Merek, kendine şaşkın bir şekilde bakan Ace ile başını sağa yatırarak ondan bir cevap beklediğini ifade ederken Ace omuz silkti.
"Boş ver. Sana birkaç şey hakkında bilgi vermeliyim..."
diyen Ace ile birlikte bir anda kaşlarını çatarak ciddi bir ifadeye bürünen Merek, başını hafifçe sallayarak devam etmesini işaret ettiğin de Ace,
"Öncelikle Aiden'in kolunu iyileştirmek mümkün değil lanetli soyum sebebi ile bunu yapamazsın,
Aiden'i iyileştirmenin bir tek yolu var oda onu öldürüp tekrar yaratmak. Homunculus yaratma yeteneklerine güveniyorum bunu bilmelisin.
Ama bir insan yaratmak o kadar kolay bir şey değil. Sana insan vücudu için gerekli malzemeleri söyleyeyim senin bulmak için gittiğin yollar hiç gerek yok aslında.
Otuz beş litre su, yirmi kilo karbon, dört litre amonyak, bir buçuk kilo kireç, sekiz yüz gram fosfor, iki yüz elli gram tuz, yüz gram güherçile, seksen gram kükürt, yedi buçuk gram florin, beş gram demir ve üç gram silisyum.
[YN: Bu ölçümler gerçek mi bilmiyorum :D Fullmetal animesin de görmüştüm :)]
Oldukça garip malzemeler gibi gelebilir ama yetişkin bir insan vücudunu oluşturan malzemelerin hepsi bunlar.
Aiden, hala on iki yaşında bir çocuk bu yüzden bunların yarısı yeterli olur bunların hepsini pazarda bulabilirsin.
Bu malzemeler sana insan vücudu yaratmanın en kolay yolunu sağlar. Ruhu vücuda bağlamak konuşunda yapabileceğim bir şey yok o konuda tek bir yol var ve onu zaten biliyorsun.
Aiden'i iyileştirirken dikkatli ol. Yanlışlıkla gücümü kullanıp seni düşman görebilir ve sana saldırabilir o yüzden bol şans."
diyen Ace ile birlikte bir anda gözlerini açan Merek, etrafa bakınmaya başladı. Gittiğin den bu yana normalde en fazla birkaç dakika geçmesi gerekse de sanki hiç vakit geçmemiş gibiydi.
Tekrar bakışlarını önünde sol kolu kopmuş ve kolundan oluk oluk kan akan Aiden'e çeviren Merek, gözlerini kapatıp başını çaresizce iki yana salladı.
Belinin solunda asılı duran kırmızı şişelerden birine elini atan Merek, şişeyi aldıktan sonra üzerinde ki sembole bir göz atıp şişeyi Aiden'in yanına koydu.
Boyutsal yüzüğünden bir kağıt ve kalem çıkaran Merek, Ace in ona söylediği malzemeleri kağıda dikkatlice ve okunaklı bir şekilde yazdıktan sonra.
"Hanna, ortaya çıkabilirsin."
[YN:Aylüh'ü Hanna olarak değiştirdim.]
diyen Merek eşliğin de yanında ki gölgelerin birleşmesi ile ortaya çıkan kadın vücudu ile birlikte Hanna ortaya çıktı .
"Ne yapmaya çalışıyorsun?"
diyerek ellerini göğsünde birleştiren Hanna eşliğin de Merek, elinde ki kağıdı ona uzatıp,
"Bana bu malzemeleri bul ve acele et. Oldukça az vaktimiz var aksi halde Aiden'i kaybedebiliriz."
diyen Merek ile Hanna kaşlarını çatarak,
"Aiden'e ne yaptın? Sadece kolu kopmuştu. Bunu sen halledebilirsin."
diyen Hanna eşliğin de Merek,
"Hemen git ve şu malzemeleri almazsan benim yapacaklarıma dua edersin!"
diyen Merek'in yüzünde ki ciddi ifade ile birlikte Hanna, tekrar karanlığa dönüşüp ortadan kaybolduğun da Merek, Aiden'in baygın bedenine döndü.
"Karanlık Prens'in torunları, acaba Karanlık Prens kadar iyi kullanabiliyor mu bu elementi?"
diye merak ile başını sağa yatıran Merek, olduğu yere bağdaş kurarak oturduktan sonra beklemeye başladı.
**
Havanın kararmasına az bir zaman kalsa bile etrafta ki yanan sonsuz ateşler gecenin karanlığının etrafı sarmasına engel oluyordu.
Merek, arkasında açılan geçit ile birlikte gözlerini açtığın da,
"Erken geldin ya, ben seni yarına bekliyordum. Aiden'in mezarını kazacaktık birlikte."
diyerek elini uzattığın da Hanna, çatık kaşları ile yüzüğünden çıkardığı sepetleri yere koydu.
