"Hartes!Bu herifi birlikte yenebiliriz!"diye bağırdı Loren sevinçle,neredeyse havalara uçacaktı.
"Sessiz ol!"diye bağırdı Hartes,sesi taş gibiydi,elini kaldırıp şimşeği engellemek için fırlattığı baltasını yakaladı,Altın Modunu açmış,parlak ama soğuk gözlerle aşağıya bakıyordu,Lara kollarında,şaşkın bir şekilde hareketsiz duruyor,titreyen dudaklarıyla ve yaşaran gözleriyle kurtarıcısına bakıyordu.Hartes bunu fark etmiş olacak ki,kaşlarını çatıp onu kaba bir şekilde yere bıraktı,soğuk gözlerini aşağıdan kendisine bakan eziklere çevirdi,gözleri Megas'ı bulunca dişlerini sıktı,tükürür gibi konuştu.
"Rahat duramıyorsun değil mi?"
"Asla."
Megas beğeni ve sevinçle gülümsedi,eski öğrencisine değil,genç ve güçlü bir adama bakıyordu.Hartes gerçekten değişmişti,uzamış,irileşmişti,yüzü iyice şekillenmeye başlamış,çocuksu,tatlı görüntüsünden yakışıklı bir adamın görüntüsüne geçmeye başlamıştı,saçları omuzlarını geçiyordu,üstünde en kalitelisinden kıyafetler vardı,Megas aurasıyla onu kontrol ettiğinde onun onuncu seviyenin zirvesinde olduğunu gördü,sadece seviye üstünde çalışmadığını anladı,muhtemelen kendini başka yönlerde de geliştirmişti,aralarında yaşanan onca şeye rağmen,onunla gurur duydu.
Hartes de gözlerini eski ustasının üstünde gezdirdi,fazla değişmemişti,en son gördüğünden bu yana değişen tek şeyi kilosu ve bakışlarıydı.Bakışları eskisi gibi,çoşku ve güç dolu değil,yorgun ve bitkindi.Kilosu ise son üç yıldır düzgün beslenmediğinden kaynaklı olabilirdi,Rades ona eski takımının Saros Arazisi taraflarında kaçak hayatı yaşadıklarını söylemişti,Hartes fazla umursamamıştı,içini kemiren tek şey Megas dışındakilerin bir suçu olmadan vatan haini ilan edilmeleriydi.Gözleri Megas'dan Loren' kaydı,uzamış ve güçlenmiş gibiydi,ama Hartes kendini iyi eğitmişti,hemde her yönden.Çift basamaklı seviyelere gelmeyen bir hava büyücüsünün ciddi bir tehdit olamayacağını öğrenmişti,bakışları Malyen'e kayınca,içinde ister istemez bir kıpırdanma oldu,her ne kadar en son birbirlerini gördüklerinde düşman gibi dövüşseler de,şimdi karşısında canlı bir şekilde görünce o gün olanları aklından silmek istedi,kısa sürede kardeş kadar yakın olmuşlardı,ancak kader yine oyununu oynayıp onları ayırmıştı ve hala da oynamaya devam ediyordu,bakışları yüzü kanla kaplı birine geçtiğinde kaşları çatıldı,haftalar önce gördüğü yüzü tekrar görünce çok şaşırdı,kendisinin sinirli bakışlarına rağmen,Perses gülerek yürüdü,kollarını esneterek konuştu.
"Beni yeniden gördüğüne sevindin mi Hartes?"Diğerleri kendisine bakıp,her biri kendisiyle konuşmak isterken Hartes ileri doğru birkaç adım attı,Lara'yı unutmuştu.
"Seni öldürmüştüm."
"Peh!Anlaşılan gözlerin o kadar da keskin değil ha?Baksana hala yaşıyorum,sağlıklı ve seni gördüğüme mutluyum,çünkü kapatılacak bir hesabımız var."
Hartes yapmacık bir şekilde güldü."En son karşılaştığımızda,işini tek yumrukla bitirmiştim.Şimdi karşıma gelmiş bana meydan mı okuyorsun?Senin bir zavallı olduğunu biliyordum Perses,ama aptal olduğunu daha yeni öğrendim!"Hartes elini yüzüğüne uzattı,ganimetinin nihayet bir işe yarayacağına sevindi,yüzüğün içinden tuttuğu şeyi çıkardı ve Perses'e doğru attı,diğer yandan da bağırdı."Senin ustan bile beni yenemedi Perses!Sen mi yeneceksin?"
