30 Ocak 2018 Salı

Red Storm (Kitap1) 4.Bölüm 3.Kısım İlk Gece

{Çevirmen: Votin}
{Düzenleyici: Xeia}
Rivolde’nin genç kızı, güzeller güzeli bakire Grace Nellisi’nin, Pareia’yı tek başına ziyaret etmeye gelişi orman yangını gibi yayıldı, ve Kırmızı Fırtınayı ziyaret edip Yulian'la bir karşılaşma yapmasından dolayı herkesi şaşkına döndürmüştü.

Ve mücadele sona erip Grace’nin bildirisini duyduklarında, herkes mutluydu ve yiğit genç Yıldızlarının gelecekte yanında duracağı, nasıl yiğit bir karısı olacağı hakkında konuşuyorlardı.

Onu gören herhangi bir savaşçı, güzelliği karşısında en az bir kere kalplerinin çelindiğini hissetmiştir.

İlaveten, havalı kişiliği ve başkalarına karşı titizliğinden dolayı ona, sadece çöldeki en muhteşem kadına verilen, Güzeller Güzeli Bakire adı verilmişti. Grace’nin yarattığı tüm bu popülerliğinden dolayı Pareia kabilesi patlamaya hazırdı.

Herkes parmaklarını çapraz tutup onun, genç Yıldızınla bir an önce evlenip gelmesini umuyorlardı ve bu Yüce Yıldız Dejaine ve ‘Yardım Sever Göz’ Yıldız Baguna’yı germişti.

İkisi de evlilik için gerekli olan hazırlıkları hemen başlattı.

İki aile de Yıldız ailesi olduğundan, evlilik hediyeleri dolup taşıyordu, ve çevre kabilelere davetler göndermek ve tören için bir vaha seçmek gibi, ortada çok zaman alan işler vardı. Ama iki Yıldızında çabası sağ olsun, ayrıntılar aksaksız bir şekilde belirlendi.

Sonunda düğün gününde.

Batı Çölünün en büyük kabilesi Rivolde, ve Doğu Çölünün en güçlü kabilesi Pareia, iki Yıldızın da geçmişi olağan üstüydü.

Çöldeki on iki kabile arasından hiç biri onları tebrik etmesi için bir temsilci heyeti göndermemezlik yapmadı.,
Pareia kabilesinin baş düşmanı Shuarei kabilesi bile, Rivolde kabilesiyle olan ilişleri nedeniyle bir temsilci gurubu göndermişti.

Rivolde Yıldızı Dejaine Nellisi, sonuçtan son derece tatmindi.

Doğrusunu söylemek gerekirse, kızının evliliğini ayarlamasının nedenlerinden biri Güçlü bir düşman olan, Shurei kabilesini püskürtmek değil miydi? Shurei kabilesinin gönderdiği temsilcileri görmesi görevin başarılı olduğunu bilmesi için yeterliydi.

Shurei ve Pareia hala ufak çaplı savaşlara giriyordu, ancak, Rivolde kabilesi artık rahat bir nefes alabiliyordu.

Tabii bu tek sebep değildi. Bu İnama Krallığı’nın piçleri Grace’ye göz koymuştu.

Son olarak, çöl boyunca adı yayılan, Yulian hakkında işittikleri hoşuna gitmişti.

Bu şekilde, Yulian ve Grace’nin düğünü için, Pareia ve Rivolde kabilesi dışında on binlerce misafir mevcuttu. Çölün nüfusunun beş milyonu aşmadığını düşünecek olursak, bu kayda değer bir sayıydı.

Evlilikleri, bir çok insan tarafından kutsanmış, barışçıl bir şekilde tamamına ermişti, Baguna ve Dejaine yıldızların emri üzerine, iki kabilede üç günlük kutlama başlatmıştı.

Herkes mutluydu, yiyor, içiyor, muhabbet ediyorlardı.

İlk gece.

Daha yetişkin bile değilken yaratıklar çölüne yolculuk etmiş olan çocuk, ve kocasını sınamak için büyük bir çöl bataklığıyla bir çok vaha geçmiş olan kız. Karı kocanın gözü pekliği, sanki hiç var olmamış gibi kaybolmuştu.

İkisi de birbirine küçük bakışlar attıkça utanarak yanakları kızarıyordu.

Birbirlerini uzun bir süre dikizledikten sonra, biraz daha iyi olan Grace hüsrana daha fazla katlanamayıp ilk konuşan oldu.

“Böyle mi gidecek? İlk gecemizde birbirimize tuhaf tuhaf bakmamız mı gerekiyor?”

Yulian’ın kırmızı yüzü daha da kızardı. Yulian artık yetişkin bir erkekti. Zamanı olmadığı için kadınlara ilgi göstermemişti, ama ilgisizde değildi.

