20 Ağustos 2017 Pazar

Ningendo-7.bölüm-İlk Görev

Megas kendisine doğru uçan çocuğu görünce çok ileri gittiğini anladı.Amacı çocuğu kızdırıp çakra havuzuna ve beynine baskı yapıp Altın Modunu uyandırmaktı ama fazla ileri gitmişti,ailesini bilmemiş,tanımamış birinin annesine korkunç hakaretler etmişti.Şimdi sıra Hartes'deydi.

Hala havada süzülürken,Hartes sol yumruğunu Megas'ın yüzüne yolladı,Megas sağ avucuyla çocuğun yumruğunu yakaladı,ama yaptığı hatanın geç farkına vardı.Hartes sol yumruğunu tutan kocaman elin bileğini tutup kendini Megas'ın arkasına doğru çekti.Arkasına geçtiğinde ise havada kendi etrafında döndü ve ondan öğrendiği gibi ensesine sert bir tekme yapıştırdı.Bu Megas'ı bayıltmaya yetmezdi ama canını yakardı.
Megas ensesine gelen sert tekme yüzünden başının döndüğünü hissetti.Kendini çabucak toparlayıp sol elini arkasına atıp Hartes'i yakaladı ve çekip önüne getirdi.Sol kolunu,onun sol koltuk altından geçirdi ve eliyle ensesini tuttu,sağ eliylede Hartes'in sağ kolunu yakalayıp çevirdi ve beline dayadı.Aurasının birazını üstüne salarak onu diz üstü çöktürdü. Hartes kollarında vahşice çırpınırken,yapacagı konuşmayı planladı.
"Bırak beni!"
Hartes bir kez daha kurtulmaya çalıştı ama yapamadı.Sağ kolu arkaya doğru bükülmüş,omzunu acıtırken Megas'ın devasa kolu sol kolunu ve ensesini tutmuştu.Megas hazır oldugunda konuştu.
"Görebiliyorsun değil mi?"
Hartes çırpınmayı bırakıp onu dinlemeye başladı.
"Her şeyin sapsarı gözüktüğünü söylerler,öyle mi gerçekten?Yoksa yalan mı?Sana bu gücü verebilmek için çok kötü konuştum,farkındayım,ama bu seni daha güçlü yapmak içindi."
Hartes,Megas'ın neyden bahsettiğini anlamıştı.Yine de sinirliydi.Cevap vermedi.
"Çakra damarlarını,havuzunu görebiliyorsun ve önceki dövüşlerin hamlelerini hatırlıyorsun değil mi?Her şey şu anda daha iyi görünüyor değil mi?Herşeyi görüp,duyabiliyorsun.İşte bu,seni seçme nedenim Hartes.Sen çok özelsin,bu özelliği ortaya çıkarmak için seni kızdırmak zorundaydım,özür dilerim,gerçekten özür dilerim,ama bak neler oldu,bana vurabildin Hartes,bana.Düşün,ne kadar özel olduğunu düşün.Ve kendine bak."
Megas konuşmasını bitirdikten sonra Hartes'i bıraktı ve arka cebinden bir ayna çıkardı.Küçük,dikdörtgen şeklinde bir aynaydı ama yinede temizdi.Hartes ayağa kalkıp ona döndüğünde,aynayı ona çevirdi.
Hartes aynaya baktığında belirsizlik gördü.Kendi çakra damarlarını görüyordu,kafasının etrafında masmavi bir girdap gibi dolaşıyorlardı ama gözleri çok farklıydı,mavi çakra gözlere yaklaşırken yavaşça rengi değişiyor,göze ulaştığındaysa sapsarı oluyordu.Hala kendi yüzünü düzgünce göremiyordu.Bu yüzden kendini zorlayarak görüşünü düzeltmek istedi,gözleri bunu bekliyormuş gibi hemen görüşünü düzeltti.
Hartes bir an konuşamadı,yanlış gördüğünü sandı.Gözlerini kapatıp açtı,ama hala aynıydı.
