1 Eylül 2017 Cuma

Genius Doctor: Black Belly Miss - 24. Bölüm "Zehir (2)"


{Çevirmen:Tiantuha}
{Düzenleme Ve Kontrol:Deku}
Jun Wu Xie amcasının bacaklarının bazı yerlerini yoklayarak incelmeye başladı.
“Hiçbir şey hissetmiyor musun?”
“Arada titriyor ama pek bir şey hissetmiyorum.”
Amcasının bacaklarını kontrol etmeyi bitirdikten sonra sakince kafasını kaldırdı ve sordu: Amca, bana güveniyor musun?”.
Amcası sıcak bir şekilde gülümseyerek “Tabii ki” dedi
Jun Wu Xie etrafına bakındı ve bir lotus göledi gördü. Göledi görür görmez gözleri heyecanla parlamıştı.

“Bu lotus çiçekleri çok güzel görünüyor,. Hmmm…            Amca lotus tohumu sever misin?” Rahat bir şekilde sordu.
Jun Qing biraz düşündü ve cevap verdi : “Ara sıra yerim.”
“Geçen gün biraz toplamıştım ve tatları gerçekten muhteşem! Denemek ister misin, istersen biraz verebilirim.?” Gene rahat bir şekilde konuşmuştu.
“Tabii ki isterim ne de olsa sen kendin toplamışsın.” Mutluydu. Çünkü küçük yeğeni şu an oldukça mantıklı davranıyordu. Eğer önceden böyle bir şey olsaydı lotus tohumlarını vereceği ilk kişi Mo Xuan Fei olurdu!
“Amca, ağzını aç” Ve ekledi.
Jun Qing yeğeninin neden onun bu kadar üstüne düştüğünü bilmiyordu ama bir amca olarak tek istediği yeğenini mutlu etmekti. Yeğenini dinledi ve ağzını açtı.
Ağzını açar açmaz Jun  Wu Xie hızlıca lotus tohumunu amcasının ağzına tıkıştırdı. Ardındansa seri hareketlerle ağzını kapatıp kafasını aşağıya eğdirerek yutmasını sağladı.
“…………….” Onun nazik “yemek yedirme” yöntemi göz yaşartıcıydı.
 Tamda onun normal davrandığını düşünmeye başlamıştı ki yeğeninin kullandığı yöntem…
Aslında Jun Wu Xie’nin kaba yedirme şeklinin bir nedeni vardı. İlk başladığında böyle değildi. İlacını almak istemeyen hastalar hakkında tek bir düşüncesi vardı. Hastanın bunu ne olursa olsun yutması lazım belki yöntemi biraz kabaydı ama kesinlikle hastaya başka şans tanımıyordu.
Jun Wu Xie sordu:
“Tadı güzel değil mi?”
Jun Qing yeğenine afallamış bir ifade ile bakıyordu. Hepsini hızlı bir şekilde zorla yutturmuştu! Tadına bakma imkanı vermiş miydi ki?
“Mmmm.. Müthiş.” Kırılmasın diye böyle söylemişti.
“İlk ben ayrılıyorum.” İşini bitirdikten sonra jet hızıyla arka bahçeye dönmeye başlamıştı.
Jun Qing yeğenini gidişini izlerken biraz tuhaf hissediyordu. Bu kız o kadar yolu gelip, o kadar konuştuktan sonra ona sadece bir lotus tohumu mu yedirmişti?
“Ustanın vücudunda hala bir miktar zehir var, lotus tohumu normalde soğuk olduğu için isterseniz ılıştırmak için bir kase zencefil kaynatabilirim. Kaynatayım mı?” Sessizce arkada duran “Hizmetçi” aniden sessizliğini bozmuştu. Eğer biri yakından baksaydı  uzun boyu, heybeti ve kararlı duruşu yüzünden bu adamın bir hizmetçi olduğu aklının ucundan bile geçmezdi.
Jun Qing ellerini kaldırdı, “Basit bir lotus tohumu için o kadar telaşa gerek yok Ben zayıf değilim.” Dedi.
Adam daha fazla üstelemedi ve sesli bir şekilde düşüncesini açıkladı. “Küçük hanımefendi son günlerde biraz değişmiş gibi.”
Jun Qing yaralandığından beri, 10 yıldan uzun süredir, ona bakıyordu ve ona bakarken Jun Wu Xie’nin de büyümesini izlemişti. Ona karşı hiçbir zaman iyi bir bakış açısı olmamıştı birde onun kibirli ve ukala tavırları da eklenince, selam bile vermiyordu.
 “Sende mi öyle düşünüyorsun?” Jun Qing’in dudakları sanki derin bir şey düşünüyormuş gibi yukarı kıvrıldı. Bir nostalji hissiyle beraber bilinçsizce söyledi “Onu görmek kardeşimi hatırlatıyor bana.”
“Lütfen şaka yapmayın, bazı şeyleri karşılaştıramazsın.”  Adam kaşlarını çattı ve sertçe cevap verdi. Görünüşe göre Jun Qinq’e katılmıyordu.