21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-2.Kitap:İntikam-26.bölüm-Bilge Kişi

"Galiba sıçtık."diye düşündü Hartes.
"Bir bedel mi?"diye tekrar etti Hartes."Nasıl bedel bu?"
Ölümsüz yüzünü ekşitti."Anlaşılan görgü kurallarını da öğrenmemişsin,ne kadar cahil ve zavallısın.Benimle konuşurken 'Efendim'veya'Lordum'diyeceksin çocuk.Yoksa bunları yapmayı reddederek,bana da mı meydan okuyorsun?"

Hartes  dişlerini sıktı.Karşısında ki adamı tamamen anlıyordu,o,bir ölümsüzdü,gerçek bir ölümsüz.Tanrı Seviyesinin zirvesindeydi,kendini her türlü yolda geliştirmişti,bir adı,ünü ve itibarı vardı.Ve karşısında ki onunla sanki sıradan biriyle konuşuyormuş gibi konuşuyordu.Hartes bir anda ne kadar büyük bir tehlikede olduğunu anladı,Cango önemli değildi,ne de olsa Cango tam anlamıyla bir ölümsüz değildi,onunla rahatça konuşup,biraz acılı olsa da savaşmıştı.Ama karşısında ki adama karşı hiç bir şansı yoktu.Tek bir üflemeyle aurasını kullanarak Hartes'i yok edebilirdi,eğer adam Hartes'e zıpla derse,Hartes ne kadar yükseğe demeliydi.Durumu toparlamak için işi kibarlığa vurdu.
"Hayır,ölümsüz lord,size meydan okumak benim haddim değil,ben sadece,eşit şartlar altında,herhangi bir istisna olmadan yendiğim rakibimin canını almak istiyor,ve buna izin vermenizi talep ediyorum."
Ölümsüz kahkaha attı,Hartes gittikçe tehlikeli gelen durumdan nasıl kurtulacağını merak etmeye başlarken,ölümsüz konuşmasına devam etti,her kelimesi Hartes suratına çarpan bir yumruk gibiydi.
"Öncelikle,adım Xano Kano,sakın adımı komik bulma,yoksa seni paramparça ederim,her neyse,bana meydan okumak zaten çapın değil çocuk,ama öldürmek üzere olduğun adam bir ölümsüz sayılır,bu yüzden,ona böyle bir kaderi reva gördüğün için,sana bir ders vermeliyim."
"Lordum,"diyerek son bir kez durumu kurtarmaya çalıştı Hartes,amaçlarına ulaşmadan burada ölmeyi göze alamazdı."Buna gerek yok,eğer böyle bir olaya cüret etmem sizi kızdırdıysa,buradan gidebilir..."
"Yeter."
Hartes metrelerce geriye savruldu,ölümsüzün bedeninden çıkan aura dalgası sokakta bulunan her şeyi alaşağı etti,binalar anında parçalandı ve dağıldı,sokakta ki bütün taşlar söküldü,kenara köşeye saklanmış sokak hayvanları anında paramparça oldu,ama Sharanor'un son anda çakrasını kullanarak yaptığı kalkan sayesinde en az hasarı Hartes almıştı,birkaç kaburgasının kırıldığını,ve beyninin kısa süreli bir sarsıntı geçirdiğinin farkındaydı,ama bu,sokağın kalanına karşı bir hiçti,düştüğü yerde kıvranıp elini kaburgalarına götürdü,inleyerek öksürdü,ölümsüz yavaş adımlarla ona doğru ilerledi,yattığın yerin hemen dibine gelip ona tepeden baktı.
"Enerjimin milyonda birini kullandım,ama sen resmen ishal olmuş ejderha boku gibi dağıldın,peh!Bir Leotinden daha fazlasını beklerdim."
