21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-2.Kitap:İntikam-13.bölüm-Zafer Hak Edenindir

"Umarım memnun kalırsınız."dedi adam,elinde ki sıkıca bağlanmış torbayı müşterisine verirken.

"Sizin ürünlerinizden her zaman memnun kalmışımdır,bunlardan da öyle olacağına eminim."
"Teşekkür ederim,görüşmek üzere."
"Kendinize iyi bakın."dedi müşteri,arkasını dönüp gizli kapıdan çıkıp giderken,köşeyi dönmeden Melek kapıyı kapatıp sürgüledi.Nefeslenip döndü ve koridordan geçip büyük odaya girdi,Yaşlı Kadın her zaman ki gibi odanın ortasında oturmuş meditasyon yapıyordu,yüzlerce çeşit kuşu etrafında durmuş garip bir sessizlikle ona bakıyorlardı.Melek birkaç adım atıp etrafından dolaştı,hafif bir merakla sordu.
"Bugün çok sessizler,normalde hiç susmazlardı."
"Sende onları korkutup sustururdun."
Melek omuz silkti."Baş ağrıtıyorlar."
Yaşlı Kadın gözleri kapalı halde gülümsedi."Tıpkı insanlar gibiler değil mi?Hem güzeller,hem can sıkıcı.Hem iyiler,hem de kötü."
"Bu zamanlarda çok insan kalmadı,savaştan yeni çıktık."
"Seni katılmak istemediğin savaştan."
"Bu konuyu yine konuşacak mıyız?"
Yaşlı kadın gözlerini açtı,karşısında duran heybetli adama baktı.
"Gerçekten konuşmak istemiyor musun?"
"Konuşacak bir şey yok,savaşı kaybettik.Altın Mürettebat tarihte görülmemiş bir şekilde dört krallık ve yüzlerce büyük aileyi yendi.Neyse ki işgal etmeyip,ağır şartlı barış antlaşması imzaladılar,yoksa bu ülke sömürgeye dönüşürdü."
Yaşlı kadın onayladı,yanında ki kovadan yem alıp kuşlara atmaya başladı.
"Sence işgal olmamasının nedeni,Mürettebat'ın sevecenliği mi?"
Melek yapmacık bir şekilde güldü."Tabi ki hayır,Rades kuzeye girerse sokaklarda çok adam kaybedeceğini biliyor,halk evlerini kaybetmemek için son nefesine kadar savaşır,Rades aptal değil,ağır bir antlaşmayla kuzeyi etkisiz kıldı,ekonomi neredeyse çöktü."
"Bizim durumumuzda pek iyi değil şu sıralar."
Melek kafasını salladı."Savaşla geçen üç yıl boyunca inanılmaz bir satış yaptık,durumumuz iyi,tek yapmamız gereken paramızı idareli kullanmak,belki de zenginlerin yaptığı gibi Yaz Adalarına gitmeliyiz."
Yaşlı kadın kafasını hayır manasında salladı."Atadan kalma evimi ve şehrimi terk etmem.Hem biz gidersek,yerlerde sürünen ekonomiyi kim düzene sokacak?Kral yakında teklif gönderir,seni Maliye Lord'u olarak görmek isteyecektir,bu konuda yeteneklisin."
Melek sıkıntıyla ofladı."Ben krala yaranmak için maliye sanatlarını öğrenmedim."
"Evet,sen kralı soymak için maliye öğrenmiştin,ama şimdi durum farklı,üstümüze düşeni yapmazsak bir krallık kalmayabilir.Diğer krallıklar kaybettikleri kaynakları bir yerden temin etmek isteyeceklerdir."
Melek yere bağdaş kurup oturdu."Bu işin sonu kötü,yine soruyorum;Kaçma istemediğine emin misin?"
"Eminim,ben..."
TAK TAK TAK!
Melek hızla ayağa kalktı,deli gibi yumruklanan kapıya doğru yürüdü.Elini yüzüğüne attı,kılıcını çekmeye hazır oldu.Yavaşça kapıya yaklaştı,dışarıyı görebildiği ve şifreyi sorduğu sürgülü göz kısmına geldi,yavaşça,tedbirli şekilde açınca,karşısında yüzünü peçeyle örtmüş birini gördü.
"Kimsin?"
Peçeli kişi arkasına bakıp güvende olup olmadıklarına baktı,sonra önüne geri döndü.
"Yardıma ihtiyacım var,lütfen açın kapıyı!"
Melek gözlerini şüpheyle kıstı,konuşanın bir kız olduğunu fark edince şaşırdı."Öyle herkesi içeri alamam,her şeyin bir adabı var."
Kız hızla peçesini kaldırıp attı ve güzel yüzünü ortaya çıkardı,kafasını sağa çevirdi,pislikle kaplı duvarın orada,Melek'in göremediği bir şeye baktı.Melek yavaşça,anlaşılabilir bir şekilde ilk kelimeyi söyledi.
