26 Aralık 2017 Salı

LOGİO-4 8.BÖLÜM:ÖLÜMÜN FATİHİ

"Sevgili konuklar! Merak etmeyin, eğer değerli eşyalarınızı adamlarıma verirseniz sizin canınızı bağışlayabilirim. "

Flan'ın boynuna kılıcı dayayan kaplan maskeli adamın, konuşmasının bitmesi ile maskeli adamın etrafını; siyah cübbeli, yüzlerinde kedi maskesi olan adamlar kapladığın da kalabalığın arasında da aynı görünüşe sahip gruplar ellerinde çuval benzeri çantalar ile dolaşmaya başladılar.

Etrafta gezinen maskeliler, etrafta ki tüm herkesten değerli eşyalar toplarken muhafızların başında da bir grup durarak isyan çıkarmalarını engelliyordu.

En sonunda sıra Lio'ya geldiğin de Lio, hiç kımıldamadan Flan'ın boynuna kılıç dayayan kaplan maskeli adama bakmaya çalışıyordu.

Önünde ki kedi maskeli adam, elinde ki torbayı Lio'ya doğru uzattığın da Lio, hiç tepki vermeden kaplan maskeliye bakmaya devam etti.

"PARANI VER LAN! "

Kedi maskelinin kükremesi ile birlikte bakışlarını uyuşuk ile birlikte ona çeviren Lio ile birlikte maskeli, elinde ki çuvalı tekrar ileri uzattı.

'BOOM'

Bir anda; maskeli yüzüne yediği yumruk ile birlikte geriye doğru uçarken, etrafta ki cübbelilerin bakışları da o tarafa dönmüştü.

"İşlerimi uzatmış oldunuz, bu yüzden sizi öldüreceğim. Bu kişisel değil, yanlış anlamayın. Sadece işlerime karışanlardan nefret ederim. "

Lio, konuşmasını bitirdikten sonra hızla ileri doğru atıldığın da kaplan maskelinin etrafında ki kedi maskeliler de Lio'ya doğru atılmıştı.

Kedi maskelilerden birisi karanlığın içinde kaybolurken Lio, hissettiği titreme hissi ile ayaklarını sürterek durduktan sonra; geriye sıçradığın da ayaklarının dibinden yükselen karanlık bir dikit ile birlikte gardını alarak karanlık dikite bakmaya başladı.

Karanlık dikitten fırlayan karanlık ile kaplı bir uzuv, hızla Lio'ya ilerlerken Lio, gelen uzuvu tutarak durdurduğunda uzuva kısa bir bakış attı.

"Karanlık elementi: Gölge hareketi!Demek eskiden teknik adlarını söylemem gerekirdi, ama artık gerekmiyor. Yinede alışkanlıklar kolay vazgeçilmez; IŞIK ELEMENTİ: BEYAZ KÖRLÜK! "

Lio'nun konuşmasının ardından; Lio'nun vücudundan yayılan beyaz ışıklar, etrafta kör edici derecede bir parlaklık yaymaya başlamıştı.

Birkaç saniye sonra ışıkların sönmesi ile birlikte çevrede ki herkes afallamıştı. Kimileri ışığın yüksek parlaklığından dolayı geçici körlük yaşarken, kimileri vaktin de tepki vererek gözlerini korumuştu.

Bu gruba kaplan maskeli ve onunla birlikte üç kedi maskeli ile birlikte sadece muhafızlar dahildi. Beyaz ışığın sönmesi ile Lio, hızla önünde ki kişileri tek hamlede etkisiz hale getirerek ilerlemeye devam ediyordu.

Maskelilerin karşılık vermediğini gören tutsak edilmiş muhafızlar, hızla saldırıya geçerek onları tutsak eden maskelilere saldırarak önlerini açmaya başlamıştı.

