Hartes ıslak saçlarını geriye atıp ayağa kalktı,üstünü silkeledi,sıkmaktan uyuşmuş dişlerini birbirine vurdu,arkasını dönüp ormandan çıkmaya başladı,mahvolmuştu,kim olduğunu öğrenmek,ailesine neler olduğunu bilmek ona çok ağır geliyordu,bir şey boğazına baskı yapmaya başladı,önce bunu yutmaya çalışsa da,sonra bunun öfkeden olduğunu anladı,olduğu yerde durdu,Gölgeye saldırırken yüzükten adlığı bütün çakra vücudun da dolanıyordu,ellerini açıp yağmurun altında haykırdı.Her yerini kaplayan ateş ağaçlara sıçrarken Hartes daha fazlasını istedi,çakrasını boğazına yönlendirip resmen kükredi,beş metrelik bir alevi etrafa savurdu,diğer tekniklerine geçecekti ki,Sharanor'un sesi zihninde yankılandı.
"Sakin ol evlat,gücünü intikamına sakla."
"İntikam."Kelimesi yankılandı Hartes'in zihninde.Alev alıp ortasından kırılan bir ağaç yanına düşerken Hartes nefeslendi,kafasını sakinleştirecekti ki birden vücudu kasıldı ve tüm vücuduna yayılan zevk hissiyle bir seviye daha atladığını anladı.Nedenini merak etmeye başlayacaktı ki,Gölgeye saldırırken yüzüğünde ki bütün çakrayı tek seferde çektiği aklına geldi.Sharanor bağlantıyı kesmeyip konuştu.
"Odana git evlat,çakranı dengele ve yanıma gel."
Hartes bugüne kadar birçok sefer konuşmuştu Sharanor ile,ama yalnızca iki kez yanına gitmişti.Sharanor şimdi onu çağırdığına göre,meseleyi cidden önemsemişti,Hartes çakra dengesizliği yüzünden titreyen bacaklarıyla ayağa kalktı ve ormanın çıkışına doğru yürümeye başladı,şimşekten daha hızlı olan binlerce düşünce kafasında fırtına gibi dönüyordu,her bir fikir önce cazip geliyor,sonradan mantıksız tarafları ağır basıyordu.
Saraya yaklaşınca yağmur yüzünden ıslak bir sıçana benzeyen Hartes'i tanıyamadı bazı muhafızlar,sonra kim olduğunu anladılar ve Hartes içeri girdi,hızlıca merdivenleri çıkıp odasının bulunduğu koridora geldiğinde Malyen'in odasından kahkaha sesleri geldiğini anladı,sonra herkesin seslerinin birbirine karışmasını dinledi ve herkesin orada olduğunu anladı,biraz sinirlense de takılmayarak odasına girdi ve kapıyı kitleyip odanın ortasına oturdu ve meditasyon pozisyonuna geçti.
Çakra havuzunda ki bir miktara çakrayı aldı ve eşit parçalar halinde tüm vücuduna yaydı,sonra yaydığı bölgelerde ki tüm çakrayı geriye,çakra havuzuna çekti,bunu yaptığı anda tüm vücudu uyuştu ve halsiz kaldı,çakra havuzunda dinlenen çakrayı yeniden vücuduna yaydı ve çakrasını dengeledi.Seviyesi düşük olduğu için yapmak kolaydı,ama seviye arttıkça çakra miktarının da artmasına bağlı olarak bunu yapmak çok zorlaşıyordu,Hartes vücudunda çok fazla çakra olduğunu düşündü ve neredeyse yarısını yüzüğüne aktardı.Bu adımı yaptıktan sonra odaklandı,bilincinin bedeninden çıktığını ve içine,benetonuna gittiğini düşündü.Gözlerini açtığında oradaydı,Sharanor'un kafesinin hemen önünde,buna şaşırmadı,kafese yaklaşmadı,aralarında geçen bir sohbette Sharanor ona en az on beş seviye olmadıkça kafese yaklaşamayacağını söylemişti.Hartes kafesin arkasına baktığında Sharanorun hala yorgun göründüğünü fark etti.Kendisi de karanlık yüzünden zemini görünmeyen yere oturdu ve aynı karanlıkla kaplanmış üst taraflara baktı.
"Burası neden her zaman siyah?Benim benetonum olduğuna göre,benim şekillendirebilmem gerekmez mi?"
Sharanor konuşmamak için boş sorular soran çocuğa baktı.
"Dene."
Hartes bir anlığına,umutla gözlerini kapattı ve buranın temiz,bembeyaz duvarlarla ve sütunlarla desteklenen bir salon olduğunu hayal etti,gözlerini açtığında hiç bir şeyin değişmediğini gördü.
"Neden olmadı?Sen mi engel oldun?"
