Lio, tüm bıkkınlığını dışa vururcasına konuştuktan sonra devasa koridorun kenarında ki korkuluklara doğru yürüdü.
Bir elini korkuluklara atan Lio, hızla kendini korkulukların üstünden atarak alt kata atladığın da dizlerini bükerek zemine inmişti.
Okuduğu kitaplar da bulundukları gezegenin adının; Evarlion olduğunu ve toplamda dört kıtadan oluştuğunu öğrenen Lio, kitaplarda yazan kıtaların isimlerini tekrar aklından geçirmeye başladı."
"Doğu Cennet kıtası; tam anlamıyla cennet vari bir bölge. Yüzlerce ırk yaşamakta en büyük üçüncü kıta.
Batı Cehennem kıtası; tam anlamıyla Doğu Cennet kıtasının tersi. Sadece yüksek seviye ateş yaratıkları bulunuyor, en büyük ikinci kıta.
Güney Canavar kıtası; hem cennet i hemde cehennemi barındıran bir kıta. Kıtada ki canavarlar yüzünden oldukça tehlikeli bir yer. Ancak canavarlara rağmen sıradan insanlar da yaşamını devam ettiriyorlar, demek en büyük kıta olması eğlenceli.
Kuzey Buz kıtası; en küçük, en ıssız kıta. Soğuk havasından dolayı yaşam mümkün değil. Sadece birkaç kilo metre çapında bir alan.
Dört kıta ve tek gezegen... En azından sandığımdan kısa sürecek."
Lio, konuşmasını bitirdiğin de kütüphaneden çıkmış ve bakışlarını gök yüzüne çevirmişti. Güneşin yerini terk etmesi ve ayın gökte ki yerini alması ile birlikte:
Ona eşlik eden yıldızların ortaya çıkmasına sırıtarak bakan Lio, yıldızların güzel görüntüsünden bakışlarını ayırarak sağ elini cübbesinin içine sokarak cübbesinin içinde ki cebe elini attı.
"Demek buradasın!"
Lio, aradığını bulması ile tebessüm ederken eline gelen ufak kutuyu cebinden çıkartarak birkaç saniye inceledikten sonra kutuyu açtı.
Ardından kutunun içinde ki yan yana dizilmiş silindir kağıtlardan birini alarak; bir ucunu dudakları arasına koyarken kutuyu tekrar kapatarak aldığı gibi cübbesinin cebine koyduktan sonra sağ elinin işaret parmağını uzatarak elini yüzünün hizasına getirdi.
Sağ elinin işaret parmağını aleve veren Lio, yüzünde oluşan sırıtıştan dolayı ağızında ki silindir çubuğu az kalsın düşürecekken ifadesini düzelterek tekrar çubuğu tutmaya devam etti.
Yanan işaret parmağını çubuğun diğer ucuna yaklaştırarak çubuğun ucunu yakan Lio, hızla derin bir nefes alırken silindirin ucunu kaplayan ufak ateş sanki normal bir şekilde ilerlermişcesine biraz yaklaşmıştı.
Aldığı derin nefes ile birlikte sağ elinin işaret parmağında ki ateşi söndüren Lio, sol eli ile ağzında ki çubuğu ağzına yakın bir yerden tutarak dudaklarından ayırdıktan sonra aldığı derin nefesi yavaşça üfledi.
Beyaz bir şekilde ağzından çıkan duman ile birlikte Lio, hissettiği rahatlama hissi ile birlikte çubuğu tekrar dudaklarına yaklaştırarak tekrar derin bir nefes aldıktan sonra ilerlemeye başladı .
Hava zaten kararmıştı. Üstelik daha geç olmadan bir an önce de hana dönmeli ve Ban ile bilgilerini paylaşmalı aynı zamanda da Ban'ın öğrendiği şeyleri öğrenmesi lazımdı.
Kısa bir süre içerisinde hana gelen Lio, saatin geç olması ile neredeyse boş hana girdiğin de; hiç kimse ile muhattap olmadan hızla üst kata çıkarak kapılardan birinin önüne geçti.
Hızla cebinde ki anahtarı çıkaran Lio, önünde ki kapının kilidine anahtarını takarak anahtarı çevirdikten sonra açılan kapı ile hızla içeri hemen kapıyı kapattıktan sonra hala ağzında eskisinin neredeyse altı da biri boyunda olan ucu yanan çubuğu parmakları arasına alan Lio:
Çubuğu büktükten sonra havaya attığın da çubuk ateş ile kaplanarak saniyeler içerisinde yok olduktan sonra Lio, ağır adımlar ile odanın ortasında ki koltuklara doğru ilerlemeye başladı.
