20 Ağustos 2017 Pazar

Ningendo-2.bölüm-Mirascı

Sarı saçları koştugu için rüzgarda dalgalanır iken çocugun arkasında ki yetişkin bir adam bagırıyordu.

"Seni küçük pislik,hemen buraya gel!"
Ancak çocuk durmadı,arkasında ki adam şişkoydu ve uzun süre koşamazdı.Yıllar içinde öğrendigi birçok şeyden sadece biriydi bu.Çocugun tahmin ettigi gibi şişko adam daha fazla koşamadı,pes edip durdugunda kesik bir şekilde nefes alıp sarı saçlı çocuga korkunç küfürler etmeye başladı.
Çocuk yeni çaldıgı kıyafetlerle birlikte bir ara sokaga girdi sonuna kadar koştu,çöp kutusunun yanında ki gizli delikten içeri girip yaşadıgı yere ulaştı.
Çaldıgı kıyafetleri içini samanlıklardan çaldıgı samanlarla doldurup kenarını terzileri ve koca karıları yaparken izleyip öğrendigi şekilde dikip bir yatak yaptıgını şeyin üstüne attı.
Kırmızı bir gömlek,siyah bir pantolon ve siyah savaşçı ayakkabısı çalmıştı.
"Bu sondu,bir daha asla!"dedi kendi kendine çocuk,sonunda on iki yaşına gelmişti,savaşçı akademisine girebilecek yaşa gelmişti ve bir daha asla birşey çalmak zorunda olmayacaktı.
Kıyafetleri yatagın üstünden alıp duvara çaktıgı çivelere dikkatlice astı.Kendini yataga attı ve uyumaya hazırlandı.Gerçi heyecandan uyuyamayacagını biliyordu ama yinede yataga uzandı.Gözlerini kapatıp hayal kurmaya başladı.Yarın seçim binasına gidecek,marifetlerini gösterecek ve okula alınacaktı.Alım sınavında büyücü yada savaşçı mı oldugu belli olacak,ona göre standart eğitim görecegi bir sınıfa verilecek,ayrıca tecrübe edinmesi için bir usta verilecekti.Okulda standart eğitim verilirken ustalar öğrencilerini dost ve müttefik köylere götürecekler,hayatı,hayatta kalmayı öğreneceklerdi.Eğitim ilerleyip güçlendikleri zaman ise görevlere göre haydut yada düşman avlayacaklardı.Tabi bunlara henüz zaman vardı ve çocuk herşeyden önce okula alınmak istiyordu.Bu hayallerle beraber uyku bastırdı ve çocuk deliksiz ve rahatlatıcı bir uykuya daldı.
***
"Zavallı veled,amma da büyük hayaller kuruyor,bakalım yarın kontrolü ben ele alınca ne yapacak?"
Çocugun karnında,devasa bir kafese kapatılmış canavar eglenerek konuştu.
Devasa,bembeyaz pençelerini daracık direklerin üstünde gezdirdi.Sonra heyecan ve sevinçle kükredi.
"Sonunda!Sonunda eski gücüme ve boyutuma sahibim!Ama bir veledin içinde..."
Canavar geriye doğru çekildi,kanatlarını kapadı ve ve koşarak kafesin iki kapısının birleştigi yere omuz attı.Kafesin kapıları sallansada,açılmadı.Canavar bu sefer öfkeyle kükredi.
"Lanet olsun!Amma da güçlü bir mühür bu.Kendi başıma kırmam çok zor,çakramda ki tanrı artıklarıda degil bana yardım etmek,bilinçlerini bile toplayamıyorlar."
Canavar sinirli bir şekilde kafesin içinde dolanmaya başladı,kendi gezegeninden ve mühürlüsünden ayrılalı yüzlerce yıl geçmişti ve o artık eskisi gibi sabırlı,iyi huylu ve merhametli degildi.Bu dünyaya ve üstünde yaşayan her bir canlıya düşmanlık besliyor ve öldürmek için kıvranıyordu.
Uzun yıllar süren dünya hayatında insanlarla savaşmış,onlar tarafından kontrol edilmiş ve bambaşka insanların içlerine zorla mühürlenmişti.Buda yetmezmiş gibi kendi kardeşleriyle sürekli savaşmış ve birbirlerine düşman olmuşlardı.
Şimdi ise bu küçük veledin içine hapsolmuştu ve çıkmak için önünde iki yol vardı;
Ya çocugun kendi kendine güçlenmesini bekleyip mührü kıracak gücü yada anahtarı elde ettiginde onu ikna edecek ve kendini özgür bıraktıracak,yada çakrasını mühürün aralıklarından sızdırıp,çocugun çakra damarlarını güçlendirip, sinir sisteminin ve beyninin bir bölümünü ele geçirip, çok üzüldügünde yada öfkelendiginde gücünü kullanmasını sağlayıp mührü yavaşça gevşetecekti.
Ancak çocuk büyüdükçe zekasıda artacak ve ileride sorun çıkartabilecekti.Belki de onu asla özgür bırakmazdı.Canavar bu riskleri kafasında tarttı ve mantıklı kararı verdi.
