"Afrodit."diye tekrar etti Hartes."Ne güzel bir isim."Ne kadar çabalarsa çabalasın,gözlerini ondan alamıyordu.
Afrodit yardım ararcasına etrafına baktı,Logar tepki vermezken,Jack elini Hartes'in omzuna koydu,sihirli dakikaların çekiciliğini bozdu.
"Gitme vakti Hartes,ihtiyar beklemeyi sevmez."
Hartes bir an karşısında ki güzelliği bir kenara bırakıp düşünmeye çalıştı,normalde böyle tekliflere şüpheyle yaklaşırdı,büyük ihtimalle de kabul etmezdi,ama şimdi ki durumun farklı olduğunu hissediyordu,sanki onlarla gitmesi gerekiyormuşcasına bir his vardı içinde,aklına kendisini birkaç metre ötede bekleyen diğerleri geldi,bir an onları bırakmak istemese de,daha sonra geri döneceğini düşünüp merakını atlattı.
"Öyle olsun."
Kamalı Jack gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı,zamanı yavaşlatan tekniğini bozarak dünyada ki dengeyi sağladı,sonra elini Logar'a uzattı,Logar da elini Hartes'inkiyle birleştirince,Afrodit mecburen Hartes'in elini tuttu,Hartes'in altın renkli gözleri parıldadı.Ani bir ışık patlamasıyla,kendilerini bir geminin üstünde buldular,Hartes başı dönerek topalladı ve elini uzatıp güvertenin kenarına tutundu,açık denizde hızla seyiren bir gemiye nasıl geldiğiyle ilgili hiçbir fikri yoktu,bu ışınlanma işlerinin çok karmaşık olduğunu biliyordu,güce ve yeteneğe bağlı olarak tek bir kişi onlarca kişiyi,onlarca kişi ise ancak bir kişiyi ışınlayabilirdi,bazılarının gücü binlerce kişiyi ışınlamaya yetse de,ışınlama gücüne sahip olmadıkları için elleri boşta kalıyordu.Jack hızla geldi ve eliyle omzundan tuttu,Hartes yavaşça etkisi geçen baş dönmesiyle ona baktı,görünüşüne birkaç ekleme yapılmıştı;sırtına devasa bir ayının kürkü asılmıştı,kafasındaysa büyükçe bir şapka vardı ve elinde ki pipoyu yeni yakmıştı.Hafif bir endişeyle sordu.
"İyi misin?"
"Evet,evet iyiyim."diyerek cevapladı ve hızla doğruldu Hartes,temiz hava almak için kafasını çevirdiğinde,sonu görünmeyen gibi duran denizin üstünde ki tek geminin kendi bulundukları gemi olduğunu gördü,halsizce öksürdü,kafasını onaylar anlamında salladı.
"Güzel."diye devam etti Jack."O zaman,tayfam seni sıkıştırmadan ihtiyara götüreyim."
"Tayfan mı?"dedi Hartes etrafına bakarak,o anda fark etmişti ki,geminin üstünde bir sürü adam vardı,birkaçı önemli gibi görünen işlerle ilgileniyordu,diğerleri,yani çoğunluk,Hartes'e ve yanında ki adama bakıyorlardı.
"Evet,tayfam."dedi Jack kaşlarını çatarak."Gelmeden önce ki konuşmamızda beni dinlemedin mi?Ben sekiz denizin hakimi ve korsanıyım,daha doğrusu,denizlerin ve korsanların kralıyım. Altın Mürettebat dışında hiçbir güç beni denizlerde alt edemez."
"Altın Mürettebat dışında ki kimse mi?Öyleyse,neden ismin kıtanın dört bir yanında konuşulmuyor?"
Jack'in yüzü düştü,kaşlarını çatarak konuştu."Savaş,herkes ve her yer gibi bizi de etkiledi çünkü,eskiden altınlarla,etlerle ve kadınlarla dolu gemileri yağma eder,günümüzü gün ederdik,ama artık,boş balıkçı teknelerinden başka gemi yok denizlerde,Mürettebat tüm denizlerin kontrolünü almak için bana da saldırmaya başladı,kendimizi olabildiğince savunduk,ama Eldgren çok güçlü bir silah,yelkenlerimiz,daha doğrusu gemimiz o silaha karşı koyamıyor,su büyücüleri bile durduramıyor onu,Bilge Dorado o tozu icat ederken sarhoş muydu diye merak ediyorum bazen,her neyse,çok konuştum,gel,seni ona götüreyim."
