20 Aralık 2017 Çarşamba

LOGİO-4 6.BÖLÜM:BU NE LAN

Lio, şaşkın şaşkın etrafında ki pencerelere baktığın da;
pencerelerin diğer taraflarında ki değişik şekilde ve görünüşte ki yaratıklar hızla pencerenin diğer tarafından kayboluyordu.
"ACE, LEGAND DÖNDÜ VE ŞUNU BİLİN... İzlenmeyi hiç sevmem! "
Ace'in konuşmasının bitmesi ile tüm pencereler kapanarak ortadan kaybolduklarında Ace, Lio'nun omzunda ki elini indirerek ilerlemeye başladı.
"Pekala Lio, ne kadar büyük bir oyunun içerisin de olduğunu gördün. Binlerce rakibin var ve her birisi seni indirmek için birleşmekten geri durmaz.
Yapman gerekenleri söylüyorum: Hızla bir ordu kur, isyan çıkar, yönetimi elde et ve dünyaya savaş açarak dünyaya hükmetmeye başla.
Ardından aynı işlemi diğer gezegenlere de uygulamak için çok uzun bir yolculuğa çıkacağız. Bunun için Ban ile birlikte hazırlıkları yap.
Bildiğin üzere bir konuda yardımım lazımsa seslenmen yeterli. Sonra görüşürüz. "
**
"Her seferinde başımı ağrıtmak zorunda mısın, Ace? "
-Hayır ama hoşuma gidiyor. KRARARARA!
Ace'in alaycı sesini duyan Lio, hafif bir iç çekişin ardından yattığı yataktan kalkarak odalarının penceresine doğru ilerledi.
Pencereyi açarak gökte yerini almış olan güneşin ışınlarını odasına davet ettiğin de gözleri aniden gelen ışık ile kamaşarak kapanmıştı.
Yavaş yavaş gözlerini açan Lio, gözlerini tamamen açtığın da pencereden dışarıya baktığın da ;
'BANG! '
'BANG! '
'BANG! '
Ard arda gelen patlama sesleri ile hızla çömelen Lio, atış seslerinin devam etmesi ile savaşmak için gardını alırken ń
'BANG! '
'BANG! '
'BANG! '
'BANG! '
'Bang!'
[DN: Allahım yarabbim şu kelime kasma çaban yok mu beni öldürüyorsun 😑]
Birbirini ritmik bir eda ile takip eden ateşleme sesleri ile birlikte başını yavaşça kaldıran Lio, dışarıda olan kalabalık ile ayağa kalkarak dışarıyı izlemeye başladı.
Her yerde renk renk kostümler giymiş kişiler çeşit çeşit çelenkler ile süslenmiş at arabaları ve daha nice görsel şölen sunan insanın gözlerini büyüleyen onlarca şey mevcuttu.
Lio, dışarıda ki görsel şöleni bir kenara bırakarak pencereyi tekrar kapadıktan sonra yatağına doğru ilerlemeye başladı.
Tekrar yatağına uzanan Lio, gözlerini kapatıp tekrar uyumak için yavaş yavaş nefesler alıp vermeye başlamıştı.
"GÜNAYDIIIIIN. "
Ban'ın etrafı sallayan sesi ile birlikte Lio, yüzünü buruşturarak yatakta dikleşerek kapıdan ona sırıtarak bakan Ban'a döndü.
"Uyumak istiyorum Ban! Bugün her yerde muhafızlar arttırılmıştır. Bugün gizlice bir yerlere gitmek gerçekten sıkıntı çıkarır. "
"İyi yanı da o ya kaptan. Bugün muhafızlar güvenlik amaçlı şehir meydanında olacak, şehir lordunun evi de açıkta olacak.
Bu evi iyice öğrenmemiz ve ne var ne yok öğrenmemiz için güzel bir fırsat olur. Hem biraz eğleniriz fenamı. hahahahaha"
Ban'ın kahkahaları ile birlikte Lio, Ban'ın dediklerini düşünmeye başladı. Dediği gibi bu kutlama sebebiyeti ile şehir meydanında güvenlik arttırılacaktı. Ama bu durumda şehir lordu da bu kutlamaya katılacaktır.
Bu durumda şehir lordunun evi resmen boş kılıyordu. Sonuçta şehir lordunun evinde sadece birkaç koruma kalacak da olsa en kötü ihtimalle onları öldürmeleri saniyeler alırdı.
Eğer bu kutlama sırasında şehir lordunun evinde ona şantaj yapabilecekleri ufak bir şey bulabilirlerse bu onların çok işine yarayacaktı.
Lio, derin bir nefes alarak yataktan kalktıktan sonra hızla kapıya doğru ilerledi.
"Vuivvuit! "
[YN: Islık sesi gibi oldu mu? ]
[DN : Sayılır.]
Ban'ın ıslığı ile omzunun üstünden ona bakan Lio, Ban'ın elinde ki iki maskeyi görmesi ile başını onaylar manada sallayıp ona döndüğün de Ban, elinde ki maskelerden birini Lio'ya doğru fırlattı. 
