Lio Hondan ayrıldıktan sonra okula dönmek yerine şehir meydanına yakın bir handa br oda kiralayıp meditasyon yaparak beklemeye başladı
Akşam olduğunda güneş insanlara yaydığı huzurlu ışınları ile ufukta kaybolurken ay gecenin uğursuzluğunu çağırırmışcasına yükselmeye başladı Hon Lio'dan ayrıldığı sokakta onun gelmesini beklerken etrafa yakalanmamak için çok dikkat ediyordu
"O burada mı?"
Hon duyduğu ses ile titrek bir şekilde arkasını döndü
"E-Efendim ne yazık ki kötü bir haberim var b-burada değil efendim bu akşam gelmemiş lütfen bana bir şey yapmayın"
Hon'un her kelimesinde korku rahatlıkla hissediliyordu
"Demek gelmedi Hon görevin arkanda ki kese ile burada kumar oynamak ve o geldiği vakit bana zihin taşı ile haber vermek unutma Hon seni izliyorum!"
Esen sert rüzgarın eşliğinde Hon geriye düşerken Lio rüzgara karışarak yol oldu Hon düştüğü yerde gördüğü keseyi açıp içine baktı içinde on tane beyaz altın vardı Hon gördüğü görüntü karşısında ağzının suyunun akmasına engel olamamıştı kendisi bir sokak dilencisi olarak günde 50 bakırı zor görürken şimdi elinde 10 beyaz altın vardı bu parayla en az 50 yıl rahat rahat geçinirdi keseyi tam üstünde ki yırtık cübbenin cebine koyacakken buz gibi sesi tekrar duydu
"Unutma Hon Seni izliyorum!"
Hon duyduğu ses ile yutkunup keseyi sahip olduğu boyutsal yüzüğün içine koydu Karanlık Duvar ile bağlantılı olduğu için zengin sayılmasada kendi geçimini sağlayacak kadar para kazanmış ve en düşüğünden bir boyutsal yüzük alabilmişti keseyi yüzüğüne depolayıp geceyi aydınlatan ayın loş ışıkları eşliğinde yıkılmak üzere olan binaya giriş yaptı...
***
Lio okula geri dönüp malikanesine ilerledi malikanenin kapısını açtığı gibi Olivia Lio'nun üstüne atlayarak onu sım sıkı sarıldı
"Lioooo çok korkuttun beni nereye gittin böyle ühühühü"
Olivia ağlayarak Lio'ya daha sıkı sarılmaya başladı
"Olivia...nefes...nefes alamıyorum..."
Lio ciğerlerinde ki son nefeside kullandığı için bilincini kaybedip bayıldı
***
"Hahahahaha öleceğim öleceğim hahaha sadece nefessiz nefessiz kaldığın için bayıldın hahahaha"
Ares gür sesi ile bulundukları beyaz odayı sallayan bir kahkaha attı
"Kes sesini Ares hem onun tarafından boğulan sen değilsin"
Lio mahçup bir şekilde konuşmuştu bir çok savaş görüp geçirse de sadece bir kaç saniye nefessiz kaldığı için bilincini saniyeler içinde kaybetmişti
"Hahahaha pekala öyle olsun velet hazır buraya gelmişsin sana bir şeyler söylemeliyim"
Ares başta samimi olan sesini konuştukça ciddileştirerek Lio'nun dikkatini çekmişti Lioda zaten biliyordu Ares çoğunlukla kendisiyle övünüp hiç bir şeyi çok fazla ciddiye alan biri değildi ama şimdi ki davranışları Ares'in önemli bir şey söyleyeceğini baş baş bağırıyordu Lio beyaz odada bağdaş kurarak yere oturduktan sonra gökyüzün de ki sırıtışa ve kırmızı gözlere bakarak başını hafifçe sallar
"Güzel eskiden milyarlarca yaşam yaşadık biliyorsun...sana benim hayatımı anlatmayı düşünüyorum daha doğrusu bu şeye nasıl başladığımı ve ilerde çok işine yarayacak bir şeyi"
"Ares peki neden şimdi anlatıyorsun bunu"
Lio Aresin sözünü kesip konuşmuştu Ares kendi geçmişi hakkında pek konuşmazdı kendini övmeyi sevse de hiç bir zaman konuşmazdı
"İyi dinle velet senin son öğretmen kişiliğin benim benden sonra kalanı sana emanet Lux vermesi gerekenden daha fazla bilgiyi sana depoladı ama o bilgiler sadece belli seviyelere geldiğinde veya belli şeyleri gördüğünde hatırlarsın istediğin zaman hatırlaman çok zor neyse benim hikayemi anlatacağım..."