Hartes yavaş adımlarla onu takip etmeye başladı,eli yüzüğündeydi,her an her şeye hazır bulunmalıydı,bu,Rades'in ona öğrettiği ilk şeydi.Onu kendi benetonuna çekmiş,sonra da dört bir yandan farklı şekillerde saldırmıştı,bir yandan ateş ile,diğer yandan yıldırım ile.Ona uyumasını söyleyip odasına göndermiş,sonra da tam odasına girecekken devasa bir ateş topu atıp odasını kül etmişti,yemek yiyebileceğini söyleyip,üstüne bıçaklar fırlatmıştı.Her zaman,Hartes'in en güvende hissettiği zaman saldırmıştı,bu sayede Hartes,her an her şeye hazır ve karşı koyabilecek bir duruma gelmişti.Rades ona cesur ve zeki olmasını,düşmanına korktuğunu göstermemesi gerektiğini öğretmiş,ama aynı zamanda korkmanın doğal bir şey olduğunu,korkabileceğini ve en zeki kişinin gerektiğinde geri çekilebilen kişi olduğunu da öğretmişti.Güverteden aşağı inerken,anıları zihninden attı ve ana konsantre oldu.
Jack Donnet onu kapısında iki kişinin beklediği bir kamaraya getirdi,elini sallamasıyla nöbetçiler hızla uzaklaştılar,gözleri yerlerdeydi.Jack piposunu ağzından çekip bulut sayılabilecek bir duman üfledi.
"Hey,seni korkutmasına izin verme,korkuyu iyi kullanır."
Hartes cevap vermeyip başını salladı,Jack kapıyı yavaşça açıp içeri girdi,içerisi Jack'in vücut bulmuş hali gibiydi,tavanın olması gereken yer dumandan gözükmüyordu,ağır,baskıcı bir koku odayı doldurmuştu ve köşede bağdaş kurmuş bir adam,hortum bağlanmış bir cam şişeden birşey çekiyor,karşılığında devasa dumanlar üfleyip odaya girenlerin gözlerini ağlatıyordu.Hartes eliyle dumanı dağıtmaya çalıştığında,odanın köşesinde ki,dünyada görmeyi en son beklediği adamı gördü.
"İhtiyar?"
"Hoşgeldin Hartes."dedi kahin gülümseyerek."Gel,otur da konuşalım biraz."
"Sen-nasıl?Kimsin,nesin sen?Burada ne işin var?"
"Sakin ol evlat,bu kadar heyecan yapma,biliyorum ki beni gördüğüne sevindin,ama..."
"Hartes dur!"
Dul Feryadı kafasına doğru yaklaşırken,kahin gülümseyip gözlerini kapatmakla yetindi,silah kendisine çarpmayınca,gözlerini yavaşça açtı ve Jack'in Hartes'i kollarıyla sarıp bir miktar uzaklaştırdığını gördü,neşeli bir şekilde konuştu.
"Bırak onu Jack,beni öldürecek olsaydı onu getirtmezdim."
"Emin misiniz?"
"Evet."
Jack kendisini bırakınca Hartes biraz sendelese de,kendini toparlayıp baltasının ucunu yere koydu,öfkeyle soludu.
"Bunca yıl sonra,beni neden görüyorsun?Benden ne istiyorsun piç?"
"Hartes..."diyerek başladı konuşmasına Jack,Hartes'i uyarmak için,ama kahin elini kaldırınca sustu.
"Seni bıraktım,doğru.Ama sana yemin ederim ki bunu senin iyiliğin için yaptım,eğer bırakmasaydım,bugün olduğun kişi olamazdın,muhtemelen bir köşede ölüp giderdin yada alıştığın şeye devam ederdin,bir ucube olmaya."
"Benim iyiliğim için mi?Bir gün elime bir bıçak,bir de yüzük verip,çekip gittin!Söylediğin iki hayat tarzı bu hayattan daha güzeldir herhalde."
"Bu hayatı sana verebilmek için nelerin feda edildiğinden haberin yok,eğer Megas'a seni alıp eğitmesini söylemeseydim,bir köşede ölürdün,değer bilmeyen,kibirli,şımarık zengin çocukları gibi davranmayı kes,kendin ol.Rades seni ne kadar sert eğitirse eğitsin,içini değiştiremez,çünkü senin içini ben eğittim,kabul et,yaşadığın hayattan zevk alıyorsun sen,devam etmesini istiyorsun,asla sona ermemesini,büyük bir savaşçı olmayı,bunları bana küçükken anlatırdın."
"Onlar yıllar önceydi,çocuktum o zamanlar,senin bana anlattığın,bir savaşçının sahip olabileceği ihtişamlı,parlak hayatı arzulardım,ama bana anlattığın o ihtişamların ölümle,parlaklığın kanla sağlanabileceğini bilmezdim,sen beni eğitmedin,sadece kandırdın o kadar."
