21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-55.bölüm-Açıl!...

Hartes öksürerek ayağa kalktı ve etrafına baktı,neredeyse yok olmuş arenaya,her yere saçılmış olan vücut parçalarına,ve hala yaşasalar da Portas yüzünden hayatlarının dayaklarını yemiş kişilere baktı.

Yana doğru bakıp bir kenara yığılmış Megas'a doğru yürümeye başladı,Portas'ın gücü yüzünden topallıyordu,bitap düşmüştü.Topallayarak ustasının yanına vardı ve onu sarsmaya başladı,Megas yavaşça kendine gelirken öksürdü.Hartes çok yorgun olsa da,ustasının hala yaşamasına sevindi,kafasını çevirdiğinde Melek'in de ayakta durduğunu gördü.Melek yanına gelip elini omzuna koyup gururla ona baktı.
"Aferin Hartes."
Hartes etrafında toplanmaya başlayan kalabalığa bakmaya başladı,kalabalığın içinden Aiden geldi,yüzü tamamen şişmişti ve tanınmayacak haldeydi.Birkaç kemiğinin kırık olduğunu belli edercesine yamuk duruyordu ama yumruğunu havaya kaldırdırırken tereddüt etmedi.
"Hartes!"
Bir kez kaldırdı yumruğunu,kalabalık yavaşça ona uydu ve alanda hayatta kalan herkes Hartes'in adını haykırmaya başladı.
Saraydan kraliçe ve konseyi geldiğinde katliamın üstünden bir saat geçmişti,kraliçe masmavi bir savaş zırhı kuşanıp gelmişti,konseyi de öyleydi.Kraliçe hemen gelip mücadele sırasında kaçan ve geri dönen kızına sarıldı,sonra Aiden le konuştu ve sonunda yaklaşıp Hartes'i tebrik etti.Hartes yorgun bir şekilde saraya dönerken,Sharanorla detaylı bir konuşma yapmaya karar verdi.
***
"Şimdi,anlat."dedi Hartes,odasında yere oturmuş ve konsantre olarak benetonuna girmişti,kafesin önünde duruyor,kafesin diğer tarafında duran,ilk defa yorgun görünen ejderhaya bakıyordu. 
Sharanor burnundan duman çıkartıp gözlerini kırptı.
"Burada,yalnız değilim,değiliz.Benimle ve kaçan Portas dışında burada hala üç tane tanrı var."
"NE?"
"Beni duydun."dedi ejderha."İçinde benim dışımda üç süper-güçlü varlık var,tabi benim kadar süper ve güçlü değiller de,neyse."
"Peki,madem bu kadar süpersin Portas nasıl kaçtı?"
Ejderha gözlerini kıstı."Şekerleme yapıyordum,sonra sen o rüya avcısının yanına gittin,seni uyarmakta haklıydım,o da senin gibi bir taşıyıcı,bir varlık taşıyor içinde."
"Ne taşıyor,tanrı mı?"
Sharanor gözlerini kısıp kafasını iki yana salladı."Hayır zeki çocuk,bir canavar taşıyor,hem de sıradan birini değil,Miko'yu."
"Miko da kim?"
"Kim değil,ne?Miko,Işık Tanrısı Yoko'nun ortağıydı,ama Yoko kaybolunca Miko dünyaya geldi,dikkatsiz davrandığı için bir avuç aptal onu mühürledi,ondan baya korkmuşlardı,ne de olsa o tavus kuşu baya dehşetli."
Hartes kahkaha attı."Tavus kuşu sıradan değil dediğin şey bir tavus kuşu mu?Ahahaha!"
"Neye gülüyorsun aptal çocuk!"diye kükredi ejderha."Miko'yu sakın hafife alma,kuyruğunu açtığında anda seni öyle bir hipnotize eder ki,kim olduğunu,hatta ne olduğunu bile unutursun,yerde sürünmeni ve bir yılan olduğunu söylerse,yerde sürünmeye başlarsın.O kadar güçlü bir etkisi var.
Hartes yutkundu."Peki,Portas nasıl kaçtı,ya da ben neden onu daha önce görmedim,hissetmedim,veya diğer tanrıları?"