Hartes cevap veremeyecek durumdaydı,zaten cevap verecek durumu olsaydı da,vermezdi,bu Xano Kano'yu daha da kızdırabilir,daha kötüsü onu öldürmeye teşvik edebilirdi.Gerçi,bunu şimdide yapabilirdi,en iyisi biraz beklemekti,Hartes acıyı görmezden gelmek istese de,mümkün değildi,sırtı hala Cango'nun kılıcıyla yaptığı kesiklerle doluydu ve daha iyileşmemişlerdi,Hartes sırtından akan kanın onu parçalanmış zemine yapıştırdığını hissedebiliyordu,acıya rağmen dikkatini çakrasına yönlendirdi ve tümünün üstünde kontrol sahibi oldu,gelecek tepkiye göre,hamlesini yapacaktı.O bunları düşünürken,Xano çömelip Hartes'in yanında durdu.
"Amma da büyük hayal kırıklığısın,en azından iyi bir savaş çıkarırsın diye düşünmüştüm ama,yanılmışım.Neyse,seni öldüreyim de,dünyanın başında ki dertler biraz azalsın,iyi geceler küçük Leotin,tanışmak benim için bir hayal kırıklığı olsa da,önemli değil,her gün akşama kadar boş boş oturmaktan sıkılıyordum."
Xano elini kaldırdı,avucunun içini parlak bir ışık sardı,Hartes dikkatle bakınca bunun iki farklı elementin birleşimi olduğunu fark etti,ancak çok yüksek seviyeli kişilerin yapabileceği bir şeydi bu,ve şimdi kendisini öldürmek için kullanılacaktı.Xano elini aşağıya doğru indirirken,Hartes de hamlelerini yaptı.
"Kılıçların Dansı!"
Dört bir yandan fırlayan kılıçlar Xano'nun dikkatini bir anlığına dağıtsa da,bu Hartes'e yetmişti,kendisi kalkmaya zorlayıp aldığı darbe yüzünden kapanan Çelik Nefes'i tekrar açtı,hızla ölümsüzden uzaklaşıp,taşların arasına sıkışmış olan Dul Feryadını aldı,Xano kollarını kolayca açıp kendisini tutan kılıçları kırınca,Hartes lanetler ederek yapmak için geldiği şeyi yaptı;enerji dalgası yüzünden diğer her şey gibi savrulan Cango'nun yanına gitti,baltasını elinde çevirip hızla Cango'nun bacak arasından yukarısına doğru savurdu,bacak arasından kafasına kadar kolayca geçen balta Cango'yu iki eşit parçaya böldü,Hartes Xano'nun hızla kendisine yaklaştığını hissedince kendi etrafında dönüp baltasını vahşice savurdu,bir yandan da Ejder Nefesini hazırladı,Xano baltadan eğilerek kurtulduğunda Hartes ateşi üfledi,Xano sadece ellerini kaldırıp kendini savunurken,eli hızla ateşin içinden fırlayıp Hartes'in yakasına yapıştı,Hartes ölümsüzün elinde ne kadar çok yüzük olduğunu görünce biraz şaşırsa da,kendini toparladı,Dul Feryadını hızla havaya atıp rakibini oyalamak için güçlü bir tekme attı,sanki kayaya atılmış gibi geri seken tekme Hartes'i ve onu tutan Xano'yu sallandırdı,Hartes son anda elini uzatıp iki ağızlı bir kılıca dönüşmüş Dul Feryadını tuttu,iki eliyle tutup çevirdi ve Xano'nun elini çekmesini sağlayınca kendisini geriye atıp toprak zeminde kaydı ve silahını sağ eline alıp savaş pozisyonuna geçti.
"Fena değil çocuk."dedi Xano,tek eliyle üstünü silkeledi."Cango'yu öldürüş şeklini beğendim,sanırım onu iyileştirmeyim diye ikiye böldün onu,değil mi?Güzel fikir,ama bana saldırman,tüh,kötü bir fikirdi,beni yenemeyeceğini bile bile,bana bulaştın evlat."
Hartes nefesini düzene sokarken,konuşmaya başladı,bir yandan da kendisini toparlamaya çalışıyor ve kullanacağı tekniklerini planlıyordu.
"Kusura bakmayın,ama bana başka şans bırakmadınız,sırf güçlüsünüz ve canınız sıkıldı diye buraya gelip adil bir dövüşe müdahale ettiniz,bu kabul edilemez bir davranıştır,sizin gibi yüksek seviyeli ve güçlü kişiler bunu bilmelidir,yaptığınız çok onursuzcaydı..."
