25 Ocak 2018 Perşembe

Library Of Heaven's Path - Bölüm 19 '' İskelet ''

{Çevirmen:Pandanur}
{Düzenleyici:zeroraw}


Şiddetli bir dayaktan sonra Zhang Xuan sonunda içindeki öfkenin nispeten azaldığını hissetti.

Bakmak için başını eğdi. Yao Ha’ın maskesi zaten dövüşün ortasından düşmüştü ve yüzü vuruşlarından dolayı yamulmuştu. Şu anki haliyle büyük ihtimal kendi öz annesi bile onu tanıyamazdı.

“Keng…”

Zhang Xuan’ın zihnini artık öfke kaplamıyordu ve şu anki durumunu kavradı. “Bu herif Baiyu Şehri’nin hükümdarının kahyası aynı zamanda da öğrencimin amcası. Hala ona ders vermem benim için sorun değil ama onu hiçbir şekilde öldürmemeliyim.”

Ne olursa olsun bu herif hala Zhao Ya’nın amcası Yao idi. Eğer Zhang Xuan onu öldürürse daha yeni kabul ettiği öğrencisi boşa gitmez miydi?

Eğer böyle bir şey olursa uzlaşma için hiç şansı kalmazdı!

Bunun yanında Baiyu Şehri, Tianxuan Krallığı’ndaki üçüncü en büyük şehri sayılıyordu. Böyle bir şehirde hükümdar olabiliyorsa Zaho Ya’nın babası çok güçlü ve etkili olmalıydı.
Eğer kahyası öldürülür ve bunun peşinde koşmaya başlarsa Zhang Xuan sorgulanabilirdi. Bu durumda başı büyük belaya girerdi.
 
Bu dünyaya yeni gelen biri olarak henüz kendi ayakları üzerinde duramıyordu bu yüzden alçak gönüllü bir karakter yaratması önemliydi.

“Bu kendimden şüphe etmeme yol açmamalı!”

Düşünce zihninde canlandı.

 Yao Hanı öldüremeyeceğinden Zhang Xuan onun canlı bir şekilde gitmesine izin vermeliydi. Zhang Xuan’a yapılan bir saldırının ortasında dövülünce ilk şüpheleneceği kişi kesinlikle Zhang Xuan olurdu!

“Oh doğru, bunun için mükemmel bir günah keçim var. Eğer bugün buraya bela aramaya gelmeseydi onu düşünmezdim bile…”

Bir kişi, Zhang Xuan’ın zihninde belirdi. Bu adam bugün erken saatlerde Shen Bi Ru’nun yanında olan, kendisiyle sürekli alay eden herifti, Shang Bin.

O herif Elder Shang Chen’in torunuydu. Eğer Zhang Xuan suçu ona atarsa Yao Han istese de intikam almaya cesaret edemezdi!

Aslında Yao Han intikam alsa daha iyi olurdu! Sonra o ikisi birbirlerini acımasızca ısırırdı.
Bu noktada Zhang Xuan, Yao Han’ın biçimsiz suratına baktı ve sesini derinleştirdi, “Zhang Xuan’a garezim var. Bugün erken saatlerde sinirlerimi bozdu bu yüzden gece ona bir ders vermeye niyetlendim.

 Ama senin tarafından hadım edilseydi Bi… O kesinlikle yapanın ben olduğumdan şüphelenirdi ve aramızda bir yanlış anlaşılma ortaya çıkardı! Bu olanlar için benimle tanışmanı olduğu,kadar zamansız gelişini de suçla!”

“…”

Şimdi Yao Han neden dövüldüğünü biliyordu. Sert bir cevap vermek istedi ama ağzı bir sosis kadar şişmişti ve konuşmasını imkansız kılıyordu.

“Git!”

Diğer şahsın sözlerini anladığını görünce Zhang Xuan konuşmaya devam etmedi. Ayağa kalktı ve Yao Han’ın vücudunu 12 metre uzağa tekmeledi.

“Lanet olsun!”

Kafasında diğer şahsa küfürler savururken Yao Han dezavantajlı olduğunu biliyordu. Dişlerini gıcırdatırken döndü ve gitti.

Aynı anda zihninde ona saldıran kişinin iki temel özelliğini belirledi. Birincisi, onu döven kişi gün içerisinde Zhang Xuan ile karşılaşmıştı ve sözleri ya da davranışlarına sinirlenmişti! İkincisi, Zhang Xuan ve onun arasındaki ilişki aşk rakipliği olamlıydı. Peşinden koştukları kadının adı içinde bir ‘Bi’ vardı.