Sharanor ofladı."Amma da meraklısın.Pekala,bak.Portas ve diğerleri burada sadece bilinç halinde bulunuyorlardı,bir bedenleri yoktu.Aslında oluşturabilirlerdi,çünkü sürekli olarak senden enerji çekiyorduk,altın modunu bu kadar geç uyandırmanın sebebi bizdik.Neyse,bedenini ilk oluşturabilen ben oldum,ama burada esir olduğumu fark edince pişman oldum,yalnızlığı sevdiğim içinde tanrıların bilinçlerini baskı altında tutup beden oluşturmalarını engelledim."
Hartes derin bir nefes alıp beynine hücum eden bilgileri sindirdi."Peki sonra?"
"Sonra ise,o velet sana dokununca vücudunun ve buranın dengesi bozuldu,çünkü o çocuk sana Miko'nun çakrasıyla dokunmuştu.Dengeler bozulunca,diğer tanrıların biriktirdiği enerji,senin ve benim enerjimin bir kısmı açığa çıktı,öylesine boşluktaydılar.Ben fark edene kadar Portas enerjiyi çekmişti bile,bedeni oluştuğu anda savaşmaya başladık,ben tutsak olduğum için gücüm sınırlı,onun ki ise tamamen fullenmişti,karnına aldığın darbe onu dışarıya çıkmaya yönlendirdi ve bom!O dışarda."
Hartes başını tuttu."Kafam ağrıdı."
Sharanor ona düşünceli gözlerle baktı.
"Bunun iki sebebi olabilir,ya burada çok kaldın,ya da beynin algılayamayacak kadar küçük."
Hartes sinirlenip ona baktı."Peh,bana diyene bakın!Haberi bile olmadan oda arkadaşlarından biri kaçıyor,yüzlerce kişiyi öldürüyor ve birde bana laf atıyor!"
Sharanor kafasını zemine koyup ona baktı,Hartes kendi boyunun ejderhanın gözü kadar bile olmadığını yeniden fark etti,ürperdi.
"O ölenleri umursuyor musun?"
Hartes başını eğdi."Evet,çoğu iyi insanlardı,ve hepsi evlerini koruyorlardı."
Sharanor gözlerini kapatıp yavaş bir şekilde konuştu."Gidenleri unut,onlar artık bizden değil."
***
Hartes saraydan çıkıp antreman için iyi bir yer aramaya başladı,düz taşlarla yapılmış sokakta yürürken,bir tezgahta kukla gösterisi olduğunu fark etti,merak edip yavaşça oraya doğru yürüdü,çok da büyük olmayan bir kalabalık oyunu izliyordu,tezgahın dört bir yanını çevirmişlerdi,Hartes bir taraftan yaklaşıp oyunu izlemeye başladı,ama belli bir süre sonra dikkatini kaybetti,oyunu izliyor gibi yapıyor,bir yandan da tezgahın diğer tarafındaki insanlara bakıyordu.Yavaşça yüzlerini inceliyor,çoğunda bulunan dövmelerden hangilerinin aynı veya benzer olduğunu anlamaya çalışıyordu.Tam bir kadını yüzünden bir adamınkine geçmişti ki,gözleri kaydı,hızla açıp kapadıktan sonra tekrar baktı,ama kadının yanı boştu.Arkasını dönüp yürümeye başladı,nereye gittiğini bilmiyordu,saraydan uzaklaştıktan sonra koşmaya başladı,saraydan ve adanın merkezinden gittikçe uzaklaşıyordu,ne yaptığını bilmiyordu,sadece koşuyordu,nihayet adanın derinlerinde ki bir ormana geldiğinde yavaşladı,kendi kendine durdu ve yere çöküp kustu.
Vücudu bir süre ona itaat etmemişti,kendi kendine emirler vermiş ve uygulamıştı.Ellerini toprak zemine koyup kendine gelmeye çalışırken,uzun zamandır duymadığı bir ses kulaklarına geldi.
"Kolay lokma oldun Hartes,daha iyisini beklerdim."
Hartes yavaşça başını kaldırıp baktı.
Yine aynıydı.Tamamen siyah bir kıyafet ve gözleri dahil her şeyi kapatan bir maske,bir ağaca yaslanmıştı,Hartes nasıl görebildiğini merak ederken,tekrar konuştu.
"Beni hatırlıyorsun,değil mi Hartes?"
"Maalesef."