Onursuzca mı?"diye sordu Xano."Onur mu?Bu yaşına geldin,bir sürü savaşa girdin ama hala öğrenemedin mi çocuk?Senin onur dediğin şey,güçsüzlerin yenilgilerini ve yok olan itibarlarını diriltmek için kullandıkları bir kelimedir,onur dediğin şey,sadece güçsüzlerde olur,çünkü güçlülerin onura ve şerefe ihtiyacı olmaz,onların sahip olduğu güç hak ettikleri saygıyı görmelerini sağlar,sence,iki ölümsüzün dövüşüne senin gibi bir çocuk karışsa,bu onursuzca mı olur,yoksa aptalca mı?"
"Aptalca."
"Kesinlikle,insanlar,güçsüz çocukları sever,çünkü hiçbir tehlike barındırmazlar,ama güçlü çocuklardan korkarlar,çünkü,eğer onlar kendilerinden güçlülerse,bu kendilerine bir hakarettir.Bir kişi güçlendikçe,dünyanın ona olan nefreti daha büyür,kendisinin korkuları daha da büyür ve sonunda bir yol ayrımına gelirler;Ya korkusunu esiri olup,yok olup gidecek,ya da o korkuyu boğacak ve işin sonuna kadar gidecektir,tıpkı ben ve diğer ölümsüzler gibi.Bu yüzden,biz ölümsüzler onur adında bir şeye sahip değiliz,çünkü istediğimizi yapacak güce sahibiz,ve ne kadar korkunç şeyler yapsak da,insanlar bizden korkup,saygı gösteriyorlar.Buna ne diyeceksin bakalım?"
Hartes birkaç adım atarak Xano'nun etrafında döndü,Xano ise hareket etmeyip onu izledi.Bir yandan da adamı oyalamak için vereceği cevabı düşünüyordu,normalde alalede bir cevap verir,sonra da saldırırdı,ama bu adam sanki onunla dövüşmüyor,sorguya çekiyor gibiydi,biraz daha düşündükten sonra,cevabını verdi.
"Yanılıyorsun,korku,itaati sağlar,saygıyı değil.Saygı göstermek demek,güçlü birinin karşısında ezilip büzülmek değil,onu takdir ettiğini ve ona başarılar dilediğini,aynı zamanda hatalarını,yanlışlarını söylemek,ondan korkmayıp,onunla korkusuzca konuşabilmek demektir.Sen çok güçlü olabilirsin,evet,ama unutma ki her an senden daha güçlü biri çıkıp gelebilir,ve senden yaptıklarının hesabını sorabilir,sen de şunu söyle;Böyle bir yaşam tarzına alıştıktan sonra,karşına gelen,senden çok daha güçlü birine karşı tavrın nasıl olurdu?Yüzüne kibarca konuşup,arkasından atıp tutmaz mıydın?İşte,senin bahsettiğin budur,fazlası değil.Ama onur,böyle değildir.Onur dediğin,kişinin hem kendisi için,hemde toplumun gözünde uygun görülen,cesaret,dürüstlük ve düşmanına bile göstermen gereken saygıya göre belirlenmiş kurallardır."
Xano ellerini beline koyup düşündü,tek kaşını kaldırıp Hartes'e baktı,sonra da güldü.
"Peh,ihtiyar haklıymış,sen gerçekten onurlu bir savaşçısın."
"Ne?"
"Beni duydun evlat,az öncekiler için özür dilerim,ama gereklilerdi.Nasıl tepki vereceğini görmeliydik.Ne de olsa genç bir Leotin sürekli gelmiyor,kişiliğini görmeli,ona göre karar vermeliydik."
"Neye karar vermeliydiniz?Ayrıca 'biz' derken?"
Xano gülümsedi,elini kaldırıp salladı."Ortaya çıkın dostlarım,vakti geldi."
