"Pekala... Ben Merlin'in yanındayım."
diyerek Ban'a bir süre daha şaşkın şaşkın bakan Aiden, bakışlarını Ban dan çevirdikten sonra ağır adımlar ile odaya ilerlemeye başladı.
"Zavallı, iki gram aklı vardı onuda kaybetti."
Odaya girdikten sonra derin bir nefes vererek bunları söyleyen Aiden, başını kaldırarak ona bakan Merlin ve Tras'a döndü.
Aiden, göğsünü şişirerek dik bir şekilde durduktan sonra ikiliye bakmaya devam etti. İkili ise Aiden'in neyden bahsettiğini anlamaya çalışıyorlardı.
"Şaka yapıyorsun!"
Merlin, bir anda yerinde sıçrayarak yüzünde oluşan tebessüm ile Aiden'e baktığın da Aiden, Merlin'in olayı anladığını fark ederek hafifçe kıkırdadı.
"Kendi söyledi."
"Hahahaha yani... hahaha... bizim Ban hahahaha..."
[DN: Evet! Evet... Ondan olduu!! :D :D]
Merlin, bir anda odada yankılanan kahkahası sebebi ile cümleleri kesik kesik konuşmaya başladı. Merlin, birkaç saniye daha kahkaha attıktan sonra derin nefesler alarak sakinleşmeye başladı.
"Biri bana böyle bir şey söyleseydi... onu benimle dalga geçtiği için öldürürdüm."
diyerek tekrar kıkırdayan Merlin, derin nefesler alarak sakinliğini kazandıktan sonra ikiliye arkasını dönerek odada ki üçlü koltuğa doğru ilerlemeye başladı.
Kendini koltuğa atan Merlin, tekrar ikiliye bakmaya başladı. Merlin, koltuğa yaşlanarak rahat bir pozisyona geçtikten sonra gözlerini kapatıp düşünmeye başladı.
"Size verecek bir görevim var... Normalde Tras bunu tek başına halledebilir ancak deneyim kazanman lazım... Ne dersin?"
diyerek sağ gözünü açan Merlin, Aiden'e baktığın da Aiden, yüzünde ki şeytani sırıtış ile başını hafifçe salladı.
"Güzel!"
diyerek sol elini ileri uzatan Merlin eşliğin de yerden elli santim yukarıda yatay şekilde yirmi santimlik bir geçit açıldı.
Geçit, yavaş yavaş aşağı inerken geçidin üstünde bir çantanın askılıkları ortaya çıkmaya başladı. Geçidin yavaş yavaş inmesi ile ortaya bir çanta çıktı. Çantanın ortaya çıkması ile geçit kapanmıştı.
Çanta kahverengi bir omuzdan asmalı bir çanta idi. Ne kadar omuzdan asmalı olsa da boyutu normal bir çanta ile aynı idi. Çantanın ortaya çıkması ile Merlin de yayıldığı koltuktan kalkarak;
"İhtiyacınız olan bilgiler orada. Sonra görüşürüz."
dedikten sonra altında açılan geçitten geçerek ortadan kayboldu.
"Yine iş kitledi!"
[YN: Aaaah Tunç :D]
[DN: :/ Tunç = iş kitlemek ...]
diyerek iç çeken Tras, derin bir nefes verdikten sonra odanın ortasında ki çantaya doğru ilerledi. Çantayı alarak koltuğa oturan Tras, çantayı yanına koyduktan sonra koltuğun yanında ki masayı önüne çekip çantayı masaya boşalttı.
Çantadan çıkan bir zarf, bir harita, üç tane boyutsal yüzük çıktı. Tras, boşalan çantayı masanın kenarına koyduktan sonra zarfa uzandı.
Zarf tamamen beyaz renkli, üzerinde her hangi not yazmayan bir kağıt gibi idi. En azından Tras'a göre.
"Orada ki ne?"
Aiden'in seslenmesi ile ona dönen Tras, zarfın bir o yanına bir bu yanına baksa da zarfın üzerinde her hangi bir yazı görememesi ile Aiden'e döndü.
"Ne ne ?"
diyen Tras eşliğin de Aiden, Tras'a doğru ilerlemeye başladı. Tras, zarfın ön yüzünü kendine doğru tutarken Aiden, hafifçe eğilerek zarfın diğer yanına dikkat kesildi.
Birkaç saniye sonra başını onaylar manada sallayarak geri çekilen Aiden;
"Ejderha birliği mi?"
dediğin de Tras, kaşlarını çatarak zarfın diğer tarafına baktı. Yine de hiç bir yazı görememesi ile daha çok sinirlenen Tras, Aiden'in ne okuduğunu düşünmeye başladı.
"Tabi ya! Element izi ile yazmıştır."
diyen Tras, ona meraklı bir şekilde bakan Aiden'e döndükten sonra açıklamaya başladı.
"Element izleri, büyücüler arası gizli dil benzeri bir şeydir. Elementin parmağında toplandığını düşünürsün:
Parmağında toplanan element ile bir yere yazı yazmaya başlarsın; parmağında ki elementi yok ettiğin de yazı da ortadan kaybolur.
