Sanki senin bu kararı vermeni beklemişler gibi."Dedi Sharanor."Umarım kararın aynıdır?"
"Bu saatten sonra hiçbir şey kararımı değiştiremez."dedi Hartes odadan çıkarken."Şimdi durumu öğrenip,bu gece gideceğim."
"Peki."
Hartes ve Loren koşarak saraydan çıktılar,sarayın etrafını çevreleyen sura gelip tırmandılar ve orada durumu izleyen bütün soyluların yanına geldiler.Hartes herkesi itip kakarak en öne çıkıp duruma baktı.
Altın Mürettebatın gemileri adadan yüzlerce metre açıkta demir atmıştı.Kotan bölgesinde olduklarından çok daha kalabalıklardı.Diğer adaların etrafını iyice kuşatmışlar,en ortalarında bulunan,diğerlerinden daha büyük olan bir gemiyi koruma altına almışlardı.Hartes anında onun kaptan gemisi olduğunu anladı.Ona ulaşmalıydı,ama önemli olan nasıl yapacağıydı.Bu gece ki planını tasarlarken,bir elin omzuna konduğunu hissetti.Dönüp baktığında Megas olduğunu gördü,içi öfkeden kaynasa da birşey yapmadı.Megas yavaşça omzunu sıkarken Hartes öfkeyle nefes aldı.
"Seni almalarına izin vermeyeceğim."dedi Megas.
Hartes cevap vermedi,ama içinden konuştu.Ağzın oynuyor,ama ben bir şey duyamıyorum.Hartes çoğu soylu ona bakarken arkasını dönüp yürümeye başladı,yan gözle kraliçenin geldiğini ve gemilere baktığını gördü.Bir yandan da emir yağdırıyordu.
"Lord Başlok!Savunma gülleleri hazırlansın!Sahile ve surlara asker takviyesi yapın,denizin altına döşediğimiz tuzakları çoğaltın,o gemilerden bir tanesi bile buraya çıkmayacak!Bronz Kalkana haber verin,misafir katını ve sarayı koruma altına alsınlar,çabuk!"
Hartes şansına küfretti.Sarayın etrafına Bronz Kalkanın konuşlanması iyi olmamıştı.Hala zihin kontrolüne karşı bir savunması yoktu,saraya doğru ilerlerken,biri kolunu tuttu,sinirle arkasını dönünce düşündüğü kişi olmadığını gördü.Lara ona endişeli bir şekilde bakıyordu.
"İyi misin?"diye sordu titrek bir sesle,Hartesle konuşurken değişiyordu,Hartes bunun sebebini tahmin edebiliyordu.
"İyiyim."
Öyle görünmüyorsun ama."
Hartes derin bir nefes alıp kendini sakinleştirdi.Bu kadar yaklaşmışken planı mahvedemezdi,Lara'ya kızıp bağırmak sadece daha fazla soruna yol açardı.
"İyiyim,Lara.Endişelenme."
Lara topuklarını yere vururken yanakları kızardı."Endişeleniyorum,ya seni alırlarsa?"
Hartes gülümsemesine engel oldu.Bu tam da istediği şey olurdu.
"Beni alamayacaklar."Çünkü ben kendim gideceğim.
Lara hala ikna olmamış gibi görünüyordu,Sharanor bağlantıyı genişletip Hartes'e konuştu.
"Kurtul şu kızdan,dikkat çekiyorsunuz."
Hartes bıkkınlıkla karşılık verdi.
"Önerilerine açığım."Sharanor'un söylediği altı kelime Hartese çözümü vermişti.Lara hala ona bakarken,Hartes yaklaştı ve utangaç kızı yanağından öptü.Lara daha da kızarırken,Hartes ona yapmacık bir şekilde gülümsedi.
"İyi olacağım."Onu öp ve iyi olacağını söyle.
Hartes arkasını dönüp yürümeye başladı,Sharanor haklıydı,Lara başka bir tarafa doğru hızlıca yürürken gülümsüyordu,eli yanağındaydı.
"İşe yarayacağını nereden bildin?"
"Dişileri tanırım,en azından ejderha olanları."
Hartes cevap vermedi,ama Sharanor konuşmaya devam etti.
"O seni seviyor Hartes."
"Saçmalık."
"Gözlerinde gördüm bunu,sana olan sevgisi filizlenmiş,bir ağaç gibi sarmış kalbini.Belki de Gölgenin dediği şeyi düşünmelisin."
"Hayır,asla olmaz.Asla."
"Hartes..."
"O,beni seviyor olabilir,ama bu beni seven herkesi öldüreceğim anlamına gelmez Sharanor!Ben,ben de onlara değer veriyorum,hatta seviyorum.Dostlarımın kanı elime bulaşmayacak.Güç merdivenini onların cesetlerine basarak çıkmayacağım."