Lio, üstüne gelen maskeyi taktıktan sonra tekrar kapıya dönerek dışarı çıkmak için ilerlemeye başladı.
Birkaç saniye sonra ikili handan ayrıldıklarında karşılaştıkları insan kalabalığı ile birlikte iç çektikten sonra Lio, Ban'la zihin yolu ile konuşmaya başladı.
"Hırsızlar Kral'ının yaşayıp yaşamadığını göster bana Ban. Ben karnavalda kalıp elde edebileceğim bilgileri öğrenmeye çalışacağım.
Sende bu sırada şehir lordunun evine gir ve bulabildiğin değerli ne varsa çal. Ayrıyetten: özel antlaşmalar, kayıt defterleri ve daha nice şeyler bulursan onları getir. Önceliğin çeşitli dökümanlar olsun, güzel şeyler bulacağına eminim.
Bende bu sırada şehir lordunun görünüşü ve diğer şeyler ile ilgileneceğim. Ayın gökte yerini alması ile birlikte handa buluşuruz. "
Lio, konuşmasını bitirdikten sonra onaylaması için Ban'a göz ucu ile bakmak için harekete geçtiğin de Ban, çoktan olduğu yerden kaybolmuştu.
Ban'ın gitmesi ile birlikte sırıtan Lio, yüzünde yer edinen sırıtışı ile kalabalığın içerisine doğru ilerlemeye başladı.
Saniyeler içerisin de kalabalığın arasında kaybolan Lio ile birlikte kutlama alanı etrafında ritmik bir şekilde ateş etmeye devam ediyorlardı.
**
"Viuvviut.... büyükmüş. "
Karşı ki dağın tepesinde kurulmuş olan; iki katlı, üst katı ahşaptan yapılma, alt katı da mermerden yapıldığı belli olan bir ev vardı.
Ev; yaklaşık yetmiş metre karelik oldukça büyük devasa bir alanda idi. Evin bulunduğu kısmın dışında çeşit çeşit bitkiler varken alanın sınırlarında da çalılardan çitler mevcuttu.
"Hadi bakalım. "
Ban, derin bir nefes alarak gözlerini kapadığın da vücudu kırmızı bir ışık ile parlamaya başladı. Birkaç saniye süren kırmızı ışıkların parlaması ile Ban'ın vücudu değişmeye başladı.
Ban'ın saçları adeta çekilircesine kısalırken;yüzü, aynı muhafızların giydiği maske gibi şekil almaya başladı. Boyu kısalırken omuzları genişlemeye ve kalıplı bir görünüş ortaya çıkarmaya başlamıştı.
Saniyeler içerisinde kıyafeti de aynı muhafızların kıyafeti gibi ortalarında göğsünün üstünü kaplayan çarpı işareti ile birlikte saçları tamamen yok olurken, yüzü renk değiştirmeye ve muhafızların maskeli halini almaya başladı.
Birkaç saniye sonra ışıklar gittiğin de Ban'ın demin bulunduğu yerde elinde bir mızrak tutan kısa boylu kalıplı bir muhafız vardı.
Muhafız ellerini kaldırarak göz hizasına getirip üstüne bir bakış attıktan sonra ellerini indirerek adeta bir su gibi olduğu yere döküldüğünde; dönüştüğü su birikintisi hızla toprak tarafından yutularak ortadan kaybolmuştu.
Saniyeler içerisinde villanın önünde ıssız bir yerde ki toprak alanda sanki yağmur yağmışcasına bir su birikintisi ortaya çıktı.
Su birikintisinin yükselerek insan şekli almasının ardından su renklenerek muhafız ortaya çıkmıştı.
Muhafız kılığına giren Ban, etrafı dikkatlice inceleyerek kimsenin olmaması ile birlikte villanın girişine doğru ilerlemeye başladığın da etrafta kimsenin olmaması ile mızrağı tutan elini sıkarak ilerlemeye devam etti.
Saniyeler sonra devriye gezen nöbetçileri gören Ban, elini biraz gevşetse de yinede mızrağı sıkıca tutuyordu.
Villanın girişin de ki nöbetçiyi görmesi ile nöbetçinin yanında yerini alan Ban, hazır ol pozisyonunda beklemeye başladı.
"Pişt! Sigaran var mı? "
Birkaç dakika boyunca kıpırdamadan duran Ban, canı sıkıldığından ve acelesi olduğundan konuştuğun da; diğer muhafız ona bir bakış attıktan sonra tekrar kıpırdamadan beklemeye başladı.
"Kime diyorum, alo! Lan burada ağaç olduk, yakında kesecekler, işleyecekler, bizi; masa, sandalye filan yapacaklar. Yazık değil mi bize? "
Ban'ın boş boş konuşması ile iç çekercesine bir nefes veren muhafız villanın girişine doğru ilerledi.
"Gel sigaranı verim de bir sus be! "
Muhafızın sitem dolu sesine rağmen kıkırdayan Ban, hızla muhafızın peşinden giderek villanın içerisine baktıktan sonra kapıyı kapamak için arkasını döndü.
