21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-49.bölüm-Yalnız Adalar




"Dediğim gibi usta Megas,"diye devam etti adam."Bizi hafife aldınız."

"Bu-bu da neydi böyle?"
"Bu...gizli silahlarımızdan biri diyelim."
"Nasıl işliyor?"diye sordu Megas heyecanla,Altın Mürettebatı anında mahveden bir silahın varlığı onu heyecanlandırmıştı.Adam çenesini kaşıyıp biraz düşündü.
"Şey,onların kullandıkları kırmızı tozun içine birkaç özel malzeme daha ekliyoruz,ıslanamayacakları,çakra alabilen özel birer pakete koyuyor,ve ağızlarına yine çakra emebilen ip bağlıyor ve denize salıyoruz.Denize gönderilen çakrayı,ip pakete ulaştırıyor ve pakette ki koz alev alıyor.Ve sonra,bom!"dedi ve uzaklaşmaya başladıkları,hala yanmakta olan gemi enkazlarını gösterdi.
"Çok zekice."diye karşılık verdi Megas.Bu adamlar gerçekten hazırlıklıydı.Adam biraz daha kaldıktan sonra uzaklaştı ve Megas yanına gelen Ebisu ile baş başa kaldı.Ebisu soğuk gözlerle yanmakta olan Mürettebat gemilerine baktı,rüzgarın doldurduğu yelkenler sayesinde artık iyice uzaklaşmışlardı,diğer gemilerle beraber gidiyorlardı,Megas,diğer gemilerden çok kişinin kendi gemilerine atladığını fark etti.Ebisu'ya neler olduğunu sordu.Ebisu biraz utanmış gibi görünse de,cevap verdi.
"Gözlerini görmek istiyorlar.Hemde herkes.Neden savaştıklarının sebebini bilmek istiyorlar."Ebisu kafasını uzaklara çevirdi."Ben dahil."
Megas derin bir nefes aldı,er yada geç olacağını biliyordu,ama bir şartı vardı.
"Gözleri göreceksiniz,hemde hepiniz.Ama,hiç kimse ona aile adını söylemeyecek,hiç kimse Leotin adını söylemiyecek.Bunu ona ben sonra anlatacağım.Git ve adamlarınla konuş,ağızlarını tutsunlar."
Ebisu başıyla onaylarken çok heyecanlı gözüküyordu,hızla güvertede toplanmakta olan kalabalığın arasına daldı.Megas güvertenin kenarından ayrılırken birkaç kişinin itiraz etme sesini duyduysa da,bu sesler hemen kesilmişti ve Megas,Hartes'i aramak için dolaşmaya başladı.
Onu bulduğunda,Hartes alt güvertede,hamakların sonunda ki tahta duvarın dibine çökmüş oturuyordu.Megas ona doğru yürürken,ayağının altında ki tahtalar gıcırdıyordu,ama Hartes hiç hareket etmeyince,Megas endişeyle hızlandı ve önüne gelince çömelip ona baktı.Hartes'in siyah gözleri Megas'ın çizmelerinin ucunu inceliyor gibiydi,dudakları sımsıkı kapalıydı,bom boş bakıyordu.Tıpkı o anda ki gibi.Rob'u öldürdükten hemen sonra ki gibi.Megas yavaşça konuştu.
"Hartes."
Hartes sanki bir transtan uyanmış gibi hızla başını kaldırdı ve ustasına baktı.Varlığını daha yeni fark ediyordu.Böyle gafil avlandığı için utandı ve başını çevirdi.Megas şansını tekrar denedi,bu sefer ayağa kalktı,dönüp sırtını tahta duvara yasladı ve Hartes'in yanına oturdu.Rahatlıkla bir of çektikten sonra,tekrar Hartes'e döndü.
"İyi misin evlat?"
"Onu öldürdüm."
Megas kaşlarını çattı."İlk değildi."
"Ama farklıydı."