Lio, etrafında ki maskelileri indirdiğin de karşısında sadece üç tane maskeli kalmıştı. Sırıtarak üçlüye bakan Lio, bu üçünün diğerlerine göre daha zor olacağını düşünerek sağ elini ileri uzattığın da;

Karanlık sanki bir yılan edası ile Lio'nun eline akın ederek bir tırpan şekli aldığın da; Lio, elinde oluşan tırpanı çevirerek gardını aldıktan …
[00:01, 26.12.2017] Kerem(kromss): Sen siteye at
[00:01, 26.12.2017] Kerem(kromss): Adı
[00:01, 26.12.2017] Kerem(kromss): LOGİO-4 7.BÖLÜM:AKŞAM YEMEĞİ
[00:01, 26.12.2017] +90 530 684 24 87: 1 bölüm mü sadece
[00:01, 26.12.2017] Kerem(kromss): 1900 kelime ben napim 2 günde 1 bölüm atıyorum
[00:01, 26.12.2017] Kerem(kromss): Eğer düzenlerim diyorsan atim bi bölüm daha
[00:02, 26.12.2017] +90 530 684 24 87: kalsın
[00:02, 26.12.2017] Kerem(kromss): 😂
[00:02, 26.12.2017] +90 530 684 24 87: ödev yapıyorum daha 2 dakika önce
[00:02, 26.12.2017] Kerem(kromss): Ok
[00:02, 26.12.2017] +90 530 684 24 87: gdbbm çevirdim düzenleyeyim diye
[00:02, 26.12.2017] +90 530 684 24 87: öldürecem o süleymanı
[00:02, 26.12.2017] Kerem(kromss): 😂
[00:02, 26.12.2017] Kerem(kromss): 👍🏻
[00:02, 26.12.2017] Kerem(kromss): Bb ben kaçtım
[18:31, 26.12.2017] Kerem(kromss): "Viuvviut... gerçekten büyükmüş. "

Lio ve Ban, tepede ki dev ağacın yakınlarına geldikleri vakit; etraf kutlama yemeğine katılan misafirler ile şen şenlik bir görüntüde idi.

Her köşe de çeşitli gösteri yapan tuhaf kişiler vardı. Bunların kimileri ellerinde ki bir düzine topu hızla ellerinde çeviriyor...

Kimileri ateş üflüyor, kimileri ise yüzlerinde ki tuhaf makyajlar ile birlikte birbirlerini kovalayarak komiklikler yapıyorlardı.

"Pekala Ban, sen kalabalığa karışıp bir şeyler öğrenmeye çalış ve anahtarın açacağı deliği bul, bende bu süre de ortama hakim olacağım.

Flan Glav'a yakın duracağım ve bu şekilde hem birkaç şey öğreneceğim hemde onunla iyi ilişkiler kuracağım.

Baktım her şey kötüye gidiyor; bir şekilde hepsini uyutacağız ve eğlencemize bakacağız. "

Lio'nun yüzünde oluşan şeytani sırıtış ile birlikte Ban da sırıtırken, karanlığa karışıp ortadan kaybolması sadece saniyeler sürmüştü.

Arkasında ki hareketliliğin kesilmesi ile Ban'ın gittiğini anlayan Lio, yüzünde ki şeytani sırıtışı sıradan bir tebessüme çevirerek ilerlemeye başladı.

"Leo, sonunda geldin. "

Lio, duyduğu ses ile birlikte soluna göz ucu ile baktığın da ona doğru gelen Flan ile birlikte vücudunu o tarafa çevirip beklemeye başladı.

"Hoş geldin Leo. Gel hadi bu taraftan. "

Flan'ın konuşmasının ardından başını onaylar manada sallayan Lio ile birlikte Flan, arkasını dönüp ilerlerken Lio da onun peşinden ilerlemeye başladı.

İkili birkaç dakikalık bir yolun ardından kare şeklinde dizilen masalardan oluşan büyük bir sofraya geldiklerin de;

Flan, hızla Flan ile yaşıt gözüken bir kadın ile Lio'nun göründüğü yaşlarda ki bir kızın arasında ki boş yere oturduğun da Lio da Flan'ın iki sağında; genç kızın yanında ki boş yere oturdu.

"Leo, tanıştırayım bunlar; karım Fiona ve kızım Lacertilia. "

Flan, sıra ile önce solunda ki kadını ardından da sağında ki kızı tanıttığın da Lio, başını onaylar manada salladığın da; Flan, açıklama gereği duymuşcasına konuşmaya devam etti.