***
Yirmili yaşlarında bir genç elinde ki dev tırpan ile beklerken önünde ki cesetlerden oluşan yığına baktı cebinden çıkardığı küçük bir kutuyu açıp içinden silindir şeklinde sarılmış tuhaf bir çubuk çıkarıp ağzına götürdükten sonra çubuğu ağzında tutarak sağ elinin işaret parmağını ateşe verip çubuğun ucunu yaktı ucu yanan çubuktan derin bir nefes aldıktan sonra rahatlamış bir şekilde nefesini dışarı üfledi ağzından çıkan dumanlar ona karizmatik bir hava katarken genç ayağa kalkıp tırpanı kendi etrafında çevirip omzuna dayadı ardından önünde ki ceset yığınında hareket eden tek kişinin önüne doğru ağır adımlar ile ilerledi elinde ki çubuktan tekrar bir nefes alıp dumanını diğer adamın yüzüne üfledi
"Hayla ne bekliyorsun dostlarım,eşim,ailem hepsi öldü hepsini öldürdün benide öldür"
adam bıkkın bir ses ile konuşmuştu duyan kişi o adamın karşısında ki kişi ile belkide yıllardır tanışıyorlardı ama seslerinde anlaşılan tek şey bu iki gencin her ne yaşamış olmalarına rağmen birbirlerine dolu bir şekilde konuşmaları ikisi de ölümü hiç önemsemiyor du ölümden korkmuyordu hatta ikisi içinde karsısında ki kişi tarafından öldürülmek elde edilebilecek en büyük onur gibi görünüyordu
"Uzun zaman sonra oyun bitti...ne dersin dostum"
tırpanlı genç sanki bu katliamı o yapmamış gibi gayet sakin bir şekilde konuşmuştu sanki öldürmek onun için nefes almak gibi bir şeymiş gibi konuşuyordu hiç bir şey hissetmiyordu
"Ne kadar sessiz kalsan da korkuyorsun dimi...Ares"
tırpanlı genç duyduğu söz ile tırpanı tuttuğu elini sıkarak konuştu
"haklısın dostum sessiz kalsam da korkuyordum ama artık korkmayacağım bunun için üzgünüm...Karanlık stili: Özümseyen-..."
Ares devam edemedi yüzünde hiç bir ifade olmasa da gözlerine bakan kişi çok zorlandığını görebilirdi
"yapamıyorsun dimi dostum...korkma yap hadi şunu unutma oyunumuz burada bitmiyor,elbet bizim irademizi taşıyan gençler olduğu müddette bitmeyecek şimdi bağır ÖZÜMSEYEN KARANLIK"
diğer adam bağırdıktan sonra vücudundan çıkan karanlık bir aura Aresin bedenine girdi aura Aresin bedeninin içine girmeden önce Aresin sol gözünden tek bir damla yaş yere düştü tüm saflığı yanında götüren tek damla yaş sevgiyi,dostluğu,arkadaşlığı tüm iyi şeyler o tek damla yaş ile gitti ve yerine artık hiç bir şeyi önemsemeyen biri geldi Şeytan tanrısı Ares
***
Lio öğrendikleri ile şaşırmıştı karısında ki adamın güçlenmek için bir sürü şey yaptığını zaten tahmin etmiş olsa da bunu kendi yapmamıştı arkadaşı onun kazandığını söyleyip canını vermişti
"İşte böyle karanlık elementinde bir özellik vardır her bir milyon kişiden biri bilir kişiye başka birinin özelliklerini çalmasını sağlar ve artık sende biliyorsun unutma bu teknik kişinin tüm şeyini kendi omuzlarına yükler buna acıları da dahil....o arkadaşımın adı Rope tu
Rope çok cesur bir adamdı bir gün iddiaya girmiştik ondan daha güçlü olacağım konuşunda... iddiayı kazandım ama... yine bana yardım etti... yine ölmüşe çare yok intikam olarak hedefimiz olan kişilerin çoğunu öldürdüm kalan kısmını da sen öldüreceksin Lio... beni gururlandır aptal"
***
Lio gözlerini açtığında malikanesinde yatağında uyuyordu başını sağa sola çevirip odaya bakındı Olivia başının ucunda bir sandalyede beklerken uyuya kalmıştı Lio yüzünde oluşan tebessümle Olivia'yı uyandırmamaya dikkat ederek kendi yerine yatırıp üstünü örttükten sonra pencerenin yanına giderek karanlık gecede parlayan ayı izlerken düşünmeye başladı
"Neyin kalanını öldürmeliyim Ares keşke bunu da söyleseydin...sanırım kendim bulmalıyım...cidden güzel bir gece...ama bu fırtına öncesi sessizlik dedikleri şey"


