{Çevirmen:Pandanur}
{Düzenleyici:zeroraw}
Şiddetli bir dayaktan sonra Zhang Xuan sonunda içindeki öfkenin nispeten azaldığını hissetti.
{Düzenleyici:zeroraw}
Şiddetli bir dayaktan sonra Zhang Xuan sonunda içindeki öfkenin nispeten azaldığını hissetti.
Bakmak için başını eğdi. Yao Ha’ın maskesi zaten dövüşün
ortasından düşmüştü ve yüzü vuruşlarından dolayı yamulmuştu. Şu anki haliyle
büyük ihtimal kendi öz annesi bile onu tanıyamazdı.
“Keng…”
Zhang Xuan’ın zihnini artık öfke kaplamıyordu ve şu anki
durumunu kavradı. “Bu herif Baiyu Şehri’nin hükümdarının kahyası aynı zamanda
da öğrencimin amcası. Hala ona ders vermem benim için sorun değil ama onu
hiçbir şekilde öldürmemeliyim.”
Ne olursa olsun bu herif hala Zhao Ya’nın amcası Yao idi.
Eğer Zhang Xuan onu öldürürse daha yeni kabul ettiği öğrencisi boşa gitmez
miydi?
Eğer böyle bir şey olursa uzlaşma için hiç şansı kalmazdı!
Bunun yanında Baiyu Şehri, Tianxuan Krallığı’ndaki üçüncü en
büyük şehri sayılıyordu. Böyle bir şehirde hükümdar olabiliyorsa Zaho Ya’nın
babası çok güçlü ve etkili olmalıydı.
Eğer kahyası öldürülür ve bunun peşinde koşmaya başlarsa
Zhang Xuan sorgulanabilirdi. Bu durumda başı büyük belaya girerdi.
Bu dünyaya yeni gelen biri olarak henüz kendi ayakları
üzerinde duramıyordu bu yüzden alçak gönüllü bir karakter yaratması önemliydi.
“Bu kendimden şüphe etmeme yol açmamalı!”
Düşünce zihninde canlandı.
Yao Hanı öldüremeyeceğinden Zhang Xuan onun canlı bir şekilde gitmesine izin vermeliydi.
Zhang Xuan’a yapılan bir saldırının ortasında dövülünce ilk şüpheleneceği kişi
kesinlikle Zhang Xuan olurdu!
“Oh doğru, bunun için mükemmel bir günah keçim var. Eğer
bugün buraya bela aramaya gelmeseydi onu düşünmezdim bile…”
Bir kişi, Zhang Xuan’ın zihninde belirdi. Bu adam bugün
erken saatlerde Shen Bi Ru’nun yanında olan, kendisiyle sürekli alay eden
herifti, Shang Bin.
O herif Elder Shang Chen’in torunuydu. Eğer Zhang Xuan suçu
ona atarsa Yao Han istese de intikam almaya cesaret edemezdi!
Aslında Yao Han intikam alsa daha iyi olurdu! Sonra o ikisi
birbirlerini acımasızca ısırırdı.
Bu noktada Zhang Xuan, Yao Han’ın biçimsiz suratına baktı ve
sesini derinleştirdi, “Zhang Xuan’a garezim var. Bugün erken saatlerde
sinirlerimi bozdu bu yüzden gece ona bir ders vermeye niyetlendim.
Ama senin tarafından hadım edilseydi Bi… O kesinlikle yapanın ben olduğumdan şüphelenirdi ve aramızda bir yanlış anlaşılma ortaya çıkardı! Bu olanlar için benimle tanışmanı olduğu,kadar zamansız gelişini de suçla!”
Ama senin tarafından hadım edilseydi Bi… O kesinlikle yapanın ben olduğumdan şüphelenirdi ve aramızda bir yanlış anlaşılma ortaya çıkardı! Bu olanlar için benimle tanışmanı olduğu,kadar zamansız gelişini de suçla!”
“…”
Şimdi Yao Han neden dövüldüğünü biliyordu. Sert bir cevap
vermek istedi ama ağzı bir sosis kadar şişmişti ve konuşmasını imkansız
kılıyordu.
“Git!”
Diğer şahsın sözlerini anladığını görünce Zhang Xuan
konuşmaya devam etmedi. Ayağa kalktı ve Yao Han’ın vücudunu 12 metre uzağa
tekmeledi.
“Lanet olsun!”
Kafasında diğer şahsa küfürler savururken Yao Han
dezavantajlı olduğunu biliyordu. Dişlerini gıcırdatırken döndü ve gitti.