Gölge başını salladı."O zaman yaptığımız antlaşmayı da hatırlıyorsun."
Hartes titreyerek ayağa kalktı."Turnuvayı kazanmam karşılığında bana ailemle ilgili bilgi verecektin."
"Evet,ama turnuvayı kazanamadın."
"Kazanacaktım,Altın Mürettebat saldırmasaydı eğer."
"Bahaneler bahaneler."
Hartes başı dönerken öne adım attı.
"Bahane falan yok,ailemi anlat."
Gölge başını yana eğdi.
"Bakıyorumda sana bir cesaret,bir öz güven gelmiş,bana en son sesini yükselttiğinde neler olduğunu hatırlıyor musun?"
Hartes dişlerini sıktı.
"Anlatmayacaksan,ben gidiyorum."dedikten sonra arkasını döndü,iki adım atmıştı ki gölge yavaşça konuştu.
"Dur."
Hartes durdu.Şaşkınlıkla kalakalmıştı,hareket edemiyordu,bacaklarını zorlarken Gölge bir emir daha verdi.
"Arkanı dön."
Hartes istemsizce arkasını döndü,Gölgenin sanki içi yanıyormuş gibi elini göğsüne koyduğu fark etti.Maskesinden dolayı hiç bir şey görünmüyordu,ama Hartes kendisini kontrol etmek için ne yapıyorsa onu tükettiğini anlamıştı.
Nihayet Gölge tekrar konuştuğunda saatler geçmiş gibiydi.
"Şaşırdın mı?Bence şaşırmamalısın,ne de olsa ne kadar güçlü olduğumu daha önce de gördün."
"Ama beni kontrol etmek seni tüketiyor gibi."
Gölge güldü."Zeki çocuk."
"Ne istiyorsun benden?"
Gölge başını kaldırıp gökyüzüne baktı.
"Senin dışında herkesin bildiği şeyi öğrenmeni,aileni."
Hartes başını iki yana salladı,sonra vücudunun çözüldüğünü fark edip rahatladı.
"Herkes aynı şeyi söylüyor!Söyleyeceksen söyle,kim benim ailem?"
Gölge bir süre daha konuşmadı,sonra tane tane konuştu.
"Ailen,bu dünyanın görüp görebileceği en güçlü aile.Sahip olduğun Altın Modun doğduğu aile.İstedikleri krala,lidere istediklerini yaptırabilecekken,üşengeçlikleri ve tembellikleri yüzünden yok olan bir aile."
Hartes nefes nefese sordu.
"Kim onlar?"
Gölge başını yana eğdi.
"Sen doğduğun zaman annen ne çok sevinmiş,baban ne çok gururlanmıştı.Senin büyük ve güçlü bir adam olmanı ümit ediyorlardı,bunu görememeleri ne yazık."
Hartes dişlerini sıktı,gözleri dolmuştu.
"Söyle,söyle!"
"Annenin adı Sarah idi,gözlerin ona çekmiş.Baban seni korumak için çok mücadele etti bana karşı,seni annenin kollarından aldığımda beş yaşındaydın,nasıl hatırlamadığını merak ediyorum aslında,ne de olsa her şeyi gördün."
Hartes donup kaldı."Neyi gördüm."
"Aileni nasıl yok ettiğimi."
Hartes haykırıp saldırırken,yüzüğünden Sharanor'un tüm çakrasını çekti.Melekten öğrendiği tekniği uygulayarak sağ elini ateşle kapladı ve altın modunu açtı.Sonra zıplayarak elini geriye attı ve Gölgeye atıldı.
Gölge bir anda şaşırıp elini kalsa da güldü ve "Kime saldırdığın hakkında hiç bir fikrin yok."dedi ve,sol eliyle maskesinin sağ tarafını tuttu ve güçlü bir şekilde çekip maskesini kırdı ve bir kenara attı.
Hartes,altın modu sayesinde Gölge'nin açığa çıkan yüzünde parlayan iki altın renkli gözün yavaşça kırmızı renge bürünmesini,ve kristalleşerek çizgilerle birbirinden eşit parçalar halinde ayrılmasını izledi,Gölgenin yüzünde ki gözleri şekillendirilmiş birer zümrüde benzerken,Gölge,Hartesin altın moduna baktı.
"Açıl!Elmas Mod!"