"Neden?"
"Çünkü öldürdüğümü hatırlamıyorum."
"Bu...nasıl olabilir?"
Hartes huzursuzca kıpırdandı."Sharanor'u biliyorum."
Megas irkildi."Nasıl?"
"Melek yardım etti."
Megas öfkeyle dişlerini sıktı."Adi herif,yapmaması gerekiyordu."
"Bilmem gerektiğini düşünmüş."
"Onunla konuştun mu peki?"
Hartes başıyla onayladı.
"Nasıldı?"
"Ee,yalnız,sıkılmış,öfkeli,kibirli,ama iyi gibi."
"Beklediğim cevap bu değildi."
Hartes yutkundu.Megas parmağında ki bir şeyle oynadığını fark etti.Elini saklayamadan tuttu ve baktı.Simsiyah elmaslı bir yüzük garip bir parıltı ve güç yayıyordu.Megas büyülenmiş gibi yüzüğe bakarken elini ani bir ısı dalgası sardı ve parmaklarından duman tüterken Megas elini hızla çekti.Hartes de şaşırmış gibiydi,ama bir şey söylemedi.Megas çakrasını parmaklarına yönlendirip kendini iyileştirirken,mantıklı tek soruyu sordu.
"İçinde onun çakrası mı var?"
"Evet."
"Geniş bir açıklama iyi olurdu."
Hartes utanıp başını eğdi ve sessizce konuşmaya başladı.Melek'in yaptığı tekniği,Sharanor'un huzuruna çıkması,yapılan antlaşma ve uyandığından beri çok nadir olarak o gücü kullanması.
"Melek,yüzüğü çıkartmamı söyledi,onun gücüne bel bağlamamam gerektiğini söyledi,kendi gücümü kullanmalıymışım.Bu yüzden çok az kullandım onu,ama Rob'la savaşırken,gücüm kalmamıştı,mecburen ondan çakra çektim ve...onu Dul Feryadına aktardım.İsteyerek olmadı,aslında hiç olmamıştı,çünkü hatırlamıyorum.Ama gözlerimi açtığımda,Rob ölmüştü."
Megas bir şey söylemedi,böyle olacağını düşünmemişti hiç.Sharanor'un çakrası Hartes'in sadece vücudunu değil,zihnini de etkiliyor demekti bu.Hartes utançla özür diledi.
"Üzgünüm usta,size sormadan kötü birşey yaptım."
Megas herşeye rağmen,öğrencisinin gönlünü almak istedi.
"Üzülme evlat,ben de sana sormadan bir şey yaptım."
Hartes merakla ustasına bakınca,Megas baklayı çıkardı,tayfanın gözlerini görmeyi istediğini söyledi. 
Hartes ustasının sözünü yerde kalmamasını sağlamak için gözlerini göstermeyi kabul etti.İkisi,oturdukları yerden kalkıp hamakların arasından geçtiler,merdivenlerden yukarı çıkıp güvertede toplanmış kalabalığa yaklaştılar,onlar yaklaştıkça sesler kesildi,farklı boylarda,cüsselerde adamlar pür dikkat Hartes'e bakıyordu.Hartes bu kadar fazla gözden rahatsız olsa da,artık çok geçti,yapmalıydı.Yenilenmeye başlayan çakrasını midesinden çıkarıp gözlerine yönlendirdi,gözlerini kapatıp hızla açınca,kalabalıktan bir hayret nidası yükseldi.Tüm tayfa,karşılarında duran küçük çocuğun iki güneş gibi parlayan gözlerine kitlenmişti,hayran hayran bakarlarken,Hartes kaşlarını çatıp bir süs eşyası gibi sergilenmekten sıkıldı ve çakra akışını kesti.
Gözler parlamayı kesince,kalabalık sanki bir transtan uyanmış gibi dalgalandı ve kendine geldi.Ebisu şaşkınlığını üstünden atıp silkindi ve emirler yağdırmaya başladı.