Aynı anda zihninde ona saldıran kişinin iki temel özelliğini
belirledi. Birincisi, onu döven kişi gün içerisinde Zhang Xuan ile
karşılaşmıştı ve sözleri ya da davranışlarına sinirlenmişti! İkincisi, Zhang
Xuan ve onun arasındaki ilişki aşk rakipliği olamlıydı. Peşinden koştukları
kadının adı içinde bir ‘Bi’ vardı.
Bu iki ayırt edici özelliği hatırladığı sürece ona el süren
herifin kim olduğunu bulmak kolay bir işti.
Zhang Xuan, Yao Han görüş alanından çıkınca rahatlamayla iç
çekti. Giysilerindeki toprağı çırptı ve yurda geri döndü.
Bu olay onun için gayet ürkütücüydü. Eğer bu gece yetişim
yapmak için ayakta kalmasaydı ne olacağını söylemek zordu.
Yine de en azından tehlike geçici olarak defedilmişti.
“Bu dünyada hayatta kalmanın anahtarı… güç!”
Odasındaki yatakta otururken Zhang Xuan kendi kendine
mırıldandı.
Eğer yetişimi bugün artmasaydı, Yao Han’ın zayıflığını bilse
de, onun dengi olamazdı. Sonunda acı çeken kendisi olurdu.
Bu yüzden şu anki acil konu gücünü hızla arttırmasıydı. Ne
kadar güçlü olursa, onun için o kadar iyi olurdu.
Yavaşça, duygusallıkla dolu zihniyle, rüyalar dünyasına
daldı.
Ertesi gün Zhang Xuan gükyüzünün aydınlandığı sırada uyandı.
Anca iki saat uyumasına rağmen, geçen gece ne kadar sıkı çalıştığından
bahsetmiyorum bile, en ufak bir yorgunluk olmadan, yenilenmiş bir şekilde
uyandı.
“Derslere başlama zamanı!”
Kıyafetlerini giyerken mırıldandı. Ardından uzun adımlarla
sınıfına ilerledi.
Sınıfına varması uzun sürmedi, Kapıyı açtığında tombul bir
genç onu şevkle karşıladı.
“Zhang laoshi, buradasın! Bak! Çoktan odayı temizlemeyi
bitirdim!”
Bu, dün Zhang Xuan’ın en son kabul ettiği öğrenciydi, şişko
Yuan Tao.
Zhang Xuan bu herifin, dünkü davranışlarından dolayı, ilk
gelen olmasını beklemiyordu. Dahası sınıfı köşe bucak temizlemişti.
“Fena değil!” ZhangXuan başını onaylamayla salladı.
“Hehe, öğretmen fena
değil dediği için, çabama başka bir ödül var mı? Birkaç dövüş sanatı ya da yetişim
tekniği gibi. Beni basitçe onlardan üç ya da beşiyle ödüllendirebilirsin…”
Zhang Xuan’ın kabul ettiğini duyunca şişkonon yüzünden geniş
bir gülümseme belirdi.
Bu herif ona biraz yer verince çok ileri gidecek bir tipti.
“İlk önce kenarda bekle. Diğer öğrenciler gelince derse
başlayacağım!” Zhang Xuan eliyle işaret etti.
İlk gelen şişkoydu. Beklenmedik bir şekilde ikinci gelen
öğrenci bahisten kazandığıydı, Liu Yang!
Ama Liu Yang’ın tavrı şişkonun ki kadar iyi değildi. Zhang
Xuan’a aşağılamayla bakarken yüzünden öfke okunuyordu.
Ona göre Zhang Xuan bahsi sadece şansla kazanmıştı ve onun
gibi bir dâhinin böyle korkunç standartları olan bir öğretmenin himayesi altına
girmesi işkenceydi.
Üçüncü gelen mızrak konusundan uzmanlaşan Zheng Yang idi.
Zhang Xuan, Zheng Yang’ın mızrağındaki sorundan bahsettikten
sonra gücü tek bir kattan daha çok
yükseldi. Bunun bir sonucu olarak Zheng Yang öğretmenine karşı harka bir
özgüven gösterdi ve Zhang Xuan’ı kabul eden şu anki birkaç öğrencinin arasında
kendi isteğiyle ona gelen tek kişi oydu.
Dördüncü olarak gelen Wang Ying idi. Utangaç kız içeri
girdiğinde öğrencilerin bakışlarını yakalayınca kızarmasına engel olamadı ve
anından kenara saklandı.
…………………………………………..
“Bugün vücudumdaki sorunu çözebilmeliyim…” Zhao Ya gözlerini
açtı.
