1 Eylül 2017 Cuma

LOGİO-3 36.BÖLÜM:HADİ BAŞLAYALIM

"Hay... lanet..."

Diyerek gözlerini kapayan Aiden eşliğinde Merek yerde yatan Aiden'e sırıtarak baktı:
"Sadece beş dakika demek, oldukça iyiydi"
Merek yanında göğsündeki boydan boya uzanan geniş ama ciddi olmayan yaraya baktı:
"Gerçekten iyi sanırım artık Edus'la dövüşebilirsin ama... onu öldürmeni istemem."
Ardından elini çenesine koyarak oldukça ciddi bir şekilde düşünmeye başladı:
"Eğer Edus'la dövüşürsen... ölürsün... ama onu artık gümüşe alırsam hiç bir sorun kalmayacak gerçi hala Aiden'i toprak ve havada eğitmem gerek... anlaşılan bayağı eğleneceğiz Aiden"
Diyerek kıkırdayan Merek bir kaç saniye sonra kahkahalara boğulduğunda yüzünde Aiden'in eğitiminin daha korkunç bir seviye çıkacağı belli olan bir gülümseme vardı.
*
"Pekala Aiden bir hafta geçti ateşte gerçekten iyi OLDUN."
Diyen Merek son kısımda bağırarak sol elini hızla ileri savurduğun da elinin hizasında yükselen bir ateş duvarı ile birlikte Aiden elinin tersi ile ateş duvarına dokundu. Elinin ateşe değmesiyle birlikte ateş duvarı durarak havaya doğru yükseldi ve Aiden'in bu yaptığı ile birlikte Merek yüzüne bir sırıtış takınarak konuştu:
"Güzel ateşte yeterince iyisin şimdi sıra toprakta pekala öncelikle basit bir şeyle başlayalım... mesela..
ellerini ve ayaklarını kullanmadan toprağı kullanmak"
Aiden'in sadece yüzü açıkta kalacak şekilde etrafı topraktan bir tabut ile çevrelendi.
"Bu da ne?"
Diyerek sadece başını az bir şey çevirebilen Aiden karşısında ona sırıtarak bakan Merek'e bakıyordu. Merek'te hayal kırıklığına uğramış gibi konuşmuştu:
"Hadi Aiden o tabuttan çıkmak senin üç sınavından biri. Unutma toprağı sadece ellerinle kontrol etmek zorunda değilsin"
Diyen Merek tekrar bağdaş kurarak yere oturduktan sonra gözlerini kapatarak meditasyona geçip beklemeye başladı.
"Hay lanet"
Diyerek ellerini kıpırdatmaya çalışan Aiden'in çabaları her elini sadece bir santim bile oynatmasıyla ve bunun sonucunda ellerini saran toprağın daha da sertleşmesiyle bunun boşa kürek çekmek olduğunu anlayıp düşünmeye başladı.
"Düşün, düşün hadi..."
Diyerek gözlerini kapayan Aiden tekrar gözlerini etraftaki onlarca rengarenk gezegenin ve yıldızların aydınlattığı karanlık ortamda buldu.
"Hey Ace biraz yardım eder misin?"
Diyerek çaresizce bağıran Aiden eşliğin de karanlık şekil alarak bir insan vücudu oluşturmaya başladı. Karanlık ile kaplı vücutta ortaya çıkan ve şeytanice parlayan iki mor göz ile birlikte Aiden yüzüne bir tebessüm yerleştirdi.
"Aiden buraya her zorlandığın da gelemezsin elbet buradaki zamanı dışarıdaki zamandan çok daha uzun süre tutabilirim ama her zaman bunu yapacağım anlamına gelmez kimi zaman bir kaç saniye de onlarca düşman ile savaşmak zorunda kalacaksın. O zamanlarda seni kurtaracak filan değilim benden bilgi almak istersen adımı düşünmen yeter anında seninle iletişim kurarım. Şimdi şöyle ne istiyorsun?"
Aiden başını yavaşça aşağı eğdi:
"Özür dilerim seni kısa süreliğinede tanısam güvendiğim kişilerden biri sensin her şeyi sana sorabileceğimi hissediyorum."