Kahinin yüzü düşer gibi oldu,gözlerini tahta zemine odakladı."Yıllar içinde çok fazla hata yaptım Hartes,ama sen onlardan biri değilsin,güçlü,zeki ve onurlusun.Gerçek bir savaşçının sahip olması gereken her şeye sahipsin,onurun sende zaten,ama diğerlerini uzanıp almalısın evlat,bu yüzden seni terk ettim,benim yanımda,hiçbir şey olamazdın,ama şimdi,tüm kıta da bilinen birisin,gözlerin,yeteneklerin ve bugün yaptığın şeyle,adın konuşulacak,efsanen yayılacak..."
"Ve herkes beni öldürmek için peşime düşecek,değil mi?Bana iyilik mi yaptığını sanıyorsun bunak?Tek yaptığın şey kendi yetiştirdiklerinden birinin dünyayı inletmesiydi,değil mi?Sen beni hiç önemsemedin,sevmedin,görmedin,tek önem verdiğin şey gözlerim ve soyadımdı,ha,o konuya girersek,ailemin ne halde olduğunu biliyor musun?"
"Maalesef,biliyorum.Ailene yapılan şey korkunç ötesi bir şey,ama durdurup,bir son vermek senin elinde,hemde küçücük bir hamleyle,acılarına son verebilirsin."
"Öyle mi,nasılmış?"diye sordu Hartes sinirle.
"Elmas Modu açarak."dedi kahin hızla."Elmas Mod,kullanıcısına bir defalık cehennemin kapılarını açma şansı sunar,onu kullanarak,aileni oradan çıkartabilirsin."
"Ama bunu yapmak için beni en çok seven kişiyi öldürmeliyim,değil mi?"
"Maalesef."dedi kahin yavaşça,gözleri bugulanmıştı.
"Kalsın,sağ ol.Ben başka bir yolunu buldum."
"Ah,evet."dedi kahin yarım ağızla gülerek."Şu yeni arkadaşın,değil mi?Tanrı."
Hartes kaşlarını çatıp,karşısında bağdaş kurmuş ihtiyar moruğa baktı.Kronos la işbirliği yaptığını nasıl anlamıştı?Nereden biliyordu?Belki de Kronos'un yanında ajanı vardı,belki de Kronos onunla da ortaktı.
"Şunu söylemek istiyorum çocuğum,girdiğin yol yol değil.Tehlikeli,ve dikkat etmezsen acılarla dolu olacak,şu an emin olamam,ama sormak zorundayım;Her adımda birini kaybetmeye dayanabilir misin?"
"Sen kahinsin."dedi Hartes soruyu görmezden gelerek."Bu yüzden,bu kadar çok şey biliyor,böyle tecrübeli konuşuyorsun.Ama nasıl?Bu güce nasıl sahip oldun?"
Kahin Hartes'in soruyu bilerek cevapsız bıraktığının farkındaydı,ama üstüne gitmedi.
"Tıpkı senin gibi,içimde bir varlığı misafir ederek."
Hartes bir an nefes alamadı,karşısında ki adam içinde bir varlık taşıdığını ima ediyordu,şaşırması çok doğaldı.Kekeleyerek sordu.
"Hangisini,yani,ismi ne,görünüşü nasıl?"
Kahin sabır ve sükunetle konuşmasına devam etti.
"İsmi Zuma,bir baykuş,bildiklerimi,gördüklerimi onun sayesinde onun sayesinde görüyor ve biliyorum,şimdi sen benim soruma cevap ver;Her adımda birini kaybedecek olsan,yine de bu yoldan ilerler misin?"
"Başka şansım yok."dedi Hartes sertçe."Aslında,benim için başka bir hayatta yok.Ben,tanrılar mı dersin,kader mi dersin bilemem,ama asıl güç kimdeyse,onun tarafından yalnız olmakla cezalandırıldım.Sebepli yada sebepsiz,tüm dünya ölmemi isterken nasıl normal biri olabilirim?Nasıl arkadaş edinebilirim,yada nasıl birini sevebilirim?Hayatım,yalnızlığa ve ölüme dayalı,ama benim ölümüme değil,hayır,yoluma çıkanların ölümüne.İşte bu yüzden,hesabımı görmeye Gölge ile başlayacağım,sonra ölmemi isteyen herkesle devam edeceğim.Peki ya sen,kahin?Hayatında ilk defa gerçek bir şekilde bana yardım edecek misin?"
Kahin yavaşça nefes aldı,gözlerini yere dikti."Gölge üç gün sonra şafak vakti,Kotan Bölgesin de ki Ölüm Dağların da olacak."


