21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-2.Kitap:İntikam-15.bölüm-Bilgilendirme

"Daha iyi misin?"diye sordu Melek."Üç gündür uyuyorsun."

"Üç gün mü?Öldüm de haberim mi yok?"
Melek güldü.Yer yatağında uzanan gence doğrulması için yardım etti.Yere koyduğu,yemekle dolu tabağı ve içkiyle dolu kadehi verdi.Naceyno köşeden ikisine bakıyordu,Melek'in Hartes'e geceleri acılar içinde inlediğini ve ağzına sıvı öğün akıttıklarını söylemediğine seviniyordu.Tam üç gündür buradalardı,yaşlı bir kadın,garip bir adam ve yüzlerce kuşla birlikte.Vakit kaybediyorlardı ve Naceyno savaştan haberi olan macera delisi pisliklerin peşlerine düşmelerini istemiyordu.Hartes'in gücünü toparlamasını umdu,yola çıkmaları gerekiyordu,hala bir ipucuna yada başlangıca sahip değillerdi ve Naceyno gittikçe huzursuzlaşıyordu.Vahşi bir hayvan gibi yemeği ağzına tıkıştıran Hartes'e baktı.
Hartes üç gün boyunca aç kaldığına inanmıyordu,bir şeklide onu beslemişlerdi ve çok daha kötüsü onu temizlemişlerdi.Bu düşünce-gerçek-onu çok rahatsız ediyor ve utandırıyordu.Utandığı kişi Melek değildi,onu tanıyor ve güveniyordu,hiç kimseyle asla dalga geçmeyen Melek kendisiyle dalga geçilmesine katlanamayan bir adamdı.Boğazına takılan bir parça eti geçirmek için içkiden yudumladı,yemeğe devam etmek için nefeslenirken yarası sızlayıp ona tam olarak iyileşmediğini hatırlattı,ama daha fazla burada kalamazlardı,peşinde oldukları şeyi,kişiyi Melek ile konuşup ondan tavsiye almalıydı.Yemeği bitirip tabağı kenara koydu,ağzını silip arkasına yaslandı,göğsüne sarılı bezle oynadı,yaranın neredeyse iyileştiğini,ama hala her an kanayabilecek bir kabukla kaplandığını gördü,yarasının etrafı garip bir şekilde siyahlaşmıştı,Hartes ağrıyı görmezden gelmeye çalıştı,uyandığından beri aralıksız bir şekilde devam ediyordu,yakında alışırdı.Gözlerini Melek'e çevirdi,Melek ona gülümseyerek bakıyordu,Hartes ilk adımı atmak istedi.
"Teşekkürler Melek,sana borçlandım."
"Borcun falan yok Hartes,buraya istediğin zaman istediğin haldeyken gelebilirsin,sana kapım her zaman açık."
"Sağol."
Melek huzursuz bir şekilde kıpırdandı.
"Arkadaşın bana savaştığının kişinin adının Ramsey olduğunu söyledi,o Ramsey,bizim Ramsey miydi?"
"Evet."
"Neden sana saldırdı diye sormak isterdim,ama cevabı çok iyi biliyorum.Rob'un intikamı için."
"Ve Perses'in."
Melek'in gözleri kocaman açıldı."Perses mi?Onu da mı?Ne zaman?"
"Birkaç hafta önce sanırım,savaş bitmeden önce,kaleye son taaruzu yapanlardan biriydi,şans eseri içeri girmiş,beni ararken onu buldum.Kolay oldu."
"Anlıyorum.Acılı olmamıştır umarım."
"Bunu ona sormak isterdim,ama aramızda değil,sana başka şeyler sormak istiyorum Melek."
Melek boynunu yana doğru eğdi,hafif düşünceli bir şekilde sordu.
"Bunun bir kişi dışında tüm grubu öldürüp birini sağ bırakan iki tehlikeli kişiyle alakası var mı?"
Hartes güldü."Haber çabuk yayılmış."
"Haberlerin genel özelliğidir.Değişmişsin Hartes,hem de çok."
"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir Melek."
"Haklısın."
"Neyse,sana sormak istediğim şey,kendine Tanrı dedirttiren bir adamla ilgili."
Melek kaşlarını çattı."Tanrı...bu ismi daha önce duymuştum,evet evet duydum!Neden onunla ilgili soru soruyorsun?"
"Onu bulmam,bulmamız lazım."dedi köşede oturan,kaşları çatık Naceyno'ya bakarak.
Melek şaşkınlıkla sordu."İyi ama neden?Neden hayatınızı tehlikeye atıyorsunuz?"
Hartes gözlerini kaçırdı,kaçak dövüşecekti."Bunu söylemek istemiyorum,sadece yardım etsen Melek?Bildiklerini anlat yeter."
Melek başını iki yana salladı."Oh hayır,bu sefer olmaz,onunla ilgili birçok şey duydum.Çok tehlikeli ve güçlü biri,büyük planları var.Şimdi neden muhtemelen kendi ölümüne gittiğini söyle."
