Lio ve Lucy kervana katılıp yola çıktıklarından bu yana 3 gün olmuştu.
Bu süre boyunca kervanda hiç bir sorun çıkmamıştı. Kervan sahibinin şöylediğine göre yarın akşam akademiye ulaşacaklardı. Lio yol boyunca mola verdikleri her yerde tekniklerini geliştirmek için sürekli antreman yapıyordu, eğer Lucy ona zorla bir şeyler yedirmese Lio büyük ihtimal açlıktan ölebilirdi.
Şu an 4. gündeydiler. Kervan yoluna devam ederken bir anda durdu. Kervanın aniden frenlemesinden dolayı kervanın içinde bulunan herkes yalpaladı. Kervanda bulunan yaşlı adam ne olduğuna bakmak için arabadan indiğinde etrafta çığlık ve kılıçların birbirleri ile çarpışma sesleri yankılanıyordu.
Lucy çığlık seslerinden korkup Lio'ya sarılmıştı, genç çocuk ve kadın ise sanki hiç bir şey yokmuş gibi rahatça oturuyorlardı. Bir süre sonra çığlık sesleri kesildiğinde arabanın kapısı açıldı. Lio ve içerdekilerin gördüğü ilk şey yüzü siyah kapüşonla kapalı bir adamdı. Adam herkesin kervan arabasından aşağı inmesini söyledi.
Lio ve arabada bulunan herkes dışarı çıktı. Lio dışarı çıktığında etrafın kan gölüne döndüğünü gördü. Etrafta ölen kişileri görünce başında bir ağrı oluştu. Haydutlar herkesi sıraya sokarken diğer haydutlardan daha kalıplı bir adam ortaya çıktı. Kalıplı adam arabadan inen kişilere göz gezdirip konuştu.
???: Siz zengin p*çler! Eğer değerli mallarınızı verirseniz sizi öldürmeyiz.
Lio başının ağrısından adamın dediklerini duymamakla birlikte ağrıya dayanamayıp bir çığlık attı. Bunu duyan adam bir anda yerinden yok oldu. Adam yok olduğu gibi Lio yakındaki bir ağaca doğru uçmaya başladı. Adam tekrar göründüğünde Lio'nun az önce bulunduğu yerde ortaya çıktı. Adam Lio'nun bağırmasından dolayı sözü kesildiği için öfke ile konuştu.
???: Hangi cüretle benim, Siyah Gecenin Haydutları'nın Lideri Lack'ın, sözünü kesersin!
Adam öfke ile konuşurken Lucy korku ile abisine bakıyordu. Korkarak abisine koşmaya çalıştığında Lack isimli adam Lucy'nin kolunu yakalayıp kendine çekti ve yüzünde p*çimsi bir gülümseme ile konuştu.
Lack: Hmm... Güzel bir parça, oldukça genç ama sanırım beni tatmin edebilir.
Lucy korkudan titreyerek Lack isimli adama bakıyordu. Lack Lucy'nin kolunu boydan boya yaladı, ardından bundan zevk almış gibi dudaklarını yaladı. Bunları gören Lio ise başının ağrısından dolayı hiç bir şey yapamıyordu. Lio zihninde duyduğu ses ile bir anda zaman onun için durmuş gibi hissetti.
???: Demek bu kez böyle biriyim... İlginç! Hey velet, benim adım Michael. Bedenini bana ver, bende o adamı öldüreyim ne dersin? Hahaha!
Lio bu sesi duyduğunda sanki dünya ile olan bağlantısı kopmuş gibi hissetti. Bu acıdan kurtulmak istiyordu ama kardeşine bunları yapan adamıda öldürmek istiyordu. Bu yüzden tereddüt ile sordu.
Lio: Kimsin sen? Neyden bahsediyorsun?
Michael: Ben senim, sende bensin! Hepsini değil fakat bir kaç sorunu cevaplayacağım. Bundan önce, onu öldürmek ister misin?
Lio: Nasıl yapabilirim, o adam benden çok daha güçlü.
Michael: Evet, senden güçlü olabilir ama benden zayıf! Şimdi iyi izle.
Lio bir anda başında hissettiği acı ile bilincini kaybetti. Tekrar bilincine kavuşması sadece bir saniye sürse bile artık kendi bedeninde değildi! Kendini ve çevresini yukardan izliyordu. Lio'nun bedeni bir anda ortadan kayboldu. Lio kaybolduğu gibi Lack isimli adam geriye doğru savruldu. Lio, Lack savrulduğu gibi tekrar ortaya çıktı. Bunu gören Lucy sevinçten abisine sarılcağı sırada bir şey fark etti.
Abisinin ay gibi gümüş gözlerinin yerinde yakut gibi parlayan iki kırmızı göz vardı.
Lucy bunu görünce biraz daha titredi. Karşısında duran kişi abisine benzesede o kişi abisi değildi. Lio bütün bunları izlerken tekrar Michael'ın sesini duydu.
Michael: İzle velet! Benim dünyamda bu yaptıkların büyü olarak bilinir, burada ise hayatın kendisi, hahaha!
