14 Eylül 2017 Perşembe

LOGİO 1.BÖLÜM:LİO L. NOS


'' Sanırım yeniden doğuyorum... Bu kaçıncı oldu?... Geçmişimi sürekli unutuyorum ve bir şekilde tekrar hatırlayıp güçleniyorum.''

'' Dediğin gibi ulu insan, tam olarak kaç defa doğduğunu ben ve diğer tanrılar da bilmiyor.''
'' Cidden mi? Peki en son yaşamımda tam olarak ne oldu? Adım neydi ve bu kez kaç yıl yaşadım? Öğrendiğim bilgileri unutmasam bile kim olduğumu hep unutuyorum.''
'' Biliyorum. O zaman sana son yaşamını göstereyim.''
***
Yüce deha Lux. Kim bilir kaç yaşında? Bu sorunun cevabını kendisi bile unuttu. Uzun yıllar boyunca verdiği emekler sayesinde sonsuz yaşamın sırrını bulmuş, evrenin bütün bilgisine sahip olan genç bir dahi olsa bile... Ne anlamı vardı ki ölümsüzlüğün, tüm dostları yavaş bir şekilde onun yanında adeta bir gül gibi solup giderken? İlk beş yüz yıl boyunca şunu öğrendi: insan hayatı çok değerliydi. Tüm dostları ölüm tarafından çağırılırken, o yaşlandığını dahi belli etmiyordu. Bin yaşına bastığında ölümsüzlüğün gerçek yüzünü fark etti. Ölümsüzlük yeni bir şans olabilirdi belki ama aynı zamanda büyük bir lanetti...Yalnızlığın laneti.
İki bin yaşında kadar binlerce krallığın doğuşuna şahit olmuştu. Hatta birkaç tanesini kendisi yönetmişti. Sürekli farklı kişiliklerde uzun yıllar boyu gizlendi. Bazen orduda bir general, bazen küçük bir köyde avcı , bazen çiftçi...Artık saymayı bırakmıştı.
Kaç bin yıl geçerse geçsin binlerce kişinin canını almıştı. Uyumak bile onun için gereksizdi, bu şekilde o anlardan kurtulsa da aynı şekilde kendine ceza çektiriyordu. En son uyuyalı binlerce yıl olmuştu ve o zaman uyurken önceden öldürdüğü kişiler ona işkence ederken... etini kemiklerinden ayırırken... Sonunda sevdikleri ile karşılaşıyordu, ölen dostları, ölen eşi...Artık yalnızlıktan sıkılmıştı. Artık huzur bulmak istiyordu. Bu yüzden yapabileceği tek şeyi yaptı... En güçlü tekniğini kullandı.
CEHENNEM'İN 7. KATI : RUH SONLANDIRAN
Ve böylece en güçlü teknik en güçlü bedenle karşılaştı. Lux hayatı boyunca binlerce teknik öğrendi ama en çok 2 teknikte ustalaştı. Bunlardan biri ''Cennet'in 7 Katı'' idi. Bu teknik Cennet'in güzelliklerini Dünya'ya yayardı ama her iyi şeyin bir karşıtı vardı. Cennet'in 7 Katı'nın karşıtı olan şey ''Cehennem'in 7 Katı'' idi. Her şeyi çeşitli şekillerde yok eden bu tekniğin 7. Katı her ruhu sonlandırıp yok ediyordu. Lux bile bu tekniğin çektirdiği acıdan dolayı sessiz kalamazdı. Attığı her çığlık boyunca yer sarsılıyor, gökte yıldırımlar çakıyordu. Lux'un sesi tüm Dünya'ya yayılırken bu sesi duyan ve zeka sahibi olan yaratıklar boyun eğerken yeterli zekaya sahip olmayan hayvanlar ve yaratıklar ise uluyordu. Bu sesi duyan her insan ise yaptığı işi yarım bırakıp tek dizlerinin üzerine çöküyorlardı. Lux'tan nefret edenler bile onun büyüklüğü ve gücü karşısında diz çöküyor ve ona saygılarını sunuyorlardı. Sonunda acı dolu çığlıklar sustu ve Lux ruhunu teslim etti. Lux gökyüzüne yükselirken ona saygısını sunan milyarlarca canlıya baktı, yüzünde uzun zamandır oluşmayan bir tebessüm oluştu. Artık bu Dünya'dan kurtulduğunu umut ediyordu. Ruhunu gökyüzüne teslim ettikten sonra tanıdık bir ses duydu.
