20 Ağustos 2017 Pazar

Ningendo-9.bölüm-Megas vs Tahres

Hartes başını çevirdiğinde gördüğü ilk şey bir adamın agaca yan şekilde saplanan kocaman bir balta'nın üstünde durduğuydu.

Adamın ayakları baltanın sapında dengeyle duruyordu,kocaman ağzı ise agaca saplanmış,ağacın öz suyunu akıtacak kadar derine girmişti.Baltan'ın üstündeki adamsa neredeyse Megas kadar iri ve uzun boyluydu,kare şeklinde bir kafası,orta boylu bir burnu ve yeşil gözleri vardı.Alnından başlayıp sol gözünün üstünden çenesine kadar bir yara izi vardı,yakışıklı bir adamdı ve yara izi ona bir karizma kazandırmıştı.
Megas adamı gördüğünde şansına küfretmişti.Daha kötü bir şey olamazdı o an herhalde.Yıllar önce savaşıp öldürdüğü düşmanı karşısında duruyordu,üstelik amacına ulaşmış,her zaman istediği Dul Feryadı adlı baltaya sahip olmuştu.O baltayı alabilmek için çok uğraşmış,çok güçlenmiş olmalıydı.
Megas bu görevin kolay olmayacağının farkına çoktan vardı.Megas bu ormanda basit bir haydut bulacağını ve hemen öldürüp yoluna devam etmeyi planlamıştı.
Şimdi ise karşısında eski düşmanı, büyük bir ihtişamla duruyor,ve kesinlikle intikam almaya hazırlanıyordu.Megas kendine yukarıdan bakan düşmanına cevap verdi.
"İyi görünüyorsun Tahres."
Tahres adlı adam sırıttı,yüzünde ki yara iziyle korkunç görünmesi gerekirken,çok karizmatik gözüktü.
"Zaman mı kazanmaya çalışıyorsun eski dostum?Senden önce ki lerde aynısı denedi.Sonlarını biliyorsundur."
"Tahmin edebiliyorum."
"Hmm,demek beni öldürmek için seni ve arkana sakladığın üç veledi gönderdiler."
"Sadece beni,onlar sadece seyredecek."
"Ooo,kendine güveniyorsun,her zaman ki gibi."
Megas bu saçma muhabbetten sıkılmıştı.
"Yeter bu kadar saçmalık,neden buradasın Tahres,neden bu köye ve ormana çöktün?"
Tahres elini çenesine yaklaştırıp parmağıyla çenesine vurmaya başladı.
"Şey,aslında bilmiyorum.Burası antreman yapmak için iyi bir yer.Köylüler sayesinde çok para kazandım,karşında zengin bir asilzade olarak duruyorum."Tahres bunları dedikten sonra sırıttı,Hartes adamın deli olup olmadığını merak etti.
Megas'ın ifadesi değişmemişti.
"Han'ı da bu sebep yüzünden mi yok ettin?"
Tahres'in sırıtması kayboldu,sol yanında uçan bir kelebek gördü,ışık hızıyla uzanıp onu tuttu ve ikinci kez bakmadan ağzına attı.Kelebeği ağzında çiğnerken,Megas onun bu hareketi çocukları korkutmak için yaptığını anladı.Tahres gözlerini çocukların üstünde gezdirip,tekrar Megas'a baktı.
"Herkesin kendine göre sorunları var."
"Sonunda doğru birşey söyledin."
Tahres gülümsedi,bir saniye sonra ise ayaklarını baltanın üstünden öne doğru attı,sağ eliyle baltasını tutup,sağ ayağıyla baltasının saplı olduğu agaca güçlü bir tekme attı.Balta gürültüyle ağaçtan çıkarken Tahres baltasını kafasının üstüne kaldırıp Megas'a doğru atıldı.