Ve bir dereceye kadar kadın erkek etkileşimleri hakkında bilgi sahibiydi.

“hmm…hmm…”

Yulian ne söyleyeceğini düşünürken yalnızca kuru öksürükler yapabildi.

“Sadece öksürmeyi keste bir şeyler söyle.”

“Öhö…”

“…”

Yulian Grace’nin sözleri karşısında biraz aceleci hissedip içinden ‘haydi hayırlısı’ diye karar vererek, onun iki elini birden tutarken. Grace biraz şaşırıp yüzü kızardı, ve utandığından yüzün biraz aşağıya çevirdi.

“Sana hayalimi söyleyeceğim.”

“Ne?”

Son derce gergin olan Grace, şaşkına dönüp gözlerini Yulian’a dikti.

“Demek istediğim… eee…şey… hayalim… kar…karım, demek istediğin bu…”

“Pfff~”

Yulian’ın sözlerine karşı, Grace içinden derin bir iç çekti. Çöldeki kızların cinsel eğitimde daha iyi oldukları anlaşıldı.

Doğrusu, kaslarıyla gösretiş yapan çöl savaşçıları muhtemelen  evde de aynı davranıyorlardı. Baba oğul ilişkisi eylemler yoluyla gösterilirdi, ama ana kız ilişkisi arkadaşlık gibiydi; bir birleriyle sık sık iletişim kurup, konuşmalarıyla. Bu durumu açıklıyor olabilir.

Ama tüm sebep bu muydu?

Ev ahalisinin bir çok şeyi kadın tarafından karar verilirdi. Tabiki de, erkek, esas kararları verenin kadın olduğunu farkına varmıyordu. Tüm gördükleri cennettelermişçesine kadınların kocalarına ve oğullarına hizmet ettiğiydi.

“Sanırım bu çölün en büyük savaşçısı ve kocamla olan ilk konuşmam.”

Grace, Yulian’ın yanında oturarak ilgileniyormuş gibi yaptı.

--Erkekler kadınlar gibi hikayelerinin dinlenmesini ister. Ama içtikten sonra dedikleri hiçbir şeyi dinlememek gerek, muhtemelen dediklerinin yüzde doksanı yanlıştır.

Grace annesinin öğrettiklerini hatırlayarak, Yulian’a devam et anlat der gibi, gözlerini genişçe açtı. Yulian’a bir beklentisi varmış gibi baktı.

Grace’yi öyle gören, Yulian biraz rahatlama hissedip konuşmaya başladı.

“öyleyse… nerden başlasam… hayalim bir savaşçı olmaktı.”

Grace elini hafifçe Yulian’ın göğsüne koyup, başını hafifçe Yulian’ın omzuna yaslayarak konuştu.

“Artık senin karınım. Normal bir şekilde konuşabilirsin.”

Yulian kocaman gülümsedi. Görünen o ki, Yulian çöldeki diğer erkekler gibi, kırbaçlanmış adam sevgi dolu koca olduğunu iddia ediyor şeklinde sonuçlanabilirdi. (kore halk sözü, kamçılanıp kadının her dediğini dinleyen adamın diğerlerine karşı onu derinden sevdiğinden böyle olduğunu iddia etmesi.)

“Oh… tamam.”

“Hehe, bu şekilde belirgin bir biçimde gerginken yüzün çok sevimli oluyor. Duyduğuma göre senden bir bakış çalan her hangi bir kız mutlu olabilirmiş, bunu şimdi kendim de görebiliyorum, sanırım doğruyu söylüyorlarmış."

“Hmm hmm… Bu sadece abar…abartı.”

Böyle söylemesine rağmen, o kadar büyük gülümsüyordu ki bu ona ağzı yırtılacakmış gibi hissettirdi.

“Çoktan savaşçı olduğuna göre, sanırım hayalini gerçekleştirdin.”

Grace’nin sözlerine karşı, başını hızlıca sağa sola sallayarak cevapladı.

“Hayır, daha büyük bir şeyden bahsediyorum. Demek istediğim çölün en üstün savaşçısı olmak.”

“En üstün savaşçı mı?”

Yulian başını yukarı aşağı salladı.

Bu onun yalnızca ustasına söylediği hayaldi. Şimdi, bunu karısıyla paylaşma zamanıydı, kalan tüm hayatını beraber geçireceği kişiyle.

“Pareia’nın ötesine bakmak ve çöldeki en yüce savaşçı olmak istiyorum. Tabiiki de Pareia’nın Yıldızı olarak sorumluluklarımı başarıyla tamamlayıp, daha ötesine bakarak, çöl halkını birleştirmek istiyorum. Eğer daha da ileri bakabilirsem…”

Yulian daha da ilerinde ne olacağını söylemek üzereydi, ama şimdiye kadar sadece düşünüp herhangi bir eylem planı yapmadığı için, burada durdu.