"Öyle olsun."
Hartes odasına girip yere oturdu,meditasyon pozisyonuna geçti.Nefesini düzenli şekilde alıp vererek çakrasını dengeledi.Birkaç saat böyle oturduktan sonra dinmiş bir şekilde kalktı,kendisi için konulmuş elbise dolabını açtı,siyah bir pantolon ve üst giydi.Ayaklarına bileklerinin üstlerine kadar gelen bir bot giydi ve yünden yapılmış şapka benzeri bir şeyi kafasına geçirmek için ayırdı.Geri dönüp kendini yatağa attı,gözlerini kapatıp bekledi.
***
Ay ışığı odasını doldururken,Hartes kalkıp esneme hareketleri yaptı,uyuşmuş vücudunu kendine getirdi.Kulağını kapıya dayayıp dinledi,koridorda dolanan askerlerin homurdanışını ve esnemelerini duydu.Kapıdan çıkma riskini göze almadı,geri dönüp balkona çıktı,şapkasını kafasına geçirdi ve aşağıya baktı.Katlarca aşağıda ki askerlerin dolanışını izledi birkaç dakika boyunca,onlarca kişi vardı,hem Bronz Kalkandan,hem de kraliçenin özel askerlerinden.Midesinden bir miktar çakra alıp gözlerine yönlendirdi.Altın Modu hızla açılırken,Hartes ellerini birbirine sürttü ve aşağı atladı.Bir kedi gibi yavaşça yere kondu,henüz kimse onu fark etmemişti,yüzüğünden fırlatma bıçaklarını çıkarıp vahşice atmaya başladı,direkt olarak kalbe veya omurgaya gelen bıçaklar nöbetçilerin işini anında bitirirken,Hartes koşarak uzaklaşmaya başladı.
Saray surlarına yaklaştığında gizlice denize baktı,Mürettebatın bütün gemileri fenerlerini yakmış,durgun denizde sallanıyorlardı.Hartes yeterince yaklaşıp denizden gemilere geçebileceğini düşündü,bunun için ormandan geçmesi gerekecekti.Hızla surun yanından ayrılıp biri görmesin diye parlayan altın modunu kapattı.
Hartes ormanın başlangıcını gördüğünde şükretti,koşmaktan topukları ağrımıştı,ormana iyice yaklaştığında sağır edici bir ses yankılandı.Sonra bir daha.Ve bir daha.Hartes dönüp baktığında bu sesin saraydan geldiğini fark etti.Kaçtığını anlamışlardı.Hartes dönüp ormana girerken ağaçların birine zıplarken,biri bileğini tutup onu geri çekti.Hartes dönüp bir yumruk savurduğunda yumruğu kolayca bloklandı ve Hartes kendisini tutanı gördü.
Melek,siyahlara bürünmüş bir halde karşısındaydı,saçlarını kıyafetinin içine sokmuş ve kafasına da bir şapka takmıştı.Bakışları hüzün,şaşkınlık ve öfke doluydu.Hartes kendi etrafında dönüp boştaki bacağıyla göğsüne bir tekme attığında Melek bileğini bırakıp konuştu.
"Gelmemen için dua ediyordum ama,beklemekten de kendimi alamadım."
Hartes kaşlarını çatıp öfkeyle nefes verdi,sarayda hala çan çalıyorlardı,ışıklar yanıyor,cesetlerin bulunduğuna işaret olarak çığlıklar yükseliyordu.Melek kafasını çevirip çığlıkları dinledi.Şaşkınlıkla sordu.
"Nöbetçileri,öldürdün mü?
Hartes yere tükürdü."Sana bir şey söylemek zorunda değilim pislik,bırak gideyim."
"Nereye?"
"Beni hak eden bir ustanın yanına."
Melek şaşkınlıkla yutkundu,ağzı açık kalmıştı ama kendini hemen toparladı.
"Ben-ben senin bizleri güvende tutmak için kaçacağını düşünmüştüm,ama sen-sen,ne yapıyorsun?"
Hartes ona gerçek bir öfkeyle baktı.
"Bana yalan söylediniz,hepiniz!Ailem hakkında,benim hakkımda,her şeyle ilgili yalan söylediniz!Şimdi de karşıma geçip neler olduğunu mu soruyorsun?Uyandım,Melek,uyandım!Yalanlarla doldurduğunuz rüyadan uyandım!"
Melek'in bakışları yumuşarken yüzü pişmanlıkla doldu."Kim..."
"Seni,hayır,sizi ilgilendirmez!Daha güçlü olmak zorundayım,onu öldürüp intikamımı almak için güçlenmeliyim,ve bunu sizin gibi yalancı köpeklerle yapamam!Şimdi,yolumdan çekil,yoksa..."