Dışarı da kimsenin olmaması ile birlikte sırıtan Ban, kapıyı yavaşça ve tüyler ürperten bir gıcırtı ile kapadığın da muhafız, "ne yapıyorsun" dercesine ona baktığın da Ban, omuz silkerek muhafızı takip etmeye devam etti.
"Hey! Tüm hizmetliler nerede? "
Ban, bilgi edinmek ve canının sıkılmamasını sağlamak için muhafız ile konuşmaya devam ederken; muhafız, iç çekerek Ban'a göz ucu ile baktı.
"Neden bir türlü susmuyorsun? Hizmetliler bugün ki kutlama sebebiyeti ile izinli. Sadece biz güvenlik amaçlı buradayız. Hem senin de bunu bilmen gerekli, sonuçta sende bir muhafızsın. "
Muhafızın konuşması ile sırıtan Ban, olduğu yerde durduğun da Ban'ın durması ile muhafızda durarak Ban'a döndü.
"Aslında dediğin gibi bilmem gerekirdi ama ne yazık ki..."
Ban'ın cümlesi kesilirken muhafızın kellesi vücudundan ayrılarak havalanmıştı. Saniyeler içerisinde muhafızın maskeli kafası yerde yuvarlanarak durduğun da Ban, sözüne devam etti.
"Bir muhafız değilim. "
Ban, cümlesini bitirdikten sonra önünde ki devasa salona sırıtarak baktıktan sonra tekrar konuşmak için harekete geçti.
"Oldukça büyük bir yer... Ne kadar büyükse o kadar zenginlerdir. "
Ban, konuşmasını bitirdiği gibi hızla ortadan kaybolmuştu. Geçtiği yerlerde bıraktığı ardışık görüntüler ve baktığı yerlerin dağılması ile nerede olduğu anlaşılsa da sadece anlık olarak orada olduğu belli bir şekilde evin dağılması devam ediyordu.
Saniyeler içerisinde ev tamamen savaş alanına döndüğün de Ban, iç çekerek bir şey bulmaması ile dışarıya çıkmak için kapıya ilerlediğin de ;
Ayağının takıldığı halı ile birlikte yüz üstü yere düşen Ban, küfürler ederek ayağa kalktığın da halının altında ki çıkıntı ile sırıtarak halıyı hızla kenara çekti.
"Bingo! "
Ahşap zeminde ki yer kapısı ile sırıtan Ban, kapağı açtıktan sonra hiç düşünmeden direk aşağı atladığın da etrafa yayılan sarı ışıklar ile birlikte sırıtarak önünde ki ufak tepelere bakan Ban, ilerlemeye başladı.
"Altın... altın... altın... ve sürpriz daha çok altın. Neden güzel bir şey yok-..."
Ban, altın tepelerinin birinin altında kalan ufak ahşap parçası ile konuşmayı kestikten sonra sırıtarak o tarafa doğru ilerlemeye başladı.
Altın tepesini elinin tersi ile kenara iten Ban, altın tepesinin altında kalan ahşap sandık ile sırıtarak, sandığın kapağına açtı.
"Sözümü geri almama sebep olacak bir şey var mı bakalım?. "
Ban, konuşmasını bitirdikten sonra sandığı açarak içinde gördüğü şey ile birlikte şaşkınlığını gizleyemedi.
"BU NE LAN! "
[YN: Ne kadar kibar değil mi :3 :D]
*
"Sevgili vatandaşlarımız! Şimdi şehir lordumuz Flan Glav, yüce tanrı Hun'a şükranlarımızı sunduğumuz bu güzel gün için birkaç şey söyleyecek. "
Kalabalığın ortasında ki devasa at arabaları arasından ortada ki arabanın üzerinden halka seslenen bir ulak geri çekilirken; kırklı yaşlarında sarı renkli sakallara sahip, üzerinde sarı bir cübbe olan mavi gözleri okyanus misali parlayan, güneş gibi parlayan sarı saçları arasında ak tellerde fark edilen bir adamın çıkması ile Lio, sırıtarak adamın konuşmasını dinlemek için beklemeye başladı.
"Sevgili halkım! Her yıl yaptığımız gibi yüce tanrımız Hun için bu yıl da adaklarımızı onun kutsal ateşinde yakacağız.
Bu şekilde; yüce tanrımız Hun, bize bir yılı daha barış, huzur ve refah içerisinde geçirmemiz için ilahi korumasını üzerimizden ayırmayacak.
Eğlenceli bir kutlama olmasını diliyorum. KUTLAMALAR BAŞLASIN! "
"HENÜZ DEĞİL! "
Şehir lordu Flan'ın konuşmasının ardından kalabalık sevinç nidaları atarken bir anda gelen sert ses ile birlikte Flan'ın boynuna dayanan kılıç eşliğin de Lio, kaşlarını çatarak izlemeye devam etti.
"Bu ne lan! "
[YN: Bu da çok kibar :D]
[DN: ksjsjdl Aynı sen 😂😏]

<<Önceki Bölüm |Tanıtım|