'' Uzun zaman oldu.''
***
'' Demek bu kez böyle öldüm...''
'' Ne kadar çok bilgiye sahipte olsanda bu bilgileri her daim belli bir seviyede öğreniyorsun.''
'' Ölümsüzlük çok sıkıcı geçiyor.''
'' Haklısın geçmişte Lux ve nice isimler ile anılan kişi, gerçek gücünü hiç kullanmıyorsun."
'' Duygularım yok oldu. Yeni doğduğum zamanlar duygularım olsa bile bu uzun yıllar ve ondan önceki yaşadığım süreler duygularımı sömürdü."
'' Geçmişi bir kez daha unutacaksın. Yapman gerekeni yapana kadar hiç huzura ermeyeceksin."
" Hep bunu söylüyorsun ama artık önemli değil alıştım. Tekrar reenkarne olmaya hazırım."
" Pekala ve bu yaşamında bir ki-..."
" Hadi ama onu geri getireceksin, biliyorum. Bunu bir çok kez konuştuk, sadece yap şunu..."
" Pekala Lux, haklısın yine her zaman ki gibi olacak."
" Ne ben onu hatırlayacağım ne o beni. Huuh... Komik değil mi? İnsanlardan üstün bir gücüm var fakat yine de huzura eremiyorum... Umarım bu hayatım da daha başarılı olurum ve gerekli şeyleri yapabilirim... Hadi başla!"
"Öyleyse yeni hayatında bol şans..."
***
Bilincim bir anda gidip geldikten sonra tekrar uyandım. Etrafım dar bir alandı, her tarafımda garip yapışkan bir sıvı vardı. Etrafa bakmaya çalıştığımda elimde bir boru veya etten bir kablo gibi bir şey hissettim. Sonunda bir delik gördüm, delikten ışık gözüküyordu bu yüzden deliğe doğru yol aldım. Delikten çıktığımda sesinden kadın olduğunu anladığım biri vardı. Nefes almaya çalıştığımda ciğerlerimin yeni doğmuş olduğumdan yeterince gelişmediğini farkettim, kadın da bunu fark etmiş olsaki popoma hızlı bir şaplak attı. Kadının attığı şaplak sayesinde ağlamaya başladım, bu şekilde ciğerlerim oksijeni içine çekti. Kadın konuşmaya başladığında onu dinledim.
" Tebrikler Mary bu bir erkek."
Kadın beni başka bir kadının kollarına verdi. Anladığım kadarıyla bu kadın annem. Annem beni kolları ile sarmalayıp kulağıma fısıldadı.
" Senin adın Lio Nos, benim oğlumsun ve büyük biri olacaksın."
Annem sözlerini bitirdiğinde odaya biri girdi. Yaydığı aura ve enerji küçük bedenim için çok büyüktü, sebepsizce ağlamaya başladım. İçeri gelen kişi annemin yanına gelip konuştu.
" Cidden çok güzel bir oğlumuz olmuş Mary."
Şimdi anladım... Bu adam benim babam. Annem hem mutlu hemde endişeli bir ses ile konuştu.
" Haklısın Leo ama gözlerini daha açmadı."
" Hmm... Bu ilginç. Ebe, onun gözlerinde bir sorun mu var?"