"İyice çekin şu yelkeni!Hızı arttırın!Mürettebat peşimizi bıraktı mı sanıyorsunuz?Hemen bombaları hazırlayıp suya bırakın,onları iyice parçalayacağız!"
Tayfa hemen harekete geçti,bazıları yelkenleri düzenlerken büyükçe bir grup alt güverteye indi ve farklı boyutlarda poşetlerle çıkmaya başladı,poşetleri dikkatlice suya bırakırlarken Hartes onları izliyordu,Megas uzaklaşıp gözden kaybolmuştu,sonra Malyen ve Lara'nın yanına geldiğini fark edip onlara döndü.Hartes,Malyen'i maçtan önce görmüştü,ama Lara'yı bir ayın sonunda yeni görüyordu.İyice inceledi onu,çok değişmişti,daha uzun,daha güçlü duruyordu.Yüzüne fırlayan kan yüzünden pembeleşen yanakları onu çok tatlı göstermişti.Hartes ona çok uzun süre baktığını fark edince başını çevirip ikisine tiksintiyle bakan Malyen'e döndü.
"Yaralandınız mı?"
Malyen omuzlarını oynattı."Hayır,sen?"
"Hayır."
Lara dudağını ısırarak konuşmaya dahil oldu."İyisin yani."
"Daha iyi günlerim olmuştu."
Hartes dönüp güvertenin kenarına yürüdü,hızla yarmakta oldukları denize baktı,daha önce hiç gemiye binmediğini hatırladı,aslında daha önce hırsızlık yapmaktan başka hiçbir şey yapmamıştı.Ne kadar garipti.Daha birkaç ay önce kimsenin tanımadığı biriyken,şimdi üç krallığa ve çok güçlü bir birliğe karşı başka bir krallıktan sığınma isteyecek kadar önemli biriydi.Tüm dünya peşindeydi,Hartes bir saniyeliğine bu kadar istenmenin verdiği zevkin tadını çıkardı,ama bu tat Malyen'in gelmesiyle bölündü.
"Açıklama istiyoruz Hartes.Arena da neler oldu?"
Hartes bu konuşmanın gideceği yeri bilmiyordu."İzledin ya.Dövüş,ölüm,bombardiman ve daha fazla ölüm."
Malyen kaşlarını çattı."Onu bende biliyorum.Sorduğum şey Rob'u neden öldürdüğün.İntikamımı alacağını söyleyip durdun,bu yüzden bilmek istiyorum.Benim için miydi?"
Hartes ona bakmadı bile."Hayır."
Malyen iyice sinirlendi."Bana doğruyu söyle Hartes!"
Hartes hızla ona döndü."İster inan ister inanma.Senin için birini öldürmedim."
Malyen ellerini hızla uzatıp Hartes'in yakasına yapıştı."Yalan söylüyorsun!"
Hartes ellerini silkip onu itti."Söylemiyorum."
Malyen ona tekrar uzanınca Hartes onu daha sert bir şekilde itti."Dokunma bana!"
Malyen sinirle güldü."Arena da bir çocuğu vahşice öldüren adam,takım arkadaşından korkuyor,ne garip."
Hartes sinirle sıktığı dişlerinin arasından konuştu."Ben.Kimseden.Korkmam."
Malyen hızlıca nefes alıp veriyordu,söyleyebileceği tek şeyi söyledi.
"Ormanda,Rades'in karşısındayken,korkudan ağlayacaktın,kim bilir,belki de ağlamışsındır."
Hartes bağırıp üstüne atıldı,iki çocuk yere düşerken Lara'ya çarptılar,Hartes hızla yumruklarını indirirken Malyen yüzünü korumaya çalışıyordu.Hartes yüzüne vuramadığını fark edince hafifçe kalkıp Malyen'in karnına vurmaya başladı.
