"Efendim, lütfen du-... AHHHH!!"
Acı dolu bir çığlık atan muhafız, göğsüne aldığı ağır kılıç darbesi ile arkasında ki duvara uçmaya başlamıştı.
Duvara çarpan muhafızın cesedi, yavaşça yere düşerken mor gözleri öfke ile parlayan Ace, önüne gelen her muhafızı ayrım etmeden karşılıyordu.
Muhafızlar bazen tek tek geliyordu. Her seferinde ya göğüslerinde ki devasa yaralar ve ya eksik uzuvları ile bir kenara uçuyordu.
Tek bir anda üzerine çullanan muhafızlar olsa bile bu Ace'in devasa kılıcı ile birlikte can vermeleri sadece ve sadece bir kaç saniye sürüyordu.
"İHTİYAR!! HANGİ CEHENNEMDE İSEN ÇIK DIŞARI!!! İTLERİN İLE UĞRAŞMAKTAN SIKILDIM!!!"
diyerek solunda ona kılıcını savuran muhafıza doğru ağır kılıcını savurduğun da muhafız, kendi kılıcını solundan gelen kılıcı engellemek için çevirdi.
Ancak çabaları sonuç vermedi. Ace'in kılıcı, hem muhafızın kılıcını ortadan ikiye kusursuz bir kesikle kesti hemde muhafızın başını omuzlarından ayırdı.
Ace, hemen yanında can veren kişinin cesedini umursamayarak bir adım attığın da arkasında onu takip eden siyah ateşler cesedi saniyeler içersin de ortadan kaldırdı.
"DAHA NE KADAR İT GÖNDERECEKSİN, İHTİYAR!!!? TÜM LEGAND'LARI ÖLDÜRECEĞİM! HEPSİNİ ÖLDÜRECEĞİM! KENDİ AİLEMİ KORUYAMIYORUM HE!? PEKİ SEN KENDİNİ KORUYABİLECEK MİSİN?"
diyerek kılıçlarını çekmiş ve kendisine gelen iki kişiye kılıcını tekrar savuran Ace eşliğin de ikili, karınlarında ki boydan kesik ile geriye uçtular.
"ÇIK DIŞARI! HADİ ESKİ ZAMANLARDA Kİ GİBİ OYUN OYNAYALIM! KİM KAYBEDERSE ÖLÜR, HE? HADİ!"
diyerek öfke ile kükreyen Ace, ağır adımlar eşliğin de sarayın içersin de büyük babasının kaldığı odaya ilerlemeye başladı.
"ELMA DERSEM ÇIK, ARMUT DERSEM ÇIKMA...."
Önüne çıkan devasa kapı eşliğin de bağıran Ace, konuştuktan bir saniye sonra kapıya sert bir tekme attı.
Kapı, Ace'in ayağından yayılan siyah ateşler eşliğin de saniyeler içersin de yandıktan sonra Ace, kapının eskiden kapadığı odaya ilerlemeye başladı.
"ELMAAA!!"
diyerek eskiden kapının olduğu yerden geçip odaya girdi. Camın kenarında dışarıyı izleyen uzun boylu, yaşı sebebi ile saçları ve karnına kadar uzanan, uzun beyaz sakallarına rağmen oldukça kudretli bir görünüşü olan bir adam vardı.
"Hala çok toysun, Ace."
Yaşlı adamı sesi, yaşı sebebi ile kısık çıksa bile hala kudret barındırdığı açık nitelikte idi. Yaşına rağmen dik duruşu ve belinde aşılı duran devasa kılıcı ile birlikte hala oldukça güçlü olduğu belli idi.
Yaşlı adam, yavaş yavaş arkasında ki Ace'e döndüğün de yüzünde bir sırıtış mevcuttu. Ace, adamın yüzünde ki sırıtış ile birlikte kaşlarını çattı.
Ne zaman o sırıtış olsa başına kötü bir şey gelirdi. Ne zaman o sırıtış olsa canını yakan bir olay olurdu.
Zaten kalbine adeta on bilerce hançer saplayan o olay sonucunda bunu, büyük babasının yaptığı hakkında ki düşüncesi arttığında Ace, hızlar ileri atıldı.
Ağır kılıcını hızla büyük babasına doğru savuran Ace, büyük babasına hiç tereddüt barındırmayan ve öfke dolu gözler ile bakıyordu.
'COTANG'
"Hala yavaşsın."
Sadece bir saniye içersin de belinde ki ağır kılıcı çekerek Ace'in insan üstü bir hız ile savurduğu kılıcı engelleyen yaşlı adam, yüzünde oldukça rahat olduğu belli olan bir ifade ile Ace'e bakıyordu.