Babam öfke ve endişe ile ebem olan kadına seslendi. Ebem ise sadece yeni doğduğum için kapalı olduğunu söyledi. Bunu söylediğinde gözlerimi açmaya çalıştım, anne ve babamın yüzünü görmek istiyordum. Biraz zorlayıp gözlerimi açtım. Annem uzun sarı saçlara ve yem yeşil gözlere sahipti, oldukça güzel bir kadındı. Babama doğru baktığımda siyah saçlara ve kahverengi gözlere sahip oldukça yakışıklı birini gördüm, ama onların yüzlerindeki şaşkınlıktan biraz endişelenmiştim. Annem bana sarılıp tekrar konuştu.
" Gümüş gibi gözleri var, çok güzeller."
Lio'nun gözleri gümüş rengindeydi. Uzaktan bakan birisi onun gözünün olmadığını dahi düşünebilirdi. Lio babasının parmağına uzanarak onu tuttu, bu şekilde kör olmadığını gösterdi. Lio geçmişi hakkında hiç bir şey hatırlamıyordu. Lux olup yaptığı savaşları, hayatını ve değer verdiği herkesi unutmuştu. Hatta Tanrı'nın bahşettiği kişiyi dahi hatırlamıyordu. Aklında sadece evrenin sonsuz bilgisi vardı...
***
Aradan 3 yıl geçti.
Lio daha 2 aylıkken yürümeyi öğrenmiş ve bazı kelimeleri hiç zorlanmadan söylemeye başlamıştı. 1 yaşına girdiğinde tuhaf bir şekilde düzgün konuşmanın yanında okuma ve yazmayı da öğrenmişti. Ailesi bu yüzden ona bir dahi gözü ile bakıyordu. Çocukları daha 3 yaşında olsa da babasına bir çok konuda yardımcı oluyordu.
Babası Leo Nos, yaşadıkları şehir olan Altın Aslan Krallığı'na bağlı olan Altın Yele şehrinin başkanıydı. Şehirde başkan olsada babası çalışmayana ekmek yok prensibi ile bilinirdi. Bu yüzden babası şehir işlerinin yanında boş vakitlerde demircilik, marangozluk, simyacılık ve tüccarlıkla uğraşıyordu. Lio bu şekilde bir çok konuda başarılı olmuştu, tüm şehir onun zekasından bahsederdi.
Babası 82.seviye bir büyücüydü, oğlunun büyücülük veya savaşçılıktaki yeteneğini merak ettiği için Leo oğlunu yanına çağırdı.Lio babasının yanına gittiğinde babası bir tebessüm ile konuşmaya başladı.
Leo: Hoşgeldin evlat.
Lio: Beni istemişsin baba?
Leo: Evet. Neden seni çağırdığımı tahmin edebiliyorsundur?
Lio: Sanırım büyücülük veya savaşçılıkta ki potansiyelimi öğrenmek için.
Leo: Yine doğru tahmin evlat. Sadece 3 yaşında olsan da sende çok büyük bir potansiyel var oğlum. Bu potansiyeli öğrenmek istiyorum, zaten normalde 7 yaşında bir akademiye girmek için bu sınava girersin. Eğer istersen şimdi yapmayabiliriz, seni asla zorlamam.
Lio: İstiyorum baba, gücümü öğrenmek istiyorum. Seni ve annemi gururlandırmak istiyorum.
Leo: Teşekkür ederim evlat. 4 yıl daha beklersem çatlardım hahaha!
Leo mutlulukla gülümserken çekmecesinden bir bıçak ve yeşil renkli bir küre çıkardı, ardından tekrar konuştu.
Leo: Lio şimdi eline ufak bir kesik atıp kanını küreye damlat, ardından küre gerekeni yapacaktır.
Lio onaylarcasına kafasını sallayıp bıçağı eline aldı. Sol eline ufak bir kesik atıp kanını küreye damlattı. Küre bir süre parladı, ardından kürenin üstüne bir kaç yazı belirdi.