Koltukların bulunduğu kısımda ki pencerenin hala açık olması ile bakışlarını koltuklardan birine çeviren Lio, kendini hızla bir koltuğa atarken gözlerini kapatarak dinlenmeye başladı .
"TEYZE YANLIŞ KAT!"
Ban'ın endişe dolu kükreyiŞi ile kulakları çınlayan Lio, ne olduğuna bakmak için pencereye doğru ilerlediğin de üst kattan düşen mavi saçlı ve kırmızı kıyafetli genç ile neye uğradığını şaşırdı.
"Lanet olsun sana; görünmeyen boyutsal katlı devasa han binasını inşa eden müthaitin yedi nesli!"
Ban'ın ağzından fırlayan onlarca garip ve ilginç küfürleri meraklı bir şekilde izlercesine dinleyen Lio, Ban'ın metrelerce aşağıda yerde yatan vücudunun doğrulması ile birlikte geri çekildi.
Çekilmesinin ardından birkaç saniye içerisinde pencerenin önüne çıkan Ban, hızla pencereden içeriye girdikten sonra sanki bir şey unutmuşcasına arkasını dönüp başını pencereden çıkartarak yukarıya baktı.
"LAN ALTI ÜSTÜ SENİ VE KOCANIN BURUŞUK VÜCUDUNU GÖRDÜM DİYE NİYE CAMDAN ATIYON TEYZE! BARİ BIRAK KOCAN ATSIN EN AZINDAN ATAN KİŞİ MANTIKLI OLUR!"
diyerek kükreyen Ban, konuşmasını bitirdikten sonra başını geri çekerek pencereyi kapadıktan sonra kendini içeride ki koltuklardan birine attı.
"Nasılsın kaptan?"
Birkaç saniye önce metrelerce yüksekten düşen ve yaşlı bir kadın ile tartışan kişi sanki başkasıymış gibi oldukça rahat davranan Ban ile iç çeken Lio, kendini Ban'ın karşısında ki koltuğa bırakarak derin bir nefes verdi .
"Neler öğrendin?"
Lio, şuan hem deminki olaydan hemde aceleleri olduğundan dolayı Ban'ın sorusunu cevapsız bırakarak kendi sorusunu sorduğun da Ban, bir süre sessiz kaldıktan sonra konuşmaya başladı.
"Şehrin adı Glav. Şehri madenleri ile ünlü olan bir şehirmiş madenlerin bol olması sebebiyeti ile bir çok köle bulunuyor. Bu yüzden madenlerde çalışan kölelerin satıldığı alanlar mevcut.
Ayrıyetten soyluların her zaman ki eğlencelerinden biri olan arenalar da mevcut. Ancak; arena şehrin üstünde yasak o yüzden yer altında ki gizli bir mekanda yapılıyormuş.
Bunları bana söyleyen adam olan Pulk; bizi istediğimiz zaman oraya götürecek sen söylemeden söyleyeyim .
Pulk'un zihnini kontrolüm altına aldım yani benim hakkımda hiç bir şey bilmiyor. Bırak adımı, yüzümü bile hatırlamıyor.
Neyse Pulk'un söylediğine göre bu dünya da savaşçılar çoğunlukta ve büyücüler yok denilecek kadar az.
Bu yüzden büyücüler bir çok isimle anılmış; Tanrının habercisi, Ordu katili, Element efendileri ve nice isimler ile anılmışlardır.
Bu isimleri bile büyücülerin güçlerini açık açık söylediğini düşünüyorum. Sen bir büyücü olarak bu dünyada gerçekten değerlisin kaptan! Peki sen neler öğrendin?"
Ban'ın sorusu ile birlikte Lio, kütüphane de okuduğu kitaplarda bilgileri kısa bir süre aklında geçirdikten sonra; en önemli kısımları düşünerek başını onaylar manada salladı.
Aardından bakışlarını Ban'ın bakışları ile birleştirerek bulduğu şeyleri bir bir anlatan Lio ile birlikte Ban, daha iyi bir şekilde plan yapmaya başladılar.
'TAK TAK TAK'
Kapının aniden kırılırcasına çalınması ile şaşkın bir şekilde kapıya dönen ikili, birbirlerine kısa bir bakış attıktan sonra gardlarını alarak kapıya doğru ilerledi.
Ban, kapıyı açmak için uzanırken Lio da eline aldığı küçük hançer ile kapının arkasında beklemeye başladı.
Bir saniye sonra herkes yerini aldığın da Ban, kapıyı açarak gelen kişiye baktığın da; Ban'ın şaşkın sesi etrafta yankılandı.