Elbette yazının yazıldığı elemente sahip bir büyücü, o yazıyı okuyabilir ben sadece savaşçı olduğum için yazıyı okumayı bırak görmüyorum bile."
diyerek iç çeken Tras, zarfı açarak içinde ki mektubu okumaya başladı.
'Bu birlik ile bir anlaşma yapmak gerçekten güzel olacaktı. Ne yazık ki son zamanlarda onlar ile anlaşma yapmaya gönderdiğim ulaklar geri gelmedi.
Bunun anlamı belli: Anlaşmayı kabul etmediler. Eğer benimle çalışmazlarsa kimse ile çalışamazlar.
Harita da onların üyelerinin yoğun olarak bulunduğu yer mevcut. Oraya gidin ve onlara son kez anlaşmayı sunun.
Eğer anlaşmayı kabul etmezler ise... eğlenmene bak Tras ve bu arada Aiden'in en az yüz kişiyi kendi başını öldürdüğüne şahit ol.
Öldürdüğü kişilerin kalplerini de bana getirecek; sonuçta birliğin adının hakkını veren bir yürekleri var. Sonra görüşürüz.'
Tras, mektubu okuduktan sonra derin bir nefes vererek mektubu kenara koydu. Eğer Aiden mektupta ki element izini okumuş olmasaydı;
Tras, tek başına olsa idi; tehlikenin ne olduğunu bilmeden içine atlardı ki Ejderha birliği hakkında duyduğu hikayeler de ne kadar tehlikeli olduğunu biliyordu.
Ejderha birliği, başlangıçta sadece yedi kişiden oluşan bir gruptu. Her biri yedi farklı ejderha tarafından seçildiği söylenirdi.
Zaman içersin de ejderhalar ortadan kaybolsa da bu yedi genç, hala birlikte kalmış ve birliklerine yeni üyeler katmıştı.
Zaman içersin de onlarca hatta yüzlerce üyeye sahip olan bu birliğin her birinin yüreğinde bir ejderha yattığı efsaneleşmişti.
Her bir üye birlik için ölümü göze alan kişilerden oluşuyordu. Hiç biri birlik hakkında en ufak şey söylemezdi.
Ne çeşit işkenceler çekseler de hiç biri tek kelime etmiyordu. Bağlılıkları o kadar kudretli idi ki cesetleri de incelense de hiç bir şey bulunamadı.
En sonunda göğüs kafesleri yarılana ve vücutlarının içine bakılana kadar göğüs kafeslerinin yarılması ile kalpleri gözler önüne serildiğinde kalplerinde ki mühürler ortaya çıktı.
Yakalanan her üyenin kalbinde ateş üfleyen bir ejderhanın kabartması mevcut idi. O motifin nasıl kazındığı bilinmese de bu motifin onların konuşmasını engellediğini düşündüler.
Aynı şekilde de motifin onlara cesaret kattığı gibi tuhaf düşünceleri öne sürseler de bu konularda her hangi bir kesinlik olmadığı için kimse bunun doğruluğunu bilmiyordu.
Tras'ı en çok düşündüren ise Merlin'in neden yüz kalp istediği idi. Tras, düşüncelerini bir kenara atarak uzun süredir yokluğunu çektiği şey ile sırıtarak ayağa kalktı.
Uzun süredir gerçek bir katliam yaratamamış ve bu yüzden sürekli kan arzusu içinde kalmıştı. Ne kadar Merlin yokken saldıran olsa da bütün hepsi sadece bir kaç dakika da Tras'ın kılıcı ile can vermişlerdi.
Tras, uzun süredir eğlenceli bir dövüş yapamamıştı. En son eğlendiği müdacele ise Ban ile bir kaç dakika önce yaptığı müdacele idi.
Tras, bir anda aklın giren Ban ile başını hızla iki yana sallayıp aklını Ban dan uzak tutmaya çalıştı. Nedense Ban sanki aklına yapıştırılmış gibi zihninde idi.
Aklını bu düşüncelerden dağıtmak isteyen Tras, başını hızla iki yana sallayarak masada ki yüzükleri hızla alıp ikisini yüzük parmağına, üçüncüyü de orta parmağına takıp haritaya baktı.
"Pekala Aiden. Geçit açmayı biliyor musun?"
diyerek Aiden'e dönen Tras eşliğin de Aiden, başını mahçup bir ifade ile iki yana salladığında Tras, kendini iç çekmekten alamadı.
"Hala aptalsın, dimi Aiden?"
diyerek etrafta yankılanan kıkırdama sesleri eşliğin de odanın ortasında açılan kırmızı geçit ile Aiden ve Tras'ın bakışları o tarafa döndü.
"Neyse ki ateş konuşunda en güçlü olmak isteyen bir manyağa sahibiz."
diyerek kırmızı renkli geçide sırıtarak bakan Aiden eşliğin de geçitten bir insan silueti, ağır adımlar ile dışarı çıktı.