----------
Lio L. Nos
Büyücü
Seviyesi: 0
Yetenek: Tanrısal
Element: Karanlık, ateş, su
----------
Leo oğlunun çıkardığı sonuçlar karşısında ağzı açık kalmıştı. Oğlu bir zıt element kullanıcısıydı ve yeteneği Tanrı seviyesinde idi! Leo'nun yeteneği ise sadece Hayalet –Büyücü idi. Lio'nun seviyesinin 0 olması normaldi çünkü büyücülük hakkında hiç bir şey bilmiyordu.Lio merak ile babasına bakarak konuştu.
Lio: Nasıl baba kötü mü?
Leo sonunda kendini oğlunun yeteneğine hayran olmaktan alıp oğluna baktığında yüzünde ki tebessüm daha da büyüdü. Oturduğu koltuktan kalkıp oğlunun yanına geldi, bir elini Lio'nun omzuna koyup diz çökerek oğlu ile göz göze geldi.
Leo: Evlat çok büyük bir potansiyelin var. Seninle gurur duyuyorum. İstersen seni 7 yaşına kadar eğitebilirim, sonrasında 7 yaşında bir akademiye girmek için sınava girersin. Bu şekilde ilerde çok büyük yerlere gelebilirsin ama unutma seni asla zorlamam.
Lio: Baba beni eğitmeni istiyorum bu şekilde seni ve annemi gururlandırabilirim !
Leo oğlunun isteğine gülümsemişti. Lio'ya yarın eğitime başlayacaklarını söyledi. Lio başını sallayıp onaylandıktan sonra babasının odasından ayrılıp annesinin yanına gitti. Annesi Mary, yaklaşık 8 ay önce tekrar hamile kalmıştı. Lio ve ailesi yeni üye için gün sayıyorlardı. Lio hemen hemen tüm vaktini annesi ve doğacak kardeşi ile geçiriyordu. Ayrıca artık babası ile eğitim yapacağı için çok heyecanlıydı.
***
Ormanda eğitim yapan bir genç yine 30.seviye bir alem canavarı avlıyordu. Gencin gece kadar siyahı saçları ve ay gibi gümüş rengi gözleri vardı. Burnu ne küçük nede çok büyüktü, yüzü ile tam olarak uyumluydu. Vücudu ise en beyaz mermerden bile daha beyazdı. Çocuk daha 7 yaşında olsada şimdiden binlerce kadını kendine aşık edebilirdi. Bu çocuk Lio L. Nos'du. Lio 4 yılda 40.seviye büyücü olmuştu. Lio avını yakaladıktan sonra alem canavarının kristalini depolayıp evin yolunu tuttu. Tam 4 yılını babası ile eğitim yaparak geçirmişti. Babası su büyücüsü olduğu için Lio şuan suyu çok kolay kontrol edebilsede, babası suyu dondurabilir, kaynatabilir hatta ve hatta havadan su dahi alabilirdi. Babası bunun bir su yasası olduğunu söylemişti. Yasalar elementi yoktan var etmeyi ve bir çok özelliğini öğretirdi fakat yasaların öğrenilmesi çok zordu. Babasının öğrenmesi tam 20 yılını almıştı. Babasından öğrendiği 'Su Kertenkelesinin Adımı' isimli teknik ile 2 dakika içinde eve varmıştı. Sadece 2 dakika içinde gelse de bu teknik kişinin enerjisini çok çabuk bitiriyordu. Eğer kısa bir sürede bir su yasası öğrenemezse başka bir hız tekniği bulmalıydı. Evin kapısına geldiğinde 4 yaşlarında bir kız onu karşıladı. Kız aynı Lio gibi siyah saçlıydı gözleri ise okyanuslar gibi maviydi. Kız Lio'yu gördüğü gibi konuşmaya başladı.
???: Hoş geldin abi.