''SU TEKNİĞİ: SU EJDERİNİN GAZABI''
Lio'nun bedeninin etrafında su oluşmaya başlamıştı. Lio'nun bedeni bir Su Yasası biliyor ve bir teknik kullanıyordu. Bedeninin etrafındaki su bir ejder şekli aldı. Lio ileri atılarak tüm haydutları saniyeler içinde sadece suda boğmakla kalmamış, suyu bazen kaynatarak bazen de dondurarak haydutlara işkence etmişti. Lio bunları yaptıktan sonra delice kahkaha atıp bilincini tekrar kaybetti. Gözlerini tekrar açtığında Lio kendi bedenindeydi. Az önce ne olduğuna ise bir türlü anlam veremiyordu. Gözlerini açtığında tuhaf bir şekilde kervan arabasında, başı Lucy'nin dizinde olacak şekilde yatıyordu. Lucy, Lio'nun uyandığını görünce ona sarılıp konuşmaya başladı.
Lucy: Abi! Çok korktum, iyisin değil mi? Çok korktum, sana bir şey olmasından çok korktum...
Lio: Sakin ol Lucy. Bak iyiyim, bir şeyim yok.
Lio ne kadar böyle konuşup Lucy'yi sakinleştirmeye çalışsada aklı hep Michael denen o adamdaydı.
Kimdi o?
Nasıl Lio'nun bedenine girmişti?
Lio'yu bu düşüncelerinden alan şey kervanda onlarla yolculuk yapan gencin konuşmasıydı.
???: Hey küçük kardeş! Nasılsın? Ben Mudov Gıon, senin adın ne?
Lio gencin samimiyetinden biraz rahatsız olmuştu, yine de Lio onları bir şekilde kurtardığı için gencin bunu sormasını mantıklı bulup konuşmaya başladı.
Lio: Benim adım Lio Nos, efendim.
Mudov: Hmm... Demek Lio. Memnun oldum orda tam olarak ne yaptın küçük kardeş?
Lio: Açıkçası bende tam bilmiyorum efendim.
Mudov: Bu ciddilikte ne? Küçük kardeş, bana sadece Mudov desende olur. Söylemek istemiyorsan zorlamam tabii.
Lio: Teşekkür ederim ef-... Büyük kardeş Mudov.
Lio yaptığı şeyi açıklayamazdı çünkü kendide ne olduğu hakkında pek bir şey bilmiyordu.
???: Acaba nereye gidiyorsunuz?
Bu sesin sahibi yüzünde tül olan genç kadındı. Lio kadının bu haline biraz sinirlenmişti çünkü kadın hiç bir şey söylemeden Lio'ya nereye gittiğini sormuştu. Lio öfkelendiğini belli etmemeye çalışarak konuştu.
Lio: Biriyle konuşmadan önce kendinizi tanıtmanız gerekir.
Kadın bunu duyduğundan şaşırdığını belli eden bir ses çıkarıp konuştu.
???: Öyle olsun. Ben Aslan Yelesi Akademisi'nin 9 İblisi'nden Siyah İblis Emily.
Lio duyduğu şey karşısında donmuştu. Karşısında ki kadın kendini tanıttıktan sonra yüzünde ki tülü çıkardığında Lio ona neden Siyah İblis dediklerini anlamış oldu. Kadının gözleri ve saçı sim siyahtı, dudakları dolgundu, yüzü ile orantılı minik bir burnu vardı. Lio kadının güzelliği karşısında kısa bir süre büyülenmiş şekilde durdu ama hızla kendini toparlayıp konuşmaya devam etti.
Lio: Kardeşim ve ben Akademiye gidiyoruz efendim. Sizde mi akademiye gidiyorsunuz?
Mudov: Evet küçük kardeş, okul hakkında ne biliyorsun?
Lio bildiklerini gözden geçirdi. Cidden akademi hakkında nerdeyse hiç bir şey bilmiyordu. Mahcup ve utangaç bir ses ile konuştu.
Lio: Şey... Aslında hiçbir şey bilmiyorum sayılır.
Mudov: Tahmin etmiştim. Neyse önemi yok, sana akademiyi biraz anlatayım. Akademiye girmek için 7 yaşında olmak gerekiyor ama yeteneği olanlar daha erken katılabilirler. Akademi 3 bölüme ayrılıyor. Bunlar dış, iç ve merkez bölümler. Yeni gelenler dış bölümde bulunur. Her bölgede rütbe sistemi mevcuttur. Rütbeler madalyonlarla belli olur, madalyonlar bölgenin baş harfi ile anılır. Ben İ madalyona sahibim, bak.
Mudov duraklayıp cebinden etrafında 5 tane yıldız şembolu olan İ harfi şeklinde bir madalyon çıkardı.
Lio: Peki bu yıldızlar nedir büyük kardeş Mudov?
Mudov: Onlar rütbeni belirler. Kaç yıldızın varsa o kadar yüksek rütbelisindir. Rütbe atlamak için kendinle aynı veya yüksek rütbeli birine meydan okuyup onu yenmen veya görevlere çıkman gerekir. Rütbe atladığın gibi düşme riskinde var. Eğer seninle aynı veya senden düşük rütbeli birine yenilirsen rütbe düşersin. Şu an bunları bilmen yeterli. Geri kalan bilgiler sana giriş sınavında anlatılır. Anlaşılan akademiye geldik. Sınav yakında başlar bu yüzden hazırda bekleyin.
Mudov konuştuktan sonra kervan arabası durdu. Mudov ve Emily arabadan indi. Lio ve Lucy de indikten sonra Lio ile Lucy birlikte sınavın başlaması için olan bekleme alanına gittiler. Etrafta Lio'nun yaşlarında yüzlerce, belki de binlerce çocuk vardı. Lio heyecan ile sınavın başlamasını beklerken yine Michael denen adamın sesini duydu.
'' Eğlence başlıyor... He velet, ne dersin? ''