"Yarın gelecektim ama merak etmesin dedim. Merek, şu malzemeler ne içinse hemen yap işini."
diyen Hanna ile tartışmak isteyen Merek, bunu normalde ne kadar istese de şuan daha önemli bir işi olduğu için bunu sonraya ertelemeye karar verdi.
"Neyse ne, kenara çekil onun kalıbını almalıyım."
diyen Merek, ayağa kalkarak Aiden'in baygın vücudunu sırt üstü yere yatırdığın da kollarını ve bacaklarını açarak onun kalıbını almak için hazırlandı.
Ayağını yere vuran Merek, Aiden'in vücudunun etrafında yükselen toprak surlar ile birlikte onu toprak ile kapladı.
Tüm vücudu toprağın altında kalan Aiden, eşliğin de birkaç saniye bekleyen Merek bir kaç saniye sonra Aiden'in vücudunu kaplayan toprağı havaya kaldırdı.
"Kalıbımızı da basarız."
diyerek saçma bir espri yapan Merek'e anlamamış bir ifade ile bakan Hanna eşliğin de Merek'in yüzü düşse de başını iki yana salladıktan sonra havada ki toprağı yavaşça yere indirdi.
"Harika olmuş, sen ne dersin?"
diyerek ayaklarının ucunda ki toprak kalıba bakan Merek eşliğin de Hanna da toprak kalıba baktı. Toprak kalıp Aiden'in vücudunun bire bir hali idi.
"Her detayı tamam ama bu kalıbı ne yapacaksın ki?"
diyen Hanna eşliğin de Merek, yüzünde ki tebessüm ile birlikte,
"Görürsün."
dedikten sonra Hanna'nın aldığı malzemeleri tek tek kalıba dökerek karıştırmaya başladı. Yıllardır insan vücudu ile ilgili araştırmalar yaptığı için bu malzemeleri ne zaman, hangi sıra ile koyması gerektiğini ezbere biliyordu.
Tüm malzemelerin bitmesi ile birlikte sırıtan Merek, önünde duran tek bir kıl veya kusura sahip olmayan insan vücudu benzeri çamur ile sırıtarak Aiden'e döndü.
"Şimdi sıra en zor ikinci şeyde,"
diyen Merek, sağ elinin işaret parmağını yerde yatan Aiden'e uzatması ile birlikte yılana emir verdi.
"Kalbini getir."
diyen Merek ile Hanna, ne olduğuna şaşırmıştı. Yinede Aiden2in hayatının tehlikede olması ile ileri atılan Hanna'nın önüne ateşten bir sur ören Merek yüzünde ki tebessüm ile,
"Otur ve gösteriyi izle. Her gün bir kalp söktürmüyorum."
diyen Merek ile birlikte çaresizce Aiden'in kalbinin sökülmesini izleyen Hanna, hiçbir şey yapamamanın verdiği öfke ile dizleri üstüne çöküp elini yere vurdu.
"Bunu neden yaptın, neden onu öldürdün?"
diyen Hanna, öfkeli gözler ile Merek'e dönen Hanna yılanın Aiden'in kalbini ona getirmesi ile gözü dönmüş bir şekilde Merek'e doğru atıldığında Merek, bir anda karnına yediği tekme ile geriye doğru sendeledi.
"Hanna dur! Açıklayabilirim."
diyen Merek eşliğin de Hanna, tekrar Merek'e bir tekme savurdu. Hanna'nın tekmesini yakalayan Merek ile birlikte Hanna,
"Neyi açıklayacaksın? Müdürenin misafirini öldürdüğünü mü? Bunu açıklamaya gerek yok, gözümün önünde gördüm!."
diyerek Merek'in yüzüne bir yumruk savuran Hanna ile birlikte Merek, yumruğu beklemediği için Hanna'nın tekmesini bırakarak geriye doğru havalandı.
"Hanna şu an bunun için zamanımız yok çünkü..."
"Gouguu"
[YN: Yazarın muhteşem acı çekme sesi :/]
Duyduğu acı dolu bir çığlık ile yılana dönen Merek, gördüğü manzara ile gözlerini fal taşı edasıyla açmıştı.
Hanna'nın da ondan pek geri kalır bir farkı olmaması ile Merek, tekrar ayağa kalkıp öfkeli gözler ile karşısında yüzünde ki şeytani tebessüm ile bir elinde yılanın başı diğer elinde ise vücudunu tutan kişiye baktı.
"Çünkü şeytan karşımız da olabilir."
diyen Merek hızla elini belinin sağında ki kılıca atarak kılıcı her an çekmek için gard aldıktan sonra beklemeye başladı.
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>