Sharanor burnundan duman üfledi ve kafasını biraz oynattı,sanki duvar yıkılıyormuşcasına çıkan 'küt küt' sesleriyle boynunu rahatlattı.
"Hayır,bunu yapan Agron."
"Kim?"
"Karanlıklar tanrısı."
"O-o da mı burada?"
"Evet,aslına bakarsan o anlık zayıflığımda o varken nasıl Portas gibi bir aptalın çıktığına şaşırdım."
"Çok mu...iyi?"diye sordu Hartes,Sharanor Agron denilen herifin Savaş Tanrısından daha güçlüymüş gibi bahsetmesine şaşırmıştı.
"İrade ve zeka olarak eşi benzeri yok diyelim.Işıktan nefret eder,burayı bu hale getirmek için çok uğraştı,ben de engellemedim."
"Peki ya..."
"Bu soruları sonra sorarsın,şimdi konuşmamız gereken daha önemli bir mevzu var."
Hartes kaçmaya çalıştığı şeyin kaçınılmaz olduğunu anladı,sesli bir şekilde nefes verirken,Sharanor gözlerini ona kitledi.
"Sen sormadan söyleyeyim,ben,senin bir Leotin olduğunu biliyordum.Söylemek istesem de,doğru bir vakit bulamadım."
Hartes sinirle ayağa fırladı."NE?Bunu benden nasıl saklarsın?"
Sharanor'un kan kırmızı gözleri parladı."Kimin huzurunda bulunduğunu unutma evlat,her şeyin sırası var.Bunu sana söylemedim,çünkü seninle çok ters bir zamanda tanıştık."
"Nasıl bir zamanmış o?"
"Şöyle bir zaman:'tanrı tanrı'diye sayıklayan bir manyağın güvenlik bariyerinden rahatça geçip sana saldırdığı ve Melek adlı çocuğu neredeyse öldüreceği bir zaman.Senin,katillerle dolu bir turnuva da kendini kanıtlamak için ölümüne dövüşe hazırlandığın zaman,gözlerini isteyen kralların gönderdiği kelle avcılarıyla dolu bir köyde bulunduğun zaman,bunlar sana az gelebilir,ama unutma ki ben uzun zamandır bir bedene sahip değildim,zaman benim için garip ve değişken bir şey,Tahres'i öldürmen daha dünmüş gibi geliyor bana hala."
Hartes kendini geriye bırakıp tekrar oturdu ve dinlemeye devam etti.
Sharanor yavaşça konuşmasına devam etti.
"Asıl mesele,benden aldığın ihanet değil,en çok güvendiklerinden aldığın ihanet.O kişilerin en başında Megas geliyor."
Megas.Küçük bir şişeyi denize attığında hızla içine dolan su gibi,anılar Hartes'in zihnine doldu.Megas'ın onu tanımayışını,kim olduğuyla ilgili soruları her zaman cevapsız bırakması veya konuyu değiştirmesi ve birkaç gün önce ailesini tekrar sorduğunda bilmiyorum demesi.Hartes öfkeyle yumruğunu sıktı.Megas ona en başından beri yalan söylemişti.En güvendiği kişiydi o,dağ gibiydi,defalarca yenilmesine karşı yine de pes etmezdi,güçlüydü,Hartes başlarda onu idolü olarak görürdü,ta ki Melek le gerçekten tanışana kadar,o bir aydan sonra ikisi arasında kalmıştı,Megas bir tanrı tekniği biliyordu,ama Melek bundan daha fazlasıydı,Hartes bundan emindi.Sharanor'un bir cevap beklediğini fark etti.
"Megas bana ihanet etti."
"Peki,ne yapacaksın bu konuda?Öylece devam mı edeceksin?"
"Ben...bilmiyorum,bütün bunlar bir rüya gibi,kötü bir rüya hemde."
"Bu rüya falan değil Hartes,bu hayatın kendisi!Gerçekten hiç kimseye zarar vermeden yaşayabileceğini mi sanıyorsun?"
Hartes başını iki yana salladı."Eskiden sanardım,ama şimdi anlıyorum.Kim olduğumdan kaçamam,bu imkansız.Ve kim olduğumu gerçekten anlamak için İntikam almalıyım."
"Hem de ne intikam!Elmas modlu birinden alacaksın o intikamı,iyi hazırlanman gerek,o konuda ne yapmayı planlıyorsun?Konuştur zekanı,şaşırt beni."
Hartes derin bir nefes alıp konuşmaya başladı."İlk başta beni Melek eğitebilir diye düşünmüştüm,ne de olsa Gölge bile övdü onu,ama sonradan bu kararın yanlışlığını anladım.Megas kendisi varken beni başkasının eğitmesine asla müsaade etmez.Megas asla olmaz,ona güvenmiyorum.Zandor ise benden nefret ediyor neredeyse,bana...bana başka biri lazım,gördüklerim den,hayır,Gölge dışında bildiğim en güçlü kişiye ihtiyacım var."
