20 Ağustos 2017 Pazar

Ningendo-12.bölüm-İlk Gerçek Zafer

Hartes bacakları titremeye başlayınca büyüyü sonlandırdı ve yere çöktü.Nefes nefese kalmıştı,üstünde ki savaşçı kıyafeti ateşten dolayı yırtık pırtık olmuştu ve bazı noktalarda vücudu gözüküyordu.İnanılmaz yorulmuş, halsiz düşmüştü ama buna değmişti.

Başını zar zor kaldırarak Tahres'e baktı.Tahres'in bağlı olduğu yerin arkasında büyük bir delik oluşmuştu,ağacın ortası delinmiş,sadece duman tüten kenarları kalmıştı.Tahres'i tutan şey ise sadece Hartes'in metal yaylarıydı,Hartes, Tahres'e baktığında midesi bulandı.
Üstünde ki kıyafetler tamamen yanıp yok olmuş,vücudu ve yüzü eriyerek şekilsiz bir biçime bürünmüş ve iğrenç bir et parçasına dönüşmüştü,Hartes Altın Modunu kapatmadan önce gördüğü son şey Tahres'in yanmış sağ elinin orta parmağında bir yüzük olduğuydu.
Megas'ın yollarda anlattıklarına göre,yüzükler kan damlatılarak sahip olunabilirdi ve sahibinden başka kimse yüzüğün içindekileri göremez yada alamazdı.Tabi sahip öldürülmediği sürece.Eğer yüzüğün eski sahibi ölürse,yüzük eski sahibini öldürenin olurdu.Kan bağı yapıldıktan sonra ise yeni sahip  yüzüğün içindekilere sahip olurdu.
Hartes zar zor ayağa kalktı,karşı ağaca atladı,düzgün şekilde inmeye çalışırken yorgun bedeni düştü.Zar zor sırt üstü dönmeyi başardı.Güneş yaprakların arasından yavaşça batarken Hartes gülümsedi.Hayatı'nın en muhteşem günüydü.
***
Etrafından gelen çatlak seslerini duydu,önce öldüğünü sandı,ama aniden etrafında ki cam fanus parçalanınca,Megas gözlerini açabildi.
Yanına üstüne cam yağarken Megas tekrar gözlerini kapadı,küçük bir cam parçası yanağını kesip giderken,çakra havuzunun yavaşça dolduğunu hissetti.
Kendi çakrası bitmeye yüz tuttuğunda, yüzüğünde ki bütün enerji haplarını yutmuş ve bitirmişti,belki Lara veya yardıma gelen biri kendisini ve çocukları kurtarır diye.Tam umudunu yitirip kendini ölüme teslim edecekken,kurtulmuştu.Yavaşça doğrulup kalktı,ama vücudu daha toparlanmadığından sendeledi.
Kendini hazır hissettiğinde hızla kalktı,ve koşarak öğrencilerine seslenmeye başladı.Ormanın bir kısmı kendisi ve Tahres'in savaşı yüzünden mahvolmuştu,neyse ki etraflarında ikisininde öğrencileri olduğundan tam güçleriyle savaşmamışlardı,yoksa bütün orman mesele değil tüm kasaba yok olurdu.Tahres'in tekniği fazla birşey degildi,ama Megas'ın tekniği olan Portas'ın Öfkesi kullanıcı öfkelendikçe kullanıcısına güç ve hız veriyordu.Öfkelendikçe,buna bağlı olarak güç ve hız da artınca kullanıcının düşünme yetisi yavaşça kayboluyordu.Bu Megas'ı çok tehlikeli bir hale getirirdi.
Megas sağ taraftan kendi sesine cevap verildiğini duyunca,o tarafa yöneldi, yaklaştıkça Lara'nın ve Loren'in yukarıya baktığını gördü.
***
Hartes gücünü toplayıp kalktığında, Tahres'e ilerledi,ağacın yanına sapladığı hançerinden,kendi taktığı kancayı çıkardı ve hançeri ağaçtan çekip çıkardı.Elinde birkaç kez döndürdü,sonra düştüğünden beri aklında olan şeyi yapıp Tahres'in yanmış parmağını kökünden kesip parmağında ki yüzüğü aldı ve avucuna koydu.Yıllar önce yaşlı adam'ın yaptıgı gibi yüzüğün yanına kesik açıp yumruğunu sıktı.
Avucunu açtığında yüzük kanıyla kaplanmıştı,yüzüğü alıp sol orta parmağına taktı,yüzük çok büyük gelmişti.Tam yüzüğü çıkaracakken yüzük birden küçüldü ve parmağına tam oturdu.Hartes fark etmesede kestiği eli çoktan iyileşmeye başlamıştı.