Bu kız Lio'nun annesinin 4 yıl önce hamile olduğu kızdı yani Lio'nun kardeşi. Lio kardeşini gördüğünde yüzünde bir tebessüm ile konuştu.
Lio: Hoş bulduk Lucy. Babamız evde mi?
Lucy: Evet abi, bana seni karşılamamı söyledi.
Lio: Tamam o zaman gidelim.
Lio ve kız kardeşi Lucy babalarının odasına doğru yürümeye başladılar. Babalarının odasına geldiğinde Lio kapıya 3 kez vurdu.
'Tık,Tık,Tık'
Leo: Gir.
Lio içerden gir sesini duyduğunda beklemeden kapıyı aralayıp içeri girdi.
Lio: Beni çağırmışsınız baba.
Leo: Hmm... Ah Lio! Hoş geldin oğlum, son durumun nasıl?
Lio: 40.Seviye büyücü oldum. Bunun yanında tuhaf bir his daha hissediyorum baba.
Leo: Hıh? Bir sorunun yok umarım nasıl bir his bu?
Lio: Şey bir ara büyücülükte yaptığım elementime enerji verme yöntemi gibi kendi bedenime enerji vermeyi denedim. Başarılı olup olamadığımı bilmiyorum ama yaptığımda normalden biraz daha güçlü hissettim.
Leo: Sen ciddi misin?
Lio: Evet baba bir sorun mu var?
Leo: Sorun mu? Evlat eğer dediğin doğru ise bu bir nimettir! Bunu öğrenmenin tek yolu var, 4 yıl önce yaptığımız küre testini hatırlıyor musun? Onu tekrardan yapmamız gerek.
Lio: Tamam baba.
Leo 4 yıl önceki bıçağı ve küreyi sakladığı yerden çıkardı. Lio ne olacağını 4 yıl önce yaptığı için az çok biliyordu. Bıçakla elini kesip kürenin üstüne kanını damlattı. Küre bir süre parladıktan sonra kürenin üstünde bir kaç yazı belirdi.
----------
Lio L. Nos
Savaşçı-Büyücü
Seviyesi: 20-40
Yetenek: Tanrısal
Elementi: Karanlık, Ateş, Su
----------
Leo küredeki sonuçları görünce kahkaha ile konuştu.
Leo: Hahaha! Evlat sen ilerde çok büyük biri olacaksın bundan eminim!
Lio: Baba ne oluyor? Bana da söyle lütfen.
Leo: Hahaha, evlat hatırlıyor musun sen bir zıt element kullanıcısıydın?
Lio: Evet ama ne önemi var ki?
Leo: Evlat çift element kullanıcıları nadirdir ama bulunamaz değil. Buna rağmen zıt element kullanıcıları onlardan bile nadirdir ve sen bunların yanında artı olarak bir çift türsün!
(D.N: Şu çift türü ilk gördüğümde iki cinsiyetli sanmıştım ;-;)
Lio: Ç-Çift türmü? O ne demek baba?
Leo: Evlat, ben büyücüyüm. Sen ise hem büyücü hem de savaşçısın, çok yetenekli olacağına eminim.
Lio: Teşekkür ederim baba, öyleyse müsaadeniz ile...
Leo: Oh Lio! Bu arada bu akşam kardeşini ve aile hazinesinden alabildiğini alıp gün batımındaki kervana katıl. Kervan sizi Aslan Yelesi Akademisi'ne götürecek.
Lio: Tamam baba ama neden bu kadar erken?
Leo bunun üzerine iç çekip konuştu.
Leo: Önemli bir şey değil, merak etme. Sadece senin ve kardeşinin yeteneğini tüm dünyanın görmesini istiyorum.
