20 Ağustos 2017 Pazar

Ningendo-10.bölüm-Tuzak

Tahres rakibinin etkinleştiği tekniği görüp duyunca çok şaşırdı,bir o kadar da korktu.Bir Tanrı Tekniği kullanıcısı olarak Megas'ın açtığı tekniğin ne olduğunu çok iyi biliyordu.Portas'ın Öfkesi.Savaş Tanrısı'nın özel tekniği.Kullanıcının gücünü ve hızını arttırmakla kalmıyor,kullanıcı öfkelendiği her an güç ve hız artıyordu.En güçlü Tanrı Tekniklerinden biriydi ve Tahres ölmek istemiyorsa dikkatli davranmalıydı.

Megas kollarını oynatıp tekniğin verdiği güce alıştı.Yıllar önce ustasına yalvarıp,öğretmesi için ayaklarına kapandığı teknikti bu.Öğrenmesi bir yıl almıştı,tam gücüyle kullanabilmekse bir o kadar sürmüştü.Hatta ustası öldürüldüğünde,intikamını bu teknikle almıştı.Şimdi ise eski düşmanına karşı kullanacaktı,başka bir Tanrı Tekniği kullanan rakibine.Tahres'in kullandığı Tanrı Tekniği kullanıcısına güçten çok hız ve dayanıklık veriyordu.Megas'ın tekniğide kendisine dayanıklılık veriyordu,ama verdiği dayanıklılık Tahres'in taşlaşmış derisi kadar güçlü değildi.Sert bir dövüş olacaktı.Aklı arkasında,çocukların bulunduğu yerden gelen dövüş seslerindeydi.Thares'in işini hızlıca bitirip çocuklara yardıma gitmeliydi.Tahres onun endişesini anlamış gibi gülümsedi.
"Ne o,Megas,aklın veledlerde gibi."
"Bu seni ilgilendirmez."
"Eğer arkandan gelen sesleri düşünüyorsan,merak etme.Ortağım Nuso onlarla ilgileniyordur."
Megas içinden küfretti."Demek yalnız değilsin."
Tahres omuz silkti,taşlaşmış derisi ve yılana benzeyen gözleriyle bunu yaparken çok garip durmuştu."Hangi aptal böyle bir yere yalnız,veya eğitimsiz çocuklarla gelir ki?"
Megas cevabını almıştı.Konuşmanın sakinliğinden yararlanıp ileri fırladı,Tahres iki kolunu çapraz yapıp gelen saldırıyı bekledi,aldı da.Megas'ın dehşet bir güçle vurduğu yumruk Tahres'in kollarına çarpıp geri uçururken,Megas arkasını dönüp çocukların yanına gitmek istedi,zıplayıp gidecekken bacağına dolanan kuyruğu fark etti.Tahres geriye doğru uçarken Megas'ın gitmesini önlemek için iki metreye yakın kuyruğunu onun bacağına dolamıştı.Şu an ikiside geriye doğru uçuyorlardı.Megas fırsattan istifade Tahres'in yüzüne bir yumruk oturttu,normal bir insana gelse kafasını delip geçebilecek kadar güçlü olan yumruk,Thares'in taşlaşmış suratında sekti.
Birlikte yere düştüler,Megas,üstte olduğu için Tahres'i yakasından tutup kaldırdı.Eğer çocukların yanına tek gidemiyor ise,Tahres'i de götürürdü.Megas, Tahres'i çevirip itti ve alttan çenesine çok güçlü bir yumruk attı.Tahres'i çocukların bulunduğu bölgeye kadar gönderebilmek için yumruğa tekniğinin dışında çakra da yüklemişti.Tahres gözlerinin karardığını hissedip,havada süzülerek giderken Megas bir yumruk daha atmak için gözünün önünde belirdi.
***
Hartes,ağaçların dallarının üstünden atlayarak diğerlerinin yanına geldiğinde kıyasıya bir dövüşün başladığını gördü.Lara,maskeli adamla dövüşürken Loren arkada bir dizinin üstüne çökmüş,güç topluyordu.Hartes birkaç saniye diğerlerine yukarıdan bakmasını sağlayan dalın üstünde nefeslendi.Nefesini düzene soktuktan sonra tekrar aşağı baktı ve gözleri kocaman açıldı.
Maskeli adam,Lara'yı yere yapıştırmıştı ve onun kılıcıyla başında duruyordu.Loren ellerini Maskeliye doğru uzattı,tam büyü yapacakken,Maskeli Lara'nın kılıcını mızrak fırlatıyormuş gibi tuttu,ve Loren'e attı.Bir metrelik kılıç Loren'in omzuna saplanıp onu geriye düşürdüğünde Hartes ağaçtan atlamıştı bile.Hızla adamın üstünde doğru uçarken adam onun gölgesini Lara'ya bakarken gördü ve hemen yana kaçtı.