Hartes çaresizlikle Naceyno'ya baktı,kız oflayıp konuşmaya başlayınca Melek arkasını döndü.
"Birkaç hafta önce,bana Tanrı adlı adamı bulma görevi verildi.Ve bu göreve Hartes le birlikte çıkmam istendi,bu yüzden onu ikna edip yola çıktık."
Melek kişnercesine güldü."Bana gereksiz şeyleri değil gerçekleri anlat kızım.Bu görevi kim,neden verdi?Kime hizmet ediyorsun,ve sen Hartes,neden bu kızın yanındasın,sana ne vaadedildi?"
Hartes yüz ifadesini korurken,Naceyno şaşkınca kalakalmıştı,bu garip saçlı adamın bu kadar zeki olabileceğini düşünmemişti,dikkatlice Hartes'e baktığında kafasını salladığını gördü,konuşma vaktiydi.
"Bu andan biraz zaman öncesinde,Savaş Tanrısı Lord Portas,tanrıların yaşadığı Altın Gök'e geldi,Theodor'un tahtına oturdu ve kendini tanrıların kralı ilan edip diğerlerinden kendisine biat etmelerini istedi.Hali hazırda ona denk olabilecek bir tanrı olmadığı için,hepsi diz çöktü.Ben,dünya da doğdum,ama ailem öldürülünce bir tanrı bana acıyıp beni Altın Gök'e götürdü.Orada büyüdüm.Lord Portas kral olunca bana,Yüce Canavarları bulmamı,Tanrı adlı bu adamın onların peşinde olduğunu söyledi.Bende bunu yaptım,ama çok geçti.Bazıları kaybolmuştu,hiç kimse de Tanrı'yı bilmiyordu.Sonra karşıma Yoko çıktı..."
"Yoko mu?"dedi Melek şaşkınlıkla."Işık Tanrısı mı?"
"Evet,bana canavarları değil Tanrı'yı bulmamı söyledi,ve bunu Hartes ile birlikte daha kolay yapacağımı söyledi.Hartes'e de onun teklifini götürünce,Hartes kabul etti ve Tanrı'yı aramak için yola çıktık."
"Teklif."dedi Melek."Ne teklifi,Yoko sana ne teklif etti Hartes?"
"Yardım sözü."diye cevap verdi Hartes."Yoko,eğer Tanrı'nın bulunmasını sağlarsam herhangi bir konuda yardım edeceğine söz vermiş."
"Yoko,bunu yapar mı?"diye sordu Melek Naceyno'ya."
"Yapar,o saf ışık ve iyilikten oluşmuştur.Sözlerini tutar."
"Bundan emin değilim."
"Ben eminim,Hartes de öyle."
"Öyle olsun,ama hala bu teklifi hangi amaç için kullanacağını söylemedin Hartes,merak ettiğim bir konu var;Yalnız Adalarda ne oldu?Sana ailenle ilgili gerçeği kim anlattı,ne neden,kimden intikam almak istiyorsun?"
Hartes kafasını başka yöne çevirdi,Gölge'yi düşündü.Ailesini,klanını canlı canlı cehenneme hapsetmiş adamı düşündü,yıllar boyunca aklında,hayallerinde oluşturduğu,düşünmekten dahi zevk aldığı anı hayal etti,onu öldürdüğü anı.Sonra Melek'e baktı,kendisini eğiten,gitmesine izin veren,sevdiği ve saydığı adama baktı,Rades den önce o vardı,sonra da olacaktı.
Her şeyi anlattı.
Melek bir süre konuşmadı,yeni öğrendiği şeyleri birleştirmeye çalışıyor gibiydi,gözlerini kısmış,parlak parlak yana mum ateşine bakıyordu,yavaşça nefes alıp verirken,kısık sesle konuştu.
"Bu inanılmaz bir şey."
Melek kafasını çevirip Hartes'e baktı,yüzünü iyice inceledi,zar zor konuştu.
"O,Gölge.Sana benziyor muydu?"
Hartes kafasını salladı.
"Biraz."
"Genç miydi,nasıldı?"
"Genç gibiydi,ama olgun gözüküyordu.Çok görmüş geçirmiş gibiydi,neden bunları soruyorsun?"
Melek yere baktı,kafası karışmıştı.
"Belki,ağabeyin olabilir diye düşünmüştüm,ama sonra fikir çok saçma geldi.Ağabeyin olsaydı,onu hissedebilirdin,bunu yapabilecek yetenek var sende."
Hartes kafasını şiddetle salladı."Ağabeyim falan değildi,bundan eminim.Güç delisi bir manyaktan başka bir şey değil."
"Ne kadar güçlü?"
"Neden soruyorsun?"
"Senin ileride ki halinle ilgili bir fikir edinmek için.Ne kadar?"
"Çok?"
