21 Ağustos 2017 Pazartesi

Ningendo-58.bölüm-Değişen Hisler

"Rades Kerbeks."diye tekrar etti Sharanor."İyi bir seçim."

"Tek doğru seçim.Sana garip gelebilir,ama açıklayamadığım bir sebeple ona güveniyorum. Arenayı bombalamasına rağmen,ve yapabileceği halde, oradan kaçarken hiçbirimize zarar vermedi,beni önemsiyor,beni gerçekten eğitmek istiyor gibi."
"Haklı olabilirsin,Rades akıllara zarar derece de güçlü,ama dikkatli olmakta fayda var.Gölgenin söylediğine göre buraya geliyor,senin için.Geldiğinde buradan gizlice kaçabilir ve ona gidebilirsin."
"Aynen öyle yapacağım."dedi Hartes,Malyen'in odasından gelen kahkaha seslerini hatırladı,sebepsiz yere öfkelendi."Bu boktan yerde daha fazla işim yok.Rades gelene kadar hiç birşey yokmuş gibi davranacağım.Sonra ise def olup gideceğim."
"Dikkatli olman gerekecek,eğer görülürsen,daha kötüsü izlenirsen sonucu kötü olur."
Hartes gözlerini Sharanor'un gözlerine kitledi.
"Hiç bir şey beni,hayır,bizi durduramaz."
Sharanor keyifle gülerken burnundan duman çıktı.
"Yokluğun fark edilmeden git.Hem daha fazla durursan tanrılar burada olduğunu fark edip seni öldürmeye,daha kötüsü ele geçirmeye çalışabilir."
Hartes kaşlarını çattı."Bana Elmas modu ve Gölgeyi anlatmanı isteyecektim."
"Sonra anlatırım,birisi odaya doğru geliyor."
Hartes başıyla onaylayıp gözlerini kapattı ve vücuduna döndü.Gözlerini açınca hafifçe başı döndü,demek ki bayağı uzun kalmıştı,bacaklarını açıp esnettiği anda kapısı çalındı.Yavaşça kalkıp kapıya ilerledi,açıp açmamak arasında kaldı,sonra dikkatleri üstüne çekmek istemediği için açtı.Malyen kapının önünde elleri cebinde,gözleri ise tavanda olacak şekilde duruyordu.Hartes ifadesizce suratına baktı.
"Ne?"
Malyen ayaklarını yere vurdu."Cesareti seçince seni çağırma görevi verdiler.Mecburen geldim."
Hartes aynı ifadesizlikle bakmaya devam etti.
Malyen bakışlarda bir değişiklik olmadığını görünce devam etti.
"Prenses de bizimle,gelsen iyi olur."
Hartes nişanlısı olan beyinsizi hatırlayınca istemsizce yüzünü buruşturdu,saygısızlılık yapıp dikkat çekmek istemediği için dışarı çıktı ve arkasından kapıyı kapattı.Malyenle birlikte yürümeye başladılar,Hartes düz bir şekilde ileri bakarken Malyen de ona bakış atıp duruyordu.Nihayet Malyen konuştu.
"Gemide olanlar için özür dilerim."
Hartes tepki vermedi,önemli değildi.Hiçbir şey önemli değildi artık.Geçmişte olan çocuksu kavgalar umurunda bile değildi,artık değişmişti.Onun için tek gerçek kavga vardı,diğer her şey yalandı artık.
"Önemli değil."dedi,başından savmak için.Düşünmesi,planlaması gereken çok şey vardı,eğer prenses oda da olmasaydı gitmezdi bile,ama eli mecbur kalmıştı.
"Hayır önemli."diye devam etti Malyen."Öyle davranmamalıydım,üstüne fazla gittim."
Hartes sinirle nefes aldı.
"Önemli değil dedim."
Malyen daha fazla dayanamayıp kapıyı açmadan Hartes'in kolundan tuttu.
"Sorun ne?"
Hartes kaşlarını çatıp ona baktı.Sert bir yumrukla suratını dağıttığını hayal etti,sonra da,sonra da...
"Sorun falan yok."dedi kolunu kurtarıp."Yorgunum,prensese görünüp gideceğim."
Malyen daha fazla üstelemedi.Hartes kapıyı açıp içeri girdi ve etrafa bakındı.
