"İlk olarak,kuralları açıklamak istiyorum!"diye devam etti hakem.
Biraz bekledikten sonra konuşmaya devam etti."Rakiplerden biri on saniyeden fazla yerde kalırsa hükmen mağlup olur!"
Biraz bekledikten sonra konuşmaya devam etti."Rakiplerden biri on saniyeden fazla yerde kalırsa hükmen mağlup olur!"
"İkinci olarak,rakiplerden biri pes ederse,ve diğer rakip,rakibi pes ettiği halde ona saldırmaya çalışırsa,iki tarafta mağlup sayılır!"
"Son olarak,benim,yani hakemin kararını sorgulayanlar yada karşı gelenler direkt diskalifiye olur!"diye bitirdi hakem.
Megas yavaşça kıpırdanıp ilk maçın başlamasını bekledi.Hakem elini kağıtlarla dolu bir kavanoza soktu,yan yana isimlerin yazılı olduğu kağıtlardan birini çekti ve okudu.
"Lara Minora,Tavko Oklama'ya karşı!"
Megas ilk dövüşün öğrencilerinden birinin olmasına sevindi,böylece Lara'nın ne kadar güçlendiğini görebilecekti.
Lara,Malyen'in elini sıkıp merdivenlerden indi ve arenaya çıktı.Rakibi Tavko,kahverengi saçlı ela gözlü bir çocuktu,yüzü yavaşça şekil almaya başlamıştı ve kendine güvenle yürüyerek oda arenaya çıkmıştı.Lara'yı bir süre inceleyip tane tane konuştu.
"Seni uyarayım,altıncı seviye bir savaşçıyım,ve rakiplerime merhamet etmem,bu yüzden hemen şimdi maçtan çekilmeni öneriyorum tatlı kız,yoksa canın çok yanacak."
Lara gözlerini kısıp ellerini beline koydu."Merhamete değil,zafere ihtiyacım var."
Çocuk güldü."Öyle olsun."
"Hey,"dedi Megas'ın arkalarından bir ses."Şu oğlana beş altın yatırıyorum,kızı ezecek gibi duruyor,hahahaha!"
"Bence de,bende on altın koyuyorum."dedi başka biri."Küçük kızların burada işi yok,eve gidip örgü örmeliler,hahahaha."
Megas bu aptallara cevap vermeye tenezzül bile etmedi,ama Zandor farklı düşünüyordu.Ayağa kalkıp konuşan adamlara döndü.
"Açın da kendi kıçınıza gülün,aptal piçler!Sizin gibi bok kafalıların burada-"
"Otur Zandor!"dedi Megas sertçe.
Zandor bir saniye daha ayakta durduktan sonra oturdu.Hakem maçı başlatmak üzereydi.Ellerini havaya kaldırıp bağırdı.
"Arena halkı!Finallerin ilk maçını başlatıyorum!"Hakem bunları söylerken iki dövüşçü pozisyon aldılar.Hakem iki elini hızla aşağı indirdi."Başlayın!"
Tavko hızla saldırdı,havaya zıpladı,dikey bir şekilde takla atıp sağ ayağının topuğunu Lara'ya indirdi.Lara kollarını çapraz şekilde kaldırıp saldırıyı engelledi.Tavko yere inip bir döner tekme attı.Bu sefer Lara zıpladı,Tavko'nun tekmesi altından geçip giderken elini uzatıp Tavko'nun kafasının arkasından saçını tuttu.Kafasını hızla çekerken,sağ dizini hızla ileri gönderdi.Tavko tekmesinin ortasındayken,Lara Tavko'nun burnuna sağ dizini şiddetle geçirdi.Ufak bir çıtırdamayla Tavko'nun burnu kırıldı,ağzından ufak bir çığlık kaçarken,çocuk yere düştü.
Lara yere inip eserine baktı,çocuk yerde kan fışkıran burnunu tutuyordu.Öfkeyle ayağa kalktı,elini kanlar akan burnundan çekip öfkeyle burnunu kıran kıza baktı.Ellerini birleştirdi.Sıkılı dişleri arasından bir teknik ismi söyledi.
"Aslan Kükremesi!"
Lara savunma pozisyonuna geçti,çocuğun saldırmasını bekledi.Ama çocuğun tek yaptığı,kırık burnundan yapamadığını ağzından yapıp derin bir nefes çekmek oldu.Tavko çekebildiği kadar havayı ciğerlerine çekti ve ağzını Lara'ya doğru açıp bağırdı.Lara çocuğun ağzından bir haykırma çıkmasını bekliyordu ama beklediği olmadı.
Onun yerine bir aslan'nın kükremesi çıktı,kükremenin yarattığı ses dalgası hızla Lara'ya çarpıp onu beş metre öteye fırlattı.
Lara bir aylık eğitimde öğrendiği şekilde kamburunu çıkardı,kalçasını yana eğerek yere düştü ve neredeyse hiç bir şey hissetmedi.Hızla ayağa fırladığında bu işin kolay olmayacağını anlamıştı.O da ellerini birleştirdi,çakrası hızla ayaklarına dolarken bir teknik kullandı.
"Sessiz Adımlar!"
Lara yavaşça eğildi,ellerini iki yana açtı ve hazırlandı,birkaç saniye sonra orada değildi.
