21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-2.Kitap:İntikam-8.bölüm-Kafiyeli Ve Hazırlık

"Üç kez hayır dedim bile!"dedi Rades,koridordan dönerken,Hartes peşinden hızlıca ilerliyor,ısrarla konuşuyordu.

"Bunun yapılması gerek!"
"O zaman başka birilerini gönderirim."
"Ben yapmalıyım."
"Hayır."
"Lanet olsun!"dedi Hartes bir koridordan daha dönerken,bu tartışma çok uzamıştı ama bir türlü bitmiyordu.
"Usta,bırak gideyim."
Rades odasının önüne geldiklerinde hızla arkasını döndü ve Hartes ile burun buruna geldi.
"Olmaz."
Rades içeri girince Hartes de arkasından girdi,en başından beri peşlerinde olan Naceyno ise kapıda bekleyip dinlemeye başladı.
"Burada olmaktan sıkıldım,biraz dolaşıp birkaç kişiyle dövüşmek istiyorum o kadar."
"Senin bir kaç kişi dediğin,şu anda Dört Krallık da adı bilinmeyen en büyük tehdit ve onun adamları.Seni ölümüne göndermeyeceğim."
"Ölümüme gitmiyorum,sadece keşif yapacağız o kadar.Naceyno..."
"O fahişe sana ne yaptı bilmiyorum,çünkü çakran normal.Ama bir şey yapmış ki böyle olmuşsun,seni hiç bir yere göndermeyeceğim,burada benimle birlikte güvendesin."
"Sıkışmış ve bunalmış halde."
"Yine de güvenli."
"Bu tartışılır."
Rades kafasını sallayıp sandalyesine oturdu,önünde ki dağ gibi kağıtlar incelemeye başladı.Hartes diğer tarafta ki sandalyelerden birine oturdu ve kaşlarını çatıp ustasına bakmaya başladı.Birkaç dakika sonra Rades ofladı.
"Bana öyle bakmayı kes."
"İzin ver konuşay..."
"Hayır."
"Ama..."
"Hayır."
"Ya..."
"Hayır."
"Bekle..."
"Hayır."
"Dur..."
Hayır."
"Bırak gidey..."
Hayır."
"Kapa çeneni!"diye bağırdı öfkeli genç,kalkıp ellerini masaya koydu,eğilip orta yaşlı adama kitlendi.
"Bana beni buraya hapsetmeyeceğine söz vermiştin ama ediyorsun,nerede kaldı sözün?"
"Tek istediğim güvende olman."
"Güvende olmak sıkıcı ve aptalca bir şey,ben gerçek dünya da olmak istiyorum."
"Orada bir kaçak ve hainsin,burada ise bir prens."
Hartes kafasını iki yana salladı."Ben prens falan değilim,kimse beni öyle görmüyor,sadece sesleniyorlar o kadar.Sadece,bırak gidip kendi ismimi kazanıp onunla yaşayım,senin bana verdiklerin ile değil."
Rades birkaç saniye duraksadı, kendi gençliği hatırladı,o da böyleydi, heyecanlı,öfkeli,maceraperest.Ama o küçükken önemli biri değildi,sonradan olmuştu,ama Hartes kendisi gibi değildi,doğmadan önce bile önemli biriydi,Rades onu kaybetmek istemiyordu,her şeyden sonra Hartes kendisini terk ederse tüm dünyayı yakıp yıkardı.
"Seni terk edeceğimden korkuyorsun,değil mi?"
Rades çocuğun hızlı gelişen zekasına küfretti.
"Hayır,seni kaybetmekten korkuyorum,öldürülmenden veya esir alınmandan korkuyorum."
"Bana bir şey olmayacak,kendimi koruyabilirim."
"Yanında kimse olmadan?"
"Naceyno olacak."
"O fahişeyi tanımıyorsun bile,nasıl güvenebiliyorsun?"
"Güveniyorum bir şekilde,bende bilmiyorum."
"Yanına bir bölük veririm."
"Bir bölük mü?O kadar adam çok dikkat çeker,tek giderim."
"O zaman olmaz."
"Lanet olsun!"diye bağırdı Hartes.Öfkeyle arkasını dönüp kapıya doğru yürüdü,çıkmadan son bir şey söyledi.
"Megas'dan ne farkın kaldı şimdi?"
Kapı çarpıp kapandığından Rades ellerini öfkeyle masaya vurdu.Resmen hırladı.Megas la karşılaştırılmıştı,o yalancı hain ile.Kapı tekrar açıldığında umutla başını kaldırdı,giren kişiyi görünce gözlerini kısıp dikleşti ve öfkeyle nefes aldı.