Megas kendisine doğru gelen düşmanına baktı,Tahres'in elinde ki baltanın gerçekten Dul Feryadı olup olmadığını bilmiyordu,ama risk alamazdı,özellikle yanında çocuklar varken.Eğer o balta Dul Feryadı ise,en güçlü aura katmanlarını bile kağıt keser gibi kesebilirdi,onun özelliklerinden biri buydu zaten,diğer özelliğiyse ancak eski sahibi ölünce,sahibini öldüren kişinin ona dokunmasına izin veriyor,ve yeni sahibine öyle itaat ediyordu.Megas,etrafında aurasını topladı ve onları çocuklara yöneltip onları bulundukları yerden ikişer metre geriye savurdu.Tahres çocuklara acımazdı,Megas'ın onları dövüşten uzak tutması gerekiyordu.Çocuklar geriye uçtuktan sonra Megas elini yüzüğüne attı ve iki metreye yakın,siyah çelikten ve kırmızı  bir kabzadan yapılma,kendi kılıcı Yarasa'yı çıkardı,çakrasını iki elindede toplayıp kılıcının kabzasından tuttu,çakrasını kılıcına aktardı.İki eliyle kabzasından tuttuğu kılıcı tüm gücüyle Tahres'in kendisine doğru gelmekte olan baltasına savurdu.Metal metale şiddetle çarpınca hala havada olan Tahres destek alacak bir yeri olmadığı için tek eliyle baltasını tutarak geriye savruldu.
Megas bir saniye içinde arkasını dönüp çocuklara baktı,iyi olduklarını görünce önüne döndü ve Tahres'e saldırdı.
Tahres geriye doğru,bir ağacın önüne doğru düşmüştü ama hemen toparlanmıştı.Megas kılıcını sağdan savurduğunda Tahres hazırdı,kolayca engellesede çakrayla doldurulmuş kılıç çok güçlüydü,elinde ki özel bir silah olmasaydı,Megas'ın kılıcı kendisini ikiye bölmüştü bile.
Megas darbesinin engellendiğini görünce Tahres'in karnına sağlam bir tekme oturtup onu ağaca yasladı.Sonra kılıcını tekrar sağdan savurdu,Tahres eğilirken çakrayla doldurulmuş kılıç ağacı kolaylıkla kesip ikiye ayırmıştı.
Neredeyse elli metrelik koca ağaç yana doğru düşerken başka bir ağacın üstünde takılı kaldı,orman çok eskiydi ve en genç ağaç bile en az yüz yıllıktı,neredeyse bütün ağaçlar yüzlerce metre boyundaydı ve herbirinin yüzlerce dalı vardı.
Tahres eğildiği yerden Megas'ın soluna atladı,doğrulup baltasını bütün gücüyle ona savurdu.Megas,bu hamleyi karşılayamayacağı bildiği için geriye doğru atladı,atlarken tedbir olarak sol eliyle kılıcını savurdu.Büyük bir hata yaptığını geç fark etti,ama hemen hamle yaptı.Arkasında bıraktığı çocukların olduğunu yerden metallerin çarpışma sesi geliyordu,ama Megas,dönüp bakamazdı,savaşın ortasında yapamazdı bunu.Tahres'in büyük bir güçle savurduğu baltası Megas'ın uyuşuk bir şekilde savurduğu kılıcıyla çarpıştığında,Megas'ın kılıcı elinden uçup beş metre ötede ki bir agaca saplandı.Megas yanlışını düzeltmek için Baltasını çok güçlü savurmuş ve onunla beraber öne doğru sendeleyen Tahres'in göğsüne çakrayla doldurulmuş bir tekme attı,Tahres nefes nefese agaca yapışırken,Megas ellerini birleştirip,içinde ki ateş elementine uzandı,elleri ezbere şekilde mühürleri yaparken,derin bir nefes aldı.
***
Hartes,Megas'ın Tahres adlı herifi kılıcıyla savurduğunu gördüğünde ustasının ne kadar iyi olduğunu anladı.
Düştüğü yerden doğruldu,diğerlerinin de doğrulduğunu gördü,Lara ve Loren'de ustalarına bakıyordu.Tahres denilen adamla kıyasıya savaşırlarken,Hartes Altın Modunu açıp dövüşü izlemeyi düşündü,bir an kararsız kaldıktan sonra,uzun bir süre böyle bir dövüş göremeyeceğini düşündükten sonra,hırsına ve merakına yenik düştü.Karnında ki çakra havuzuna uzandı ve çakrasının gözlerine ilerlemesini diledi.Çakra gözlerine ilerleyip,göz damarlarına doldu,Altın Mod'u nu açtığında tüm dünya altın sarısı olmuştu,duyuları geliştiğinde,Megas'ın savaştığı yere gidecekken,bir ses duydu.