Bu iki ayırt edici özelliği hatırladığı sürece ona el süren herifin kim olduğunu bulmak kolay bir işti.
Zhang Xuan, Yao Han görüş alanından çıkınca rahatlamayla iç çekti. Giysilerindeki toprağı çırptı ve yurda geri döndü.
Bu olay onun için gayet ürkütücüydü. Eğer bu gece yetişim yapmak için ayakta kalmasaydı ne olacağını söylemek zordu.

Yine de en azından tehlike geçici olarak defedilmişti.

“Bu dünyada hayatta kalmanın anahtarı… güç!”
Odasındaki yatakta otururken Zhang Xuan kendi kendine mırıldandı.
Eğer yetişimi bugün artmasaydı, Yao Han’ın zayıflığını bilse de, onun dengi olamazdı. Sonunda acı çeken kendisi olurdu.

Bu yüzden şu anki acil konu gücünü hızla arttırmasıydı. Ne kadar güçlü olursa, onun için o kadar iyi olurdu.
Yavaşça, duygusallıkla dolu zihniyle, rüyalar dünyasına daldı.
Ertesi gün Zhang Xuan gükyüzünün aydınlandığı sırada uyandı. Anca iki saat uyumasına rağmen, geçen gece ne kadar sıkı çalıştığından bahsetmiyorum bile, en ufak bir yorgunluk olmadan, yenilenmiş bir şekilde uyandı.

“Derslere başlama zamanı!”

Kıyafetlerini giyerken mırıldandı. Ardından uzun adımlarla sınıfına ilerledi.
Sınıfına varması uzun sürmedi, Kapıyı açtığında tombul bir genç onu şevkle karşıladı.

“Zhang laoshi, buradasın! Bak! Çoktan odayı temizlemeyi bitirdim!”
Bu, dün Zhang Xuan’ın en son kabul ettiği öğrenciydi, şişko Yuan Tao.

Zhang Xuan bu herifin, dünkü davranışlarından dolayı, ilk gelen olmasını beklemiyordu. Dahası sınıfı köşe bucak temizlemişti.

“Fena değil!” ZhangXuan başını onaylamayla salladı.

“Hehe, öğretmen  fena değil dediği için, çabama başka bir ödül var mı? Birkaç dövüş sanatı ya da yetişim tekniği gibi. Beni basitçe onlardan üç ya da beşiyle ödüllendirebilirsin…”

Zhang Xuan’ın kabul ettiğini duyunca şişkonon yüzünden geniş bir gülümseme belirdi.
Bu herif ona biraz yer verince çok ileri gidecek bir tipti.
“İlk önce kenarda bekle. Diğer öğrenciler gelince derse başlayacağım!” Zhang Xuan eliyle işaret etti.
İlk gelen şişkoydu. Beklenmedik bir şekilde ikinci gelen öğrenci bahisten kazandığıydı, Liu Yang!

Ama Liu Yang’ın tavrı şişkonun ki kadar iyi değildi. Zhang Xuan’a aşağılamayla bakarken yüzünden öfke okunuyordu.

Ona göre Zhang Xuan bahsi sadece şansla kazanmıştı ve onun gibi bir dâhinin böyle korkunç standartları olan bir öğretmenin himayesi altına girmesi işkenceydi.

Üçüncü gelen mızrak konusundan uzmanlaşan Zheng Yang idi.

Zhang Xuan, Zheng Yang’ın mızrağındaki sorundan bahsettikten sonra  gücü tek bir kattan daha çok yükseldi. Bunun bir sonucu olarak Zheng Yang öğretmenine karşı harka bir özgüven gösterdi ve Zhang Xuan’ı kabul eden şu anki birkaç öğrencinin arasında kendi isteğiyle ona gelen tek kişi oydu.

Dördüncü olarak gelen Wang Ying idi. Utangaç kız içeri girdiğinde öğrencilerin bakışlarını yakalayınca kızarmasına engel olamadı ve anından kenara saklandı.
…………………………………………..
“Bugün vücudumdaki sorunu çözebilmeliyim…” Zhao Ya gözlerini açtı.