Megas,Melek ve Zandor bir köşeye üç tabure çekmiş,bir yandan konuşuyor,diğer yandan içki içiyorlardı,daha doğrusu Megas ve Zandor içip konuşuyordu,Melek gözlerini başka bir yana dikmişti.Hartes kafasını oraya çevirince Nohara,Lara ve Loren üçlüsünün yerde oturmuş tahtadan oyulmuş bir şişeyi çevirdiğini gördü.Birbirlerine doğruluk mu cesaretlik mi diye sorup,ona göre devam ediyor,sonrada gülüşüyorlardı.Hartes kafasını bu iğrenç sahneden çevirdi ve diğer üçlüye baktı.Gözleri üç ustanın üstünde gezdirdi."Üçü de biliyordu."diye düşündü.Kendisi dışında binlerce kişinin bildiği gerçek aklına geldikçe sinirleniyordu.Öfkeyle Megas'a bakmaya başladı,Malyen yanından geçip yere oturdu.Kendisi ayakta kaldı.Bakışları hala Zandora birşeyler anlatan Megasdaydı ki,birinin kendisine seslendiğini fark etti.
"Hartes?"dedi prenses nazikçe,her hareketi nazikti zaten,sanki öldürmek için eğitim almamış gibiydi,ne kadar da mide bulandırıcıydı.
"Prenses."diyerek selamladı onu,o sırada herkes ona bakıyordu.Megas eliyle onu çağırdığında Hartes kendini köpek yerine koyduğunu düşündü,yine de gitti.Dikkat çekmemek.Çok zordu.Eskiden olsa vahşice Megas'a saldırır,yüzüne haykırır ve her şeyi yüzüne vururdu,ama yapmayacaktı,değişmişti,değişmeliydi.
Yavaşça yürüyerek ustaların yanına gittiğinde,Zandor yüzünü ekşitip ona baktı,bir bardağa içki koyup Hartes'e verdi.Hartes bardağı alıp onun yüzüne boşaltma arzusuna karşı koydu.Sert içkiyi tek dikişte içince,ustalardan bir "Oooo."sesi çıktı.Megas gülerek omzuna vurdu.
"Kimler büyümüş."
"Gerçek bir erkek on beş yaşında içmeye başlar derdi babam."dedi Zandor."Sen durumu aştın be Hartes."
Hartes omuz silkti."Sen en azından babanı tanıyormuşsun,ben benimkini tanımadım bile."
Megas bakışlarını kaçırırken,Zandor şaşırıp kaldı.Melek ise öne doğru eğilip Hartes'in gözlerine baktı.Ortamda gerginlik artarken Lara'nın sesi yükseldi.
"Hartes,bize katılır mısın?"
Hartes arkasını dönüp ilerledi ve yere oturdu.Loren ona gülümseyip şişeyi döndürdü ve ucu Hartes'i,diğer tarafı ise prensesi gösterdi.Prenses gülümseyerek sordu.
"Doğruluk mu,cesaret mi?"
"Cesaret."
Prenses biraz düşündü.Sonra sıkıntıyla konuştu.
"Bir şey bulamadım,bize havalı bir şey göstersen?"
Hartes biraz durdu,bu zavallılara neyin havalı geleceğini düşündü,sonra ayağa kalkıp yüzüğünden Dul Feryadını çıkardı.Hartes ile aynı boyda olan koca balta,sanki çok hafifmiş gibi duruyordu elinde.Prenses şaşkınlıkla üstünde altın rengi çizgilerle süslenmiş siyah baltaya bakıyordu,diğerleri de sadece uzaktan yada birkaç kez görmüşlerdi,o yüzden onlar da meraklı ve şaşkın bakışlarını gizleyemediler.Ustalar bile ona dönmüştü.Hartes keskin tarafı yan gelecek şekilde baltayı dik olarak yere koydu.Arkasında ki,ezmek için yapılmış dikenli yüzeye ayağıyla vurdu.İçinde ki öfkeye,nefrete karşı istemsizce gülümsedi.Yerde donup kalmış prensese baktı.
"Bu,Dul Feryadı.Yani koyulan adı bu,ben başka bir şey koymayı düşünüyorum.Aura dalgalarını ve kalkanlarını kesebiliyor,dayanıklı,ve en önemlisi çok hafif,beni yormuyor.Bunu,Tahres adlı beyinsizi öldürdükten sonra ganimet olarak aldım."
