{Çevirmen:Tiantuha}
{Düzenleme Ve Kontrol:Deku}
{Düzenleme Ve Kontrol:Deku}
Jun Wu Xie amcasının
bacaklarının bazı yerlerini yoklayarak incelmeye başladı.
“Arada titriyor ama pek bir şey
hissetmiyorum.”
Amcasının bacaklarını kontrol
etmeyi bitirdikten sonra sakince kafasını kaldırdı ve sordu: “Amca,
bana güveniyor musun?”.
Amcası sıcak bir şekilde
gülümseyerek “Tabii ki” dedi
Jun Wu Xie etrafına bakındı ve
bir lotus göledi gördü. Göledi görür görmez gözleri heyecanla parlamıştı.
“Bu lotus çiçekleri çok güzel
görünüyor,. Hmmm… Amca lotus
tohumu sever misin?” Rahat bir şekilde sordu.
Jun Qing biraz düşündü ve cevap
verdi : “Ara sıra yerim.”
“Geçen gün biraz toplamıştım ve
tatları gerçekten muhteşem! Denemek ister misin, istersen biraz verebilirim.?” Gene
rahat bir şekilde konuşmuştu.
“Tabii ki isterim ne de olsa
sen kendin toplamışsın.” Mutluydu. Çünkü küçük yeğeni şu an oldukça mantıklı
davranıyordu. Eğer önceden böyle bir şey olsaydı lotus tohumlarını vereceği ilk
kişi Mo Xuan Fei olurdu!
“Amca, ağzını aç” Ve ekledi.
Jun Qing yeğeninin neden onun
bu kadar üstüne düştüğünü bilmiyordu ama bir amca olarak tek istediği yeğenini
mutlu etmekti. Yeğenini dinledi ve ağzını açtı.
Ağzını açar açmaz Jun Wu Xie hızlıca lotus tohumunu amcasının
ağzına tıkıştırdı. Ardındansa seri hareketlerle ağzını kapatıp kafasını aşağıya
eğdirerek yutmasını sağladı.
“…………….” Onun nazik “yemek
yedirme” yöntemi göz yaşartıcıydı.
Tamda onun normal davrandığını düşünmeye
başlamıştı ki yeğeninin kullandığı yöntem…
Aslında Jun Wu Xie’nin kaba
yedirme şeklinin bir nedeni vardı. İlk başladığında böyle değildi. İlacını
almak istemeyen hastalar hakkında tek bir düşüncesi vardı. Hastanın bunu ne
olursa olsun yutması lazım belki yöntemi biraz kabaydı ama kesinlikle hastaya
başka şans tanımıyordu.
Jun Wu Xie sordu:
“Tadı güzel değil mi?”
Jun Qing yeğenine afallamış bir
ifade ile bakıyordu. Hepsini hızlı bir şekilde zorla yutturmuştu! Tadına bakma
imkanı vermiş miydi ki?
“Mmmm..
Müthiş.” Kırılmasın diye böyle söylemişti.
“İlk ben ayrılıyorum.” İşini
bitirdikten sonra jet hızıyla arka bahçeye dönmeye başlamıştı.
Jun Qing yeğenini gidişini
izlerken biraz tuhaf hissediyordu. Bu kız o kadar yolu gelip, o kadar konuştuktan
sonra ona sadece bir lotus tohumu mu yedirmişti?
“Ustanın vücudunda hala bir
miktar zehir var, lotus tohumu normalde soğuk olduğu için isterseniz ılıştırmak
için bir kase zencefil kaynatabilirim. Kaynatayım mı?” Sessizce arkada duran “Hizmetçi”
aniden sessizliğini bozmuştu. Eğer biri yakından baksaydı uzun boyu, heybeti ve kararlı duruşu yüzünden
bu adamın bir hizmetçi olduğu aklının ucundan bile geçmezdi.
Jun Qing ellerini kaldırdı, “Basit bir lotus tohumu için o kadar telaşa
gerek yok Ben zayıf değilim.” Dedi.
Adam daha fazla üstelemedi ve
sesli bir şekilde düşüncesini açıkladı. “Küçük
hanımefendi son günlerde biraz değişmiş gibi.”
Jun Qing yaralandığından beri,
10 yıldan uzun süredir, ona bakıyordu ve ona bakarken Jun Wu Xie’nin de
büyümesini izlemişti. Ona karşı hiçbir zaman iyi bir bakış açısı olmamıştı
birde onun kibirli ve ukala tavırları da eklenince, selam bile vermiyordu.
“Sende
mi öyle düşünüyorsun?” Jun Qing’in dudakları sanki derin bir şey düşünüyormuş
gibi yukarı kıvrıldı. Bir nostalji hissiyle beraber bilinçsizce söyledi “Onu görmek kardeşimi hatırlatıyor bana.”
“Lütfen
şaka yapmayın, bazı şeyleri karşılaştıramazsın.” Adam kaşlarını çattı ve sertçe cevap verdi.
Görünüşe göre Jun Qinq’e katılmıyordu.