"Daha çok yolun var."
diyerek Ace'i geriye iten yaşlı adam eşliğin de Ace, sırtını arkasında ki duvara gömdü. Duvarda ortaya çıkan oyuk eşliğin de etraf hafif bir toz bulutuna gömülmüştü.
"Öfken seni kör etmiş... Bu bakışlarından bile belli!"
diyerek toz bulutunun içinden ona bakan iki mor göze baktı. Mor gözler, öfke ile ileri atıldığın da Ace, tekrar ağır kılıcını savurmuştu.
'Cotang'
"Yine mi aynı hamle?... Öfke kılıcı köreltir, Ace."
diyerek Ace'i tekrar geri iten adam eşliğinde Ace, bu kez ayaklarını yere sürterek duvara çakılmaktan kurtulmuştu.
"Odamı dağıtmanı istemem hadi başka yere gidelim"
diyen adam eşliğinde ikilinin etrafı, uçsuz bucaksız bir karanlık ile kaplanmıştı. Ace ve yaşlı adam, yerlerinden kıpırdamayarak bekliyordu.
Birkaç saniye sonra ayaklarının altı, toprak ile kaplanırken güneş kendini hafifçe göstermiş ve karalık bulutlar eşliğin de etraf az da olsa aydınlanmıştı.
Etrafın artık uçsuz bucaksız bir alan olması ile birlikte Ace, tekrar konuştu.
"Senin başını almam için kör bir kılıç bile fazla. DRAGO,DER, EULB, WELLOY, EGNARO, NEREG, ETİHW! HEMEN YANIMA GELİN!"
diye bağıra Ace'in etrafında yedi farklı renkte geçit açıldığın da adam, kaşlırını çatarak Ace'e baktı.
"Ortaklarını sandığından güçlü görme. Ace!... ASKERLERİM, EFENDİNİZ SİZİ ÇAĞIRIYOR! GELİN VE SAVAŞIN!"
diye bağırarak kılıcını havaya kaldıran adam eşliğin de etraf sarsılmaya başladı. Toprak zeminde ortaya çıkan çıkıntılar eşliğin de yerden insanlar çıkmaya başladı.
Her biri hemen hemen aynı olan yüzlerce kukla yerden çıktıktan sonra bir kısmı efendilerinin bayraklarını havaya kaldırmıştı.
Hiçbir kuklanın yüzü veyahut başka bir uzvu mevcut değildi. Sadece zırhların içinden yükselen mavi sis benzeri şeyler mevcuttu.
Yani vücutları tam anlamı ile sisten oluşmuş gibi idi.
"Sadece on tanesinin, bir şehri bir saatte yok edebildiği yüz kukla ancak..."
"ROAAAAARR!!"
Ace, arkasında kudretli bir şekilde kükreyen Drago ile yüzüne şeytani bir sırıtış yerleştirerek büyük babasına baktı.
"Benim ortaklarımın, sadece bir tanesi bile bir şehri sadece yarım saatte yok edebilir!"
diyen Ace eşliğin de diğer altı ejderha da, kudretle kükredi.
"ROAAR!!!"
"ROAAR!!!"
"ROAAR!!!"
"ROAAR!!!"
"ROAAR!!!"
"ROAAR!!!"
[YN: Yazarın kelime kasma çabaları :D]
[DN: Fark edilmeyecek gibi değil. :D]
Hiçbirinin kükremesi Drago'nunki kadar kudretli olmasa bile yinede güçlü idi.
"SALDIRIN!!!"
diye bağıran Ace eşliğin de yedi ejderha da, hızla karşılarında ki yüz kuklaya doğru saldırıya geçti. Ejderhalar sırtlarında ki kanatlar ile havadan saldırı yapma avantajlarına sahiplerdi ki bu avantajı da oldukça iyi kullanıyorlardı.
Ejderhalar, bir dalıp birkaç muhafızı hallettikten sonra tekrar yükseliyorlar ve kuklalara ateş üflüyorlardı.
"Gözünü rakibinden ayırma, büyük baba!"
diyerek hızla ileri atılan Ace eşliğin de yaşlı adam, Ace'in saldırısı ile geri sıçramıştı. Ancak zamanında tepki veremediği için göğsünden hafif bir yara almıştı.
"Yaşlılık!"
diyerek kılıcını vücuduna çapraz şekilde tutan adam, yüzünde ki sırıtışı ile ileri atılıp Ace'e saldırmaya başladı.
Ace, genç olması ve bu sayede daha atik olması ile birlikte büyük babasının kılıcını engelledikten sonra ikili, etrafa auralarını saçmaya başladı.
Yerlerde ortaya çıkan çatlaklar ile auraları bile resmen vücut bulmuş gibi çarpışmaya başlamıştı. İkili, bir birlerine ne kadar öfke duysa da ikisinin de yüzünde eğlendiklerini adeta bağıran bir sırıtış mevcut idi.
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>