Gözbebeği neredeyse yok olmuş,görülemez olmuştu.Eskiden simsiyah olan göz rengi şimdi altın sarısı olarak parlıyor,Hartes'in sarı saçlarıyla uyum sağlıyordu.Hemde sarı olan sadece gözleri değildi,gözlerinin altında ki damarlarda içlerinen altın akıyormuş gibi sararmıştı ve hafifçe parlıyorlardı.
"B-bu da ne?"diye konuştu,hayatında görmediği birşeyi görüyordu şuanda.
"Bu,senin özelliğin.Altın Mod."
"Altın ne?"
"Altın Mod."
Hartes bir Megas'a bir aynaya baktıktan aynanın önünden ayrılınca konuştu.
"O da nedir?"
Megas derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.
"Altın Mod,birkaç mod arasında ki en güçlü moddur.Kullanıcısının gözleri altın rengini alır,kişi çok daha iyi görür,hamleleri,saldırıları rahatça okuyabilir.Ayrıca,başka bir savaşçının kullandığı tekniğin eğer var ise el mühürlerini,yoksa çakra havuzunun ve damarlarının nasıl hareket ettiğini izleyerek tekniği kopyalayabilir.
Kısaca,muhteşem bir moddur,kullanıcısına büyük bir güç verir,ortalama düzeyde çakra harcaması en güzel yanlarından biridir,ve sen o moda sahipsin.Bu da seni eğittiğim en iyi öğrencilerden biri yapıyor."
Hartes şaşkınlıktan konuşamadı.
Teknikleri kopyalayabilen bir mod.Diğer özellikleri düşünürken bacaklarında ki güç birden kayboldu ve yere çöktü.
"Ne-neler oluyor?"
Megasda onun yanına çömeldi ve eliyle yanağından tuttu.
"Bu,modunu ilk kullanışın,henüz uyum sağlamadığı için çok fazla çakranı emdi.Kapatmalısın."
Hartes onun haklı olduğunu anladı.Ayaklarını doğru düzgün hissedemiyordu ve bu hissizlik bacaklarına da çıkıyordu.Korkuyla konuştu.
"İyi de nasıl yapacagımı bilmiyorum."
Megas yavaşça,tane tane konuştu.
"Önce sakin ol,sonra ise derin bir nefes al ve modun kapandığını düşün."
Hartes onun dediklerini yaptı,derin bir nefes aldı ve modun kapanmasını diledi.Gözlerinde ki çakra çekilirken görüşü normale döndü.Rahatça nefes aldı ve güldü.
"Bu muhteşemdi,hayatımda hiç böyle bir şey hissetmemiştim."
Megasda güldü.
"Çok hoş bir duygu olduğuna eminim."
Hartes gülmeyi kesip aklına takılan sorularını ona sordu.
"Çok fazla çakra harcamamıştım,neden hemen yoruldum ki.Hep böyle mi olacak?Biraz kullandıktan sonra kapatmak zorunda mı kalacağım?"
"Hayır,zamanla alışacaksın ve vücudun uyum sağlayacak,daha uzun süre açık tutabileceksin ama sonsuza kadar tutamazsın,bu çakra havuzunu kurutup seni öldürür."dedi Megas.Ayrıca safkan olduğun için gözlerin melez Altın Modlardan daha çok parlayacak ve seni ele verecek.Hemde diğerleri gibi sadece görmeyeceksin,duyacak ve hissedeceksin ki bu daha fazla çakra harcayacak.
"Anlıyorum,ama bu anneme küfür ettiğin gerçeğini değiştirmez."
Megas'ın içinden oflamak gelsede yapmadı.Safkan olsun olmasın,yaşıtları gibi inatçıydı oda.Mecburen özür dileyecekti.
"Peki,tekrardan özür dilerim,ama bu senin modunu uyandırdığım gerçeğini değiştirmez."
Hartes verecek bir cevap bulamadı.
Megas ayağa kalkıp Hartes'e baktı ve elini uzattı.
"Ee,hala öğrencim misin?"
***
Ertesi sabah,usta ve üç öğrencisi tekrar yola çıktı.Megas'ın söylediğine göre Saros Arazisine gideceklerdi,eğitim yapıp seviyelerini güçlendireceklerdi.