"Ne istiyorsun fahişe?"
Naceyno yavaş adımlarla masaya yaklaştı,elini masanın üstünde gezdirdi,hafifçe güldü.
"Bunu komik mi buldun küçük kız?Konuşacaksan konuş,yoksa omurganı en hassas yerinden çıkartır,sonra da kafana monte ederim."
"Oo,çok etkileyici bir tehdit,yapamayacak olman ne yazık."
Rades masanın etrafından dolaştı,kız canını sıkmaya başlamıştı,belki onu öldürünce Hartes saçma inadından vazgeçerdi.
"Şu an bu odada benimle yalnızsın kızım,ve ölmek üzeresin."
"Hayır değilim,çünkü Hartes ile gitmem gereken bir yer var."
"Hartes hiç bir yere gitmeyecek."
"Öyle mi?"
"Öyle."
Naceyno elini güzel yüzünde gezdirirken tekrar güldü,Rades tanrıların arasında büyümüş bu kızın garip davranışlarını normal buluyordu,daha önce de görmüştü.
"Hartes'in benimle gelmesine izin vereceksin Kerbeks."
Rades yapmacık şekilde güldü.
"Bunu neden yapacakmışım?"
"Çünkü sana da Yoko'dan teklif getirdim,hemde çok iyi bir teklif."
***
"İyi düştün yere,kalkacak mısın gene?"
"Ahhh,adi orospu çocuğu."
"Çok ayıp konuştun,toplarını tokuşturdun."
BAMMMM!
"AHHH!"
"Atıyordun dolusuna,öleceksin bokuna."
Adam kasıklarında ki ağrıyı görmezden gelmeye çalışıp kalkmaya çalıştı,yine düştü.Uzun süren dövüşün etkileri 'Kafiyeli'de gözükmüyordu,hala sağlam gibiydi,adam Tanrı'nın,efendisinin haksız çıktığını anladı.Bu adam göründüğünden çok daha güçlüydü ve yerde sürünmekte olan kendisinin hiç kozu kalmamıştı.
Kafiyeli hopladı ve yerde yatan adamın sırtına ayaklarıyla vurdu.Sonra inip etrafında dolaşmaya başladıysa da,paramparça olan alanını üstünde ki taş parçalarına basmamaya çalıştığı için ördek gibi yürüyordu.Dönüp yerdeki adamı tuttu ve kaldırdı,adam ağrıya kasıkları yüzünden ayakta duramıyordu,dizlerinin üstündeydi,Kafiyeli elleriyle başını tutup sıkmaya başladı.
"Bacaklarında ağrı,kimdir bu Tanrı?"
Adam güçlü eller tarafından sıkılan kafasını hissetmemeye başladı,sadece acı vardı.Kafatasının yavaşça çatlamaya başladığını hissediyordu,kendini koruyacak çakrası kalmamıştı.
"Gerçekt-gerçekten bilmek...istiyor musun?"
Kafiyeli şiddetle kafasını sallarken,adamın kafasını sıkan ellerini biraz gevşetti.Adam kan dolmuş ağzıyla gülümsedi ve kanla kaplı olan dişleri göründü.
"Onu asla bulamazsın Zinon,o istediği zaman görünür,çünkü o bir tanrı."
"Kes saçmalamayı,çıkar şu baklayı."
Adam güldü.Son anlarını yaşadığının farkındaydı,ya burada ölecekti,yada başarısız olduğu için Tanrının yanına gidince,pek bir önemi yoktu,o,sonuncuydu.
"Sana iki şey söyleyeceğim Zinon,ben,sonuncuyum."
Kafiyeli tek kaşını kaldırdı,anlamadığı belli oluyordu.
Adam burnundan kan akmaya başlarken gülmeye devam etti.
"Ben,güçsüzlerin sonuncusuyum Zinon,benden sonra gönderilen herkes,Yenilmezlerin,yada Ölümsüzlerin içinden olacak.Onlara karşı koyamayacaksınız."
Kafiyelinin gözleri kocaman açıldı,zar zor yutkunup ellerini gevşetip adamı bıraktı,adam kanlı kafasıyla yere düştü,nefes nefese kalmış şekilde öksürdü.Kafiyeli eliyle kendi kafasına vurmaya başladı,adam onun sorununun ne olduğunu anlamıştı.
"Kim sonra ki hedef,çalarım tef."
Adam kanlı ağzıyla kahkaha attı.
"Ne oldu?Kafiye bulamadın mı?"
