1 Eylül 2017 Cuma

LOGİO-3 37.BÖLÜM:BAŞLAYALIM

"Aiden bu halin ne?"

Diyerek karşısında vücudunun her yerinde yanık izleri mevcut olan Aiden'e endişeli bir şekilde bakan Osso hızla sol elini su ile kaplayıp Aiden'in vücudunda gezdirmeye başladı.
"Ben iyiyim Osso usta artık acıyı hissetmiyorum."
Diyerek yüzüne bir sırıtış takınan Aiden'i umursamayan Osso, su ile kapladığı elini Aiden'in vücudunda gezdirmeye devam etti.
Aiden'in vücudunda ki yanık izlerinin üstünde oluşan ufaj su birikintileri eşliğinde elindeki suyu yok eden Osso iskelet yüzü ile Aiden'i süzmeye başladı.
"Öldün demek..."
Sesi üzüntü dolu olsa da vücudunda hiç bir et parçası olmadığı için yüzü bir ölünün ki kadar ifadesizdi.
Osso'nun dediği ile Aiden yüzündeki sırıtışı daha da büyüterek başını onaylar mânâda salladığında Osso Aiden'i incelemeye devam etti.
"Bir İnsan Homunculus'u görmeyeli baya zaman olmuştu. Vücudun kusursuz, oldukça etkileyici. Merek iyi çalışmış peki Merek nerede o iyi mi?"
Diyerek Aiden'e bakan Osso eşliğinde Aiden hafifçe kıkırdadı.
"Eğer yeni bedenime tamamen alışabilsem en azından ona bir kaç çizik atabilirdim."
Diyerek iç çeken Aiden eşliğinde Osso Merek'in iyi olduğunu anlayıp rahatladı.
"Pekâlâ Aiden lâbalilik burada bitiyor..."
Diyerek ayağa kalkan Osso boynunu iki tarafa yatırarak kemiklerini kıtlattıktan sonra aurasını salarak Aiden'e baktı.
"Vücudunu önce zorlayacak sonra iyilestirecek şekilde eğitime başlayalım hadi bakalım."
Diyerek kemikleşmiş sol elini tekrar ileri uzattı. Osso'nun elini uzatması eşliğinde karanlık sanki emir almış gibi Aiden'in etrafını sarmaya başladı.
Aiden etrafını saran karanlığa göz ucu ile bakarak yüzündeki sırıtış eşliğinde karanlık ile kaplanmasına izin verdi.
Karanlık sanki kanatları ile onu sarmış gibi içi huzur ile dolan Aiden gözlerini kapatarak kendini karanlığın kucağına bırakıp beklemeye başladı.
*
"Neden savaşıyorsun ki herkes ölecek sen bile..."
Aiden zihninde duyduğu ses ile birlikte hafifçe kıkırdadı ama kendini tutarak sesin konuşmasını dinlemeye başladı.
"En güçlü mü olacaksın? İnsanlığını bir gün kenara atacak kadar cesaretli misin? O zaman seninleyim o zaman dediğimi yap ve İNSANLIĞINI YOK ET. SEVDİKLERİNİ YOK ET. ÖNÜNE ÇIKANLARI YOK ET."
Diye kükreyen sesin eşliğinde Aiden'in etrafı tekrar cehennem vari bir bölgeye dönüştü dört bir yanda yükselen kara alevler eşliğinde Aiden'in önündeki karanlık insan vücudu almaya başladı.
"Uzun zaman oldu... baba"
Diyen Aiden karşısındaki Lio ya baktı. Sesinde hiç bir duygu barındırmıyordu. Kalbinin ufak bir köşesinde duyduğu özlemi ise karanlık çok iyi hissetmişti.
Ama özlemden çok duyduğu bir şey vardı... öfke. Babasına lanetler okuyan birinin en buyük engeli ona duyduğu ufak da olsa özlemdir.
Karanlık eğer Aiden'in kalbinde ki bu özlemi yok ederse onu tam anlamı ile bir savaş makinesine çevireceğini biliyordu. Onun kalbindeki tüm özlemi öldürecek tek şey özlem duyduğu kişi tarafından aşşağılanarak onu öldürmesine sebep olmaktı.
"SENİ APTAL KÖPEK"
Diyerek Aiden'e tekme atan Lio eşliğinde Aiden, karnına yediği tekme ile geriye uçmuştu. Uçsuz bucaksız yerde metrelerde uçan Aiden sırtına yediği tekme ile yüz üstü yere yapıştı.