Dün akademideki en kötü öğretmen sorununu çözebileceğini söylemişti. Yurt odasına döndüğünde endişeli ve kaybolmuş hissediyordu bu yatağa uzanmasına ve ancak uzun bir süre sonra uykuya dalmasına sebep oldu.

Diğer kişinin doğru söyleyip söylemediğini dikkate almaksızın günün sonunda bir sonuç elde etmeliydi!
Böyle düşünceler aklına gelince ağzını çalkaladı, giysilerini giydi ve hızla odayı terk etti.

 Baiyu Şehri’nin hükümdarının kızı ve giriş sınavında ilk ona giren biri olarak ona, diğerleriyle odasını paylaşanların aksine,  tek kişilik bir konut verilmişti. Konutun içinde birçok oda vardı ve kahya, Yao amca, kendi odasından çok uzak olmayan bir odada kalıyordu.

“Yao Amca, ben sınıfa gidiyorum!”

Bağırdıktan sonra odada hiçbir hareket olmadığını görünce Zhao Ya gitmek için hazırlandı.

“Genç hanım, beni bekleyin. Sizinle geleceğim!” Bir bağırış kapının arkasından duyuldu.  Kapı açıldı ve Yao Han dışarı çıktı.

Zhao Ya yüzüne bakınca şaşırdı. “Yao Amca, sen… Ne oldu?”

Zhao Ya, Yao Han’ın şişmiş suratını ve gözlerinin altındaki koyu halkaları görünce buz kesmişti. Tek bir gecede asil Yao Han biçimsizleştirilmişti. Eğer tanıdık sesini duymasaydı kim olduğunu bilemezdi!

“Oh, dün eğitimime kendimi çok kaptırınca kazara kendime vurdum!”
Yao Han açıkladı.

“…”

(Kim eğitiminin ortasında kendine vururdu ki?

Birinin bundan daha kötü bir bahane bulması mümkün müydü….)

“Yao Amca, ne oldu? Kim yaptı bunu? Hayır, babama söylemeliyim!” Zhao Ya öfkeyle haykırdı.

“Genç hanım, bununla canınızı sıkmayın. Bu benim kendi sorunum… Kendim çözebilirim! Siz önce sınıfınıza gitmek için aele etseniz iyi olur. Kabul ettiğiniz öğretmenin nasıl olduğunu görmek istiyorum.

 Eğer standartları aynı dedikoduların söylediği gibiyse bunu anından şehir hükümdarına bildireceğim ve Hongtian Akademisi’nin size yeni bir öğretmen vermesini sağlayacağım…”

Yao Han görkemli bir şekilde elini salladı. Ama hareketi çok geniş olduğundan yaraları gerilmişti ve soğuk ter sırtını ıslattı.

“İyi!”

Yao Han’ın girişimine karşı ne kadar sert olduğunu görünce Zhao Ya konuya daha fazla değinmedi. İkisi Zhang Xuan’ın sınıfına doğru yürüdü.

“Yao Amca, ne kadar kötü yaralandığına bakarsak bence önce gidip dinlenmelisin. Derse kendi başıma katılabilirim, senin beni göndermene gerek yok!”

Kısa bir mesafeye yürüdükten sonra Zhao Ya nasıl bütün vücudunun titrediğini ve terle ıslandığını fark ettiğinde bu sözleri söylemeden edemedi.

Dün Zhang Xuan darbelerini son anda bile geri çekmemişti. Yaralarına ilaç sürmesine ve birkaç saat dilenmesine rağmen yaraları hala acı veriyordu. Konuşabilir olması bile oldukça inanılmazdı.

“Genç hanım, şehir hükümdarı biz yola çıkmadan önce beni size iyi bir öğretmen bulmakla görevlendirdi. Ama sizin neden böyle bir herif seçmeniz gerekiyordu. Şehir hükümdarıyla gelecekte nasıl yüzleşebilirim!” Dedi Yao Han. “Ne olursa olsun sizden önce bu herifin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak ve size bir sahtekar olduğunu ispatlamak istiyorum! Standartlarında bakılırsa ikinci bir öğrenciyi alması imkansız. Sonunda sınıfta hiç öğrenci olmadığına tanık olunca şunu bileceksiniz….”

Jiyaaaaaaaaaaaaaaa!

Sınıfın kapısı açılmıştı ve içi görülebiliyordu.
Sınıfın içinde Zhang Xuan dört yeni öğrencisiyle oturuyordu.

                            << Önceki Bölüm I TanıtımSonraki Bölüm>>