14 Eylül 2017 Perşembe

LOGİO-2 24.BÖLÜM:HİÇ DÖRTLÜ VAR MI

"Oi çok güçlü bir adamdı ölümün kendinde bile korkmaz idi... bir gün..."
***

deniz ortasında bir gemi karşısında ki onlarca gemiye karşı tek başına duruyordu geminin üstünde ki adamlardan biri bir kaç adım ileri çıkıp konuştu
"Bu Altın yumruk Samır değil mi yine ne istiyor acaba yardımcı kaptan"
adam sonlara doğru arkasında ki gri cübbeli adama döndü gri cübbeli adam elinde ki mataradan derin bir yudum aldıktan sonra ayağa kalkıp bir kaç adım ileri çıktı
"Yine Oi nin ona katılmasından başka ne istiye bilir ki... HEEY SAMIR ANLA ARTIK Oİ TEKLİFİNİ ASLA KABUL ETMEZ"
"Ben seninle konuşmuyorum Grey, Oi yi getirin bana"
Grey iç çekerek elini indirdiğin arkada büyük bir gıcırdama sesi duyuldu Grey duyduğu ses ile başını az öne eğip iki yana salladı
"Seni uyandırdıkları için üzgünüm ortak Samır yine yapacağını yapıyor"
"Önemli değil Grey Samır zaten beni asla dinlemiyor"
diye iç çeken Oi ağır adımlar ile Greyi de geçip geminin burnuna ellerini dayayarak Samır a baktı Samır Oi nin geldiğini görünce dik bir şekilde durup Oi ye baktı
"Oi burada tam olarak elli gemi var hepsi seni öldürmek için hazırda bekliyor bana katıl ve dünyayı ele geçirelim"
Oi, Samır ın dedikleri ile iç çekmekten kendini alamadı
"Hala anlamıyorsun dimi Samır... dinle... Hiç bir şeyi ele geçirmek istemiyorum sadece bu dünyada ki en özgür adam olmak istiyorum yani teklifini... RED EDİYORUM"
Samır duydukları ile sinirlenmişti tüm gücü ile Oi bağırmaya başladı
"YANİ DEMEK İSTEDİĞİN BENİ HEMEN BURAYA GÖM HE Oİ"
Oi, Samır ın bağırması ile sırıtarak Samır a baktı gözlerinde oldukça keskin ve meydan okuyan bir bakış vardı
"Yanılıyorsun Samır... bu demek ki hepinizi burada ezeceğim"
"ATEEEEŞ"
Samır ın bağırması ile elli gemiden de seri atışlar yapılmaya başladı Oi bu savaş alanının içersin de kahkahalar ile gülerken savaş gittikte hırçınlasıyordu
****
"O savaştan bir şekilde kurtulduk geriye kalan tek şey bizim ve Samır ın kendi gemisi idi onun dışında diğer kırk dokuz geminin hepsi Oi tarafından tek tek yok edildi... ve yirmi beş yıl önce de Oi Tanrılar kuruluna teslim oldu"
"Teslim mi oldu... yani yakalanmadı mı"
Grey duyduğu soru ile gür bir kahkaha attı
"Hayır Lio, Oi yakalanacak kadar aptal değildi... o sadece yolculuğumuzun sonuna geldiğimizi gördü ve tüm dünyaya onu duyurdu"
Lio Grey in dedikleri ile sessiz bir şekilde durmaya başladı dünyanın en güçlü adamı sadece hedefine ulaştığı için idama kendi ayakları ile gitti
"Bir şey daha var Elder Grey... Dışlanmış kıta da neler var efendim"
Grey duyduğu soru ile Lio ya döndü gözlerini kısarak onu incelemeye başladı
"Sen bir kitabın sonunu bilsen okumak ister miydin veya bir hikayenin sonunu bilsen dinlemek... Ejder gözü sana yol gösterecek yanlışlarını doğru ya çevirmeni değil... en iyi yolu seçmene yardım edeceğini bil... ama eğer yine de bilmek istiyorsan hikayenin sonunu duymak istiyorsan söyleyeceğim ama bunda emin misin"
Grey Lio ya heyecanlı gözler ile bakıyordu eğer isterse ona gerçeği anlatacaktı ama Lio da aynı o kişiyi görüyordu gerçeği kendi öğrenmek isteyen meraklı oldukça tedbirli olan ama bir o kadar da eğlenceli ve dostunu koruyan kişi yi görüyordu
Lio başını az öne eğip düşünmeye başladı belki de yolunda daha da hızlanmasını sağlaya bilirdi ama hiç emek sarf etmezdi bu onun için daha iyi idi ama ya emek sarf ederek güçlenmiş biri ile karşılaşırsa... her daim sıkı çalışma yeteneği yenerdi bu yüzden kolay yol kısa da olsa en zayıf olanı idi Lio cevabını iyice düşündükten sonra cebinden bir dal sigara çıkarıp ucunu yaktıktan sonra derin bir fırt alıp Grey e döndü
"Elder Grey... teklifiniz gerçekten güzel... gerçeği öğrenerek düşmanlarıma daha çabuk saldıra bilirim..."