"Bu genç savaşçı; bu sabah ki suikast girişiminin engellenmesinde büyük rol oynadı. Ne yazık ki bir hastalık sebebiyeti ile konuşma yetisini kullanamıyor, çok özür dilerim Leo ama tam adın Leo Alive'di değil mi, tam hatırlamıyorum da. "

Flan, cümlesini bitirirken hafifçe kıkırdamıştı. Belli ki kendi unutkanlığını biraz komik buluyordu. Lio başını onaylar manada salladığın da Flan, yüzünde oluşan tebessüm ile karısına dönerek konuşmaya başladığın da Lio da etrafı dikkatle incelemeye başlamıştı.

"Şey... Leo..."

Lio, omzuna dokunan el ile soluna döndüğün de Flan'ın kızı Lacertilia ile karşılaştığın da başını 'Ne oldu' dercesine sağa yatırmıştı.

"Babamı kurtardığınız için teşekkür etmek istiyorum. "

Lacetilia'nın sözlerinin bitmesi ile başını teşekkür edercesine eğdiğin de Lio'da başını onaylar manada salladığın da gözlerini kısarak Lacertilia'yı incelemeye başlamıştı.

Siyah saçlar ve zümrüt yeşili gözler, yüzü ile orantılı minik ve tatlı bir burun ile ne dolgun nede küçük tam yüzü ile orantılı dudaklara sahipti.

Lio, kızı incelerken yüzünde oluşan tebessüm ile birlikte düşünceler denizine dalıp gitmişken Flan, ikilinin birbirlerine hiç konuşmadan baktıklarını fark edince sırıtarak karısı Fiona'ya kaş göz işareti ile ikiliyi işaret etti.

Fiona, göz ucu ile ikiliye baktığın da yüzünde oluşan tebessüme engel olamadı. Emindi ki bu kocasına yardım eden genç savaşçının ailesine katılması bir çok artı sağlayacaklardı.

Lio'nun gücünü kocasından dinlemişti: büyük ihtimalle Leo (Flan Lio'yu Leo bildiği için böyle söyledim), yaşadıkları şehirde ki en güçlü kişileri geç belki de yaşadıkları krallıkta ki en güçlü kişilere meydan okuyabilirdi.

Leo'nun gücünü iyi bir şekilde kullanmayı başarırlarsa da bu onlara krallık ile aralarında ki ilişkiler de artılar sağlayacaktı.

Lio'nun ise aklında çok daha farklı şeyler vardı: Lio karşısında ki kızı tek bir kişiye benzetmişti ve bu yüzden de ona ilgi duymuştu.

[DN: Ah Olivia, ah! 😔]

Sevdiği tek kadın olan Olivia'ya büyük benzerliği ile birlikte derin bir nefes çeken Lio, yüzünde oluşan sırıtış ile birlikte ayağa kalkarken cübbesinin iç cebinden çıkardığı bir kağıdı Flan'a uzattı.

Flan, Leo'nun uzattığı kağıda kısa bir bakış attıktan sonra kağıdı eline alarak okumaya başladı.

'Biraz dolaşacağım, birkaç dakikaya gelirim. Kusura bakmayın izniniz ile... '

 Kağıtta yazan yazıyı okuyan Flan, başını Leo'ya çevirip başını onaylar manada salladıktan sonra;

"Fazla uzaklaşmamaya çalış Leo, yemek birazdan başlayacak. "

dedikten sonra tekrar önüne döndüğün de Leo, başını onaylar manada sallayarak arkasını dönüp ilerlemeye başladı.

[YN: Yazar bu Lio'yu gerçek adı ile mi yazsa Leo ile mi yazsa kafası yandı. ]

[DN: Duruma göre yaz işte, biz anlıyoruz. Değil mi millet? 😏]

Birkaç saniyelik kısacık bir yürüyüşün ardından kalabalığın sesinden yeterince uzaklaşan Lio, olduğu yerde ki çimlerin üstüne oturarak derin bir nefes aldıktan sonra sağ elini cübbesinin içine soktu.

Eline gelen küçük kutuyu daha önce defalarca yaptığı gibi hızla çıkararak açtıktan sonra kutudan silindir bir çubuk çıkardığın da çubuğu dudakları arasına koyduktan sonra tekrar cebine yerleştirdi.