Dün akademideki en kötü öğretmen sorununu çözebileceğini
söylemişti. Yurt odasına döndüğünde endişeli ve kaybolmuş hissediyordu bu
yatağa uzanmasına ve ancak uzun bir süre sonra uykuya dalmasına sebep oldu.
Diğer kişinin doğru söyleyip söylemediğini dikkate
almaksızın günün sonunda bir sonuç elde etmeliydi!
Böyle düşünceler aklına gelince ağzını çalkaladı,
giysilerini giydi ve hızla odayı terk etti.
Baiyu Şehri’nin
hükümdarının kızı ve giriş sınavında ilk ona giren biri olarak ona, diğerleriyle
odasını paylaşanların aksine, tek
kişilik bir konut verilmişti. Konutun içinde birçok oda vardı ve kahya, Yao
amca, kendi odasından çok uzak olmayan bir odada kalıyordu.
“Yao Amca, ben sınıfa gidiyorum!”
Bağırdıktan sonra odada hiçbir hareket olmadığını görünce
Zhao Ya gitmek için hazırlandı.
“Genç hanım, beni bekleyin. Sizinle geleceğim!” Bir bağırış
kapının arkasından duyuldu. Kapı açıldı
ve Yao Han dışarı çıktı.
Zhao Ya yüzüne bakınca şaşırdı. “Yao Amca, sen… Ne oldu?”
Zhao Ya, Yao Han’ın şişmiş suratını ve gözlerinin altındaki
koyu halkaları görünce buz kesmişti. Tek bir gecede asil Yao Han
biçimsizleştirilmişti. Eğer tanıdık sesini duymasaydı kim olduğunu bilemezdi!
“Oh, dün eğitimime kendimi çok kaptırınca kazara kendime
vurdum!”
Yao Han açıkladı.
“…”
(Kim eğitiminin ortasında kendine vururdu ki?
Birinin bundan daha kötü bir bahane bulması mümkün müydü….)
“Yao Amca, ne oldu? Kim yaptı bunu? Hayır, babama
söylemeliyim!” Zhao Ya öfkeyle haykırdı.
“Genç hanım, bununla canınızı sıkmayın. Bu benim kendi
sorunum… Kendim çözebilirim! Siz önce sınıfınıza gitmek için aele etseniz iyi
olur. Kabul ettiğiniz öğretmenin nasıl olduğunu görmek istiyorum.
Eğer standartları aynı dedikoduların söylediği gibiyse bunu anından şehir hükümdarına bildireceğim ve Hongtian Akademisi’nin size yeni bir öğretmen vermesini sağlayacağım…”
Eğer standartları aynı dedikoduların söylediği gibiyse bunu anından şehir hükümdarına bildireceğim ve Hongtian Akademisi’nin size yeni bir öğretmen vermesini sağlayacağım…”
Yao Han görkemli bir şekilde elini salladı. Ama hareketi çok
geniş olduğundan yaraları gerilmişti ve soğuk ter sırtını ıslattı.
“İyi!”
Yao Han’ın girişimine karşı ne kadar sert olduğunu görünce
Zhao Ya konuya daha fazla değinmedi. İkisi Zhang Xuan’ın sınıfına doğru yürüdü.
“Yao Amca, ne kadar kötü yaralandığına bakarsak bence önce
gidip dinlenmelisin. Derse kendi başıma katılabilirim, senin beni göndermene
gerek yok!”
Kısa bir mesafeye yürüdükten sonra Zhao Ya nasıl bütün
vücudunun titrediğini ve terle ıslandığını fark ettiğinde bu sözleri
söylemeden edemedi.
Dün Zhang Xuan darbelerini son anda bile geri çekmemişti.
Yaralarına ilaç sürmesine ve birkaç saat dilenmesine rağmen yaraları hala acı
veriyordu. Konuşabilir olması bile oldukça inanılmazdı.
“Genç hanım, şehir hükümdarı biz yola çıkmadan önce beni
size iyi bir öğretmen bulmakla görevlendirdi. Ama sizin neden böyle bir herif
seçmeniz gerekiyordu. Şehir hükümdarıyla gelecekte nasıl yüzleşebilirim!” Dedi
Yao Han. “Ne olursa olsun sizden önce bu herifin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak ve
size bir sahtekar olduğunu ispatlamak istiyorum! Standartlarında bakılırsa
ikinci bir öğrenciyi alması imkansız. Sonunda sınıfta hiç öğrenci olmadığına
tanık olunca şunu bileceksiniz….”
Jiyaaaaaaaaaaaaaaa!
Sınıfın kapısı açılmıştı ve içi görülebiliyordu.
Sınıfın
içinde Zhang Xuan dört yeni öğrencisiyle oturuyordu.<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm>>