Grey bu kadarlık kısımda endişeden gözlerini kısmıştı eğer Lio gerçeği öğrenmek isterse ona gerçeği anlatacaktı ama Lio
"Ancak... sıkı çalışma yeteneği geçer efendim... gerçeği kendi yolumda öğrenmek istiyorum yine de teklifiniz için çok teşekkür ederim"
Grey duydukları ile yüzünde ki endişenin yerini bir tebessüm aldı ve içkisinden bir yudum daha aldıktan sonra duvara baktı ve konuştu
"Cevabın hoşuma gitti Lio... anlaşılan misafirlerimiz var..."
Grey ayağa kalkarak yıkık duvara doğru ilerlemeye başladı küçük adamda Grey in peşinden duvara doğru ilerledi
"sen deniz kızını alıp tepeden aşağı doğru koş kız seni açık denize götürür"
"Ama daha onunla hiç konuşmadım ki"
"Zaten konuşamazsın o kız daha konuşmayı bilmiyor... yine de abisinin adını biliyor fanusdan dolayı bizi duyamaz üstünde ki tıpa da oldukça sağlam..."
"Açmaya üşeniyon Grey"
"Oba kes sesini zaten acelemiz var... öhm neyse onu kırdıktan sonra Hark ın adını söyle yeter kız seni onun yanına götürür"
Grey konuşurken yıkık duvardan dışarı çıkarak beklemeye başladı bir kaç saniye sonra ufuktan küçük bir ordu ortaya çıkmaya başladı
"Hadi git Kızıl İblis... git ve gerçeği gör... Savaşçı stili: Yıldırım adımlar"
Grey bir anda gözden kaybolduğunda ufukta ki ordudan çığlık sesleri yükselmeye başladı Lio bir süre dışarıyı izledikten sonra Oba ya dönüp
"Bayan Oba, Elder Grey e teşekkürlerimi iletin..."
Lio yanında uyuya kalmış Nicole ye bakıp
"Lütfen onu koruyun"
diyerek hafif eğildikten sonra fanusun arkasına geçip onu sırtlandığı gibi hızla kırık duvardan çıkarak aşağı doğru koşmaya başladı Oba onun arkasından kıkır kıkır gülerken Lio büyük bir hız ile dağın aşağısında ki dereye doğru koşuyordu dereye on beş metre kadar kala ayağı yerde ki bir taşa takılarak sırtında ki cam fanus elleri arasından fırlayarak dağın eteğinde parçalara ayrılıp kırıldığında deniz kızı dereye düştü
Lio da bir müddet yuvarlandıktan sonra durduğu vakit deniz kızının açık denize doğru tüm hızı ile yüzmek için hazırlandığını görünce tüm gücü ile bağırdı
"HAARRRK"
Deniz kızı duyduğu isim ile Lio ya dönüp ona doğru yüzmeye başladı Lio bir kaç adım ötesinde suyun içinde duran deniz kızına bakıp konuşmaya başladı
"Beni Hark gönderdi beni yanına götürür müsün"
Deniz kızı Lio ya boş boş bakarken Lio onun anlamadığını düşünerek elleri ile hareketler yapmaya başladı önce elleri ile kendini göstererek bağırdı
"Beni..."