"Yoksa ne Hartes?Beni öldürecek misin?Gerçekten o kadar nefret mi ediyorsun benden?"Hem ne intikamı bu?"
Hartes dişlerini sıktı."Bırak gideyim Melek.Bir keresinde bana,herkes kendi kaderini kendi yazar demiştin,bırak ben de kendiminkini yazayım."
"Senin bu yaptığın kader yazmak değil Hartes,yok etmek."
Hartes altın modunu açtı."Bu karar yine de bana ait."
Melek gözlerini kapattı."Madem istediğin bu,sana engel olmayacağım,git ve kaderini yaz,veya yok et.Ama her zaman yanımda yerin yerin olduğunu unutma."
Hartes'in içi bir miktar sevinçle doldu, başını sallayıp döndü ve zıpladı.
"Hartes."diye seslendi Melek arkasından."Megas peşinden gelecek,ona engel olmayacağım.Onu da ikna etmelisin."
Hartes hızla ormanın içine daldı.Ağaçlardan şimşek gibi geçerken,şansına küfretti.
Melek,düşüncelere boğulmuş bir halde gözlerini yere dikmiş,ufak bir karıncanın kocaman bir yaprağı sürükleyişini izliyordu.Uzaktan hızla yaklaşan silüetleri fark ettiğinde başını kaldırıp Megas'ın meraklı bakışlarına üzgün bakışlarla karşılık verdi.Megas onun burada olma nedenini tahmin edip asıl soruyu sordu.
"Hartes,nerede o?"
"O gitti Megas,doğru olduğunu düşündüğü yola."
"Sokarım onun yoluna!Felsefe yapmayı bırak be adam!Niye gitti,niye izin verdin?"
"Birisi anlatmış Megas,her şeyi biliyor.Bizden nefret ediyor,onu hak eden ustanın yanına gittiğini söyledi."
Megas sinirle dişlerini birbirine vurdu."Neden durdurmadın?"
"Bunu o istedi,ben de saygı gösterdim."
Megas hızla Melek'e omuz atıp geçti ve ormana ilerledi,Melek arkasından seslendi.
"Megas,hayatım boyunca hiç onun kadar öfkeli ve kırılmış bir çocuk görmemiştim,dikkatli ol."
Megas ilerlemeye devam etti."O bana zarar vermez."
Megas ormanın içinde kaybolurken,Melek arkasında yanına gelmiş üç ufak silüete döndü.
***
Hartes başka bir ağacı daha geçince Sharanor'un sesini duydu.
"Bu üç oldu."
Hartes altın moduyla ileri baktığında neden bahsettiğini anladı.Rades gülümseyerek yüksek bir dalda dimdik duruyordu.Hartes'i görünce gözlerinin içi güldü.
"Demek doğru yolu buldun."
Hartes tepki vermedi."Evet,bana söz verdiğin şeyleri istiyorum."
Rades güldü."Keşke bu kararı bu kadar geç vermeseydin,ama önemli değil.Seninle çok büyük işler başaracağız Hartes,sana bunun sözünü de veririm."
"İşler umurumda değil,almam gereken bir intikam var."
Rades onayladı."Fark etmez,seni hiç kimse benden daha iyi eğitemez."
Hartes cevap vermedi,onun yerine nefeslendi.Rades birkaç saniye sonra hızlıca konuştu.
"Yanında misafir de getirmişsin."
Hartes lanetler savurarak arkasına baktı,Megas ormanın içinden hızla yaklaşıyordu.Hartes fark bile edemeden Rades önünde belirdi.
"Git,batı kıyısında sahile yanaşmış bir gemi var,Skellicki bul,koca burunlu bir adam,ona kim olduğunu söyle,ben onu hallederim."
Hartes arkasına baktı tekrar,Megas ikisini görmüş,hızını daha da arttırmıştı.
"Onu...umurumda değil,ne istersen yap."
Hartes hızla atlayıp devam ederken,Rades parmaklarını kütleterek ona doğru koşmaya başladı.
Hartes ormandan çıkıp koşmaya devam etti,büyük bir açıklığa çıktı.Sert kayalardan oluşmuş kocaman bir alandı,Hartes karşıya atlayıp alanı koşarak geçmeye başladı.Alanın sonuna geldiğinde heyecanla zıpladı,ama beklemediği bir şey oldu.Hartes,duvardan seken taş gibi boşluktan sekti ve metrelerce geriye uçtu.Yere düşüp hemen kalksa da acıyla zonklayan yüzünü tutup küfürler yağdırdı.Arkasından bir ses yükselirken sesin sahibine döndü.
"Hayırdır,gece vardiyasına mı kaldın?"