Tayfalar,özellikle arenada olmayanlar,Hartes'in kavgasını izlemek için işlerini bırakıp tezahürata başladılar.Malyen,Hartes'i devirip üste çıkınca tayflar çoştu.Lara ikisini ayırmaya çalışırken,yokluktan Zandor geldi.Bir kez daha üste çıkmış Hartes'i çekip aldı,Lara da Malyen'i ayağa kaldırırken,Hartes,Zandor'un kaslı kollarından kurtuldu.Zandor öğrencisinin yanına gelip suratını inceledi ve Hartes'e döndü.
"Başın büyük belada çocuk."
Malyen ona saldırmaya çalışınca,Zandor bu sefer onu tutmak zorunda kaldı.Zandor'ın kollarında çırpınırken bir yandan da konuşuyordu.
"Sana gününü göstereceğim!Megas bunu öğrenecek,işte o zaman..."
Malyen konuşurken,Hartes ona bağırmaya başladı.
"Kavga ettiğim için beni şikayet etmenizden korktuğumu mu sanıyorsunuz?Hiç kimse bana dokunamaz!Ben..."
"Yeter!"
Hartes'in öfkeli bağırışı bir çığlıkla kesildi,herkes sesin sahibine dönerken Lara gözleri yaşarmış bir şekilde bir Hartes'e,bir de Malyen'e baktı.
"Kendinize bir bakın!Şu halinize bakın!Bir ay öncesinde kardeş gibiydiniz,şimdi ise birbirinizi öldürmeye çalışıyorsunuz!Kardeşlik,arkadaşlık bu mu?Lanet olsun size!"dedikten sonra yürüyüp gitti,tayfa aralarından geçen öfkeli kıza yol vermek için açılınca Hartes patlamış kaşı ve dudağını silip acıyan ağzıyla yere tükürdü.Öfkeyle Malyen'e baktı.
"Bunların hepsi senin suçun."
"Dedi kavgayı başlatan adam."
Hartes bir şey söylemedi,Lara'nın söylediği şeyler onu kendine getirmeye yetmemişti,ama Zandor buradayken Malyen'le kavga edemeyeceğini biliyordu,az sonra Melek,daha kötüsü Megas burada olurdu,Hartes tüm tayfanın önünde azarlanmamak için arkasını dönüp gitti.
Altın gözlünün dönüp gittiğini gören tayfalar hayal kırıklığı yaşarken,geminin yüksek güvertesinde olan biteni izleyen Ebisu ve Megas tayfaların işlerine dönmesini izledi.Megas huzursuzca Ebisu'ya döndü.
"Çocukların kusuruna bakma,bazen böyle oluyorlar,ama barışacaklardır."
Ebisu kamarasına gitmek için hareketlenmeden önce Megas'a baktı.
"Zaten boku yedik,iki çocuk kavga etse ne olur ki?"
***
Hartes,iyi bir azar yememek için,ana direğin tepesinde,içinde saklandığı gözcü barakasından yavaşça kalktı ve aşağıya baktı.Bir hafta boyunca,gizlice aşağı inmiş,yemeğini almış ve hızla buraya gelmişti.Burada olduğunu söylememesi için gözcüye Tahres'in yüzüğünden çıkan,kabzası tamamen yontulmuş elmastan yapılmış bir hançer vermişti,bir haftadır burada yatıp kalkıyordu ve sırtı ağrımıştı.Çakrasını gözlerine yönlendirip altın modunu açtı,güverteyi iyice tarayarak olağan üstü çakraya sahip kişileri aramaya başladı,buldu da.Zandor,geminin kıç tarafında,bir yerlerden bulduğu olta ile balık tutuyordu,Melek geminin en önünde ellerini arkasında birleştirmiş bir şekilde denizi izliyordu,Megas ise alt güverteden yukarı çıkıyordu.Hartes görünmemek için hemen oturdu ve sırtını direğe yasladı.Dinlenmek için gözlerini kapattı,ama ani bir ses ile yerinden zıpladı.