Hartes yana doğru kaçan adama saldırdı,sağ sol yumruklar ve tekmeler atıyor,bunlar adama gelmese bile kolunda ki metal mekanizmayı kullanmasını engelliyordu.Hartes bir tekme daha atacakken,Loren'in sesini duydu.
"Hartes,eğil!"
Hartes hemen eğildi,Altın Modu açık olduğu için havayı bölüp gelen metal bir şeyin sesini duyabildi.Eğildiği zaman yukarı baktı ve Lara'nın kılıcının kafasının üstünden geçtiğini gördü.Önce,onu bırakmak ve Maskeliye doğru gitmesine izin vermeyi düşündü,ama aklına çok daha iyi bir fikir geldi.Loren bu kılıcı yaralı omzuyla atamazdı,kesinlikle hava elementini kullanmıştı ve kılıç o sayede bu kadar hızlı gidiyordu.Ama bir söz vardı:Düşünce şimşekten hızlıdır.Hartes hızla doğrulup öne doğru uzandı,parmakları uçan kılıcın kabzasına dolanırken kendini öne doğru uçarken buldu.Maskeli kendini savunmak için metalli kolunu kaldırdı,ama Hartes'in planı onunla kılıç dövüşü yapmak değildi.Maskeliye yaklaştığı anda Hartes kılıcın kabzasını bıraktı.Kılıç maskelinin omuzunun üstünden uçup giderken,maskelinin dikkati dağılmıştı,Hartes bütün gücüyle adamın yüzüne sağ koluyla bir yumruk oturttu.Adam geriye doğru uçup yere düştü ve yuvarlandı.Hartes adamın kafasında ki miğfer benzeri şeyin çıkacak gibi olduğunu gördü.Hızla koşup sert bir tekmeyle topa vurur gibi adamın kafasına vurdu.Adamın başında ki kask uçup giderken adam birkaç kez daha yuvarlandı.Durduğunda ve Hartes'e baktığında,Hartes adam olarak düşündüğü kişinin kendinden birkaç yaş büyük bir çocuk olduğunu gördü.Çocuk öfkeyle Hartes' baktı,daha doğrusu direkt gözlerine baktı.Öfke ve hırsla konuştu.
"Altın Mod.Sen melez değilsin,değil mi?Özelsin"
Hartes tuzak olabileceğini düşünmeden adama yaklaştı.
"Ne demek istiyorsun?"
Çocuk patlak bir dudak ve kaş ile ona baktı.
"Ustan söylemedi mi?Ya Mürettebat?Seni nasıl bulamadılar?"
Hartes tam ne demek istediğini soracaktı ki,devrilen ağaçların ve kırılan dalların sesi duyuldu.
Çocuk ve Hartes başlarını sesin geldiği yere çevirdiklerinde,havada uçan kuyruklu bir şey gördüler.Kuyruklu şey hızla onlara doğru gelirken,onun Hartes Altın Modu sayesinde kırmızı auralı bir kişi gördü.Bu Megastı.
Etrafını kan kırmızısı bir aura sarmıştı ve kolları,bacakları ve gögsü şişip kabarmış,onu bir dev gibi göstermişti.Hartes,önce yerinden kıpırdamadı,ancak kuyruklu şeyin onlara doğru geldiğini görüne hareketlendi.Öne atılıp karşısında ki çocuğa yumruk atmak istedi,ama çocuk çoktan uyanmıştı olaya.Hartes kendisine doğru gelmeden zıplayıp başka bir ağacın dalına attı kendini.
Hartes çocuğun kaçtığını görünce durmayıp devam etti,ağaca saplanmış olan Lara'nın kılıcını çekip çıkardı ve ayaklarını yerden kaldırıp ağacın gövdesine bir tekme attı.Attığı tekme sayesinde geriye doğru süzüldü,o kaçtıktan sonra Tahres büyük bir gürültüyle kılıcın saplı olduğu ağaca çarptı,ağaç gövdesinden yamuk bir şekilde kırılıp düşerken,Megas alana indi.
İlk işi yerde yatan Lara'nın nabzına bakmak olmuştu.Hartes'i zaten ayakta gördüğü için ona sadece bir göz atmıştı.Sonra Loren'in yanına gidip koluna baktı.Hartes ustasının yanına yaklaşırken,maskeli çocuk da Tahres'e kalkması için yardım ediyordu.Hartes ustasının yanına gelirken Altın Modunu kapattı,ama çocuğu unutmuştu.
Megas Loren'e baktıktan sonra dönüp Hartes'e baktı,Hartes'in gözleri normal renginde olduğu gibi siyahtı.Megas iki öğrencisinin işe yaramaz durumda olduğunu anlamıştı,bu meseleyi Hartesle birlikte kapatacaklardı.