Hartes hızla arkasını döndü,dönmesiyle sersemlemesi bir oldu,yıkık bir duvarın içinden çıkan iki siyah giyimli kişi yavaşça kendilerine doğru gelmeye başladılar,Hartes neler olduğunu anlamaya çalışırken,birden gelen bir ışıkla gözü kamaştı,döndüğünde ışığın kaynağının Xano olduğunu gördü,elleriyle gözlerini korudu,ışık sönünce ellerini gözlerinin önünden çekti ve az öncekiyle çok farklı bir kişiyle karşılaştı.
Karşısında ki adamın az önce ki gibi simsiyah kıyafetleri yoktu,üstünde kırmızı bir gömlek,altında kahverengi bir pantolon,siyah çizmeler vardı.Boyu uzundu,en az Megas kadar vardı ama iriliği Megas'ı aşardı,en çok dikkat çeken yer kafasıydı,saçları ve sakalları ince örgüler halinde aşağı doğru sarkıyorlardı,neredeyse her örgüde farklı renkte ve büyükte mücevherler,altın,gümüş paralar vardı,siyah gözlerinin altına siyah çizgiler çekmişti,dişlerini göstererek güldüğünde dişlerinden bir kaçının altın olduğunu gördü Hartes,son olarak dikkatini çeken şey,adamın belinin iki yanında bir metrelik kabzaya,neredeyse yirmi santim kadar da bıçakları bulunan iki tane kama vardı.Hartes adamın kim olduğunu bildiğini düşündü.Adamın görünüşü tamamen korsanlara özgüydü,sadece kıyafetleri veya görünüşü değil,silahları bile gemiye tırmanmak içindi,Hartes bu adamın namını duymuştu,adam kollarını açıp bağırarak kahkaha attı,Hartes etrafta ki zamanı yavaşlatma tekniğinin hala devam ettiğini hissetti.
"Kendimi doğru şekilde tanıtmama izin ver evlat!Ben,sekiz ünlü denizin kabusu ve hakimi,yağmacısı,aşığı ve korsanı Kamalı Jack Donnet!"
"İlla havanı atacaksın,değil mi?"dedi ince bir ses.Hartes başını sesin kaynağına çevirdi,sesin geldiği siyah kapşonlu kişi başını açınca,Hartes dondu.
Sokakta yaşadığı yıllarda,Megas ve diğerleriyle geçirdiği zamanda,ama en çok da Altın Mürettebatta iken çok fazla kız görmüştü,gördüklerinin içindeyse çirkin denecek olanlar çok azdı,ama şu an karşısında bulunan varlık,bu dünyadan olamazdı.Hafif yuvarlak bir yüzü,yüzünün yuvarlaklığına tam oturmuş büyük ela gözleri,küçük burnu ve dolgun dudakları vardı.Yüzü sanki bir yada birkaç tanrı tarafından özenle oyulmuş bir heykel iken,trajikomik  bir şekilde can bulmuş gibiydi.Kızıl saçları iyice örülmüştü,bembeyaz teninde hiçbir kusur yoktu,gözleri sert,ama aynı zamanda şefkatli,ve hafif bir çekingenlikle bakıyordu,hala açık olan Altın Modu sağolsun,karşısında ki varlığın vücudunu kolayca ve hızlıca inceleyip,ezberledi,aşırı kaslı olmasa da,çıtkırıldım değildi,güçlü ve dik duruyordu,Hartes Leotinin kalbi ve beyni birbirlerine savaş açtılar,beyni,kızdan etkilenmemesini,soğukluğunu korumasını ve onlara güvenmemesini söylese de,kalbi bambaşka şeyler söylüyordu.Ani bir hamleyle,kalbi beynini tuttu ve ona bir salto attı,kontrolü aldı.
"Sen-sen bir rüyasın."
Kız aniden gelen bu tepkiyle biraz şaşırıp utandı,önce tepki vermemeye çalıştı,ama duygu yoğunluğundan dolayı parlamaya başlayan altın gözlerin ışığı yanaklarına hücum eden kırmızılığı saklayamadı.Jack Bonnet gümbürdeyerek kahkaha attı ve eliyle Hartes'in omzuna vurdu.
"Yavaş ol evlat,onu utandırdın."