"NEDEN BENİ KURTARMAK İÇİN HAWKWORD'DE KALMAK YERİNE BURAYA GELDİN..."
Diyerek yerde yatan Aiden'in karnına bir tekme atan Lio eşliğinde Aiden yerde iki büklüm olmuştu.
"NEDEN DİĞERLERİNİ ÖLDÜRMEME İZİN VERDİN. NEDEN ONLAR ÖLÜRKEN KAÇTIN NEDEN?!"
Diyerek ard arda tekmeler atan Lio eşliğinde Aiden sadece yüzündeki acı tebessüm ile tekmeleri karnına yemeye devam etti.
"Sanırım yeter..."
Diyerek karnına gelen tekmeyi tutan Aiden Lio'yu çekerek sırt üstü yere düşürdükten sonra ayağa kalkıp boynunu kıtlattıktan sonra yerde yatan babasına baktı.
"Bir el atayım baba..."
Diyerek elini uzatan Aiden eşliğinde Lio başta şaşırsa da hemen kaşlarını öfke ile çattı.
"Neden?"
Diyen Lio eşliğinde Aiden yüzüne bir tebessüm yerleştirip babasını ayağa kaldırarak sıkıca ona sarıldı.
"Çünkü yapabilceğim bir şey yoktu. Güçsüzdüm. Hâlâ da öyleyim. Ban amcayı ve Diane teyzeyi diğerlerini annemi isteyerek öldürmedin.
Rago seni kandırmıştı. Bu oyuna kandın baba tıpkı şuan karanlığın beni kandırmaya çalıştığı gibi ama merak etme ben bu oyuna kanmayacağım."
Yüzüne şeytani bir sırıtış yerleştiren Aiden parlayan mor gözleri ile yüzünde bir tebessüm ile duran babasına baktı.
"Seninle gurur duyuyorum Aiden. Bir an önce güçlen ve Rago'yu yen ve son bir şey Aiden..."
Lio'nun vücudu yavaş yavaş çatlaklar ile kaplanmıştı. Lio vücudunun her yerini kaplayan ve beyaz bir ışık saçan çatlaklara baktıktan sonra Aiden'e döndü.
"Seni... Seviyorum evlat."
Sırıtan Lio'nun vücudu beyaz bir ışık eşliğinde ortadan kaybolduğunda Aiden'in etrafındaki karanlıkta hiç var olmamış gibi yok olmuştu.
*
"Düşündüğümden kısa sürdü karanlığın fısıltılarının farkına varman."
Diyen Osso gözlerini açan Aiden'e baktığında Aiden başını onaylar mânâda salladığında sağ gözünden akan ufak bir yaş ile birlikte Aiden sağ elini yüzüne getirdi.
Elinde hissettiği ıslaklık ile birkikte sırıtarak gökyüzüne bakan Aiden yüzünde mutlu bir tebessüm eşliğinde bir kaç saniye öylece mavi göğe baktı.
"Osso usta..."
Diyen Aiden eşliğinde Osso Aiden'e dikkatle baktı.
"Zamanımız kısıtlı su konusundaki eğitime lütfen baslayalım."
Aiden'in sesinde ki kararlılık ile birlikte Osso başını onaylar mânâda salladı ardından tekrar kemikleşmiş elini Aiden'e doğru uzattı.
"Dikkatli ol ne olursa olsun sakin ol!"
Diyen Osso eşliğinde Aiden başını onaylar mânâda salladıktan sonra gözlerini tekrar kapadı.
*
Gözlerini tekrar açan Aiden etrafının çimler ile kaplı olması sebebi ile şaşkınlıkla etrafa bakındı. Böyle bir ortamda sakin olmaması nasıl mümkün olabilirdi.
Aiden bir süre etrafı inceledikten sonra tekrar gözlerini kapatarak etrafı dinlemeye başlad. Kulağına gelen dalga sesleri, insanın içini rahatlatıyordu.
Etrafta yankılanan kuşların sesleri ve çiceklerin etrafa saçtığı güzel kokular eşliğinde içi huzur dolan Aiden, ayağa kalkarak gözlerini açtı.
Önünde duran patikayı fark etmesi ile birlikte ağır adımlar ile ilerlemeye başladı. Attığı her adımda etraftaki huzur veren şeyler sanki yavaşça ortadan kayboluyordu.
Aiden etrafı kaplayan huzurun dağılması ile kendini olacaklara hazırlamak için derin bir nefes alıp ilerlemeye devam etti.
"Neredeyim ben"
Diyen Aiden önündeki devasa binalara baktı. Sanki bir şehirdeymiş gibiydi ağır adımlar ile ilerlemeye devam eden Aiden, içinde duyduğu bir hisle ilerlemeye devam etti.