Metal'in metale sürtünme sesi gibiydi,ama çok daha hızlıydı ve daha keskin ve kısık bir ses çıkarmıştı,Hartes bu ses kısık olsada duyabilmesini,sesin kaynağının yakınlarda olmasına bağladı.
Kafasını sesin geldiği yöne çevirdiğinde,hızla kendilerine doğru gelen bıçaklar gördü,uzakta olsa da Hartes altından bakışları içinde hızla ilerleyen simsiyah cisimleri fark edebilmişti.
"Yere yatın!"diye bağırdı ve kendisini bir ağacın arkasına attı,diğerlerine baktığında Lara'nın kılıcını çektiğini,Loren'inse el mühürleri yaptığını gördü.Ne yaptıklarını anlamaya çalışırken Loren bağırdı.
"Hava Stili,Rüzgar Duvarı!"
Büyük bir rüzgar etraflarında toplandı,etraflarını sararken üç çocuğun saçları birbirine dolandı.Bıçaklar kendilerine doğru gelirken gerçek bir duvara çarpmış gibi havada sekip yere düşmeye başladılar.
Hartes yine hafiften sürtünme sesi duyduğunda,kaynağın çok yakınlarda olduğunu,ama diğerlerinin onu göremediğini fark etti.Altın Mod'u sayesinde,gözleri ve duyularıyla beraber zekasının da arttığını hissedebiliyordu.Hartes hızla hareket etti,ayaklarına çakra göndererek zıpladı,aşağı doğru düşmekte olan bıçakları yakalayıp bir saniyeliğine inceledi.Kabzaları yoktu,bir paramağın iki boğumu kadar genişlerdi ve çok incelerdi,Hartes nasıl yaptığını anlamasada,bu bıçakların havada rahat süzülmek ve hedefe saplandıktan sonra kanlı veya kaygan elle çıkarılmasını önlemek için yapıldığını anladı.Herhangi bir savaşçının bu bıçakları eliyle atamayacağının farkındaydı,bunu yapan savaşçı savaş esnasında ki heyecan ve adrenalinle ellerini paramparça ederdi.Bu bıçakları ya bir büyücü atıyordu,yada özel ekipman kullanan bir savaşçı.Hartes bıçakları kapıp başka bir ağacın devasa dalına zıpladı,arkasında ki Lara ve Loren'in kendisine seslendiğini duysada onlarla ilgilenmeyip ileri doğru bir kez daha zıpladı ve onu gördü.
Her nasıl yaptıysa kendini görünmez yapmıştı,ama beden görünmez olsa bile Üstün Modlardan birine sahip olan biri teknik çok güçlü olmadığı sürece çakra havuzunu ve çakra damarlarını görebilirdi.
Hartes normal bakışıyla onu göremesede,vücudunda ki çakra damarlarının aldığı şekilden onun bir erkek olduğunu anladı.Hatta başını Hartes'e çevirip kolunun üstüne oturtulmuş dikdörtgen bir metal şeyin üstünde ki ufak kolu geriye doğru çekmiş ve Hartes'e doğrultmuştu.
Hartes bu tuzağa  düşmezdi ama.Sağ elinde ki bıçağı adama attı ve sol elinde ki bıçağı sağ eline aldı.Adam üstüne bıçak geldiğini görünce kolunu indirip kendini sağa doğru attı,Hartes adamın üstünde durduğu dala kondu,sağ elinde ki bıçağı da adama attı ve saldırıya geçti.Adam kendine atılan diğer bıçağı kolunda ki metal mekanizmayı kendine kalkan yaparak engelledi,Hartes adamın dikkatinin dağıldığı görünce çakrayla güçlendirdiği yumruğunu adamın yüzünün bulunduğu yere yolladı,yumruğu dikkati dağılan adamın yüzüne beton gibi oturdu,adam geriye uçup arkasında ki ağaç gövdesine çarptı.Adamın vücudu titreyip tekrar kaybolurken,Hartes adam'ın gövdesine iki yumruk daha oturttu.