"Kara göründü!"
Tayfalar sevinçle haykırdı,Zandor oltasını bir kenara bırakıp geminin en önüne yürüdü ve Megas ve Melek'in yanında yerini aldı.Uzaktan yavaşça belli olmaya başlayan kara parçalarını seçmeye çalışırken,Melek kafasını kaldırıp gözcü barakasına baktı.Sonra Megas'a döndü.
"Orada olduğunu bildiğimizi bilmiyor değil mi?"
"Hayır."
Zandor kıpırdandı."Ona iyi bir ceza vermeliydin Megas,tayfalarla beraber yelken çekebilir veya güverteyi silebilirdi."
"Yada senin cezanda ki gibi kamarasından çıkmazdı."
Zandor sesini kesip kara parçalarına bakmaya devam etti.O sırada Megas konuşuyordu.
"Sharanor'un gücü onu kötü etkiliyor,daha agrasif,daha acımasız biri oluyor.Üstelik bunun arenada olması bir çocuğun ölümüne yol açtı,o dövüşü tekrar tekrar analiz ettim,Hartes'in o çocuğu öldürmeyip yenmesi için bir çok yol vardı.Ama o,Sharanor'un gücüne güvenip onu öldürdü,ve yaptığını hatırlamadı bile,önemli olan şey bu,birkaç yumruk için ceza vermek değil."
"İyi konuştun."dedi Melek."Ve haklısın,o kontrol altında tutulmalı,bunu ona öğretebilirim."
"Sharanor'u öğrettiğin gibi mi?Onu bu işe soktuğun gibi mi?Hayır Melek,sen ondan ve bu işten uzak duracaksın,bunu ben halledeceğim."
Melek cevap vermedi,hafifçe dönüp yukarı baktığında Hartes'in doğrulduğunu ve uzaklara baktığını gördü.
Hartes durduğu yerden uzakta ki kara parçalarına baktı,belirsiz şekiller gibiydiler,ama sonunda varmışlardı.Nasıl bir yer olduğunu merak ederken,Hartes içinden yükselen derin gücün kendisiyle bağlantı kurduğunu ve sesin zihninde ki her şeyi bastırmasını ve dikkat çekmesini hissetti.
"Yalnız Adalar,buraya gelmeyeli uzun zaman oldu." 
Hartes eğitim yaptığı bir ay boyunca Sharanor'un çakrasını çok nadir kullanmıştı,ama daha çok konuşmuştu.Bedenine nasıl hapsolduğunu söylememişti,aslında önem arz edecek hiçbir şey söylememişti,ama Hartes onu dinlemişti,onu dinlemeyi seviyordu,bilgece konuşmasından etkileniyor,hoşnut oluyordu.
"Buraya daha önce geldin mi?"diye sordu ona,merak etmişti.
"Sayamayacağım kadar çok kez."
"Nasıl bir yer?"
"Hmm,sıcak ve güzel,suyu ılık,ormanlarında ki hayvanlar büyük ve tombul."dedi Sharanor.
Hartes bu cevaba şaşırdı."İnsanlarının nasıl olduğunu söylemedin."
"Peh.Nasıl olacak?Herkes gibiler,merhametli,barışçıl geçiniyorlar ama burayı şuan yöneten kişinin atalarının bu adacıkları birleştirmek için döktüğü kanın haddi hesabının olmadığını bilmeyen yok,karşında duran,gördüğün kayalara,krallığa iyi bak Hartes!Onlar ki,denizin üstünde değil,kanın üstünde duruyor!"dedi ejderha.
Hartes duyduklarına inanamadı,herkes,Yalnız Adalar'ın güçlü,ama barışçıl olduğunu anlatırdı,Hartes aklına saplanmış olan en önemli soruyu sordu.
"Sharanor,arenadayken,zihnimle,yada bedenimle oynadın mı?"
"Sorduğun şey,sana şu hızlı veledi öldürtüp,öldürtmediğim mi?"