Hartes ne yaptığının farkına varınca kendini toparlamaya çalıştı,dikkatleri diğer kapşonlu kişiye yöneltti.
"Siz kimsiniz?"
"Daha önce tanışmıştık."dedi kapşonlu adam kafasını açarken."Seninle tokalaşmayacağım,çünkü sana en son dokunduğumda,neredeyse ölüyordun."
Kapşonun altından çıkan yüzü gördüğünde Hartes çok şaşırdı.
"Logar?"
"Evet Hartes,yeniden karşılaştık."
"Peki seni..."diye devam etti Hartes,gözleri bir an kendisine bakan kıza kitlenmişti,söyleyeceklerini unutmuştu,kendini zorlayarak tekrar Logar'a döndü."Seni kraliçe mi yolladı?"
Logar'ın yüzü düştü,bakışlarını kaçırdı.
"Hayır Hartes,kraliçe görüldüğün yerde öldürülmeni emretti."
Hartes kafasını çevirip başka bir yöne baktı."Sebebini anlayabiliyorum.Birçok askerini ve vatandaşını kaybetti."
Sadece onlar değil."dedi Logar."Prens Atlantis'i de kaybettik.Sanırım askerlere cesaret vermek için savunma hattına gitmiş,Altın Mürettebat Eldgrenleri ateşleyip tüm sahili yakıp kavurduğunda,o da oradaymış,neredeyse kül olmuş cesedini bulduklarında,kraliçe deliye döndü,senin öldürülmeni emrettiyse de,sen çoktan gitmiştin."
Hartes bir an kendini kötü hissetti,Prens Atlantis'le araları tanıştıklarından beri iyi olmamıştı,ama yine de kendisi yüzünden masum birinin ölmesi kalbinde ufak bir sancı bırakmıştı.
"Ölmesine üzüldüm,ama kraliçenin intikam alması gereken kişi ben değilim,hem,madem intikam istiyordu,neden savaş sürerken saldırmadı?"
"Görmek istedi,"diye devam etti Logar."Savaşın gidişatına göre davranıp,ölümcül darbeyi indirmek istediyse de,Rades Kerbeks'in güçlü ordusuna ve iradesine dayanamayan diğer krallıkları görünce,acısını kalbine gömdü,adaları dış ilişkilere kapadı."
Hartes cevap vermedi,Logar'ın haklı olduğunu en iyi kendisi biliyordu,sessizliği bozmak için en önemli soruyu sordu.
"Peki,neden buradasınız?"
Kamalı Jack ellerini beline koydu,altın dişlerini göstererek sırttı."Çok değer verdiğimiz biri tarafından,seni test etmek ve eğer testi geçersen,seni ona götürmek için gönderildik."
"Kimmiş bu değerli kişi?"
"Burada söylemek olmaz,gidince görürsün."
"En azından neden böyle sıcak bir havada böyle giyindiğini söylesen?"dedi Hartes dalga geçercesine.
"Jack Donnet'in yüzünü şaşkınlık kapladı,sonra şaşkınlığı üstünden attı ve neredeyse bağırarak konuşmaya başladı.
"Ne?Bilmiyor musun!Tabi ki geleneği onurlandırmak için!Benim gibi ünlü korsanlar bunu yapar,etrafımızı çeviren beş gemi gördüğümüzde,kırmızı gömleğimizi isteriz,on gemi gördüğümüzde de bunu yaparız,ama birkaç yıl önce ki gibi etrafımızı bir krallık donanması çevirince,kahverengi pantolon isteriz,neden biliyor musun?Kimse altımıza sıç..."
"Bence bu kadarı yeter."dedi kız hızlıca."Onu Bilge Kişiye götürelim."
"Peki ya sen,"dedi Hartes hızlıca."Senin adın ne?"
Kızın yanakları daha da kırmızılaşırken,Jack kahkaha atmamak için eliyle ağzını kapattı,öksürüyor numarası yaptı,Logar ise gülmemek için başka bir yöne döndüğünde,kız ilk defa direk olarak Hartes'in gözlerine bakarak konuştu.
"Afrodit."