Sağ elinin işaret parmağını alevlendiren Lio, yanan parmağını ağzında ki sigaranın ucuna getirdiğin de derin bir nefes alarak elini sallamaya başladı.

Elinde ki ateş sönerken aldığı derin nefesi veren Lio, rahatlamış bir ifade ile gökyüzüne baktıktan sonra mırıltı eşliğin de konuşmaya başladı.

"Sence Olivia'yı geri getirmem mümkün mü? "

Lio, birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra etrafında sessiz olması le birlikte öfkeli bir nefes vererek tekrar konuştu.

"Ace sorumu cevaplar mısın? "

-Bağırmana gerek yok velet, sadece birkaç şey düşünüyordum.

"Ne gibi? "

Ace'in konuşması ile birlikte Lio, tek kaşını kaldırarak konuştuğun da, Ace tekrar sessizliğe bürünmüştü.

"Konuşacak mısın? "

Lio, sabırsızlığını tekrar dile vururken Ace'in cevap vermesi için tekrar sessizliğe gömülmüştü: Dakikalarca Ace'in konuşmaması ile birlikte tekrar konuşmak için ağzını açtığın da ;

-Birkaç yol var: Homunculus yaratma, ruhu başka bir bedene aktarma veya Ryuk ile anlaşman ve birkaç yol daha var ama en kolayları bunlar.

Ace'in konuşması ile birlikte Lio, açtığı ağzını kapatarak düşünmeye başladı. Homunculus yaratmak gerçekten kolaydı sadece uygun bir beden ve ruhu bulmak lazımdı; işte sorunda buydu.

Olivia'nın ruhu şuan da diğer dünyada idi. Bir kişinin homunculusa dönüştürülmesi için yapılması gereken şeylerden biri onun ruhunun da kullanılması idi.

Birinin ruhunu bir bedenden diğerine aktarmak zor olsa da imkansız değildi. Tabii ki bunun için bir süre vardı; ölen kişinin ruhu en fazla altı saat içinde bir başka bedene aktarılmaya başlamalıydı.

Ama Olivia öleli uzun zaman olmuştu ki bu da kötü haberdi. Şuan da Olivia'nın ruhu hiçliğe karışmış olmalıydı.

"Olivia'nın ruhu ne yazık ki kaybolmuş olmalı, bu durumda onu geri getirmem imkansız. "

Lio, öfkeden yumruğunu sıkarak yere vurduğun da sakinleşmek için ağzında ki sigaradan derin bir nefes daha aldı.

-En azından senin için...

Ace'in konuşması ile aldığı nefesin adeta boğazında bir su misali kalması ile öksürük krizine giren Lio, duyduğu şey ile birlikte öksürüğünü gidermeye çalışmıştı.

Birkaç saniye sonra kendine geldiğin de demin duyduğu şeyin nasıl olduğunu merak ettiği için tekrar konuşmuştu.

"Ne demek benim için? "

-Sen bir ruhu Ghostworld'dan geri getiremezsin, Ghostworld; bir kişinin öldüğünde ruhunun altı saat içersin de gittiği gezegendir.

-Ghostworld de eski bir dostum var. Adı Ryuk, Ölümün Fatihi olarak bilinir ve oldukça güçlüdür yaşamımda onunla karşılaşmış ve savaşmıştım.

-Ryuk bir delidir, her gün on binlerce ruhu özümsediği için duyguları çok karışık bir yaratık bir anda sana yardım ederken bir saniye sonra seni öldürebilir.

-Ryuk'un gezegeni yani Ghostworld gerçekten güzeldir. Milyarlarca ölen ruh ile Ryuk'a sonsuz bir güç sunar.

Ace'in konuşmasının bitmesi ile birlikte Lio da sessizliğe gömülürken ortamı büyük bir sessizliğin kaplaması ile Lio, iç çekerek konuşmak için harkete geçti.

"Peki ona nasıl ulaşabilirim? "

Lio'nun sorusu ile birlikte Ace'in kıkırdama seslerinin ardından attığı kahkahalar Lio'nun zihnin de yankılanmaya başlamıştı.

-O iş kolay ama şunu söyle: Ryuk ile konuşmak için emin misin?