sağ elinin işaret parmağını uzatarak burnunun üzerine koyu Hark a benzer bir görüntü yapıp"
"Harka"
dedikten sonra ileri doğru kulaç atarak
"Götür"
diyerek durdu deniz kızı anladığını belli eder bir şekilde başını hafifçe salladıktan sonra açık denize doğru döndü Lio iç çekip denize girdikten sonra deniz kızının beline sarılıp başını hazırım manasında onaylar biçimde salladığında deniz kızı anında ateşlenmiş bir roket gibi fırlayarak açık denize doğru yüzmeye başlamıştı Lio yüzüne çarpan su eşliğinde gözlerini kapamak zorunda kalmış ve deniz kızına güvenmekten başka bir çaresi olmadan ona sımsıkı sarılmıştı
***
Akşam olduğu vakit ay gökte ki yerini aldığında Lio ve deniz kızı açık denizin ortasında devasa bir kuleye doğru yüzmeye devam ediyorlardı kule aslında Hark ın canavarının boynu idi Lio yüzüne çarpan sudan bunu göremese de deniz kızı daha da hızlanarak bağırıyordu
"GLUO GLUO"
Lio duyduğu kelimeleri anlamasa da deniz kızından geldiğini anlamıştı yine de yüzüne çarpan sudan dolayı gözlerini açıp bakamıyordu bir kaç saniye sonra ensesinde hissettiği el ile deniz kızını bırakıp deniz fırlatıldı deniz yüzeyine çıktığında bir birlerine sarılan iki balık adam ile neye uğradığını şaşırdı etrafa baktığında dev boynun yavaş yavaş aşağı inmeye başladığını gördü dev boynun en sonunda ki başın üstünde bulunan gemi de tekrar deniz indiğinde tekne de kiler etrafa bakındı yinede önemsemeden işlerine devam ettiler
Lio bacaklarına enerji yollayarak yavaş bir biçimde su yüzeyine çıktıktan sonra Hark a doğru ilerledi
"Buluşmanızı bölmek istemem ama benim işim bitti"
Hark duyduğu ses ile kardeşini bırakıp aynı Lio gibi su yüzeyine yükselmeye başladı
"Tebrik ederim iyi iş yaptın bunu al"
Hark elini denize soktuktan sonra hemen çıkararak Lio ya uzattı elini açtığında avucunda tuttuğu istiridye yi Lio ya uzattı Lio istiridye yi alıp incelemeye başladı istiridyeyi açında içine kazılı olan amblem ile Hark a baktı
"O benim sembolüm eğer bir gün Balık Adam Krallığına gidersen o amblem ile rahat bir şekilde oraya girebilirsin"
Lio aldığı ödül ile başını az eğip teşekkür ettikten sonra arkasını dönüp gemisine doğru ilerlemeye başladı ardından tek sıçrayış ile gemiye çıktığında gördüğü görüntü ile şaşırdı
"Elinde hiç dörtlü var mı... he kaptan hoş geldin çek bi tabure ve katıl"
diyen ve bir balık adam ile kart oynayan Ban ile iç çektikten sonra balık adama dönüp
"Gitmemiz lazım o yüzden atla"
dediği gibi balık adam başını hızla aşağı yukarı sallayıp bir saniyede gemiden aşağıya atladı Lio gördüğü görüntü ile şaşırsa da önemsememeye çalışarak kamarasına ilerlemeye başlarken Ban a seslendi
"Gemiyi çevirin sırada ki durak Kızıl Yıldırım Kıtası... anahtarları almamız gerek"
diyerek kamarasına girip rahat koltuğuna yayılarak uçsuz bucaksız denizi izlemeye başladı

<< Önceki BölümTanıtım I Sonraki Bölüm >>