yeter!"
Megas,tuttuğu kolundan çekip öne doğru attı.Boris sendelesede,çabucak toparlandı,yüzüne yeniden bir sırıtış yerleşti.Ölüm Tacirleri öne doğru hamle yaptılar,Megas'ı parçalamaya hazırlardı,Megas da Tacirler kendisini tutana dek Boris'i öldürüp öldüremeyeceğini düşünüyordu.
Megas dik durup konuştu,bu mesele çok uzanmıştı.
"Öğrencilerim Turnuvaya katılacak."dedi Megas,
"Bende onları ilgiyle izleyeceğim."dedi Boris."Tabi son aşamaya kadar ölmezler ise."Hala sırıtıyordu,Hartes bu adamın boş olmadığını anlamıştı, çok tehlikeli birine benziyordu,üstelik sürekli özgüvenle sırıtması ürkütücüydü.
Megas arkasını döndü,çocukları yönlendirip önden yürümeye başlamıştı,Hartes etrafına bakınıyordu,devasa bir salondaydılar,salon'un dört bir tarafında büyücüler sürekli yeni kişileri ışınlıyorlardı.Hartes diğerleriyle beraber yürürken,aklına birşey geldi,Malyen den fazla hoşlanmıyordu,aslında onu sevmiyordu.Bu yüzden hafifçe Lara ya doğru egildi,sessizce konuştu.
"HaoVei ne demek?"
Lara ona baktı,burunları birbirine değince ikiside geriye sıçradı,Hartes Malyen'e çarpmamak için kendini çabucak toparlayıp Larayıda tuttu.
Lara kıpkırmızı olup önüne baktı,nefeslenip cevap verdi.
"Bunu sana,yolculuğa çıktığımız sabah söylemiştim.Usta'nın Rozin şehrinin en güçlüsü olduğunu hani,HaoVei o demektir.Doğup büyüdüğün şehrin en güçlüsü olursan HaoVei olursun,bu böyledir."
"Vay canına.Bilmediğim başka şeylerde varmı?"
Lara aklına gelen şeyi söylememek için kendini zor tuttu,ama aklına bunu ona söylediği bir hayal geldi,bu keyfini yerine getirdi.
"Azto Kani'yi biliyor musun?"
"Azto,ne?"
"Azto Kani."Lara onun bunu bilmediğini anladı,şimdi onu etkileme zamanıydı.
"Azto Kani dört kral ve bir kraliçe tarafından onaylanmış bir güç listesidir.Liste beşyüz kişiden oluşur,ama ilk yüz kişi dışında liste değişse bile,kimse bunu önemsemez.Her neyse,beş yüz kişinin hepsine Azto Kani denir,ama bu kadar la kalmıyor,ilk yüz kişi çok güçlüdür,bu yüzden onlara Korkusuzlar denir.İlk yirmi kişi inanılmaz derecede güçlüdür,hepsi bir ülkeyi bir gecede yok edebilir,hatta birkaç saatte.Bu yüzden onlara Yenilmezler denir.Ama bu kadarla da degil,en önemlileri ilk beş kişidir,varlıkları bilinsede,ortalıkta görünmezler.Onlara ise Ölümsüzler denir,en yüksek seviyenin tepesine gelip ömürlerini sınırsız yapabilen kişilerdir onlar,tanrıdır onlar."
Hartes yutkunamıyordu bile,tamamen ölümsüz olmak.Bunu aklı almıyordu,herkes yaşlanıp ölebiliyor sanırdı,ama yanılmıştı demek ki.
İnanılmazdı onlar,Ölümsüzler, Yenilmezler,Korkusuzlar...
Hepsi kendine göre havalıydı,ve Hartes şimdiden onların arasında girmek istiyordu,çok heyecanlıydı.Malyen'in konuştuğunu duyamıyordu neredeyse.
"Peh,bu kadarına şaşırıyorsan,Megas'ın bir Korkusuz olduğunu duysan ölürsün heralde."Malyen güldü,çünkü Hartes ölebilecek gibiydi,çok şaşırmıştı,ustası bir Korkusuzdu!İlk yüz kişinin arasındaydı.Hartes ona daha da çok hayran kaldı,inanılmazdı bu.
"Kaç-kaçıncı sırada?"Zar zor konuştu.
"Kırk yedinci sırada,Yenilmezlere yakın sayılır."
"Vay canına."
Megas da bu konuşmaları duyuyordu, övülmek ve hayran kalınmak ona iyi hissettiriyordu,iyiydi bu.Hartes'i kendine hayran bırakmak iyiydi,kontrol altında dururdu.
Salondan çıktılar,çok parlak ve güzel bir zemini vardı binanın,heryerde binayı ayakta tutmak için sütunlar vardı,duvarlar bembeyazdı,en ufak bir leke dahi yoktu.Hartes binanın güzelliğine hayran kalmıştı.
Salondan çıktıktan sonra devasa merdivenlerin önüne geldiler,Megas biliyordu burayı,merdivenleri çıkıp,başka bir odaya çıktılar.
Şimdi çıktıkları yer çok büyük bir platformdu,herkes çok büyük bir sahnenin önündeydi,Megas kenara geçip arkadan gelenlere yol açtı.
Hepsi gürültülü kalabalığın arasında beklerken,Hartes birçok gözün kendilerine döndüğünü fark etmişti,neyse ki bakanların hepsi Malyen'e bakıyordu,kendisine değil.
Hartes tam neyi beklediklerini bağıracakken,yüksek platforma şık giyinimli bir adam çıktı,tamamen beyaz bir takım giymişti,saçları da beyazdı ve arkada doğru düzgün bir şekilde yatırılmıştı.Adam platforma çıktığında gülümseyip konuşmaya başladı.
"Ustalar ve Öğrenciler!Hepiniz hoşgeldiniz!"
Alkış tufanı koptu,Hartes bir cümleye neden bu kadar alkışladıklarını anlamamıştı.
"Bu sene,Ölüm Turnuvasının doksan ikinci yılı,ve büyük bir mutlulukla söylüyorum ki,bu sene ki aşamada kullanılacak alan,Ölüm Ormanı'dır!"
Yine büyük bir alkış tufanı koptu,Megas ise endişelenmesimi yoksa rahatlamasımı gerektiğini anlamadı.Yer olarak Ölüm Denizi'nin,yada Ölüm Dağlarının çıkmasını istiyordu,ama kaderin cilvesiyle çölden sonra ki en tehlikeli yer çıkmıştı,kolayca tuzağa düşürülebilen bir orman.
Adam konuşmaya devam etti.
"İlk olarak,her sene olduğu gibi katılımcılar ana binaya giderek isimlerini tekrar yazdıracak,sonra ise gerekli konuşma yapıldıktan sonra Ölüm Ormanına girecekler.Hayatta kalanlar adet olduğu gibi kur'a ile teke tek dövüşecekler."
Hartes,turnuvanın kolay olabileceğini düşündü,Orman dışında pek zor birşey yoktu.Hem Megas,ona Altın Mod'unu kullanmasını ve mod'unu gören herkesi öldürmesini söylemişti.Hartes yavaşça gülümsedi,hiç bir zaman Altın Mod'u uzun süre kullanmamıştı,bu turnuvaya katılması iyi olmuştu.Gülümseyerek etrafına bakarken,birinin kendine doğru yürüdüğünü fark etti.