12 Ekim 2017 Perşembe

Ningendo-2.Kitap:İntikam-31.bölüm-İntikama Doğru(2)

"Tahmin etmeliydim."dedi Melek."Dul Feryadı gibi bir silahı özel yapan şeyin bu olduğunu."

"Haklı olabilirsin."dedi Megas sakince,belli etmese de o da çok şaşırmıştı."Ama senden önce,Dul Feryadı'nın bir çok sahibi oldu,onlar neden bu düşünceye sahip olmadılar?Yanlış anlama,sana inanmamazlık etmiyorum,ama bunları sen,bir Dul Feryadı sahibi öğrenebiliyor ise,senden öncekiler de öğrenmiş,sonrada peşlerine düşmüş olamazlar mı,ya onları öldüren şey yabancı kişiler değilde,bu eşyaları koruyan güçlü ve gizli kimselerse?Neden başına daha büyük belalar alıyorsun?"
Hartes bunu biraz düşündü,eski ustasın ve kendisini sokaklardan alan adama yalan söylemeyecekti.
"Çünkü,büyük bir savaşa hazırlanıyoruz,yakında bu dünya birbirine girecek,ve ben yaklaşan büyük savaşta kimsenin dokunup meydan okuyamayacağı bir konumda,bir mevkide olmak istiyorum.Üstelik,böyle güçlü eşyaların düşmanın elinde olmasından benim elimde olmasını tercih ederim."
"Sürekli bir savaştan bahsediyorsunuz."dedi Loren."Ne savaşı,nasıl bir savaş bu?Taraflar kim?"
Hartes ağzını açıp konuşacaktı ki,Boris araya girdi.
"Taraflar kazanacak ve kaybedecek olanlar,aydınlığın ve karanlığın savaşı,dünyaya kalıcı,kalıcı olmasa bile çok uzun sürecek bir barış getirme savaşı."
Odadakiler sersemlemişti,hayatlarında böyle saçma bir şey duymamışlardı,orta yaşlı adam sanki karanlık güçlere karşı savaşacaklarmış gibi konuşuyordu,Malyen Hartes'e doğru bir adım attı.
"Peki sen hangi taraftasın Hartes?Ve neden içimden bir ses bu savaşta dökülecek kanın bir daha hiç dökülemeyeceğini söylüyor?
Hartes dostunun mantığına hayran kaldı."Kazanacak olan taraftayız dostum,ve içinde ki ses haklı,bu savaşta o kadar çok kan akacak ki,dünya dehşete düşecek,şehirler,bölgeler,ülkeler bize karşı koyamayacaklar,anında ezip geçeceğiz hepsini.Ve ben bu savaşta sizin de benimle birlikte olmanızı istiyorum."
"Ne kadar çok kan dökülürse,barış şansı o bir o kadar azalır,gerçekten katliamla ve dehşetle barışı sağlayabileceğini mi düşünüyorsun?"diye sordu Melek,gözlerinde kararsızlık vardı.
"Eğer bu yapılmazsa,tanrılar güçlerini toplayıp bizi ezip geçecekler,onlardan önce biz vurmalıyız,sert ve hızlı bir yumruk,tam çeneye,bana öğrettiğin gibi."diyerek Megas'a baktı Hartes.Daha fazla konuşmak istemiyordu,gerinip yaşlı kadına seslendi."Hazırlar mı?"
"Evet."
Yaşlı kadın uyuşuklukla yürüdü ve büyükçe bir çantayı Hartes'e verdi,çanta sert ve dayanıklı fil derisinden yapılmıştı,ayrıca efsunlanmıştı,yırtılması söz konusu bile değildi,minnetle kadına baktı,ağzını açamadan kadın konuştu.
"Uzun bir yolculukta ve sert bir savaşta ihtiyacın olabilecek her şeyi koydum,ama kurallarımızı biliyorsun."
Hartes onayladı,birşey vermeden bir şey alamazdı.Elini yüzüğüne uzattı,bir zamanlar Tahres'e ait olan yüzük,içinde bir sürü hazine barındırıyordu.Hartes elini çektiğinde tuttuğu elmaslar avucundan taşıyordu,uzatıp kadının ellerine bıraktı değerli taşları.Kadın başını salladı,gözlerini kederli bir şekilde kaldırdı,mırıldanır gibi konuştu.
"Sen ve o,geriye kalan son iki Leotinsiniz,bunu yapmak istediğinden emin misin?"
Hartes bir salise bile düşünmedi.
"Hiç bir şeyden bu kadar emin olmamıştım."
