Cango,ellerini buz gibi akan suyun altına sokup bir avuç suyu terli yüzüne çarptı.Kuzey bu zamanlarda çok sıcak oluyordu.Kafasını kaldırıp etrafa baktı,savaştan dolayı hiç bir yerde düzgün sayıda asker yoktu,ne kadar boktan bir şeydi.Binlerce erkek,genç,çocuk aptal bir adamın savaşında can vermişti,Cango kralı öldürmenin kolay olup olmayacağını merak etti,en fazla ne kadar zor olabilirdi ki?Kendisi gibi birkaç kişiyle,tüm sarayı katledebilirdi,sonuçta yüksek seviyeli savaşçıların çoğu savaşta ölmüştü.Sadece askerler de değil,suçu olmayan kadınlar ve çocuklar katledilmişti,kadınlar tecavüze uğrayıp öldürülmüştüler.Cango kafasını tiksintiyle salladı,biraz sesli konuştu.
"Keşke dünya daha iyi bir yer olsa."
"Olacak."diye bir ses geldi arkasından.Cango hızla arkasını döndü,kafasını kapşonla kapamış birinin arkasında durduğunu gördü."Ama bunun için ölmen gerekiyor."
"Ahahahahah!"Cango kahkaha attı."Evlat,kiminle konuştuğunun farkında değilsin sanırım,ben Ölümsüz olarak bilinen Cango Kaita Sarinmayım.Kral Seviyesinde biriyim,cidden bana meydan okuyabileceğini düşündüren nedir?Güzel bir kıza hava atmak istiyorsan söyle,bana bir kaç kez vurmana izin veririm belki,ya da rüştünü mü kanıtlamak istiyorsun?Hmm,bir bakayım,onuncu seviyedeyken meydan okuyacak başka birini bulamadın mı?Neden gidip yavru kedilerle falan dövüşmüyorsun,belki onlar sana iyi bir dövüş verir.Hahahahahaha!"Cango inanılmaz keyiflenmişti,karşısında sadece gözleri görünen bu çocuğu öldürüp öldürmemek arasında kalıyordu,keyfi yerine gelmişti,belki çocuğu öldürmezdi,ama bir kaç yerini kırmadan göndermek de olmazdı.Genç elini kapşonuna attı,çekip çıkardı ve yüzünü gösterdi,sarı saçlar,yakışıklı,sert bir yüz,yeni çıkmaya başlamış bıyık ve sakal.Normal bir çocuk gibiydi,ta ki etrafa bir güç dalgası gönderip gözlerine altın bir renk bahşedene kadar.Cango geriye bir adım atıp şaşkınlıkla baktı.
"Hartes Leotin."dedi."Altın Modun son temsilcisi."
"Adım benden önce gitmiş demek,vay vay vay."
"Demek beni öldürmek için geldin."dedi Cango direk konuya girerek.
"Maalesef evet,birinin dikkatini çekmem gerekiyor,sen de bu iş için biçilmiş kaftansın."
"Kral Seviyesinde olduğumun farkındasın değil mi?Ve Azto Kani de yedinci sırada olduğumu."dedi Cango,korkmuyor olsa da,biraz endişeliydi,bu çocuk gibilerin dehşetengiz güçte dostları olurdu,Rades Kerbeks bunların başındaydı,ve Cango emindi ki bu çocuk yalnız gezmezdi.Kaçmak ile savaşmak arasında gidip geliyordu,kitaplardan,efsanelerden ve en önemlisi söylentilerden Altın Modun ne kadar güçlü olduğunu biliyordu,kendisi böyle bir göz yeteneğine sahip değildi,bu yüzden şartlar dengeli gibiydi,Cango seviyesine güvenerek gülümsedi ve dik durdu.
Hartes başını yana eğdi,sıkılmış bir ifadeyle durdu."Gerçekten benim karşımda seviyenin önemli olduğunu mu düşünüyorsun?"
"Aslında evet,Altın Moda sahip olsan da,onuncu seviye bir çocuksun.Ben ise,Azto Kani de yedinci sırada olan biriyim,beni öldürmeyi başarsan bile,buna inanmayanlar peşine düşecektir."
Hartes hiçbir şey söylemedi,artık beklemekten de,konuşmaktan da sıkılmıştı.Elini yüzüğüne uzatıp Dul Feryadını çıkardı,Cango kocaman baltayı görünce biraz geriledi,endişesi daha da arttı.O da bir elini sol elinde ki yüzüğe uzattı,gri bir maddeden yapılmış bir kılıç çıkardı,kılıç neredeyse iki metre vardı,üst tarafı bıçak gibi tırtıklıydı,alt tarafı,yani keskin kısmı uca doğru bir miktar eğiliyordu.Sağlam bir kılıçtı.Hartes kafasını kaldırdı,ifadesizce konuştu.