"Astinmakrah."Zafer.
Kız öfkeyle kapıya yumruk attı."Şifreyi bilmiyoruz,sadece yardım istiyoruz!"
Melek kafasını salladı."Eğer doğru cevap vermezsen kızım,seni öldürmek zorunda kalır.."
"Skummurrah."dedi bir erkek sesi.Hak edenindir.
Melek tanıdık gelen bu sesin sahibini görmeye çalıştı ama göremedi,dudaklarını ısırarak bakmaya devam ederken,bir anda görüş açısına genç,yakışıklı ve hemen tanıdığı bir erkeğin yüzü girdi.
"Yanında her zaman yerim olduğunu sanıyordum."
"Hartes!"dedi Melek sevinçle,hızla geri çekilip kapıyı açtı,karşısında duran uzun boylu ve yakışıklı çocuğa sarılacaktı ki,kıyafetinin sol kenarını kurumuş kanla kaplı olduğunu gördü,sonradan fark etti ki yüzü de çok solgundu,ve titriyordu.İçeri doğru tökezlediğinde Melek hızla onu tutup içeri çekti,kız da arkasından girip kapıyı kapattı ve Hartes'in titreyen yüzünü elleri arasına aldı.Melek nadiren sevdiği kişilerden biri olan Hartes'e endişeyle baktı,sonra kıza döndü.
"Ne oldu ona?"
Kız dudakları titrerken konuştu.
"Qerzost tarafından yaralandı,buraya gelmemiz gerektiğini söyledi."
Melek şaşkınlık krizine girmeden Hartes'i omzuna aldı,hızla ilerleyip koridordan geçti ve ayağa kalkmış olan Yaşlı Kadın ile karşılaştı.Kadın kaşlarını çatıp bekliyordu ama Hartes'i görünce şaşırdı ve Melek'in onu yatırdığı yerin yakınına oturdu,elini önce alnına koydu,Melek sıcak su ve bez hazırlarken Yaşlı kadın Hartes'in üstünde ki yamalı kıyafeti yırttı,simsiyah bir şekilde kanayan ve kuruyan,göğüs üstünden göbek deliğinin yanına kadar uzayan yaraya baktı,elini kenarlarında gezdirdi.
"Qerzost."diye fısıldadı."Yaratılışta ki çarpıklık."
Melek sıcak su ve temiz bezle geldi ve yarayı temizlemeye başladı,bir yandan da kıza soru soruyordu.
"Kimsin?"
"Yoldaşıyım."
"Yoldaşlar dostlarının bu hale gelmesine izin vermez.Kim yaptı bunu ona?"
"Ramsey adında biri,birbirlerini tanıyorlardı."
Melek bir anlığına durdu."Nereden biliyorsun bunu?"
"Konuşmalarından."
"Ne konuştular?"
Kız dolmuş kafasını sallamaya başladı."İntikam,intikamdan konuştular.Hartes o herifin iki öğrencisini mi ne öldürmüş,adam da onların intikamı için gelmiş."dedi Naceyno,hiç tanımadığı kişilere Tanrı'dan ve amaçlarından bahsedecek değildi.
"Demek Ramsey."dedi Melek kendi kendine.Sonra kıza döndü."Ona ne oldu?"
"Öldü,Hartes onu öldürdü."
"Ne?Tek başına mı?"
"Evet."
"Bu..."dedi Melek,imkansız diyecekti,ama değildi,bu yüzden diyemedi.Hartes'in ne kadar geliştiğini hayal bile edemiyordu.Yavaşça yarayı temizlerken,Yaşlı Kadın konuştu.
"Qerzost'u kullanan Ramsey miydi?"
"Evet,oydu."
Yaşlı kadın kaşlarını çattı,Melek siyaha bulanmış bezi kenara atıp ellerini yaranın üstüne koydu,Naceyno beyaz saçlı adamın ellerinden çıkan ışıkların yaranın içine girdiğini,tüm vücudu dolaşıp geriye çıkarken bir miktar siyah kanı da dışarı çıkardıklarını gördü.Hartes rahatlamayla nefes aldı,nefesleri düzenli hale gelince Naceyno gülümsedi,onun kurtulmasının sevincini yaşamamışken boğazına yapışan bir el onu havaya kaldırdı,Naceyno dehşet içinde yüzü çok tanıdık gelen Melek adlı adamın yüzüne baktı,fazla sıkmadığı için nefes alabiliyordu,ama adamın gözleri öfke ve şüphe doluydu.
"Kimsin sen?"
Naceyno çırpındı,kurtulamayacağının farkına vardı.
"Dedim ya,yoldaşıyım."
"Yoldaş mı?Madem onun yoldaşısın,neden o bu halde,sen ise sapasağlamsın?"
