14 Eylül 2017 Perşembe

LOGİO 31.BÖLÜM:ŞEYTAN DER Kİ

Lio ve Olivia festival boyunca çeşitli yeteneklere sahip insanları görmüş ve çeşitli oyunlar oynayarak günlerini gün etmişlerdi akşam olduğunda bir handa konaklamaya karar verip geçmişlerdi 

Han leş gibi içki kokusu başta Olivia'nın midesini bulandırsada Olivia fazla belli etmeden duruyordu Lio hancı olduğunu tahmin ettiği birinin yanına ilerledi adam kırkların sonunda kel ve kaba sakallı şişko biriydi yüzünde korkutucu bir hava katan bir yara izi vardı Lio iki kez yalandan öksürüp adamın dikkatini çekince konuşmaya başladı 
Lio:İki kişilik bir oda 
Hancı:beş altın
Lio:Sana bir tavsiye verim birine yalan söyleyeceğin zaman öncelikle gözlerini kaçırma ve sesinde ki titremeye dikkat et tamam mı ?
Hancı duydukları ile suratını ekşitti çünkü Lio'nun dediği gibi konuşurken başka bir yere bakmıştı ve sesi ne kadar gür ve kalın olsa da titremişti hancı bu kez Lio'ya bakarak konuştu
Hancı:üç altın
Lio:Bak gene yaptın şimdi şöyle ne kadar 
Hancı duydukları ile soğuk terler dökmeye başladı karşısında ki çocuk insanı okuma iyi biliyordu ve bu yüzden hancı dikkatli olmalıydı çünkü çocuğun zengin giyimine bakılacak olursa çocuk oldukta zengin biri veya zengin bir aile üyesi 
Hancı:bir altın
Hancı konuşurken bakışlarından içinin acıdığı belliydi ama bu kez sesi titrememişti ve gerçeği söylemişti 
Lio:İşte böyle al bakalım bu oda parası buda bahşiş olsun
Lio adamın önüne altı altını sanki hiç bir şeymiş gibi koyduğunda hancının ağzı zemine değecek kadar açıldı altı altını gören kişilerin bir çoğu ise hızla Lio'nun etrafını sararak konuşmaya başladı 
1.kişi:Hey çocuk istersen seni koruya bilirim burada bir çok kötü kişi var ve paranın peşine takılabilirler
2.kişi:Çekil şuradan Marol sen bu çocuğu koruyamazsın hem zaten bahsettiğin kötü kişi sensin 
Marol:Ne dedin Bill kapışmak mı istiyorsun 
Bill:Nerede ve ne zaman istersen söyle 
3.kişi:KESİN SESİNİZİ...
Etrafta kulak çınlatan sesin yankılanması ile tüm herkes kulaklarını tutarak sesin geldiği yöne döndü Lio da o tarafa bakınca yaklaşık iki metre boyunca siyah saçlı mavi gözlü oldukça kalıplı bir adam yavaşça Lio'ya yaklaşıyordu adamın yüzünde ki yaralar onun tehlikeli biri olduğunu bağrıyordu Bill ve Marol isimli adamlar ise adamı gördükleri an titremeye başladı sonunda sessizliği bozan Marol'un titrek sesi oldu 
Marol:L-Lukas ö-özür-özür dileriz hemen gidiyoruz
Marol ve Bill hızla handan ayrıldıklarında Lukas isimli adam Lio'nun önüne gelmiş bekliyordu Lukas sağ elini ileri uzatarak konuştu 
Lukas:Eğer beş altın verirsen burada kimse sana dokunamaz velet
Lio önce Lukasa sonra uzattığı eline baktı ardında iç çekip konuştu
Lio:Dinle amca bana kimsenin dokunamayacağı doğru ama bunun sebebi sana para vermemden olmayacak bunun sebebi bana dokunan kişinin elini kıracak olmam o yüzden iyi akşamlar 
Lio arkasını dönüp ilerlemeye başlayacağı sıra Lukas öfkeden deliye dönmüş bir şekilde sağ elini Lio'nun omzuna atıp Lio'yu kendine çevirdi ardından bağırdı