"Son sözün nedir?"
"Siktir git."
Dövüş yavaş başladı,Hartes den ufak bir taciz,Cango dan tembel bir hamle.Aniden Cango kendi etrafında dönüp kılıcını savurdu,Hartes kendini geriye atıp kılıçtan kaçtı,zıplayıp baltasını kaldırdı ve iki eliyle kavrayıp son gücüyle Cangonun olduğu yere indirdi,taş paramparça olup etrafa toz dağılırken,Hartes baltasını yere koyup derin bir nefes aldı.
"Ejder Nefesi!"
Sokağın ortasında parlayan alevler Cango'yu geriye fırlamaya mecbur bıraktı,yere indiği anda toz ve dumanın arasından kendisine doğru gelen bıçaklar gördü.Aurasını etrafında toplayarak bir kalkan oluşturdu ve bıçakları savuşturdu,çocuğun böyle zavallı bir hamle yapmasına biraz şaşırsa da,dumanın arasından kendisine doğru gelen kocaman şeyi görünce nefesi kesildi.Şaşkınlıktan elinde bulunan kılıcın varlığını unuttu.Dul Feryadı kendine has gücüyle Cango'nun aura kalkanını delip geçti ve kolları yanlarında sallanan Cango'nun göğsüne girdi,Cango ağzından kan çıkarken geriye doğru sendeledi,elleriyle baltayı tutup çıkarmaya çalışınca,elleri yanmaya başladı,acı ve korku bedenini sararken,Dul Feryadına sahip olmanın ilk kuralını hatırladı;Sahibi izin vermedikçe,baltaya kimse dokunamaz.
Ellerinin derisi dökülürken,baltayı çıkartmaya çalışmaya devam etti,dumanın içinden Hartes fırlayıp geldi ve baltanın kabzasını tuttu,çekip çıkarınca bir miktar kan yere döküldü,Cango kesik kesik nefes almaya çalışırken,çocuğu hafife aldığı için kendine lanet etti.Hartes baltayı sağ tarafına yöneltti,gözlerinde ifadesiz bir bakış vardı.
"Kişisel olarak algılama,başka şansım yok."
Balta yan taraftan boynuna doğru ilerlerken,Cango yapabildiği tek şeyi yaptı.
"Edda'nın Saflığı!"
O sözcüklerin duyulmasıyla,her şey durdu.Hemde her şey.Cango ellerini yere koyup nefeslendi,kafasını kaldırıp havada asılı kalmış baltaya ve sahibine baktı,yüzüğünden bir şifa hapı çıkarıp yuttu,zar zor ayağa kalktı.Hartes'in duygusuz gözlerine baktı,yüzünü ekşitti,hemen yanı başında duran kılıcını aldı,elinde çevirdi,Hartes'e baktı.
"Kişisel olarak algılama."
Cango'nun kılıcı bedenine girdiğinde, Hartes bir rüyadan uyanmış gibi titredi,ama sallanamadı bile.Acı yavaşça vücuduna yayılırken,yüzünü buruşturamadı,ve Cango kılıcını çekip,kılıcın tırtıklı tarafıyla etlerini parçaladığında,bağıramadı.
"Öleceğim.dedi içinden."Bir zavallının ellerinde,bir zavallı gibi öleceğim."
Cango nefes durdu,yuttuğu hap sayesinde gücü yerine gelirken,dişlerini öfkeyle sıktı,Hartes2in yüzüne tükürdü,boşta kalmış eliyle saçlarından tutup kafasını döndürdü.
"O gözlerle,dövüştüğün herkesi yenebileceğini mi sanıyorsun?Kendini tanrı mı sanıyorsun?Ben,Ölümsüz Cango'yum!Senin gibi bir velede kaybedeceğimi mi sanıyordun ha!Şimdi,seni yavaşça,acı çektire çektire öldüreceğim,ölmek üzereyken de,gözlerini söküp alacağım,baltanla birlikte.Şimdi,izle."
Hartes cevap veremedi,Cango kılıcını elinde döndürdü,Hartes'in arkasına geçti,dövüşü gören herkes sokağı boşaltmıştı.Cango elinde ki kılıcı hızla savurarak Hartes'in sırtında uzun,ama derin olmayan kesikler açmaya başladı.Hartes her darbeyle daha da artan acıya karşı dayanmak için çabalıyor,ama acı onun bu durumdan kurtulması için alternatif bir çözüm üretmesine engel oluyordu.Sonunda Sharanor bilincini istila etti,sert sesiyle konuşmaya başladı.
"Seni öldürüyor çocuk!Bir şeyler yap!"
"Ne yapacağım?Hareket edemiyorum!"