"O-Hartes geride kalmamı söyledi,kendisi halletmek istedi,bende onun onuruna leke sürmemek için karışmadım."
Melek sinirle dişlerini sıktı,elini sıkılaştırmaya başlayınca Naceyno teknik kullanmaya karar verdi,o an da varlığı unutulmuş kadının sesi duyuldu.
"Bırak onu Melek,doğru söylüyor."
Melek istemsizce kızı bıraktı,Naceyno eliyle boğazını kontrol etti,bu adamın neden tanıdık geldiğini bulmaya çalıştı,adam çoktan ona arkasını dönmüş,Hartes'in yanına çökmüştü,yarasının üstüne temiz bir bez bastırıyordu.
Naceyno yavaşça etrafından dolanıp Hartes'in başka bir yönüne oturdu,yan gözle adama ve yaşlı kadına bakıyordu,en sonunda dayanamadı.
"Peki siz kimsiniz?"
Melek adlı adam kaşlarını çatıp ona bakınca Naceyno çakrasını kullanmaya hazırlandı,yaşlı kadın çatlamış sesiyle konuştu.
"Biz bu dünyanın vicdanıyız çocuğum,peki sen gerçekte kimsin?"
Naceyno biraz garipseyerek yaşlı kadına baktı,başını çevirdiğinde Melek'inde kendisine baktığını gördü,boğazını temizleyip konuştu.
"Adım Naceyno,bu kadarını bilmeniz yeterli.Hartes iyileştiği anda gideceğiz."
Melek güldü."Buna sen karar veremezsin kız,madem Hartes'in sözünü dinliyorsun,onun kararını bekleyeceksin."
Naceyno gözlerini kapatıp kendini sakinleştirdi."Hartes de benim gibi düşünecektir,burada uzun süre kalamayız."
"Rades'in kölelerinden biri misin?"
"Ben kimsenin kölesi değilim."
"O zaman,söyle bakalım,Hartes le ne iş çeviriyorsunuz?"
"Size söyleyemem,keşif görevi gibi bir şey olduğunu bilmeniz yeterli."
"Keşif görevlerinde savaşçılar karanlık güç kullanan manyaklar tarafından yaralanmaz,ne iş çeviriyorsunuz?Hartes'i Mürettebat'ın içinde çıkaracak kadar önemli olan şey ne?"
Naceyno cevap vermedi,ama yerde yatan güçsüz gencin öksürerek kendine geldiğini anladığında hemen üstüne eğildi,Melek Hartes'i koltuk altlarından tutup duvara yasladı,Hartes birkaç kez daha öksürdüğünde Melek eline bir bez tutuşturdu,Hartes onunla ağzını sildi ve yarım ağızla sırıtıp Melek'e baktı.
"Hiç değişmemişsin."
Melek güldü."Değişecek bir şeyler yapmadım,ama sen,"dedi Melek,biraz geri çekilip Hartes'e baktı."Çok değişmişsin."
Hartes güldü,sonra acıyla yüzünü buruşturdu.Eliyle yarasını kontrol etti,boncuk gibi terler alnından akarken,Melek'e cevap verdi.
"Pek boş durmadım."
"Belli,Rades seni iyi eğitmiş."
"Pek eğitemedi,daha çok savaşla meşguldü,ben kendi kendimi eğittim."
Melek tek kaşını kaldırıp takdirle başını salladı.Hartes kafasını çevirip kendisine gülümseyen yaşlı kadına baktı.
"Sende hiç değişmemişsin."
Yaşlı kadın tüm o buruşukluğun içinde hala sağlam ve parlak duran gözlerini buruşturacak şekilde gülümsedi,ellerini uzatıp Hartes'in yanaklarından tuttu.
"Seni bu kadar güçlü bir şekilde göreceğim aklıma gelmezdi,çok güçlenmişsin,köklerini toprağa iyice yaymış,temelini sağlam atmışsın."
Hartes başını salladı,Naceyno'ya döndüğünde genç kızın yüreği hop etti.
"Teşekkür ederim."dedi Hartes,gözlerinin içine bakarken.
"Önemli değil."dedi Naceyno,dudaklarını ısırarak.Hartes kafasını duvara yasladı,gözlerini kapatıp dinlenmek istedi.Melek birçok soru sormak istese de,çocuğun çok yorgun olduğunu anladı,dinlendikten sonra sormaya karar verdi.Naceyno yavaşça,fısıldar gibi konuştu.
"Çok hasar verildi Hartes,biz buradayken bu savaşın haberleri her yere ulaşır.Herkes peşine düşecek ve seni yakalamak isteyecek."
Hartes yavaşça gülümsedi,uykuya dalmadan önce sessizce konuştu.
"Bırak düşsünler,eğer herkes istediğini alabilseydi,hepimiz tanrı olurduk."