Ramsey'in yere düşen kafası,orada bulunan herkesi dondurdu,Megas hayretle nefes alırken,Perses dizleri üstüne çöktü,ellerini yere koydu ve ustasının kafasından geriye kalanlara hayretle bakmaya başladı.Malyen şaşkınlıkla bir kafaya,bir de Hartes'e baktı.Ramsey bir ustaydı,tıpkı Megas ve Zandor gibi.Nasıl bir eğitim gördü ki,bir ustayı yenebildi?
"Us-usta?"diye kekeledi Perses,dudakları titriyor,gözleri yaşarıyordu.
"Hartes,sen...Ramsey'i nasıl yenebildin?"diye sordu Megas şaşkınlıkla,aklı bu olayın gerçekliğini kavrayamıyordu,donup kalmıştı.
"Beni hala hafife alıyor,zayıf görüyorsun Megas.Ben zayıf değilim,artık değilim!Dürüst olacağım,Ramsey'i öldürmek kolay değildi,ama kendimi aşırı da zorlamadım.Bundan sonra,karşıma çıkıp bana meydan okuyanların,beni durdurmaya çalışanların ve en önemlisi,hakkımda hiç bir şey bilmeyip üstümde hak iddaa edenlerin sonu böyle olacak."
"Bu sen değilsin."
Hartes transtan uyanır gibi kafasını yana çevirdi ve kendisine seslenen sarışın kıza baktı,bir zamanlar bu kızdan çekindiğini hatırlayınca rahatsız oldu.Lara şaşkınlık ve endişeyle ayağa kalktı,Hartes'e doğru yürüdü,boyu Hartes'den kısaydı,ama gözlerine bakabiliyordu.Uzun zamandır beklediği anın böyle olmasını beklemiyordu,ama yine de o karşısındaydı.
"Bu-bu sen değilsin Hartes.Evet her zaman sinirli ve cesur oldun,ama bu cesaret değil,bu-bu resmen canilik.Biz,buraya senin için geldik.Seninle konuşmak için,seni geri döndürmek için,seni..."
"Neyden geri döndüreceksiniz?İntikamım dan mı,yoksa kaderimden mi?İkisinin de önüne geçmeye çalışanları acılı bir ölüm bekliyor.Benim hayatım üstünde söz söylemeye hakkınız yok."
"Seni öldüreceğim!"diye haykırdı Perses."Varolan tüm tanrılara yemin ederim ki seni öldüreceğim!"
Ani haykırışı bir kaç kişiyi ürkütse de,Hartes tepki bile vermemişti,sadece kaşları çatılmış daha sert bir şekilde konuşmaya başlamıştı.
"Sakın beni tehdit etme Dortak!En son ki karşılaşmamızdan sonra nasıl kurtuldun bilmiyorum,ama eğer bir daha beni tehdit edersen,seni paramparça ederim."
"Gel de et!"diye bağırdı Perses,ileri doğru yürüyerek,Malyen ve Loren'in ortasına gelmişti,onları geçip önlerinde durdu."Gel,ve kozlarımızı paylaşalım."
Hartes kaşlarını çattı,bir ayağını geriye atıp saldırmaya hazırlandı.Ta ki bir şekil yanında belirene kadar.
"Geç mi kaldık?"diye sordu Melek."Herkes iyi mi?"
"Melek!"diye bağırdı Megas."Burada ne işin var?"
"Burada yaşıyorum Megas,asıl senin ne işin var?"
Naceyno da Hartes'in yanına indi ve etrafa bakındı,varolan hasarı görünce gülümsedi.
"Buradan bayağı sert bir şey geçmiş,"dedi."Keşke burada olsaydım."
"Olmak istemezdin fahişe!"dedi birisi,bütün başlar sesin sahibine döndüğünde sesin sahibi ileri doğru yürüyüp herkesin görebileceği bir konuma geldi.
"Burada ki herkes sanki oyun oynuyor gibi geliyor bana,"dedi Malyen."Önce şu herifi öldürsek de,sonra konuşsak?"