"Teknik kullanmak için hareket etmek gerekmez,düşünmek ve inanmak da işe yarar."
"Gerçekten mi?"
"Evet,birde acele edersen."
"Ama Edda'nın tekniği..."
"Edda'nın tekniği,tüm zamanı durdurmuyor,belli bir alan içerisindekini yavaşlatıyor,bu yüzden arkadaşların sana yardım edemedi,şu an çok yakındalar."
"Peki teknikten nasıl kurtulacağım?"
"Alan hasarlı bir teknik kullanırsan,Cango'nun tekniği oluşturmak için yarattığı çakra tabakası dalgalanır,o anda,birkaç saniyeliğine harekete kabiliyeti kazanırsın.İyi kullan,tekniğini de,vaktini de."
"Bizi buradan kurtarabilirsin,benim bir şey yapmama gerek yok."
"Evet,ama yapmayacağım.Hayatının her anında yanında olacaksam,bedeni senin yönetmene gerek yok,kontrolünü alıp,senin ezip geçebilirim,ama yapıyor muyum?Senin hayatın,senin çabaların.Şimdi,oyalanmayı kes!"
Hartes,bir kaç dakikalığına acıyı görmezden gelmeye çalıştı,aklının her köşesinde tek bir noktaya değil,bulunduğu alana hasar verecek bir teknik aradı,Patlayan Alev Yağmurunu kullanabilseydi,muhteşem olurdu.Ama o tekniği yapmak için büyük bir miktarda taş parçasını gökyüzüne çıkarman,sonrada zemine yönlendirmen gerekiyordu,halbuki Hartes hareket bile edebiliyordu,düşünmeye devam ederken,aniden gelen acıyla irkildi,anlaşılan Cango,kesikleri daha derine atmaya başlamıştı,yakında çakra damarlarını kesmeye başlayacaktı,eğer o an gelirse,Hartes'in işi biterdi,savaşçılığını,daha doğrusu ŞiaJinliğini kaybederse,zaten yaşamasının bir anlamı olmazdı.Bir an durdu,çakra damarlarını kaybetmeyi düşündü,öyle birini tanıyordu,fiziksel olarak gerçekten güçlü olan,hızlı olan,ve en önemlisi;alan hasarlı teknik kullanan birini.
"Ah Rob,sen olmasan ne yapardım?"
Normalde teknik kullanmadan önce gözlerini kapatırdı,bunda öyle bir şansı olmadığı için,direkt olarak çakrasına yöneldi ve hepsini çakra havuzuna çekti,havuzu dolup ağrımaya başladığında ise,hepsini hızla dışarı çıkardı ve Rob dan öğrendiği tekniği aklında canlandırdı.
"Aslan Gücü,Gümüş Nefes!"
Ani bir çakra dalgasıyla geriye savrulan Cango,alanda yarattığı çakra tabakasının dalgalandığını,ve boğuk bir haykırışla güçlü bir yumruğun suratına çarpmasını izledi,Edda'nın Saflığı bozulurken,Cango başka bir teknik kullanmaya çalışsa da,Hartes'in güçlü yumrukları kaburgalarında birkaçını kırınca dikkati dağıldı,ağzında bir miktar kan çıkınca,öksürdü,yerden kalkamadı.
Hartes sinirle geriye dönüp baltasını yerden aldı,yerde öksüren Cango'ya doğru yürüdü,çömelip kendisine yaptığı gibi yüzüne tükürdü.
"Senin aksine Cango,ben düşmanlarımı öldürmek için çok oyalanmam."
Dul Feryadını bütün gücüyle kaldırıp aşağı doğru savurdu,Cango aniden gelen ölümün etkisiyle kesik bir nefes alırken,Hartes her şeyin yine yavaşladığını,ama bunun Cango'nun tekniği olmadığını fark etti.Neler olduğunu anlamaya çalışırken,Sharanor kafasında haykırdı.
"Hartes,kaç!"
Hartes tam arkasını dönüp neler olduğuna bakıyordu ki,parlak bir ışıkla sarmalanmış bir adamın yere indiğini gördü.Adamdan o kadar büyük bir enerji yayılıyordu ki,Hartes,Rades,Melek ve Megas ve daha nice kişinin birlik olsalar bile bu adamı yenemeyeceklerini anladı.O anda,dünyada ki zamanın durduğunu,ve yönetimin geçici olarak bu adama devrolunduğunu hissetti,adam ağzını açıp konuşmaya başladığında,Hartes'in içinden kaçıp en uzak,en kuytu köşeye saklanmak geldi.
"Ölümsüz olmasa da,ölümsüz olarak anılan birini öldürmenin bedeli vardır evlat,yoksa cehennemde kavrulan klanından birileri bunu sana söylemedi mi?"


