14 Eylül 2017 Perşembe

LOGİO 39.BÖLÜM:ALDATIYOR MUSUN

Aradan tam üç gün geçmiş olmasına rağmen Lio Hondan hiç bir haber alamadı ne won'un geldiğini rapor almıştı nede gelmediğini bu yüzden Hon'u bir kontrol etmeyi düşündü ama dışarı nasıl çıkacaktı 

Geçen sefer Cave'ın damadı olarak çıktıktan sonra Olivia endişelendiği için korumalara Lio'nun çıkması için şart koydu ya Olivia ile çıkacaktı yada bir koruma alacaktı Lio korumayı alsa da ondan kurtulmakta oldukça zorluk çekerdi sebebi yanında olacak korumanın gücü olmazdı şu an ki gücüne rağmen Lio bir çok büyük savaşçıyı yenebilecek biriydi yani koruma ile gidip onu öldürüp kurtula bilirdi ama geri döndüğünde onun öldüğünü söyleyemezdi çünkü hepsi iyi biliyordu 
Lio can almakta zorlanmasa da yanında ki birinin ölmesine kolay kolay izin vermezdi ve bunu orada ki herkes çok iyi biliyordu bu durumda Lio ya Olivia'yı oraya götürecekti ki bunu hiç istemiyordu çünkü Olivia'nın başı belaya girebilirdi yada okuldan kaçacaktı 
Lio en iyisinin bu olduğuna karar verip okuldan kaçmak için düşünmeye başladı plan basitti hey üç günde bir gelen mektup arabası Lio bu arabanın kasasına saklanacak var okul sınırlarından yeterince uzaklaştığında çıkacaktı ki mektup arabası yarın gelecekti içe çekerek odasına ilerledi 
"Lioo Liooo beni bekle Lio"
Lio Olivia'nın sesini duyduğunda olduğu yerde durup arkasını dönüp ona doğru koşan Olivia'yı gördüğünde yüzünde oluşan tebessüm ile Olivia yı bekler Olivia Lio'nun yanına geldiğinde bir kaç derin nefes alıp kendini toparladıktan sonra Lio'ya bakar
"üç gündür moralin bozuk neden böylesin"
diyip Lio'ya meraklı gözler ile bakar
"Bilmiyorum sanırım dalgınım"
Lio bıkkın bir şekilde söylemişti Olivia bunu duyduğunda gözleri hemen yaşlanmış ve esi titremeye başlamıştı
"L-Lio...y-yoksa s-sen...b-beni...a-al-aldatıyor musun...ühühühhü"
Olivia'nın bacakları kendini taşıyamaz ve Olivia diz çökerek ağlamaya devam eder Lio ise duydukları ile ne yapacağını bilemez daha önce Olivia'yı hiç üzmemiş hatta üzgünken görmemişti bile bu yüzden ne yapacağını bilmeden direk Olivia'nın yanına diz çökerek 
"Tamam ağlama seni aldatmıyorum merak etme tamam mı yeter ki ağlama bak ne istersen yaparım hadi"
diyerek teselli etmeye çalıştı bir kaç dakika sonra sustuğunda biraz rahatlamıştı
"öyle ise benimle gel hadi...bu gün dışarıda gezelim"
Olivia tam anlamıyla 180 derece dönüp Lio'yu kolundan sürükleyerek dışarı sürüklemeye başlar Lio Olivia'nın bu anlık ruh değişimine çok şaşırmıştı iki dakika önce ağlayan kız şimdi çok mutlu bir şekilde onu sürükleyerek okuldan dışarı çıkarıp bir at arabası çağrır ve Lio ile birlikte at arabasında şehre doğru ilerlemeye devam eder Lio bu olanlara sevinse mi üzülse mi bilmiyordur okuldan çıkmıştı ama yanında Olivia vardı kendi canı umrunda değildi ama Olivia'nın canının yanması durumunda kendini asla affetmezdi bu yüzden üç gündür istediğin şeyin tam tersini istemişti Win'ın bu gün gelmemesini 