Adam sarsılırken görünmezliği bozuldu ve sadece gözleri gözüken simsiyah giyinmiş vücudu ortaya çıktı.Adam korkuyla Hartes'e bakıp,ağaçtan atladı,zemine ulaşıp güçlü bir zıplamayla tekrar yükseldi,havadayken Hartes'e kolunda ki şey ile bir bıçak daha attı,Hartes'in bulunduğu ağacın kenarına tekme atıp Hartes'in geldiği yere doğru uçtu.
Hartes kendine doğru gelen bıçaktan eğilerek kurtuldu,uçan adam'ın arkasından gitti.Adamı izlerken gözüne Tahres adlı adamın geriye doğru uçarak ağaca yapıştığı çarptı.Sonra Megas'ı gördü Hartes,kılıcı elinde yoktu ve elleri iki yanında sallanıyordu.
Hartes hala bakarken,Megas ellerini kaldırıp el mühürleri yapmaya başladı,Hartes Altın Mod'u sayesinde Megas'ın çakra havuzundan çıkan çakranın,çakra damarlarını doldurduğunu,ve vücudunun her noktasından çıktığını gördü.
Megas el mühürlerini bitirip elleri kenetlediğinde Megas'ın söylediği şeyleri duydu.
"Ateş Stili,Ejder Kükremesi!"
Hartes,Megas'ın etrafında toplanan çakranın alev aldığını,ve ejderha başlarına dönüşüp,inanılmaz bir hızla Tahres'e ilerlemeye başladığını gördü.
Hartes daha fazla bakmadı ve ileri doğru uzun bir atlama yaptı.Az önce ki bıçak fırlatan adamı düşünürken Megas'ın el mühürleri ve çakrasının aldığı hal gözünün önünden ayrılmıyordu.O bunları düşünürken, ileride savaş sesleri duyulmaya başlamıştı.
***
Tahres kendine doğru gelen ejderha şeklinde ki ateşleri görünce,kendini yana attı,ateşler arkasında ki ağacın ortasını delip geçerken,Tahres işleri ciddiye alması gerektiğini anladı.
Atladığı yerden doğruldu ve can düşmanına baktı,Baltasını topraga saplarken ona seslendi.
"Bu oyun çok uzadı Megas,artık sıkıldım.En iyi kozlarımızı oynayalım."
Tahres kollarını geriye attı,sırtını kütletip en güçlü tekniğini açtı,bu dövüşü hızlıca bitirecekti.
"Tanrı Stili,Radonun Taş Yılanı!"
Kahverengi bir aura patlamasıyla, Tahres'in derisi bir yılan gibi pullanmaya başladı,kolları şişmeye başladı ve arkasından bir kuyruk fırladı,Toprak Tanrısı Radon'un ve Yılanı Yorti'nin bir kombinasyonunu almıştı.Bir Tanrı Tekniği.
Megas biraz şaşırsada,çabuk toparlandı ve gülmeye başladı.
"Hahahaha,hepsi bumu?En iyi kozun bir kertenkeleye dönüşmek mi Tahres?Düşündüğümden daha zavallıymışsın. Ama madem en iyi kozlarımızı oynayalım diyorsun,öyle olsun!"
Megas kollarını kendine çekti,tekrar etrafa savurduğunda bir aura patlaması ayağının altında ki toprağı çatlatmıştı,etrafında ki ağaçlar'ın kabukları dökülmüştü.Vahşi gözlerle Tahres'e baktı ve haykırdı.
"Tanrı Stili,Portas'ın Öfkesi!"
***
Seviye 1
Seviye 2
Seviye 3
Seviye 4 
Seviye 5
Seviye 6
Seviye 7
Seviye 8
Seviye 9
Seviye 10
Seviye 11
Seviye 12
Seviye 13
Seviye 14
Seviye 15
Yer Seviye
Gök seviye
Vezir seviye 
Kral seviye
Tanrı seviye
Güç seviyeleri böyle arkadaşlar,keyifli okumalar.