Ace'in sorusu ile birlikte Lio, kaşlarını çatmıştı. Birkaç saniye sonra elinde ki sigarayı yere bastırarak söndürdüğün de

kaşlarını tekrar gevşettiğinde yüzüne yerleştirdiği sırıtış ile konuştu.

"Sevdiğim kişiyi geri almak için ölüme bile giderim. "

Lio'nun cevabı ile kahkahalar atan Ace ile birlikte Lio, yüzünde ki sırıtışı bir kenara bırakırken Ace'in devam etmesini bekledi.

-Pekala öyle olsun. Merak etme bana lazım olacağın için ölmeyeceksin ama ölümün nasıl bir şey olduğunu deneyim edineceksin. Acaba ne yapsam; kalbini mi durdursam yoksa kafanı mı kopartsam...

-Sanırım en iyisi kalbini patlatmak olacak... Ölümün sıradan olmayacak, öyleyse patlatalım mı? Üç iki bir ve bom.!

"Dur bir dakika ne-...."

'BOOOOOM'

Lio'nun sesi etrafta yankılanan patlama sesi ile birlikte kesildiğin de Lio, sol göğsünde açılan delikten akan oluk oluk kana baktıktan sonra gözleri fal taşı edası ile açıldığında sırt üstü çimenlerin üstüne düşmüştü. Saniyeler içerisinde vücudu soğuklaşır iken altında ki yeşillik alan kırmızıya boyanmıştı.

-Kalbinin patlaması bence güzel bir ölümdü. Bakalım Ryuk ile ne gibi şeyler yaşayacaksın, KRARARARARARA..

Ace'in kahkahası kulaklarında çınlarken Lio, gözlerini karanlığa kapatarak ölümün huzurlu ve rahat kollarına kendini bırakmıştı.

**

Yeşil çimenler ile kaplı kırsal bir alanın ortasında ki siyah saçlı kırmızı gözlü genç yüzünde ki tehlikeli bakış ile birlikte etrafa bakarken ağır adımlar ile bilinmezliğe ilerliyordu.

"Neredeyim ben Ace? "

Lio, bulunduğu yeri tahmin etse bile Ace'den bir onay alma ihtiyacı varmışcasına konuşmuştu. Eski yaşamlarında bir çok kez ölmüş olsa bile öldüğü zamanlar ruhu her zaman başka bir bedende yeniden doğmuştu.

Bu yüzden asla öteki tarafa geçmek gibi bir şansa sahip olamamıştı. Bu yüzden şuan bulunduğu yer ;Yüce Bilge Lux'un bile bilmediği bir dünya idi. Lio, yüzünde istemsizce oluşan bir sırıtış ile birlikte ilerlemeye devam etmişti.

Yüzünde oluşan sırıtışın sebebi basitti: Öğrenme hevesi, yeni bir dünya, yeni bir yer, yeni tehlikeler ve daha yeni nice şeyi öğrenme sevinci ile yüzünde oluşan tebessüm her geçen saniye büyürken Lio ilerlemeye devam etti.

[YN: Ah be şu Lio'da ki öğrenme hevesi bende de olsa keşke. Gerçi o kadar tuhaf şey öğrendim ki önemli olanlara yer kalmadı :/ ]

Saniyeler dakikaları kovalarken etrafa mutlak bir huzur ve sakinlik hakimdi. Hiç bir ses yokken ortamda ki bu sakinlik ile Lio, her an bir şey olabilir diye tetikte bekliyordu.

"Lio..."

--------
Hülya düzenliyo üstü
--------

Lio kulaklarına gelen ses ile birlikte gözlerini fal taşı edası ile açarken kendi etrafında pervane edası ile dönmeye başlamıştı

"Lio... Bana gel Lio... Sesime gel..."

Adını söyleyen ses ile birlikte Lio etrafına bakarken gözleri önüne gelen silüet ile o tarafa doğru bakarken durdu

"Lio... Bana gel Lio... Sesime gel..."