"Kimi?Beni mi?"dedi Boris yalancı bir şaşkınlıkla."Maalesef bu mümkün değil,çünkü..."
"O benimle."dedi Hartes."Ona dokunanı ellerimle öldürürüm,kimse ona zarar vermeyecek."
Herkes aynı anda,hızla Hartes'e dönünce,Hartes'de kaşları çatık bir halde Boris'e döndü.Başını salladı.Boris gülümsedi,kendini daha fazla yormayacağına memnun olmuştu."Bunu duyduğuma sevindim,Hartes.Ev sahibi bizi bekliyor,eğer burada başka işin yoksa,gidelim.Ama onlar bizimler gelemez."
"Gelmeyecekler zaten,sadece ikimiz,ve Naceyno bir de isterse Melek gelecek."
"Nereye?"diye bağırdı Loren."Seni daha yeni bulduk."
"Dur bir dakika,"dedi Megas,ikisine de bakarak."Bu adamla birlikte misin?Bu adamla,Borisle?Onun nasıl biri olduğu hakkında bir şey biliyor musun?"
"Senin hakkında bildiklerimden fazla."dedi Hartes,bu konuşmalar onu iyice sinirlendirmeye başlamıştı.
Megas'ın yüzü düşer gibi oldu."Hartes,üç yıldır hiç konuşma fırsatımız olmadı,ama bu olmayacak anlamına gelmez.Bizimle gel,oturup sakince konuşalım.Bana hak vereceksin."
"Sana hak vermek mi?"dedi Hartes şaşkınca."Sen kimsin ki,ben seninle oturup konuşayım,vaktimi harcayım.Birkaç ay beni eğitmiş,ama yüzlerce yalan söyleyip beni kevaşe bir kraliçeye satmış bir adamsın sen,sen bir hiçsin,vatan haini,evsiz,yurtsuz,onursuz bir adamsın,sen..."
"Yeter!Onunla böyle konuşmaya hakkın yok!O senin ustan!"diye bağırdı Malyen.
"O sadece bir hiç!Hayatı boyunca bir okulda tıkılıp kalmış,daha fazlasını hayal edememiş bir adam!Ve şimdi,burada,üç yıl önce olan olayların inadına beni kendi himayesine,etkisine almaya çalışıyor,pişman olduğu için değil,ben daha güçlü bir adamı ustam olarak seçtiğim için,yalanları ve pislikleri ortaya çıktığı için,onları benimle kapatmaya çalışıyor!"diye haykırdı Hartes,etrafına istemsizce aurasını yaymıştı,üç yıldır olağanüstü bir şekilde üstünde çalıştığı aurası,her seviye de insanı etkileyebilirdi.Öyle oldu zaten,auranın ani yayılması,Megas'ı şaşırtmış,diğerlerini titretmiş ve Boris'i gülümsetmişti."Ama ben,"diye devam etti Hartes."hatalarımdan ders aldım,bana yanlış yapanla bir daha işim olmaz,bu yüzden,peşimi bırakın,hepiniz."dedi,eliyle Malyen,Loren ve Lara'yı gösterdi."Kendinizi bu adamın kuyruğunda mahvetmeyin,o sadece kendini düşünür,gidin ve kendi hayatınızı yaşayın,bu adamın hayatını değil."
Hiç kimse konuşmuyordu,Hartes nefeslendi,aşağıya,Boris'in yanına inmek için atlayacaktı ki,titrek bir ses ona seslendi.
"Peki ya sen Hartes?Sen ne zaman kendi hayatını yaşayacaksın?"diye sordu Lara sessizce,Hartes yavaşça ona döndü.
"Zaten yaşıyorum Minora,yaşıyorum.Herkesin hayatına kimse karışamaz.Bırakın artık peşimi,kendi kaderinizi izleyin,yoksa beni takip ederken yok olup gidersiniz."
"Kader mi?Bu kader değil Hartes,bu yük.Omuzlarında,senin yüklediğin yükü taşıyorsun.Bırak o yükü,özgür biri ol."
"Haklısın."dedi Hartes herkesi şaşırtarak."Bu bir yük,evet.Ama normal bir yük değil.Omuzlarımda,dünyanın en büyük ve en güçlü ailesinin kaderini ve onurunu,en önemlisi de intikamını taşıyorum."