Melek kafasını yana yatırdı."Daha açık ol."
Hartes boğazını temizledi."Öyle olsun,sırf öfkesiyle gökyüzünü kararttı,sence ne kadar?"
"En az Vezir Seviye,ama sadece bu kadar değil.Kendini farklı yönlerde geliştirmiş,eminim aura üzerinde tam kontrol sahibidir,üstelik bir anda yok olup ortaya çıktığını söyledin,bu onun ya karanlık elementi üstünde uzman olduğunu,yada unutulmuş,silikleşmiş eski tekniklerden herhangi birini kullandığını gösterir.Tüm bunlara Elmas Mod da eklenince,amanın."diye cevap verdi hızlıca Melek,gözlerini kapatıp biraz düşündü."Bu adam dört krallığın en güçlüleri arasında rahatça yer edinebilir.Tahminime göre,kolayca Yenilmezlere girebilir,hatta Yenilmezlerin tepesindeyken,Ölümsüzlerden birine meydan okuyup kazanabilir.Ben olsam Ölümsüz Cango'ya meydan okurdum,tamamen tesadüf eseri olarak ölümsüz olmuş ve listeye girmiş bir zavallı."
Hartes duyduklarını aklına kazıdı,ileride kullanabilirdi.Elini tekrar yarasının üstünde gezdirdi.
"Sence onu yenebilir miyim?"
Melek'in yüz ifadesi değişti,kaşları yay gibi havaya kalktı.
"Üzgünüm Hartes,şu an ki halinle imkansız.Üstelik söylediklerin ve söylediklerim senin bildiklerin o kadar.Eminim ki bu adam seni korkutmamak ve kendisine gelmenden vazgeçirmemek için tüm gücünü göstermemiştir.Tüm Leotin klanını hala canlılar iken cehenneme hapsetmiş birinden bahsediyoruz,bu adamı büyük ihtimalle ben bile yenemem,onu yenebilecek sadece birkaç kişi var,onlarda listenin en başında ki Ölümsüzler."
"Onu başka birine kaptırmayacağım,ben öldürmeliyim."
"Kaptırmayacağın kesin zaten."
"Ne demek bu?"
"Ölümsüzler genellikle kendi hallerindedirler,zaten ölümsüz oldukları için,sonsuz zamanlarını meditasyon yaparak yada evrenin varoluşunu düşünerek geçirirler.Bazıları savaşmayı bile unutmuş olabilir."
"Peh."
Hartes kafasını çevirip odanın köşesine sinmiş Naceyno'ya baktı,genç kızın güzel yüzü,şaşkınlık ve endişeyle dolmuştu.Güzel dudaklarını açıp zar zor konuştu.
"Gerçekten onunla savaşmaya bu kadar meraklı mısın?"
"Bunun merakla bir ilgisi yok,bu benim için bir şeref,bir onur meselesi."
"Eğer dedikleriniz doğruysa,ki olduklarını biliyorum.Bu adamla nasıl baş edeceksin?"
Hartes gözlerini kapatıp biraz düşündü,Melek de kendisine bakarken rahatsızca konuştu.
"Önceleri,Rades ile birlikte savaşmayı düşünürdüm,ama kaleden ayrıldığımdan beri fark ettim ki,bunu kendi başıma yapmalıyım,zafer yada yenilgi.Fazla bir farkı yok,kazanırsam,bu dünya da ki tek akrabamı öldürmüş olurum,kaybedersem de o aynısını yapmış olur."
"Onun buna üzüleceğini pek sanmam."dedi Melek.
"Ben de."diye onayladı Naceyno.
"Boş verin."dedi Hartes ayağa kalkıp,göğsü biraz acısa da,dik durdu."Yola devam etmeliyiz Naceyno,çok dinlendik bile,haklıydın,çoktan peşimize birileri düşmüştür,onlara yakalanmadan,burayı terk etmeliyiz..."
TAK TAK TAK
Melek hızla ayağa kalkıp koridora yöneldi,arkasını dönüp Hartes'e başka bir odaya geçmesini işaret etti.Hartes,Naceyno ile birlikte başka bir odaya girip kapıyı kapattılar,Melek tedbirli halde kapının üstünde ki yeri açıp sözü söyledi.
"Astinmakrah."
"Skummurrah."
Melek kapıyı yavaşça açtı,karşısında ki adamı saniyesinde inceledi.
Siyah,ama parlak bir soylu kıyafeti giymişti,çizmeleri ara sokakların çamuruyla lekelenmemiş,parlaklığını kaybetmemişti,göğsünde alev almış iki başlı bir kartal arması vardı,kan kırmızısı saçlarını kafasının arkasında toplamıştı,ela gözleri muhatabını görünce güldü,yılışık bir sırıtmayla selam verdi.
"Merhaba Melek."
Melek kaşlarını çattı,adamın arkasın ki iki Ölüm Tacirine bakıp cevap verdi.