Lio onu çağıran silüet e doğru yavaşça ilerlemeye başladı bir kaç saniye sonra attığı yavaş ve ağır adımlarını terk ederek koşmaya başladı

saniyeler dakikaları kovalarken dakikalar saatleri kovalamıştı saatlerde günleri Lio tek bir saniye durmadan sürekli koşmuştu ne zaman silüet e yaklaşsa sanki geri itiliyor gibi aynı yerden koşmaya devam ediyordu

günler boyu güneş ve ay bir birini kovalayarak günler geçerken Lio koşmaya devam etti hiç durmadan sadece koşuyordu

aradan geçen onlarca zaman sonra Lio sonunda hedefine ulaşmıştı şuan karşısında olan kadın beline kadar uzanan siyah saçlara sahipti yüzü hakkında sırtı ona dönük olduğu için bir şey söyleyemeyen Lio yutkunduktan sonra bir elini kadının omzuna koyduğun da kadın Lio ya dönmüştü

döndüğü gibi de kadının yerinde mor renkte dudaklara sarı göz aklarına ve kırmızı göz bebeklerine sahip

siyah diken gibi saçları olan adeta kanı çekilmişcesine beyaz bir tene sahip olan sol kulağında ucunda demir bir kalp olan zincirli bir küpe ve boynunun açık kısmının sonlarını giydiği siyah elbiseye adeta zincirleyen demir parçalar vardı

RESİM

yüzünde ki şeytani sırıtış büyüyerek beyaz ve sivri dişleri göz önüne serildiğinde Lio nun karşısında ki üç metrelik boya sahip olan kambur bir şekilde duran yaratık konuştu

"Uzun zaman oldu Dünyalar Fatihi"

Yaratığın konuşmasından heyecanlı olduğu anlaşılırken Lio tam konuşmak için ağzını açtığında

"Gerçekten öyle Ölümün Fatihi"

Ace in sesini duyan Lio ağzını kapattığın da göz ucu ile sağına baktı sağında ki gölgesi dikleşerek bir insan silüeti aldığın da

mor gözler siyah bir vücuda sahip olan insanın başında ki yerini almıştı

"RUHUNU BANA VER"

Ölümün Fatihi bir anda bir canavar edası ile kükredikten sonra sırtında çıkan iki devasa siyah kanat ile birlikte Ace e saldırdığın da Ace in etrafında anlık olarak ortaya çıkan kalkandan sekerek yere inmişti

"Üzgünüm Ryuk ne yazık ki ruhum lanetli ruhlar arasında bizi biliyorsun ruhlarımız Ölümün Fatihinden uzak tutuluyor üzgünüm dostum"

Ace ne kadar üzgün olduğunu söylese de yüzünde ortaya çıkan beyaz dişlerinin sergilediği tehlikeli gülümseme ile bundan keyif aldığını bağırıyordu

"Yalancı yalancı seni gidi yalancı HKAHKAHKAHKAHKA"

Ryuk un tuhaf ve çılgın kahkası ile birlikte Lio şaşkınlığını arttırırken Ace tepkisizce Ryuk un susmasını beklemeye başladı bir kaç saniye sonra Ryuk kahkahasını kestiğin de Ace in sesi tekrar etrafta yankılanmaya başladı

"Ryuk bir ruhu geri getirmeni istiyorum dostum"

Ace in dedikleri ile birlikte Ryuk yüzünde daha da büyüyen sırıtışı ile birlikte başını sola yatırarak Ace e bakmaya başladı

"Neden gücümün kaynaklarından birini geri getireyim"

Ryuk un sorusunda öfke hissediliyor olsa bile Ryuk un yüzünde ki sırıtış kendini bozmamıştı Ryuk un sorduğu soru ile sırıtışı büyüyen Ace hafifçe kıkırdadıktan sonra konuştu

"Güzel bir anlaşmaya kimse hayır demez..."

Ace in konuşması ile Ryuk olduğu yere bağdaş kurarak oturduğun da elini sallayarak Ace e devam et dercesine bakmaya başladı

"Ben Dünyalar Fatihiyim Fatihlerin kurallarına göre bir Fatihin öldürdüğü ruh o Fatihin ruhu tarafından çekilir ve gücü artar

Ölümün Fatihi bile bu kurala bir engel uyduramaz ama her gün Fatihler tarafından haricinde değişik şekillerde ölen binlerce hatta milyonlarca kişi ölüyor

bu şekilde gücüne güç katılıyor ancak bir Fatih tarafından öldürülmek ve hayatının sonuna gelerek ölmek arasında fark var.


<<Önceki Bölüm  |Tanıtım|