"İyi misin evlat?"diye sordu,eğer iyi değilse geri çekilmeyi düşünmeliydi.
Hartes tereddüt etmedi."İyiyim usta."
"Güzel,Hartes bana bak."Megas çocuğa uzun ve gaz verici bir konuşma yapmak istedi,ama karşılarında Tahres'in kendine gelmeye başladığını görünce vazgeçip kısa kesti.
"Evlat,diğerleri yaralı.Bu işi senle ben çözeceğiz.Sen diğer çocukla ilgilenirken ben kertenkeleyi halledeceğim,tamam mı?"
Hartes onayladı."Tamam usta."
Megas'ın aklına birşey geldi."Hartes."
Hartes ustasına döndü,ne söyleyeceğini bekledi.
"Merhamet etme,Altın Modunu kullan."
Bu Hartesi çok mutlu etti,Megas yerde yatan Lara'yı kaldırıp,Loren'in yaslandığı ağaca yasladı ve öğrencisiyle birlikte rakiplerine doğru yürümeye başladılar.Tahres ise ayağa kalkmış ve öğrencisinin anlattıklarını dinlemişti.Sarı saçlı çocuğun bir Leotin olduğunu duyunca keyfi iyice yerine gelmişti.Tahres kendilerine doğru gelenleri görünce vahşice sırıttı ve öğrencisi Nuso'ya döndü.
"Ben Megas ile ilgileneceğim,sende Leotin'i canlı ele geçirmeye çalış,başaramazsan kafasını kes ve kaç.Arkadanda olacağım.
Nuso ustasını onaylar gibi başını sallasada,Leotin'i kendisine attığı yumruklardan sonra canlı bırakmaya niyeti yoktu.Ustası Megasla i dövüşürken çocuğun kafasını kesip kaçacaktı.Ustasıyla beraber yürüyüp rakipleriyle karşı karşıya geldiler.
Hartes ihtiyacı olmadığını düşünüp Lara'nın kılıcını almıştı.Rakipleriyle karşı karşıya geldiklerinde,Tahres ortalığı kızıştırmak için harekete geçti.
"Yanında bir Altın Göz getirmişsin Megas,öğrenci standardın yükselmiş.Özellikle arkanda ki iki zavallıya göre."
Megas konuşmalardan sıkılmıştı.Cevap vermekle ugraşmadı.Koşarak saldırdığında Hartes hemen arkasındaydı.Tahresde koşarak saldırdı,iki düşmanın yumrukları havada çarpıştı,etrafa dagılan güçlü aura Hartes'i ve Nuso yu sağ tarafa doğru fırlatmıştı ama iki genç savaşçı çabuk toparlanıp,birbirlerine girişmişlerdi.
Hartes yüzüne gelen bir yumruktan kaçıp kılıcını savurdu.Bunu gören Nuso elini yüzüğüne uzattı ve uzun bir kılıç çıkardı.Büyülü yüzüklerin içlerine her türlü şeyin depolanabileceğini Megas'dan öğrenmişti Hartes.İki gencin kılıçları birbirleriyle çarpışırken,Megas ve Tahres'in birbirlerine attıkları yumruklar yeri sarsıyordu.Ama ikisinin de çakrası azalmaya başlamıştı.Tanrı Teknikleri verdikleri güç karşılığında devasa miktarda çakra yiyordu ve Megas'ın ormana girmeden önce yuttuğu Gök Seviye enerji hapınını gücü bitmiş,geriye kendi gücü kalmıştı.Megas gözünün yan tarafıyla Hartes'e baktı,durumu iyi idare ettiğini gördü.Hartes anlamaz olsa bile Megas anlamıştı,Nuso Altıncı Seviye bir savaşçıydı,Hartes'in seviyesinin iki katıydı yani.Her seviye arasında dağlar kadar fark olsa bile Megas,Hartes'in güç açığını Altın Mod sayesinde kapattığını düşünüyordu.Bir yumruktan daha kaçarken Hartes'in zor duruma düştüğünü gördü,tam ona doğru atılacakken,arkasında bir hareketlilik sezdi.
Nuso bu çocuktan sıkılmaya başlamıştı,çocuk altın gözleri sayesinde Nuso'nun her hamlesine karşılık verebiliyordu.Hartes kılcını rakibine savurmadaya devam ederken,sol taraflarında dövüşen iki usta'nın darbelerinin yaydığı rüzgar saçlarını dağıtıyordu.Nuso bir an kılıcını havaya fırlattı,Hartes bir anlık şaşkınlıkla havada ki kılıca baktı.Kendine gelip Nuso'ya baktığında,parlak bir ışık ultra keskinleşmiş gözlerine girdi.Hartes acıyla gözlerini kapattı.Nuso'ysa Hartesin kasıklarına güçlü bir tekme attı.Hartes acıyla geriye düştügünde Nuso'nun havaya attıgı kılıcını yakaladığını ve Kendine doğru geldiğini gördü.Hartes kendi kılıcına uzanmaya çalışırken,arkasında bir çığlık duydu.