Sharanor'un gözleri daha da parladı.
"Doğru bir düşünce,Megas,Tahres gibi sidik ve bok karışımı bir rakibi bile alt edemezken,sen onu öldürdün.Devam et."
"Ve,"diye devam etti Hartes."Bu kişinin sadece kendisi değil,arkası da güçlü olmalı,beni koruyabilmeli.Ve bu bir kral veya kraliçe olamaz."
"Sonunda!"diye kükredi Sharanor."Bir hükümdara güvenemeyeceğini anladın,ne zaman yapacaksın diye merak ediyordum.Haklısın,seni eğitecek kişi bir hükümdar olamaz.Seni anında bağlatır ve gözlerini alır,daha kötüsü seni kölesi yapar ve damızlık hayvan gibi pazarlar,kanından faydalanır."
"Ve o kişi burada olamaz."dedi Hartes emin bir şekilde."Kraliçeye güvenemem,başta şüphelenmiştim ama artık iyice emin oldum.Burayı kraliçe değil,Bronz Kalkan yönetiyor,iç savaşta kraliçeyi diğer adalar değil onlar desteklemiş olmalı,kim bilir ne tavizler verdi."
Sharanor güldü."Haklısın,eğer daha önce görülmemiş bir şekilde Bronz Kalkana yönetimde söz hakkı vermeseydi,bir kadın asla Yalnız Adaların başına geçemezdi.Gerisini ben tamamlayım,Megas seni buraya getirmekle aptallık etti,Bronz Kalkanın seni koruyacağını sanacak kadar aptal bir adam o.Bronz Kalkan,sinirlendiğinde yüzlerce üyesini kolayca öldürecek bir ŞiaJin'in kendi yakınında güçlenmesine asla ama asla izin vermez.Onlar sana kibar davrandı,sebebi gözünü boyamak istemeleriydi,sen,onlar için Mürettebattan bile daha büyük bir tehditsin,onlar denizden gelen her şeyi püskürtebilirler,ama aynı zeminde oldukları birine karşı zorlanırlar.Buna rağmen,senin buraya gelmeni,söz dinleyen,her davete katılan,fikir belirtemeyen uslu bir tehditçik olarak yetişmeni istediler.Ve şimdi aptal ustan sayesinde..."
"Benim ustam değil o."
"Öyle olsun."
"Öyle zaten."
Sharanor içinden güldü."Bronz Kalkan bunu istiyordu,seni baskı altında tutmak,ama işler değişti,kimse üstüne düşmese de senin bir tanrıyı,özellikle uzmanlık alanı savaş olan bir tanrıyı savaşta,kolayca yaraladığını gördüler.Senin daha da güçlenmen onları şüphelendirir,unutma,şüphe korkuya,korku ise ölüme yönlendirir.Yoruldum,sen devam et."
Hartes sinirini yatıştırıp devam etti."Bu kişinin arkası da güçlü olmalı,desteğe ve gerçekten güvenebileceğim kişilere ihtiyacım var,Elmas mod gerçekten bu kadar güçlüyse,Gölgenin düşündüğünün aksine karşısına tek başıma çıkmam aptallık olur,neyse bu kişi çok zengin olmalı ve nüfuz sahibi olmalı,daha çabuk gelişmem için para şart,ve en önemlisi,kim ve ne olduğumu iyi bilmeli,sınırlarımı belirleyebilmeli ve onun neredeyse bir sınırı olmamalı."
Sharanor memnuniyetle taşıyıcısına baktı.Elmas modu uyandırmakla ilgili konuşmadıklarını hatırladı,soracaktı ki vazgeçti,böyle ağır bir karar vermek için daha çok küçüktü,şimdilik Sharanor antlaşmada kendine düşen tarafı yerine getirmişti,endişelenecek bir şey yoktu,Hartes şuan da olduğu yerden kat kat daha güvenli olan bir yere gidecekti,Sharanor biraz rahatsız olsa da,çocuktan hoşlanmaya başladığını fark etti.Halbuki bedeni ilk oluştuğu zaman onu öldürerek kafesinden çıkmayı planlamıştı.Bu düşünceleri kafasının kenarına attı ve devasa boynunu kaldırıp Hartes'e tepeden baktı.
"Peki,gelelim kilit soruya:Kim bu usta adayı?"
Hartes de oturduğu yerden kalkıp Sharanor'a baktı.
"Belli değil mi?Üçüncü kez ayağıma gelen,ama değerini geç anladığım adam:Rades Kerbeks!"