Lio ve Olivia Şehre vardıklarında Olivia Lio'yu tekrar kolundan sürükleyerek şehirde tur attırdı hemen hemen her dükkan ve her mağazaya giren çift akşam olduğunda bir handa uyumak için oda tuttuklarında Lio'nun zihin taşı hafif parlamaya başlar bunu fark ettiği gibi taşı saklar ikili odaya geçtikten sonra Lio Olivia'nın uyumasını bekler bir saat sonra Olivia'nın uyuduğunu fark edince odanın camından dışarı atlayarak zihin taşına dokunup Hon'a ulaşmaya çalıştı bir kaç saniye sonra Hon taş cevapladı 
"Efendim lord Win burada lütfen acele edin"
Lio duydukları ile hızını arttırırken iletişimi keserek koşmaya devam etti
***
Hon üç gündür her gece yıkık binaya gelip yapılan dövüşleri izliyor ve Win i bulmaya çalışıyordu üç gündür çabaları karşılıksız olduğundan çok endişeliydi ya efendisine Wini bulamadığını söylediğinde efendisi onu öldürürse ya işkence ederse diye aklına çeşit çeşit korkutucu düşünce gelmişti bu düşünceler sebebi ile üç gündür iletişim kurmuyordu tam bu gün içinde ümidini kaybetmişken onu gördü üstünde altın sarısı bir cübbe ile parmaklarında ki çeşit çeşit değerli taşa sahip yüzüğü ve yakışıklı sayıla bilecek sarı saçları ve köşeli çenesi onu ne kadar karizmatik yapsa da yüzünde ki sapkınlığını gizlemeyen ifade ondan iğrenilmesine sebep oluyordu Hon Wini gördüğü gibi ona yaklaştı Win kendine doğru gelen Honu görünce 
"Hon uzun zaman olmuştu"
dediğinde ikili dostane bir muhabbete girdi
"Haklısınız lord Win uzun zaman olmuştu nasılsınız"
"Son adamın dövüşünü kaybettiği için biraz kötüyüm"
Hon duyduğu ile yüzünde oluşan tebessüm ile Gio ya dua etti sonunda eline gerekli görevi yapmak için bir şans geçmişti 
"Lord Win bir dövüşçü var efendim çok güçlü belki ilgilenirsiniz"
"Seni dinliyorum Hon"
Hon umduğunun olması ile içinden dua ederken dışından gayet sakindi sonuçta uzun süredir bu işleri yapıyordu böyle şeylerde kişi gerçek yüzünü gizlemeliydi ki Hon bunu çok iyi öğrenmişti 
"Bir adam var çok güçlü biri gücüne bizzat şahit oldum isterseniz onu çağırayım"
"Hmm bu iyi olur banada yeni bir dövüşçü lazım zaten sen git ve çağır bende bu dövüşün sonunu izliyeyim"
deyip Win iki kişinin dövüştüğü ringe dikkat kesildi Hon başını hafif eğerek yavaşça uzaklaşarak binadan çıktıktan sonra biraz uzaklaştı üç gün önce efendisine binayı gösterdiği yere gelince zihin taşı ile efendisine haber verdi efendisi yolda olduğunu haber edip iletişimi kesince Lio'yu beklemeye başladı
***
Lio çatılardan koşa koşa Hon ile en son buluştuğu yere tüm hızı ile koşsa da hiç ses çıkarmamaya özen göstererek çatılardan atlayıp sonunda istediği yere varmıştı 
  "O nerede Hon"
Hon duyduğu ses ile arkasını dönünce titremeye başladı karşısında ki kişi ne kadar bir çocuk gibi görünse de öyle olmadığını birinci elden görmüştü bu yüzden Lio'dan ölesiye korkuyordu 
"İçerde efendim onu karşı binaya çağıracağım orada bekleyin"
Hon konuştuktan sonra başını eğerek tekrar içeri geçti Lio ise Hon'un dediği gibi gibi karşı tarafta ki yıkık binaya gidip beklemeye başladı...

<< Önceki BölümTanıtım I Sonraki Bölüm >>