Lio ve ekip ormana doğru ilerliyordu hava kararmaya yüz tutmuştu ormanın o kadar derinine inmemişlerdi ama akşam karanlığında bu bile oldukça tehlikeli olabilirdi Lio bu yüzden elini kaldırıp ekibe durmasını söyledikten sonra etrafa aurasını salarak etrafı kontrol etti
hiç bir canlıyı hissetmediği için başını hafifçe sallayıp arkasını döndü
"Pekala bu gece burada kamp kuracağız sabah güneşin doğması eşliğinde adanın merkezine ilerlemeye devam edeceğiz"
diyen Lio etrafın yeterinde açık olması ile yüzüğünden çıkardığı bir taşı ellerinde incelemeye başladı taşın üstünde garip küçük bir kulübe benzeri bir çizim vardı
Lio etrafa bir baktıkta sonra seçtiği bir noktaya taşı ortadan ikiye kırıp taşın parçalarını attı bir kaç saniye içinde taşlar yeşille, kahve rengi arası garip bir ışık eşliğinde parlamaya başladı
Taşların parlaması bittiğinde ortaya küçük bir kulübe çıkmıştı Lio yüzünde ki tebessüm ile kulübeye ilerlemeye başladı kulübenin tahta kapısını ufak bir gıcırtı eşliğinde açarak içeri girdi
İçerisi ne çok şıktı nede çok bakımsız sıradan bir kulübe ile tamamen aynıydı iki tane yatak ve kapının tam karşısında bir pencere vardı Lio içeriyi inceledikten sonra kulübeden çıktı
"Olivia, Aiden siz burada kalacaksınız biz sırayla nöbet tutacağı ve dışarıda kalacağız en ufak şeyde seslenin"
diye konuşan Lio yu onaylayan Aiden ile Olivia, Lio nun bakışları eşliğinde kulübeye geçtiler ikili kulübeye girdiği gibi Lio bir büyü mırıldandı
"Işık stili:Kutsal koruma"
Lio nun etkinleştirdiği büyü ile birlikte kulübenin etrafı kısa bir süreliğine beyaz bir ışık ile parladıktan sonra sanki hiç bir şey yokmuş gibi gözükmeye başladı
Lio sol elini kulübeye uzattığında eli bir duvara değiş gibi durduğunda yüzüne tekrar bir tebessüm yerleşti bu şekilde onlara hiç bir şey olmayacaktı Lio elini tekrar geri çektikten sonra arkasını döndü ve diğerlerine baktı
"Pekala ilk nöbeti ben tutacağım siz biraz uyuyun"
diyerek yüzüğünden tekrar bir taş çıkaran Lio yine taşı kırarak başka boş bir alana attığında taşlar yine yeşil, kahverengi arası bir renk ile parladıktan sonra Olivia'ların kinden daha büyük bir kulübe ortaya çıktı
"Hadi iyi uykular"
diyen Lio yaktığı ateşin yakınında ki bir ağaca sırtını dayayıp beklemeye başladığında diğerleri de kulübeye girmeye başladılar herkes kulübelerine girdiğinde Lio sırtını yasladığı ağaca daha çok dayanarak gözlerini kapatarak meditasyona geçti
***
Lio etrafının beyaza boyanması ile zihninde ki odaya geçtiğini anlamıştı
"Hey Rago burada mısın"
diye ellerini ağzının yanında duvar yaparak bağıran Lio büyük bir sarsıntı ile ardından güçlü bir ses ile karşılık buldu
"Uzun zaman oldu ortak gördüğüm kadarıyla sonunda başlangıca gelebildin"
Lio duydukları ile yüzünü aşarken iç çekti
"Tahmin ettiğim gibi daha yolun başındayım değil mi"
"Ne sanıyordun lan dışlanmış kıta o kadar kolay değil burada ki kabileler bile çok güçlüler insanların en düşüğü bile imparator alemindeler"
"Dur bir dakika insanlar mı en düşüğü mü imparator aleminden güçlü alemler mi var ve burada insanlar mı var"
diye şaşkınlık ile ağzı açılan Lio yüzünde yer edin sırıtış ile önünde ki devasa ejdere baktı
"Evet ortak insanlar var ama daha çok göçebe insanlar ve melez insanlar diyelim saf insan kabilesi burada bulun mayalı sanırım... bin yıl kadar oldu Oi denen adamdan bu yana buraya gelen ilk insansın nasıl ama güzel değil mi HRARARARARARARA"
diye gür bir kahkaha atan Rago sanki neşeliymiş gibi yerinde duramıyordu Lio onun bu halini pek önemsememişti sonuçta ona alışalı yıllar olmuştu Lux un onunla ortak olması da oldukça işine yarıyordu
"Hey Rago... Lux ile nasıl tanıştın seni nasıl ortağı yaptı"
Rago duyduğu soru ile Lio ya döndü
"He anlatmadım mı... hmm... sanırım iki bin yıl önceydi ben beyaz kar ejderha sıydım Lux un kendi dünyasında Icegon buzluğu denen bir yer vardı orada bir kabile insan yaşar ve benim ırkım gibi bir çok kar yaratığı orada yaşar o zamanlar çok genç bir ejderhaydım en güçlü olduğumu sanırdım..."