"Evet,yaptın mı?"
Cevap biraz geç,ama net geldi.
"Sana,senin istemediğin hiçbir şey yaptırtmadım."
"Öldürttün yani!"
"Ben sadece zorunluluk gerektiren bir duruma el koydum."
"Ne demek bu?"
"Çocuğu gördün,çakra damarları mahvolmuştu,artık savaşçı olamazdı.Bu yüzden senide beraberinde götürecekti,anla işte,çocuk ölmeyi göze almıştı,istediği son şey sendin.Ben de bunu engelledim."
"Beni bir katil yaparak."
"Peh!O konulara hiç girme çocuk,az önce dediğim gibi,sende onu öldürmek istedin,ayrıca,ormanda kileri ne çabuk unuttun?"
"Sen..."
"Gerçekten her şeyden haberim olmadan içinde olduğumu mu sanıyorsun,her şeyi görüyor,duyuyor,hatta istediğim zaman hissedebiliyorum,bunu aklında tut."
Hartes sinirle bağlantıyı kopardı ve zihni özgürlüğüne kavuştu.Başını aşağı çevirdiğinde Ebisu'nun ona baktığını gördü,Ebisu ona aşağı gelmesini işaret etti.
Hartes barakadan atladı ve güverteye indi,artık iyice yaklaşmışlardı,Hartes gördüklerini iyice inceledi.
Neredeyse eşit uzaklıkta ve büyüklükte olan adalar,diğerlerinden çok daha büyük bir adanın etrafında dizilmiş ve onu ortalarına almışlardı,adaların etrafında büyük bir mesafe vardı,üstelik her adanın etrafında devasa dikitler vardı,ada olmalarına karşın boyutları inanılmazdı,hepsinin birleşimi bir kıta kadar olurdu,Hartes ortada ki büyük ada dışında beş küçük ada saydı,ortadaki ile birlikte altı oluyordu.Adalara yaklaşırken Ebisu yanına geldi,eliyle adaları işaret etti.
"En solda ki Cerva,diğerleri sırayla Berva,Serva,Derva,Rerva ve ortada ki büyük ise Narda.İsimlerini Yalnız Adaları birleştirip gerçek bir krallığa dönüştüren,Yalnız Adaların ilk kralı Kral Narda'dan ve beş oğlundan aldılar.Kanunlarımıza göre,hükümdar,bu kral yada kraliçede olabilir,ana adada,yani Narda'da hükmeder,evlatları ise diğer adaları yönetir.Ama kraliçe tahta çıktığında yaşı küçüktü,ağabeyleri erkenden ölünce,ve arkalarında varis de kalmayınca iç savaş çıktı,kimin arasında diye soracak olursan,kraliçeyle amcası arasında.Tüm adalar kraliçeyi destekleyince savaşı kazandık ve kuzenim Amelia kraliçe oldu,kocası Lord Roal öldüğünde kraliçe kızına hamileydi,çok üzülmüştük,Lord Roal cesur ve iyi bir adamdı,şimdi ise,kraliçemiz dul kaldı,diğer krallıkların gözü topraklarımızda ve Mürettebat peşimizden buraya geliyor,yaşamak için iyi bir yer değil mi?"
"Kesinlikle."
Gemiler sancaklarını nöbet tutan askerlere gösterince,askerler geçmelerini işaret etti,hepsi masmavi zırhlara bürünmüşlerdi,gemiler ufak adaların arasından geçerken,Hartes terlemiş avuçlarını üstüne sildi.
Şiddetli rüzgar sayesinde gemiler hızla Narda'ya yaklaştılar,kayıklar yavaşça indirilmeye başlanırken,Ebisu elini Hartes'in omzuna koydu.
"Hadi Hartes,kraliçeyle tanışma vakti,ve tabii,müstakbel karınla da,hahahaha!"

«Önceki Bölüm  |Tanıtım| Sonraki Bölüm »