Hartes elini yüzüğüne attığında içinde bir sürü şey olduğunu gördü;kılıçlar,mızraklar,balyozlar, kalkanlar,çeşitli konularda kitaplar ve daha bir sürü şey.Tam oturup hepsini incelemeye başlayacaktı ki,Megas yokluktan belirip karşısına kondu.Şaşkınlıkla Hartes'e bakıyordu, bir dakika boyunca ikisinde konuşmadı.
Hartes tam ağzını açacakken,Megas eğilip ona sarıldı. Hartes şaşkınlıktan konuşamazken,Megas geri çekilip elleriyle yüzünü tuttu.
"Senin bir ŞiaJin olduğunu söylediler."
Konuştuktan sonra Hartes'in üstüne baktı,delik deşik olmuş kıyafetlerini inceledi.Ateşi kullandığını,daha doğrusu Ejder Kükremesi'ni   kullandığını anladı.
Nasıl yapmıştı,nereden öğrenmişti bilmiyordu Megas,ama yapmıştı işte.Kafasını çevirip ağaca bağlı şeye baktı,vücudu tamamen yanmış,şekilsiz yaratığa yani.Dikkatli baktığında bir parmağının olmadığını gördü,Hartes'in ellerine baktığında kana bulanmış bir yüzük gördü.Tahres'in yüzüğü olmalıydı.
Aylar boyunca buraya gelen savaşçı ve büyücüleri öldürmüş,köyden haraç almış ve öldürdüğü yaratıkların değerli şeylerini köylülere sattıran birinin yüzüğünde neler olduğunu merak etti.Ama içindekilere bakmak isteyemezdi,yüzük artık Hartes'e aitti,içindekilerle birlikte.Eğer Hartes yüzükten çıkan birşeyi merak edip ona sorarsa,sadece bilgi verecekti.
Ama hala kafasına takılan şeyler vardı.Sormaya çekinsede,merakına yenik düştü.
"Hartes,ateşimi kullandın?"
Hartes biraz utansada,her şey belli olduğu için yalan söyleyemezdi.
"Şey,evet usta."
"Kullandığın teknik,Ejder Kükremesi miydi?"
"Evet usta."
"Ama-ama nasıl yaptın,nasıl becerdin?"
"Şey,siz gittikten sonra,Altın Mod'umla ormandan gelen bıçakları hissedip,duydum.Adam'ın yerini bulunca saldırdım,o Lara ve Loren'e saldırmak için gidince bende peşinden gittim.Giderken o tekniği kullandığınızı ve el mühürlerinizi gördüm.Sonra ise..."
"Sonra ne Hartes,sonra ne?"Megas sabırsızlıkla konuştu,nasıl yaptığını çok merak ediyordu.
"Sonra ise,savaşırken el mühürleriniz ve çakranızı nasıl ateşe dönüştürdüğünüz gözümün önünden gitmedi,sanki hafızama kazınıyordu.Tahres'i peşime taktıktan sonra bir süre saklandım.Sonra sizin yaptığınız gibi çakramı ateşe dönüştürmeye çalışınca yapabildim.Bir plan yaptıktan sonra,onu uyguladım,hepsi bu usta."
Megas doğruldu ve tekrar Tahres'e baktı,bir yandan da düşünüyordu.Saf Altın Modlarda teknik kopyalanabilirdi ama Megas sadece bir kez izleyerek Hartes'in bunu hemen nasıl becerdiğini anlamamıştı,ama birşeyden iyice emin oldu.Onu korumak ve güvende tutmak zorundaydı,bunu kendine hatırlatırken, bugün onu koruyamadığı geldi aklına,çok utansada belli etmedi.Etrafına,aşağı doğru baktı,kasabada onları izleyen var mı yada birisi birşey gördümü diye merak etti.Eğer var ise izleyenleri,gerekirse bütün kasabayı öldürmek zorundaydı.
Başka çaresi yoktu,krala Tahres'i kendisinin öldürdüğünü ve Resek Bölgesi'nin artık güvenli olduğunu yazacaktı.Ama eğer birisi Hartes'i gördüyse ve bunu yayarsa en fazla bir hafta içinde peşlerine avcılar takılırdı.Bütün krallıklar Saf Altın Moda sahip çocuğu yakalamak için peşlerine düşerlerdi.Sadece bu kadar değildi ama,böyle bir haber duyulursa Altın Mürettebat direkt harekete geçerdi,sadece o degil,Gümüş Mod'a sahip olanların loncası Gümüş Pençe,brozn moda sahip olanların ki olan Bronz Kalkan ve herhangi bir moda sahip olmayan diğer tüm topluluklar savaşa girerdi.Megas ise savaş görmüş biri olarak biliyordu ki,savaşın hüküm sürdüğü topraklarda birini korumak şöyle dursun,hayatta kalmak bile çok zordu.