Ace, Aiden'in dediklerini dinledikten sonra iç çekercesine nefes verdi:
"Dinle Aiden başkaları ile çalışman güzeldir. Birbirinizin eksilerini tamamlarsınız ama her hangi bir şey için hep onlara güvenemezsin. Yeri gelecek onlarla ayrı düşecek, yeri gelecek onlara karşı savaşacak duruma geleceksin. Kendini her şeyde iyice eğitmen ve her şeyi kendince yapabilmen lazım. Eğer tek başına bir şeyler yapamazsan ve sonsuza dek diğerlerine güvenirsen hiçbir şey yapamazsın. O yüzden o üzgün çocuk suratını yapmayı kes ve diyeceklerimi dinle..."
Diyen Ace bir kaç saniye susup Aiden'e baktığında, Aiden deminki ifadesini bir kenara bırakarak ciddi bir ifade ile Ace'i dinlemeye başladı.
"Elementlerin kendi bilinçleri mevcuttur. Ellerini savurarak onlara sadece yön verirsin ama eğer onlarla iletişim kurabilirsen ellerini hareket ettirmene gerek kalmaz. 
Sadece onlara bir emir vermen yeterli elbette onlar ile konuşmak sandığın kadar kolay değildir. Her bir elementle iletişim kurabilmen lazım. 
Bu arada her element kendince bir duyguya sahip gibidir. En kolay elementler su ve havadır su sakindir ve havada rahattır. 
İkisiyle de kolayca iletişim kurabilir ve onları düşüncelerinle yön verebilirsin ateş ve topraksa en öfkeli ve en sert kişilerdir. 
Ateşle iletişim kurmak için oldukça sabırlı olmalısın, toprak içinse sıcak kanlı biri olmalısın.
Karanlık için çok dikkatli olmalısın karanlık elementinin bilinci çok kurnazdır ve seni kendine inandırıp senin için kötü olacak şeyleri sana iyi gösterir ve yaptırır. O yüzden karanlık ile konuşurken hamlelerine dikkat etmelisin.
Işık ise seni sınar ve sen onunla belli bir düzene gelene kadar iletişim kuramazsın. Sonra ise kalanı kendiliğinden gelir.
Doğa için dengeli olman lazım her şeyde eşit olmalısın. Zekaysa seni aynı ışık gibi sınar eğer onu kendi oyunun da yene bilirsen onunla iletişim kurabilirsin.
Şimdi toprakla iletişim kurmalısın toprak dediğim gibi serttir. Sıcak kanlı olmalısın ki onunla anlaşabilesin hadi bakalım."
Diyen Ace eşliğinde, Aiden tekrar gözlerini açtığında Merek hâlâ karşısında meditasyonda duruyordu.
Derin bir nefes alan Aiden, Ace in dediklerini düşünmeye başladı.
"Toprak ile iletişim kurmam lazım. Hadi bakalım kim daha sert"
diyerek gözlerini açan Aiden tekrar Ace'le konuştuğu aynı yere benzer bir mekandaydı elbette tek ortak yönleri uçsuz bucaksız bir bölge olmalarıydı.
Ace'le konuştuğu yer tamamen karanlık ve sadece gezegenler ve yıldızlarla çevrili olsada burada her yer toprakla çevriliydi. Toprak adeta üçe bölünmüş gibiydi.
Bir kısım kuraklıktan çatlamışken bir kısmı o kadar nemliydiki toprak tam anlamı ile çamur gibiydi. Kalan son kısımsa çimen kaplı kırsal bir alan gibiydi.
Etrafta en ufak canlı belirtisi yoktu. Aiden etrafa dikkatle baktıktan sonra olduğu yere oturup beklemeye başladı.
Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri, saatler günleri kovalarken Aiden yüzünde en ufak bir belirti göstermiyordu.
İstediğini elde edene kadar pes etmeyeceğini bağıran sağlam duruşuyla birlikte zihninde bir ses yankılandı:
"Güzel... yeterince güçlü bir vücuda sahipsin... çok narin olsada idare eder. Benimle daha sağlam daha güçlü bir vücudun olacak insan... HADİ EĞLENELİM"
Aiden zihninde duyduğu sesle gözlerini gerçek dünyada açtığı vakit etrafa yaydığı aurayla birlikte Merek de gözlerini açtı.
Başını hafifçe yukarı kaldıran Aiden eşliğinde Aiden'in vücudunu kaplayan toprak tabutun önü sanki bir kapağa sahipmişcesine yukarı doğru açıldı.
Ağır adımlarla tabuttan çıkan Aiden'e sırıtarak bakan Merek esneyerek kendini sırt üstü yere attı.
"Bu kadar kötü olacağını tahmin etmedim bir haftadır tabuttasın..."