“Çölü birleştirmek hakkında mı konuşuyorsun?”

Grace şaşkın bir şekilde sordu.

“Evet, eğer yapabilirsem, kan akan çöl adını, Kırmızı çöl olarak değiştireceğim. Çölün eskiden tek kabile olduğunu anlatan hikayelerdeki gibi, tüm insanların birbirine yardım ettiği barışçıl bir çöl istiyorum.”

“Mm.”

Grace hafifçe iç çekti. Babası ve o yanılmamıştı. Bu kadar büyük tutkuları ve hayalleri olan bir savaşçıyla evlenmek Grace’yi son derece mutlu etti.

Yulian ona sordu.

“Neden? Hayalim çok mu gerçek dışı görünüyor?”

Grace hararetle başını hayır anlamında salladı ve cevap verdi.

“Hayır, senin bunu başarabilecek kapasitede olduğuna inanıyorum. İç çekişim bu büyük hayalini gerçekleştirmekte yardımımın olup olmayacağı hakkındaki endişemden geliyor.”

“Hayalimi onaylayan ilk kişi benim karım. Ustam hareketleri vasıtasıyla birkaç kelime konuşan bir adam, bu yüzden sen ilksin.”

Grace bile Pareia’ya Çöl fatihini yaratmak için gelen yabancı hakkındaki gizli dedikoduyu biliyordu.

“Şimdi sen deyince fark ettim, henüz ustanla tanışamadım. Ne zaman beni onunla tanıştıracaksın? O törenimizde miydi? Öyle biri yoktu.”

“Ne yazık ki, ustam şu an burada değil.”

“O zaman nerede.”

“Bende emin değilim. Bir yıl önce, rüzgar gibi kayboldu. Özenle çalışmama devam etmemi emrederek gitti. O yüzden geri döneceğini biliyorum.”

Grace başını salladı.

“Biliyorum, biraz hayal kırıklığı oldu, ustamla tanışmanı istiyordum.”

Ustası hakkında konuşurlarken, Yulian birden bire ustasını görmek istedi.

Geri döndüğü zaman, onun talimini gözlemleyip dövüş sanatlarını sınayacaktı ama hala onu gerçekten de görmek istiyordu.

‘ah! Muhtemelen ilk olarak dayak yiyeceğim. Ona Kırmızı Fırtınadan bahsetmek zorunda kalacağım….”

Bir anda, özlem kaybolup kalbini korku kapladı. Asla alışamayacağı şeylerden biri ustasının dayağıydı.

“Ustam hakkında herhangi bir herhangi bir hayalin olmasın.”

“Ne?”

“O döner dönmez ölümüne dayak yiyebilirim.”

Grace iyice yaklaşmaya başlayınca Yulian sakinleşmeye başladı, Yulian ustası hakkındaki tüm endişelerini paylaştı.

“Bu dünyada korktuğu hiçbir şey yoktur, ve eğer o bir şey der ise, ona bağlı kalır. Gerçekten de dayaktan ölebilirim.”

“Ne hakkında konuşuyorsun?”

“O savaşçıların gururunu birazcık bile anlamıyor. O gerçekten de tüm savaşçıların üstündeki savaşçı olduğundan olabilir… bu noktaya gelebilmek için ne kadar çok dayağa maruz kaldığımı bilmiyorsun… ve onun kişiliği… o çok seçici. Eğer beğenmediği bir şey olursa, ne olursa olsun düzeltmen gerek. Eğer doğrusunu söylediğini söylüyorsa, doğru olduğunu söylemen gerekir. Eğer söylemezsen, tekrar dayak yersin…”

Yulian geçmişi düşününce bir titreme hissetti.

“Yok artık…”

Grace şüpheyle cevapladı, Yulian kendini ona inandırmak zorunda hissetti ve samimi bir bakış ve sesle konuştu.

“Gerçek bu. Lütfen bana inan.”

“Ah! Evet… tabii ki de sana inanıyorum.”

Yulian ciddiyetle konuştuğundan, Grace şaşırıp bu şekilde cevaplamıştı, ve ancak bundan sonra Yulian başını salladı nihayet tamamdı.

“Ustam etraftayken biri kesinlikle gardını indiremez. Bu sözlerimi hatırla, öyle yaparsan daha sonra pişman olmazsın.”

“Puh.”

Yulian kaygılanmaya başlamışken, Grace ufak bir kahkaha patlattı.

“Uyarını tabii ki de  dikkate alacağım. Ama gerçekten de bu şekilde kalmalı mıyız?”

Yulian’ın yüzü tekrar kızardı ve Grace ona yaslanmışken, elini Grace’nin omzuna koydu.

Ve gece devam etti…