Bir tarafta planlar,bir tarafta gerçekler.
Megas,Hartes'e baktı,on iki yaşında olmasına rağmen güçlü görünüyordu,yüzü kirliydi ve sarı saçları çamurla kaplanmıştı.Şu an iğrenç görünüyordu ama iyice temizlendiği ve güzel kıyafetler giydiği zaman zaten sahip olduğu ama belli olmayan Leotin görünüşü ortaya çıkardı.Megas yeni planlar kurmaya çalışırken Hartes'e işaretiyle beraber ikisi aşağıya atladı.Yere kondukları zaman kimseden ses çıkmıyordu,Megas tam ormandan çıkıp gitmeyi düşünüyordu ki aklına gelen şeyler hızla yürümeye başladı,Hartes,Thares'i öldürdüğüne göre yüzükten daha büyük bir hazineyede sahip olmuştu.Megas hızla yürürken öğrenciler onu takip ediyordu,Loren kabuk bağlamış yarasının derdindeyken,Lara,Hartes'e kaçamak bakışlar atıyor,çocuğun gerçekte kim olduğunu düşünüyordu.Ailesi olmadığını söylemişti ama ailesiz bir çocuk nasıl Altın Mod'a sahip olabilirdi ki?Üstelik Altın Mod'a sahip olduğu yetmiyormuş gibi bir ŞiaJin idi.Lara,Megas'ın neden onu test etmeden aldığını anlamıştı,Megas zaten Hartes'in güçlerini biliyor olmalıydı.Kendine itiraf edemesede, Lara da Hartes'e hayran kalmıştı.
Megas'ı tuzağa düşürmeyi başarmış olan Tahres'i öldürmüştü,hemde basit bir planla.Ağaca sabitleyerek yakma.
Böyle basit bir şey ile zafer kazanmıştı.
Büyük ihtimallede Megas'ın gözüne girmişti.Şanslı çocuk.
Megas Tahresle dövüştüğü yere geldiğinde beklediğini buldu.Toprağa saplanmıştı,bir buçuk metrelik bir boya,kocaman bir ağıza ve ağızın arkasında dikenli bir kalkana benzeyen yassı bir yüzeyi vardı,simsiyahtı ama üstünde tamamını dolaşan gir renkte çizgiler vardı ama Megas renginin sahibine göre değiştiğini biliyordu.
Tahres'in baltası eski sahibinin onu bıraktığı yerde yeni sahibini bekliyordu.Megas'ın tahminine göre Hartes'in kazandığı en büyük hazine buydu.Dul Feryadı.Efsanevi Balta.O,artık Hartes'indi.Megas arkasını dönüp ikisinin arasında duran Hartes'i çağırdı.Hartes yavaşça yaklaşırken,neler olduğunu merak ediyordu,Megas kısa bir özet geçmenin yararlı olacağını anladı.
"Hartes,bu balta tıpkı yüzükler gibi sahip öldürülerek elde edilen silahlardan biri.Eskiden Tahres'e aitti,ama artık senin.Onu al ve elinde tut,bırak seni tanısın.Sonra yüzüğüne koy,ortalıkda görünmesin."
Hartes büyük bir merakla baltaya ilerledi,balta neredeyse onun boyundaydı ve çok ağır gözüküyordu.
Hartes baltanın ortasından iki eliyle tutup yukarı çektiğinde baltanın hafifliği onu çok şaşırtı.Sol eliyle yukarıdan,sağ eliyle alttan tutup digerleri izlerken hızla kendi etrafında dönüp baltayı bir ağaca sapladı.Balta ağaca kolayca girmiş,ve orda kalmıştı.Hartes iki eliyle tutup çıkardıktan sonra balta hafifçe parlamış,üstünde ki gri çizgilerin altın sarısı olması dışında bi değişiklik yoktu.Hartes baltayı kaldırıp sol elindeki yüzüğe doğru uzattı,yüzük baltayı anında içine çekerken Megas'a döndü.Megas bir süre ona baktı ve konuştu.
"Tebrikler evlat,kazandın.Bu,senin ilk gerçek zaferin."
"Sağ ol usta."
Megas ellerini beline koyup diğerlerine döndü,ikiside bayılacak gibiydi,keyiflerini nasıl yerine getirebileceğini merak etti.
"Ne yapmak isterseniz?"
İkiside söyleyecek birşey bulamayınca Hartes konuya girdi.Oda çok yorgundu,o yüzden aklına tek bir şey geldi.
"Şey,en son bir hana gitmekten bahsediyorduk."