"Heh,öyle olsun.Bu veledi güçlendirecegim!"
Zemine yatarak gözlerini kapadı,çakrasını mührün aralıklarından sızdırmaya ve çocugun çakra damarlarına doldurmaya başladı.
"Ve zamanı geldiginde,bana gücümü vermem için yalvaracak.Ve ben bütün gücümü ona vermeye çalıştıgımda,o da gücümü almaya çalıştıgında,mühür iki taraftan kırılmaya başlayacak!"
***
"Yüce kahin,istediginiz gibi geldim."dedi adam,iri gövdesi ve uzun boyuyla bir dağı andırıyordu.
"Ah,her zaman ki gibi bana karşı naziksin Megas,senin gibi güçlü birine iyi durmuyor bu."dedi gölgeler içinde ki yaşlı adam,bir bastona dayanarak ayakta duruyordu.
Adam meraktan çatlasada,belli etmedi.
"Uzun zaman olmuştu efendim,neden şimdi beni çagırdınız?"
"Her zaman ki gibi direk konuya giriyorsun,peki,yürürken anlatayım."dedi ve yürümeye başladı yavaşça boşalmaya başlayan sokaklarda.Adı Megas olan adam onun yanından yürümeye başladı.Bir süre konuşmadılar.
Sonsuzluk gibi bir sürenin ardından yaşlı adam konuştu.
"Dünya ölüyor Megas."
Genç adam anlamamıştı.
"Açık konuşun yüce kahin,ne demek istiyorsunuz?"
"Savaş ve yıkım geliyor,durdurulmazsa tüm dünyanın sonu gelecek."
"Savaş ihtimali her zaman var yüce kahin,ancak bu nasıl tüm dünyayı kapsayacak?"
"Onu ilerde kendin göreceksin,şimdi ise senden istedigim birşey var."
"İstediginiz benim için emirdir,söyleyin yeter."
Yaşlı adam yavaşça konuştu.
"En iyi sen bilirsin ki yarın savaşçı alım sınavları var.Orda bir çocuk olacak.Senden onu..."
"Öldürmemi mi istiyorsunuz?"Genç adam yaşlı adamın sözünü kesti.Yaşlı adam onu dinlemeden devam etti.
"Eğitmeni istiyorum.O çocuk geleceginde büyük ve önemli olaylar var ancak yarın alım sınavını geçemez ve bir usta bulamazsa sonumuz yaklaşır."
"Dediklerinize bakarsak çocuk ilerde çok güçlü olacak,neden alım sınavını geçemeyecegi düşünüyorsunuz?"
"Henüz gücünü kontrol edemiyor çünkü.Ama ilerde edecek.Gerisi çok belirsiz ve karmaşık.Çok fazla olay var ancak çocugu belli bir süre senin egitmen gerekiyor."
"Belli bir süre mi?Neden belli bir süre?"
"Orasını bende bilmiyorum.Sen yarın okula alınmasına,yo yo hayır bir dakika bekle."Yaşlı adam gözlerini kapatıp birkaç dakika konuşmadı.Megas neler oldugunu az çok tahmin edebiliyordu.Kahin gelecegi görebiliyordu ve şuan tam olarak onu yapıyordu.Gözlerini yeniden açtıgında gözleri kanlanmıştı.
"Çocuk okula gitmemeli Megas.Onu sen kendin egitmelisin."Megas şaşırsada,belli etmedi.
"Dedigim gibi,isteginiz emirdir benim için."
"Teşekkürler,ona göz kulak ol."
"Onu nasıl tanıyacagım?"
Yaşlı ve genç adam karşı karşıya durdular.Yaşlı adam sağ elinin işaret ve orta parmagıyla gencin alnına dokundu.
"Artık biliyorsun."
Megas yavaşça beynine işleyen büyüye alıştı ve çocuk yakınına geldiginde onu hissedebileceginden emin oldu.
Yaşlı adam yola doğru döndü ve Megasa sordu.
"Başka birşey varmı?"
Megas aklını kurcalayan soruları sordu.
"Kim bu çocuk adı,soyadı ne,nerede yaşar,niçin ona bu kadar önem veriyorsunuz?"
Derin bir nefes aldı yaşlı adam,sonra konuştu.
"Bir çöplükte yaşıyor,ve aynen benim gibi hem bir lanet hemde hediye taşıyor içinde.Hemde, onu bir kopyama büyüttürdüm ama on yaşına gelince kopyamı yok ettim.Tekbaşına yaşamayı öğrenmeliydi . Kopyamın,dolayısıyla benim öldügünü sanıyor olmalı.Bazen onu farklı kılıklarla ziyaret ederdim.O,benim tek umudum,favorim.Önce ki tüm öğrencilerimden üstün olacak,tabi olabilirse.Onu korumalısın Megas,o klanının sonuncusu."
Yaşlı adam nefes nefese kaldı.Bilgeligin bedeli.Her zaman aklında tutardı bunu.
"Adına ve soyadına gelirsek."
Ani bir öksürük krizi yüzünden konuşamadı adam,Megas sallamakta olan adamın kolundan tuttu düşmemesi için.Vakit kaybetmeden Megas'ın istedigi bilgiyi verdi.
"Hartes Leotin."