Ara sokajlardan geçen Aiden, önündeki büyük binaya geldiği zaman bir kaç saniye binayı süzdü. Yaklaşık dört katlı dışı tuğladan yapılma bina oldukça genişti.
Nereden bakılırsa bakılsın her katında en az iki bina olduğu belli idi. Aiden bjnayı gördüğünde nedense yutkunmak zorunda olduğunu hissedip ağır adımlar ile ilerlemeye devam etti.
Binanın üçüncü katında ki bir kapının önüne gelen Aiden, kapıya vurmak için elini kaldırdığında kapı açılarak Aiden'in yakasını tutan bir el onu hızla içeri savurup ardından kapıyı hızla kapattı.
"Hey lanet!"
Aiden içeri fırlatılması ile birlikte kendi etrafında dönerek kendini kıç üstü yere attığında karşısında ona öfkeyle bakan kişiye döndü.
"G-Glax!"
Aiden üzerine gelen Glax eşliğinde yutkunmak zorunda kaldı.
"Neredeydin sen!"
Öfke ile Aiden'e ilerleyen Glax, Aiden tekrar yutkunduğunda Glax Aiden'i yakasından tutup havaya kaldırdı.
"Şimdi benimle geliyorsun hadi."
Glax Aiden'i kolundan tutup sürüklemeye başladığın Aiden'in üzerindeki endişe şaşkınlığa dönmüştü.
Bir kaç dakikalık bir yürüyüşün ardından Aiden bulundukları yer ile daha çok şaşırırken Glax, Aiden'i kolundan sürüklemeye devam etti.
İkilinin bulundukları yer bir alışveriş merkezidi. Glax, Aiden'i kolundan sürükleyerej her çeşit mağazaya sokmaya başladı.
Aiden her girdikleri mağaza da üzerine çöken kilolarca elbiseleri taşıyarak sabrının iyice zorlandığını düşünmeye başladı.
[YN: Evet yazarın arkadaşları onu alışverişe götürdü :'( (Cüzdanım baya hafifledi.) ]
[DN: taş koy içine knk millet zengin sansın :') ]
Aiden sakinliğini kaybetmeye başladığını fark etmesi ile birlikte derin bir nefes alıp tekrar sakinleşmeye başladı.
Bir kaç dakika sonra tekrar sakinliğini kazanan Aiden eşliğinde Glax, Aiden'i yanında diğer mağazalarada sürüklemeye başladı.
Aradan kaç saat geçmiş olsa bile Glax, hâlâ magazalara girmeye devam ediyor Aiden'i de peşinde sürüklüyordu.
Sonunda güneşin batması aynı gökteki yerini alması ile birlikte ikili mağazaların bulundukları alandan ayrılmışlardı.
"Ardıh bihti mi?"
Aiden'in ağzında ki poşetler sebebi ile Aiden'in dedikleri pek anlaşılmasa da Glax yüzündeki gülümseme ile başını onaylar mânâdâ salladı.
Glax'ın yüzündeki tebessüm eşliğinde vücudu adeta dalgalanmaya başlamıştı. Bir kaç saniye Glax'ın vücudunda ki rebkler şeffaflaşarak sanki sudan çıkma bir heykel gibi durmaya başladı.
Glax'ın vücudunun sanki sudan oluşmuşcasına ve bir kovadan boşalırcasına etrafa dağılasıyla Aiden'in tuttuğu poşetlerde şeffaflaşarak yok oldu.
"Viuv sonunda sakinim."
Aiden gözlerini kapatarak derin bir nefes aldıktan sonra gözlerini tekrar açtı.
*
"Merek sana ne yaptı böyle?"
Diyerek endişesini resmen bağıran Ossoya Aiden sırıtarak önünde ona bakan Osso'ya döndü.
"Merek ile eğitimden sonra uygulamalı test yaptık..."
Aiden konuşurken bir yandan vücudunun yarısını karanlık ile kaplarken diğer yarısını da su ile kapladı.
"Hazır mısınız Osso usta?"
Diyerek sırıtan Aiden gardını aldıktan sonra yüzünde ki heyecanlı ifade ile birlikte karşısında duran iskelete baktı.
"Pekâlâ Aiden..."
Etrafa aurasını yayan Osso'da gardını alarak Aiden'e bakmaya başladı.
"Başlayalım..."

Osso eşliğinde ikili hızla birbirlerine atıldı.
<< Önceki BölümTanıtım I Sonraki Bölüm >>