Megas,Hartes'e şu anda üçüncü seviye bir savaşçı oldugunu,ama Saros Arazisinde rahatça seviye atlayıp güçlenebileceğini söylemişti.Ayrıca, Altın Modunda ustalaşması için Büyülü Yaratıklarla savaşmalıydı,Hartes neden insanlarla savaşmayacağını sorduğunda Megas cevap vermemişti.
Hartes de bir kez daha sormamıştı.
Megas'ın aklında ise bambaşka şeyler vardı.Önce Saros Arazisine gidip,Hartesi olabildiğince güçlendirmeliydi,sonra ise tüccar kılığında Şu anda sınırlarında bulundukları,evlerinin bulunduğu Kuzey Ateş Krallığından,Güney Toprak Krallığına geçip,Doğu Yıldırım Krallığında bulunan Altın Mürettebattan olabildiğince uzaklaşmaları gerekiyordu.
Eğer Mürettebat safkan bir Leotin'in varlığını öğrenirse Hartes ömrü boyunca rahat edemezdi,Mürettebat onu önce içine almaya çalışırdı.Eğer bunu başaramazsa,fazla güçlenmeden Hartesi etkisiz hale getirip hafızasını silebilirlerdi.Daha da kötüsü gözleri alabilirlerdi ki bu en kötüsü olurdu.
Saf bir Altın Mod gözü için bile iki krallık savaşabilirken bir çifti için tüm krallıklar birbirine girerdi.Küresel bir savaşı engellemenin tek yolu,Hartes dehşet verici derecede güçlü olana kadar gizli kalmak ve onu gizlice eğitmekti.
Hartes hızlı öğrenebiliyordu,doğasında vardı bu.Ancak birde Altın Mod devreye girerse Megas onun en zor teknikleri bile zorlanmadan öğrenebileceğini düşünüyordu.
Şimdiden ona bir Tanrı Tekniği öğretmeyi düşünmeye başlamıştı.
Hangisini öğretebileceğini düşünüyordu,hatta öğrettikten sonra nasıl sonuçlar ortaya çıkacağını bile düşünüyordu.
Bunları düşünürken bir ses duydu.Hızlı ve keskin bir sesti,başka biri bunu bıçak sesi sanabilirdi ama Megas bu sesi hayatı boyunca duymuştu,onu iyi tanıyordu.
Kafasını gökyüzüne kaldırdığında bir kuş gördü,normal,siyah bir kuşa benziyordu ama öyle olmadığını Megas iyi biliyordu.Aurasını bedeninden çıkarıp kuşa ulaştırdı ve hemen altında olduğunu bildirdi.Kuş Megas'a doğru dalışa geçtiğinde Megas beline taktığı ufak çantanın içinden sarılı bir parşömen çıkardı,çocuklara geri çekilmelerini söyledi ve parşömenin ipini açıp,uçundan tutarak yere serdi.
Kuş hızla parşömene atıldı ve ona çarptı,bunu gören üç öğrenci,kuşun öldüğünü sansalarda,kuşun eriyip parşömenin üstünde bir yazıya dönüştüğünü görünce çok şaşırdılar.
Megas çekildiği yerden gelip parşömeni yerden aldı ve okumaya başladı.
Okumayı bitirdiğinde,yüzüne bir gölge çökmüştü.Sanki başka işim yokmuş gibi,oraya gitmemi istiyorlar.
Konuşmaya cesaretinde bulunan Loren oldu.Ürkerek sordu.
"Efendim,nedir o?Ne yazıyor?"
Megas onları korkutmamak için sakince konuştu.
"Başkentimiz,Tarnag'dan bir mesaj.Birisi bu civarda oldugumuzu krala iletmiş.Kral,Resek Ormanına gidip orayı kendine mesken tutmuş bir haydutu öldürmemi istiyor.Gitmek den başka çarem yok,sizde öğrencilerim olarak benimle geleceksiniz.Bu,sizin için iyi bir deneyim olur.Haydutlar yalnız gezmez,yanlarında her zaman yancıları vardır.Ne tesadüf,bende sizi antreman yapmaya götürüyordum."