Diyen Merek sağ gözünü açıp Aiden'e doğru üflediğinde Aiden'in etrafında bir hortum meydana geldi:
"Havada bu kadar uzun sürerse ölmen daha uygun olur ben biraz uyuyacağım iyi geceler"
Diyen Merek gözlerini kapatırken Aiden neredeyse nefes almasını bile engelleyen hortumun içinde diz çökmek zorunda kaldı.
Sol elini boğazına götürüp kısa kısa küçük soluklar alıp veren Aiden hâlâ zorda olsa nefes alabildiği için tanrıya minnet duyuyordu.
Aiden tekrar gözlerini kapatıp düşünmeye başladı Ace'in dediklerini büyük bir incelikle düşünüyordu. ne demişti...
Havanın rahatlatıcı olduğunu söylemişti ama şuan ki fırtınada hiç bir rahatlık mevcut değildi:
"Rahat olmalıyım."
Diyerek derin bir nefes alan Aiden gözlerini kapatarak rahatlamaya çalıştığın da rüzgar dahada şiddetlendi.
Yüzüne çarpan rüzgar başlarda soğuk olsa bile şuan adeta ateş çarpıyormuşcasına sıcaktı. Yüzüne çarpan sıcak rüzgarlar ile dişlerini sıkan Aiden oldukça gerilmişti.
"Hayır, rahatla
.. rahatla... rahatla..."
Diyerek derin nefesler alarak rahatlayan Aiden sonunda yüzüne çarpan sıcak rüzgarların serinletici hoş bir meltem olması ile birlikte sırıtarak gözlerini yavaş yavaş açtı.
Etrafında hâlâ kudretle dönen bir hortum mevcut olsada artık birkaç saniye önceki gibi nefes almakta zorlanmıyordu.
Aksine sanki hortum hiç yokmuşcasına rahat bir şekilde nefes alabiliyordu. Derin bir nefes alarak aldığı nefesi üfleyen Aiden eşliğinde hortum yavaşça ortadan kayboldu.
Ağır adımlarla yerde yatan Merek'e ilerleyen Aiden eşliğinde, Merek duyduğu adım sesleri ile gözlerini açarak yüzüne yerleştirdiği sırıtışla oturduğu yerde dik bir şekilde oturdu.
"Demek hava ile iletişim kurman bu kadar kısa sürdü, bu güzel..."
Diyerek ayağa kalkan Merek eşliğinde Aiden'de olduğu yerde durup beklemeye başladı. Merek boynunu kıtlattıktan sonra karşısında ki Aiden'e şeytanice sırıtarak baktı.
"Pekala Aiden elementleri güzel bir şekilde zihnin ile yönete biliyorsun. Peki onları kontrol edebiliyor musun?"
Diyerek sağ elini hafifçe ileri uzatarak avuç içini yukarı doğru çevirip elini açan Merek'in elindeki mavi ateşler eşliğinde Merek tekrar Aiden'e döndü:
"Ateş toprak ve hava bu üçü birbiriyle bağlantılıdır. Sıcak rüzgarlar ateşin gücünden kaynaklanır. Toprağın yanması bile ateşin gücü iledir.
Köken olarak bu iki olaydada ateş önem barındırır bu yüzden ateşin sıcaklığını kontrol etmen önemli. Bu ateş ne kadar sıcak görünse bile neredeyse hiç ateş barındırmıyor."
Diyen Merek, Aiden'in şaşkın bakışlarının ateşe yönelmesi ile sırıtarak elini geri çekti:
"Merlin'le bir ortak yönümüz vardır..."
Elindeki ateşi söndürerek arkasını dönen Merek'e şaşkın şekilde bakan Aiden eşliğinde Merek konuşmaya devam etti:
"İkimizde en iyi eğitim uygulamalı eğitim olacağını... DÜŞÜNÜRÜZ"
Hızla sol elini arkasına doğru savurarak tekrar Aiden'e dönen Merek'de yerden yükselen ateş sütunuyla birlikte Aiden kendini geriye atarak ateş sütunundan kurtuldu.
Aiden gözlerini kısarak, ona sırıtarak bakan Merek'e yüzünde bir tebessümle baktı.
"Hadi başlayalım AİDEN"

Diye kükreyen Merek eşliğinde ikili hızla birbirlerine doğru koşmaya başladılar.
<< Önceki BölümTanıtım I Sonraki Bölüm >>