Lukas:DEMEK ELİMİ KIRACAKSIN HA HADİ KIR SENİ-...AHHHHHHHHHH
Lukasın acı dolu çığlıkları hanı sarsmıştı ve handa  ki herkes kıpırdamadan Lukasa bakıyordu Lukasın eli...kırılmıştı üstelik kimse Lio'nun yerinden bir adım bile kıpırdadığını görmemişti Lio arkasını dönüp ilerlemeden önce tekrar konuştu
Lio:Kıracağımı söylemiştim
Lio handa kilerin şaşkın bakışları altında Olivia'yı kolundan sürükleyerek önce hancının yanına gidip bir oda anahtarı aldıktan sonra odaya ilerlediler
handa Lioya şaşkın bir şekilde bakmayan tek kişi Olivia'ydı ikili sonunda odaya geldiklerine odaya göz gezdirdiler oda gayet sıradan bir odaydı iki kişilik bir yatak iki tekli koltuk ve bir L şeklinde koltukla bir yemek masası ve masanın etrafında dört tane sandalye vardı  Olivia odaya girdiği gibi Lio'yu hızla yatağa doğru itti Lio bunu beklemediği için hiç bir şey yapamadan yatakta sırt üstü uzanırken Olivia Lio'nun üstüne doğru çıktı ve yavaş yavaş dudaklarına doğru ilerledi ama Olivia dudaklarında kalmadı ve yavaş yavaş öpücükler kondurarak Lio'nun boynuna doğru ilerledi ve Lio'nun boynunda iken Lio hissettiği batma acısı ile bilincini kaybetti...
Sabah olmuş gün doğmuş ay yerini bırakmış güneş orayı kapmış yıldızlar ayla giderken mavi renk gökyüzünü kaplamış (Şiirsel oldu lan) Lio yüzüne çarpan güneş ışınları ile yavaşça uyandı boynunun solunda hissettiği acı ile elini oraya attı ama hiç bir iz hissetmedi Olivia'ya baktığında yanında uyuduğunu gördü dün ne olduğu hakkında düzgün bir şey hatırlamadığı için iç çekip yataktan kalktı lavaboya gidip elini yüzünü yıkadıktan sonra mutfağa geçip kahvaltı hazırlamaya başladı yarım saatin sonunda kahvaltıyı hazırladığında Olivia'da uyanmıştı Lio mutfakta sebze doğrayken Olivia arkasından yaklaşarak ona sarıldıktan sonra oldukça mahçup bir ses ile konuştu 
Olivia:Dün kendimi tutamadım umarım kızmazsın 
Lio dün olanları hatırlamadığı için omuz silkerek konuşmaya katıldı 
Lio:Dün ne olduğunu unuttum kusura bakma 
Olivia bunu duyunca neşesini tekrar kazanmış bir şekilde konuştu 
Olivia:Şey...tadına baktım...kendimi tutamadım ve kanını içtim umarım kızmazsın 
Olivia başta neşesini tekrar kazansada konuştukta utandığını belli eder bir şekilde Lio'ya gömülmeye başladı Lio kahkahasına engel olmayarak konuştu 
Lio:Hahahahah hadi sonra konuşuruz seni bilmem ama ben acıktım 
Lio sebzeleri de masaya koyduktan sonra masaya geçti Olivia'da karşısına oturunca ikili yemek yemeye başladı yemek bittikten sonra ikili festivali gezmek için kaldıkları handan çıktılar Olivia nedense ara sokaklardan gitmek istediğini söyleyip Lio'yu peşinden sürükledi ve kimsenin olmadığı bir ara sokakta Lio önden ilerlerken Aresin sesini duydu 
Ares:Lio sana bir tavsiye vereyim Şeytan der ki:Nefrete sevgide daha fazla değer verin çünkü nefretin sahtesi olmaz
Lio Aresin ne demek istediğini anlamaya çalışırken sırtına yediği darbe ile gözleri karanlığa teslim oldu gözleri kararmadan gördüğü son şey ise Olivia'nın ona sırıtarak bakmasıydı

<< Önceki BölümTanıtım I Sonraki Bölüm >>