Lio buna pek inanmamıştı ama babasını üzmek istemediği için kabul edip odadan çıktı. Kardeşine gün batımında ki kervana katılmak için eşyalarını hazırlanmasını söyleyip odasına çekildi. 4 yıldır odasına hiç gelmemişti. 4 yıl boyunca bazen toprak zeminde bazen de ağaç dallarında uyuyarak doğayla bir bütün olmaya çalışmıştı. Odasında fazla bir eşyası yoktu, dolabından beyaz bir gömlek ve beyaz bir pantolon giyip üstüne siyah bir pelerin aldı. Odadan çıkacağı sıra yatağının yanında bulunan masanın üstündeki yüzüğü fark etti. Yüzüğü eline aldığı gibi odasına biri girdi.
Leo: Lio, nasılsın oğlum?
Lio: Oh baba sen miydin? İyiyim, bu arada bu yüzük ne?
Leo: Ah yüzüğü bulmana sevindim evlat. Bu bir boyutsal yüzük, boyutsal yüzükler içlerine cansız olan her şeyi depolama kapasitesine sahip yüzüklerdir. Yüzükler renklerine göre ayrılır. En düşük alana sahip olanlar mavi, en büyük alana sahip olanlar kırmızı renktedir.
Lio: Bilinir dedin yani kırmızı yüzükten daha büyük alana sahip olanlarda mı var?
Leo: Gözünden de hiç bir şey kaçmıyor evlat! Aynen, elindeki bir renksiz yüzük. Renksiz yüzüklerin alanı sınırsız olmakla birlikte diğer yüzükleri de içine depolayabiliyor. Bu yüzükler normalde büyük krallıklarda var ama bu bir aile yadigarı, eskilerden kalma bir şey. Renksiz yüzük olsa da sahibinin ruh rengine göre renk alır aslında. Yüzüğün sahipliğini almak için yüzüğe kanından bir damla damlatman gerek. Yüzük ruh rengine göre renk alacaktır.
Lio babasını onaylayıp elini ısırarak kanattıktan sonra kanını yüzüğe damlattı. Yüzük gümüşümsü bir renk aldıktan sonra Lio yüzüğü parmağına taktığında babası tekrar konuştu.
Leo: Beni takip et, seni aile hazinemize götüreceğim.
Lio başını sallayıp babasını takip etmeye başladı. Evin bodrumuna indiklerinde babası bir meşaleyi çekti. Duvar ikiye bölünüp kapı gibi açıldı, içerden sarı bir ışık parlıyordu. Lio bütün bunları şaşkınlıkla izlerken odanın içine girdi. Oda ağzına kadar altın çeşitli bilgi kitabı ve bir çok şeyle doluydu. Lio şaşkın şaşkın etrafa bakarken babası tekrar konuştu.
Leo: Evlat şimdi tüm bunların yüzüğüne girdiğini hayal et, yüzük kalanını yapacaktır.
Lio: Ama baba bunlar çok fazla, neden bütün bu şeyleri alıyorum? Ya size de lazım olursa?
Leo: Merak etme bunlar bize lazım olmaz. Bunlar sadece sığmayan bir kaç şey, sen dediğimi yap ve kardeşinle hemen kervana katıl.
Lio: Tamam baba.
Lio gözlerini kapatıp tüm altın, mücevher ve kitapların yani o odadaki her şeyin yüzüğüne girdiğini hayal etti. Gözlerini tekrar açtığında odada sadece kendisi ve babası vardı. Leo oğlunu tebrik edip ayrıldı, Lio'da hızla kardeşini bulup kervana doğru yol aldı. Güneş batarken kervanı bulmayı başardılar. Kervan sahibine kendilerini tanıttıktan sonra kervana katıldılar. Kervanda kendilerini hariç yüzü örtülü bir kadın, yaşlı bir adam ve 13-14 yaşlarında bir genç vardı. Kervan sahibinden öğrendiğine göre Aslan Yelesi Akedemisi'ne varmaları bir hafta sürecekti. Lio ve Lucy yorgun olduklarından daha fazla dayanamayıp kendilerini uykuya teslim ettiler.