Prenses ağzı açık şekilde kalakalmıştı,diğerleri de bu kocaman,temiz ve muhteşem baltaya hayran kalmışlardı.Melek bir ay boyunca gördüğü için tepki vermemişti,Megas zaten en başında oradaydı,ama Zandor aklını kaybedecek gibi olmuştu.Bu balta bir efsaneydi,nasıl yapıldığıyla ilgili bir çok efsane vardı,sadece Zandor değil,birçok büyük savaşçı o hikayelerle büyümüştü.Hepsi o canavara sahip olmayı istemişti,Zandor da dahil.Ama kader,onu ufak bir çocuğa vermişti.Zandor boğazında ki yumruyu yuttu.
"Tutabilir miyim evlat?"
Hartes kafasıyla onaylayıp hafifçe yana çekildi,Zandor bir çocuk heyecanıyla geldi,muhteşem baltaya baktı,iki eliyle sıkıca sardı ve kaldırmaya çalıştı.Balta kıpırdamadı bile.Megas ve Melek kahkahalar atarak gülerken Zandor somurtup baltayı bıraktı.Megas hala gülüyordu.
"Gerçekten sahibi dışındakilerin kaldırabileceğini mi sandın?"
"En azıdan denedim."
Hartes boşalan yere geri geldi,Zandor yan gözle ona bakarken Hartes tek eliyle baltayı tutup kaldırdı ve yüzüğüne koydu.Zandor bir küfür savurdu,oda kahkahayla sallanırken,Hartes müsaade isteyip odadan çıktı,kendi odasına gelip girdi,kapıyı kapatıp meditasyon pozisyonuna geçti.Benetonuna geçmeden önce,kaçarken lazım olacağını düşündüğü bir miktar çakrayı da yüzüğüne aktardı.Birkaç dakika sonra,Sharanor'un karşısındaydı.Sharanor iyice yayılmıştı.Normalde pençelerinin ve ayaklarının üstünde uyuklarken,şimdi yan yatmış,kanatlarını arkasında açmıştı,o kadar büyüktüler ki uçları görünmüyordu.Bacakları da iyice açılmıştı.Miskince etrafa bakarken Hartes'i gördü,heyecanla fırlayıp duruşunu düzeltti.
"Az önce gitmemiş miydin sen?"
"Geri geldim.Şimdi,bana Gölgeyle ilgili düşündüklerini anlat."
"Hmm,ilk düşüncem acımasız biri olduğu.Neden diye soracak olursan,Elmas modu uyandırmak için onu en çok seven kişiyi öldürmüş,bu o kadar kolay değildir.Öldürülmesi gerekilen kişi çoğunlukla eş,anne,baba ve daha kötüsü evlat olabilir.Bu nokta senin dikkatli olmanı sağlayacak.Saydıklarımdan birini öldürebilen biri kimseden korkmaz,sen,bu hatayı yapmayacaksın.Ondan korkacaksın Hartes!Korkacaksın ki,düzgün düşünesin,kork ki,hamlelerini iyi seç,kararlarını dikkatlice ver."
Hartes onayladı."Anlıyorum."
"Umarım anlarsın,Portas ortaya çıktığı için henüz bir Bronz gözle savaşmadın,ama Elmas mod sayesinde ufak bir fikir edindin değil mi?"
Hartes elini kafasına götürdü."Kafama iğne batıyormuş gibi hissettim,ve bazı görüntüler gördüm."
"Onlar,Gölgenin anıları,seviyen yeterince gelişmediği için zihin kalkanı yapamıyorsun.Gölge bunu bildiği için sana en acı veren yöntemlerden biriyle saldırdı.Korumasız zihnine direkt olarak saldırıp anılarını deşti,onların arasına kendininkileri koydu."
"Onlar...kesinlikle onun anısımıydı?"
"Kesinlikle."diye devam etti Sharanor."Bronz mod,uygulandığı kişinin zihnine sızmasıyla ünlüdür,Altın ve Gümüş modların aksine seviyeleri vardır.Doğru zamanda kullanıldığında altın mod dan bile tehlikeli olabilir,neden diye soracak olursan..."
"Hartes!"
Hartes aniden kitlendi.Vücudu kendini toparlamaya çalışırken,bilinci anormal bir şekilde bedenine döndü.Gözlerini açıp Loren'in dehşetle dolu yüzüne baktı.
"Ne?"
"Geldiler."
Hartes doğruldu.
"Kim?"
Loren zar zor yutkundu.
"Altın Mürettebat."