Kafiyeli sinirle ona baktı,eğilip ensesinden tuttu,kaldırıp havaya fırlattı.Adamın hareket bile edecek gücü yoktu,havada birkaç kez döndükten sonra hızla yere çakıldı,vücudunu koruyacak çakrası olmadığı için birkaç kemiği kırıldı.Kafiyeli tekrar gelip tuttuğunda,adam ölme vakti geldiğini düşündü.
"Beni kötü olarak görüyorsun değil mi Zinon?Bana göre de sen kötüsün ama.Her neyse,ikimizde inandıklarımız için savaştık,ve ben yenildim,öyle olsun,benim ölümüm bir hiç."Adam kan kustu,öğürerek ciğerlerini temizlemeye çalıştı."Ama şunu unutma;ben giderim,başkası gelir.Nerelerde dostlarımız olduğunu bilsen şaşarsın.Bizi azınlık olarak görme,kartalcık.Çok fazlayız,ve her yerdeyiz,ve hepimiz aynı şeyi istiyoruz:Temizliği."
Kafiyeli kafasını salladı.Eğildi,adamı tutup kaldırdı,iki eliyle çenesinin altından tuttu,sağ bacağını omzuna bastırdı.Adam hala konuşuyordu.
"Leotin veledi çıktı mağarasından,evet kartalcık,Altın Mürettebatta bile destekçilerimiz var,ve,şunu bil:Leotin veledi için çok özel biri gönderildi,yakında ona ulaşır,görüşürüz kartalcık,ben,senden önce Meleklerin yanına gidiyorum."
"Boş laflar,kafa kopar."
Kafiyeli iki eliyle tuttuğu kafayı yukarı doğru çekerken,sağ omuza bastırdığı bacağıyla vücudu sabitledi,adamın kafası hafif bir çatırdama ve yırtılma sesiyle yerinde kopup gelirken,Kafiyeli yüzünü çevirdi,kopan kafayı sağ elinde tuttu ve diğer tarafa tükürdü.
"Gitti biri,kaldı bini."
***
Hartes eyeri siyah atın üstüne koyup bağladı,yan gözle Naceyno'ya baktı,atını elmayla besliyordu.Yolculuk için hazırlardı,kendisi çıktıktan sonra Naceyno Rades'in odasına girmiş,gidiş iznini alıp gelmişti,Hartes onlarca kez sormasına rağmen,nasıl yaptığını söylemiyordu.Diğer yükleri almak için arkasını döndü ve onları koyduğu yere ilerledi,yemek dolu bir çantaya uzanırken,birisi ondan önce çantayı alıp ona uzattı.Hartes baktığında ustasını gördü,şaşırdı.Rades yeni,temiz kıyafetler giymişti,saçlarını arkada toplamıştı,gerçek bir kraldı,tahtı olmayan bir kral.Hartes yemek dolu çantayı ondan aldı ve eline iki tane daha alıp arkasını dönüp atlara doğru ilerledi,Rades diğer yükleri alıp onu takip etti,Naceyno ikisini yalnız bırakmak için uzaklaştı,Hartes ustasına döndü,gözlerine baktı.Rades sıkıntıyla elini omzuna koydu.
"İyi yolculuklar evlat."
"Sağol usta."
İkisi de bir süre konuşmadı,sonunda Hartes rahatsızca kıpırdandı.
"Sana öyle dediğim için üzgünüm,senin Megas ile bir alakan yok."
"Önemli değil evlat,biliyorsun ki bana daha kötüleri de dendi."
"Evet ama..."
Rades iki elini uzatıp Hartes'i kucakladı,Hartes biraz garipsese de,o da sarıldı.Rades ayrılıp genç adamın gözlerine baktı.
"Unutma evlat,insan için,sadece doğup büyüdüğü yer ev değildir,sevdiği ve sevildiği her yer evidir,burası senin evin,Kirtan da öyle.Kendine dikkat et,aç ve susuz kalma,bir gözün açık uyu,gücünü biriktir,öğrendiklerini tekrar et,ve sağ salim dön,boş yere kavgaya tutuşma,ama eğer tutuşursan,kazan."
Rades cevap beklemeden döndü ve yürümeye başladı,Hartes kendi kendine güldü ve arkasından seslendi."Bende seni seviyorum Rades Kerbeks!"
Hartes yanına gelmiş olan Naceyno'ya baktı ve kollarını esnetti.Naceyno atını okşayıp yoldaşına baktı,tedirginlikle kapıların dışına baktığını gördü.Hafifçe güldü.
"Korkmana gerek yok,biliyorsun,savaş bitti."
Hartes atına binmeden önce ona baktı,alayla gözlerini kıstı.
"Hala öğrenemedin mi ufaklık?Ben nefes aldığım sürece,savaş asla bitmez."