*****
Yoğun kar fırtınası eşliğinde karın içinde parlayan bir çift yeşil göz ilerde ki küçük bir insan kabilesini av belirlemişti yeşil gözlerin sahibi yavaş yavaş hareket ederek kabilenin arkasından dolandı
kabile sadece beş kişiden oluşuyordu bunlardan birisi şoförken diğer dördü zırhlı ve silahlı savaşçılardı taşıdıkları şey ise büyük ihtimal yiyecekti bu da yeşil gözleri sahibine yemekte bir artı idi yeşil gözlerin sahibi arabanın arkasına geçtikten sonra bir anda havaya yükseldi
kabile önlerinde ki yeşil gözlere sahip beyaz ejderha ile neye uğradığını şaşırmıştı ejderha ağzını açıp kükrediği zaman büyük bir hava dalgası arabayı çeken atları korkutmuştu atlar bu yüzden bağlı oldukları ipleri zorlayarak kopardıktan sonra hızla oradan ayrılırken şoför hızla arabanın içine atlayıp saklanmaya başladı
Dışarıda ki dört savaşçıdan ikisi kılıçlarını çekmiş beklerken diğer ikisi de birer çift yay ile nişan almış her an saldırmak için bekliyorlardı yoğun kar fırtınası sebebi ile ejderhanın gözükmesi oldukça zorlasıyor du bu ne kadar savaşçıların dej avantajına gitse de aynı oranda ejderhanın avantajına geliyordu
Ejderha tekrar kükredikten sonra hızla savaşçılara doğru dalışa geçti kılıç kullanan savaşçılardan biri ejderhanın saldırısı ile ileri atılı ejderin sırtına kılıcını savurdu
'COTİNG CRAAK'
Savaşçının kılıcı sadece ejderhanın derisine çarpması ile tuzla buz olmuştu ejderha ona saldıran savaşçıya kuyruğu ile vurduğunda savaşçı bir anda olduğu yerden havalanıp ormana doğru uçmaya başladı
Ejderhanın gücünden korkan okçular hızla ejderha ya ok atmaya başladılar ejderhanın derisine çarpan ok basları sanki demir e çarpıyor gibi geri sekiyordu ejderha hızla yükselip yoğun kar fırtınasının etkisi sayesinde kendini gizledi
Okçular etrafa bakarken ejderha hızla okçuların arkasından geçip pençesi ile onların göğsünü deldikten sonra sıra son savaşçıda idi ejderha bu işi hızlı bitirip bir an önce yemeğine gömülmek istiyordu hızla ileri atılıp korkudan hareket edemeyen savaşçının kafasını tek hamlede kopardıktan sonra arabanın üstünde uçmaya başladı
Arabanın şoförü hiç bir şey yapamıyor korkudan yiyeceklerin arasında saklanıyordu yinede ejderha bunu umursamadan arabanın kenarlarından tutup arabayı kaldırarak yuvasına uçmaya başladı
Bir kaç dakikalık bir yol ile yuvasına varan ejderha arabayı mağara fırlattıktan sonra şoförü aramaya başladı ama şoför yiyeceklerin arasında yoktu ejderha bunda bir terslik olduğunu düşünüp havayı koklamaya başladı
Mağaranın dışından aldığı bir koku ile ejderha yavaş yavaş mağaradan çıkmaya başladı yolda kar fırtınası durduğu için ejderhanın görünüşü belli oluyordu boyu neredeyse yirmi metre idi başının üstünde iki tane boynuz benzeri uzun çıkıntı vardı boynuzlar sanki ağaç dalı gibi ayrımlara sahipti
Burnunun ucunda iki tane dalgalanan bıyık mevcuttu boynuzlarının arkasında olan yele benzeri kırmızı tüyler ona oldukça korkutucu bir hava veriyordu ejderha mağarası buzluk alan olduğu için sarkıtlarla çevrili idi
Mağaranın önünde bir uçurum vardı ve uçurumun diğer ucu bir yıkıntıya aitti yıkıntıların üstünde ise sağ elinde bir kılıç tutan üzerinde bir zırh olan bir adam vardı adam sırıtarak ejderhaya baktı
"Demek güçlü kar iblisi olarak bilinen beyaz kar ejderhası sensin hadi bana gücünü göster ejderha hazretleri"
diyerek kılıcını ejderhaya doğru uzatan adam saldırmak için hazırda beklemeye başladı...
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>