***
Büyük sayılabilecek bir dalga gelip yüzüne çarptığında,Kamalı Jack Donnet öksürdü ve gözlerini açmaya çalıştı,parlak güneş göz bebeklerine vahşice hücum edince hızla kapattı ve akciğerinden çıkmaya çalışan suyu boşaltmak için yüz üstü döndü,öksürerek su kustuktan sonra ellerinden destek alarak dizlerinin üstünde durdu ve etrafına baktı.
Boş,pislik dolu bir sahile vurmuştu,sadece kendisi değil,en sevdiği,gözü gibi baktığı gemisi de öyleydi.Tam dört yüz yıldır Jack'in ailesine hizmet eden gemi,önce ortadan,sonra da çapraz bir şekilde parçalanmıştı,parçaların bir kısmı denizin dibini boylamıştı,gerisi ise karşısında dağılmış haldeydi.Elini yüzünde gezdirip hasara baktı,Portas piçinin kullandığı teknik yüzünden tüm yüzünün derisi soyulmuştu,altta ki kırmızı etine ise kum ve yosun yapışmıştı.Parmağını ağzına sokunca iki azı,bir tane de köpek dişinin olmadığını gördü,ayrıca saçı ve sakalı orantısız derece de yanmıştı,şekilsiz bir maymuna benziyordu şu anda.Ama kendisini zerre önemsemiyordu,aklı korumaya yemin ettiği adamdaydı.Arkasından yaklaşan adım seslerini duyunca hızla döndü,güneşe daha alışamayan gözleri,ona en az kendisi kadar kötü durumda olan birini gösterdi,siyah saçları yer yer sökülmüş,kıyafetleri paramparça olmuş,yüzü mosmor bir adam karşıdan kendisine bakıyordu.gözleri Jack'in görmeye alıştığı şekilde,yorgunluktan ve aşırı çakra kullanımından içe çökmüştü,ayrıca yüzünün kemikleri sayılabilecek durumdaydı,Jack bunları umursamadı bile.
"Ne bakıyon lan şebek?"
Adam yüzü ifadesiz kaldı,sonra elini şakaklarına getirip bastırdı,biraz titredikten sonra aceleyle konuştu.
"Kepekli ekmek,babandır şebek."
Jack'i aklı yüzlerce düşmanıyla savaşırken ölen babasına gitti,kan beynine sıçradı.
"Ulan şimdi senin ananı-"
"Bok gibi bir ten,Kamalı Jacksin sen,ne oldu sana böyle,söyle kahin nerede?"
Jack bir an donakaldı,sonra öfkesi sönmüş şekilde konuştu.
"Tavuskuşu?"
Adam kaşlarını çattı.
"Serilidir minderim,Kafiyeli'yi tercih ederim."
Jack içinden gülmek gelse de,yapamadı.
"Pekala Kafiyeli,neden buradasın?Ayrıca kahin ile işin ne?"
Kafiyeli çenesinin avuşturdu,yavaş adımlarla Jack'e yaklaşıp hala dizlerinin üstünde olan adama elini uzatıp kaldırdı.
"Gitmemiz gerekiyor,savaşı engellememiz gerekiyor."
Jack kafasını iki yana salladı.
"Savaş çoktan başladı bile Kafiyeli,Portas savaşı başlattı bile."
Kafiyeli gözlerini büyüttü,yutkundu.
"Balıklar derede,kahin nerede?"
"Portas onu aldı."dedi Jack sinir ve pişmanlıkla."Onu koruyamadım,Portas onu zincirleyip götürdü,savaşa hazırlanıyor,ordusunu buraya getirdiği anda bildiğimiz dünya mahvolacak,kimse ona karşı koyamaz."
"Patates soyabilir,biri karşı koyabilir."
"Kronos."dedi Jack yeni hatırlar gibi."Sayt Kronos,belki,ama uzun vadede değil,bu dünyada ki hiç kimse Portas ile bire bir dövüşte kapışamaz.Başka bir yol bulmalı,ama öncesinde senin tarafını öğrenmeliyim."
Kafiyeli ellerini beline attı,böyle bir soru beklemiyordu,uygun kafiyeleri bulmak için kendini biraz zorladı.
"Kendi tarafımdayım,insanlığı koruyanlardanım."
"Sorsan herkes öyle der,neyse,gel bakalım şebek şair,Hartes'i bulup onunla konuşalım,ne de olsa o savaşa yön verecek kişi."
***
Hartes şehrin kapılarından çıkarken,güneş tepede yok olmaya başlamıştı,randevusuna yetişmek için hızlı adımlarla ilerliyordu,hızlı olmalıydı,Gölge Ölüm Dağlarında olacaksa,oraya hızlıca gitmeliydi çünkü o bölge geçilmesi çok zor bir yerdeydi,intikam heyecanı içini kıpır kıpır oynatırken,daha önce onu yüz üstü bıraktığını düşünüp bu sefer bırakmayacağına yemin eden kapüşonlu kişinin farkında bile değildi.