Tavok aniden yüzüne çarpan yumrukla geriye savruldu,yere yapıştı.Ayağa fırlayıp pozisyon alsa da kafasının arkasına gelen tekme onu öne doğru fırlattı,daha yere düşmeden alttan çenesine yediği tekme ile havaya fırladı,tüm arena havada süzülen çocuğu şaşkınlıkla izlerken,Lara aniden onun daha üstünde belirerek kendi etrafında döndü ve tam çakra havuzuna çakrayla doldurduğu tekmeyi yapıştırdı.Tavok'un ağzından hızla çıkan kan havada dans ederken Tavok hızla zemine çakıldı.Lara da herkesin şaşkın bakışları arasında hemen yanında belirdi.
"Bacaklardan çok,ayaklara doldurulan çakra sayesinde suda,havada kısacası her yerde inanılmaz bir hızla hareket etme tekniği.Bunu öğrenmekle kalmamış,bir de son seviyesine yükseltmiş,vay be!Beni şaşırttın Lara."diye düşündü Megas.Lara gerçekten kendini aşmıştı.
Hakem elinde ki köstekli saatine bakarak,"Tavok Oklama on saniye yerde kaldı.Kazanan Lara Minora!diye duyurdu.
Seyircilerden bir alkış tufanı koptu,herkes bu güçlü ve hızlı kıza hayran kalmıştı.Lara dövüşçülerin odasına giderken,iki kişi gelip yenilen çocuğu yerden kaldırıp götürdü.Hakem başka bir kağıt çekti.
***
Yarışma devam ediyordu,Lara'nın maçından sonra on maç gerçekleşmişti,çoğu kanlı bitmişti.Megas,Lara ve Malyen sabırsızlıkla Hartes'i ve Melek'i bekliyordu,hala ortada yoktular.Sanki planlanmış gibi onun maçı da daha gelmemişti.Güneş gökyüzünde kavurucu bir sıcaklıkla parlarken,hakem alnında ki teri silip başka bir kağıt çekti.
"Malyen Bones,Perses Dortak'a karşı!"
Seyirciler arasında bir dalgalanma oldu.Herkes Dortak ailesinin genç efendisinin emin adımlarla arenaya çıkmasını izliyordu.Kimseden çıt çıkmıyordu.Malyen de kendine güvenerek arenaya çıkarken,seyircilerin çoğu acıyan gözlerle ona bakıyordu.Hiç kimse onun bu maçı kazanabileceğine inanmıyordu.Özellikle de seyirciler arasın da ki yüksek ailelere mensup bilge kişiler.
"Dortak ailesi turnuva ilk düzenlendiğinden beri turnuvada yer almıştır ve her zaman ilk üçte kendine yer bulmuştur.Bu küçük çocuğun bir Dortak'a karşı şansı yok."dedi yaşlıca bir adam.
"Haklısın."dedi başka biri."Dortak ailesi kendine özel tekniğiyle ve kanlarında olan gümüş mod özelliği sayesinde her zaman ilk üçe kolayca girebilmişlerdir."Bu sefer konuşan kişi orta yaşlı bir adamdı,zengin birine benziyordu.
Herkes Dortak ailesinin gücüyle ilgili konuşurken,"Yanılıyorsunuz."diyen birini duydular.Bu konuşan kişi çok yaşlı birine benziyordu,sakalları göğsünü geçmişti,gözleri çökmüş olsa da heyecanla parlıyordu.Herkes merakla ona bakarken konuşmaya devam etti.
"Yanılıyorsunuz.Siz belki hatırlamazsınız,ama benim hafızam iyidir.Dortak ailesi her zaman ilk üçe girmemiştir.Hatta bir keresinde değil ilk üçe,son aşamaya bile geçememişlerdi."
"Ne?"
"Bu imkansız!"
"Emin misin moruk?"
"..."
Herkes donmuş bir şekilde yaşlı adama bakıyordu,kimse konuşamıyordu,ta ki meraklı bir genç sorana kadar.
"Ne zaman oldu bu?"
Yaşlı adam kurumuş dudaklarını ıslatıp konuştu.
"Çok uzun zaman önce oldu,kralların araya girmesiyle aralarında ki bir meseleyi savaşla çözemeyen Dortak ve Leotin ailesi mevzuyu turnuvada halletmek istediler.O yıl,Dortak ailesinden gelen herkes Ölüm Ormanında öldü,sadece onlar değil hemde,katılımcıların neredeyse hepsi.O yıl, Leotin ailesi ilk yüzü tamamen doldurdu. Zaten,kendilerinden başka çok az kişi hayatta kalmıştı."
"Bu inanılmaz!"
"Olağandışı!"
"Akıllara zarar."
"Leotin ailesi o kadar güçlü müydü gerçekten?"dedi başka bir genç.
Yaşlı adam yavaşça onayladı."Onlara 'Ölümlü Tanrı'denirdi.Altın Modları sayesinde o kadar güçlüydüler ki,on tanesinin bir gecede bir ülkeyi yıkıp yönetim şeklini bile değiştirebileceğini söylerler."
"Bu resmen çılgınlık!"diye bağırdı bir adam."Hiç bir insan o kadar güçlü olamaz!"
Yaşlı adam yan gözle baktı ona.
"Bir gün öğreneceksin."dedi.
Adam şaşkınlıkla donup kalırken,Malyen ve Perses yerlerini almıştı.
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>