Lara,yüzüğünden çıkardığı yedek kılıcıyla bir savaş narası attı,Hartes'in üstünden zıpladı ve hala havadayken kılıcını şaşkın halde kendine bakan Nuso'nun göğsüne soktu,kılıç sırtından çıkarken,Nuso kan tükürdü.Geriye doğru düşerken,son sözünü söyleyip Hartes'i büyük bir merak içinde bıraktı.
"Leotin."
***
Megas,Lara'nın Nuso'yu öldürdüğünü görünce sevindi,ama rakibine fırsat vermemek için tekrar önüne döndü.Tahres,öğrencisinin öldürüldüğünü görünce haykırdı,son kozunu oynamak için elini yüzüğüne atıp sahip olduğu en değerli şeyleri çıkardı.Megas çenesine bir yumruk yapıştırıp onu havaya fırlatınca,elinde kileri Megas'ın etrafına bir üçgen oluşturacak şekilde attı.
Megas yanına düşen şeyleri önce umursamadı,sonra birine baktığında kalbini korkunç bir korku kapladı.Tam zıplayıp kaçacakken Tahres bağırdı.
"Ölümsüz Stili,Aynalı Zafer!"
Megas zıplayacakken,üç yanını,üstüne ve altını kaplayan cam bir fanus'un içinde buldu kendini.Duvarları yumruklarken,çakrasının vücudundan uçup gittiğini hissetti.Portas'ın Öfkesi otomatik olarak kapanırken,Megas'ın devasa vücudu titredi.
Megas bunun ne oldugunu
çok iyi biliyordu.Aynalı zafer,üç bıçagın üstüne belli mühürler yazılarak ve bıçaklar çakrayla doldurularak yapılan çok güçlü bir teknikti ve bozmanın iki yolu vardı:Ya Kral seviye bi savaşçının aurasıyla dışardan kırmak-ki bu her zaman işe yaramazdı-yada kullanıcıyı öldürmek.Megas bir üçgen şeklinde etrafını sarmış,üstünü ve zeminide kapatmış cam bir kutuya hapsolmuştu ve bu tekniği bu kadar özel ve tehlikeli yapan bir başka şey ise içine hapsedilen kişinin çakrasını emmesiydi.Megas gücünü yavaşça kaybederken çaresizlikle öğrencilerine baktı,dikkatsizlik edip kendini çıkması imkansız bir yere sokmuştu ve öğrencilerini ölüme mahkum etmişti,Tahres onlara asla acımazdı.
Tahres,Megas'ın işini bitirdikten sonra sırıttı,gözlerini çocuklara çevirdikten sonra bütün gücüyle oraya atladı ve çocuklar kenara kaçarken,zemine bütün gücüyle yumruk attı.
Hartes geriye doğru uçarken Lara'nında diger tarafa doğru uçtuğunu gördü.Yere düştükten sonra Loren'in yanına koştu ikiside.Loren'i kollarından tutup kaldırdılar,bir yandan da toz duman olmuş ormanda Tahres'i arıyorlardı.Lara Loren'i sağlam kolunu kendi omzuna atıp korkuyla Hartes'e baktı.Hartes de ona bakınca,Lara çok şaşırdı,Hartes'in gözleri Altın Sarısıydı ve parlıyordu.Lara bunun Altın Mod olduğunu hemen anlamıştı,daha öncede ustasının bir arkadaşında görmüştü ama onun ki böyle degildi,onun ki sadece sarıydı ve bir parlaklık vermiyordu etrafa.Hartes'in gözleriyse iki altın güneş gibi parlıyordu.Lara Hartes'in ona seslendiğini zar zor duydu.
"Loren'i buradan götür,sizi koruyacağım."
Lara'nın itiraz etmeye hali yoktu,zaten maskeli adamla dövüşürken çok güç harcamıştı ve az önce onu öldürürken son gücünü kullanmıştı.Zıplayıp bir ağacın dalına yükseldi.Oradan da başka bir ağaca atlayarak gözden kayboldu.
Hartes Altın Mod'u ile etrafı tararken,çakrasının azaldığını hissetti.Yine da Altın Mod'u kapatmadı.Kapatırsa kolay hedef olurdu.Tam etrafı taramaktan vazgeçip Megas'ın yanına gidecekken bir ses duydu.
"Beni mi arıyorsun Altın Göz?"