"Bu dövüşün galibi Yeşil Ejder İmparatorluğundan Aluen Dral... Merlin vaktinde gelemediği için elenmiştir. Sırada ki dövüş Kızıl Yıldırım İmparatorluğundan Komutan Lio L. Nos'a karşı Yeşil Ejder İmparatorluğundan Neal Low'a karşı!!!"
Smal ve Knal Merlinin kaybettiğini söyledikten sonra yeni dövüşü hızla duyurup beklemeye başladı. Bir kaç saniye sonra ikili arenaya çıktı. Neal kopuk kolunu cübbesinin altında saklarken arenadaki yerini almış ve kılıcını eline alarak beklemeye başlamıştı. Lio da ağır adımlar ve yüzündeki sırıtış ile arenaya vardı. Neal adeta ölü gibi bakıyordu, gözlerinde hiç bir duygu yoktu... Sanki buraya ölmek için gelmiş gibiydi, ne kadar kılıcı önünde savaşmak için hazır gibi dursa da buna hiç cesareti yok gibiydi
"Kolunu kaybeden tek bir şeyini kaybeder...Onurunu kaybeden bir çok şey kaybeder... ama..."
Neal duydukları ile gözlerini aynı ilgisizlik ile Lio'ya çevirdi
"Ama... cesaretini kaybeden her şeyi kaybeder.... eğer hala cesaretin varsa kolunu umursama... cesaretin varsa onursuz olsan bile sıfırdan başlayabilirsin ama cesaretini kaybedersen zaten ölmüşsündür... ne yapacaksın?"
Neal'ın yüzünde Lio'nun sözleri ile bir tebessüm oluştu.
"Öyle olsun komutan kızıl iblis... seninle düello yapmak bir şereftir."
"Öyleyse hazırlan... çünkü sana acımayacağım"
"Aksini kabul etmezdim efendim."
Neal yüzünde yayılan tebessümü ile kılıcını vücuduna çapraz şekilde tutarak hazırda bekledi şuan sadece tek kolunu kullandığı için gücünün tamamını kullanamayacaktı, yine de tüm gücünü kullanmaya gayret göstereceği belliydi Lio da onla aynı şekilde Kagemure yi eline alıp omzuna koydu.
"İşaretimle başlayacaksınız 3... 2... 1... BAŞLA!!!"
İkili başlama işareti ile hızla birbirine doğru hücuma geçti. Neal başta Lio'nun tırpanını savunsa da tek kolu ile olduğu için gittikçe açık vermeye başladı. Lio açıklardan birini fark edip Kagemureyi hızla o tarafa savurdu. Tırpan Neal'ın sağ böbreği üzerine denk geldiği an Neal geriye doğru zıpladı ama vaktinde kurtulamadığı için belinin sağ tarafında derin ama küçük bir kesik almıştı. Açılan kesikten kan aynı bir çeşme misali akarken Neal nefes nefese kalmıştı. Neal aklında binlerce plan geliştirdikten sonra aklına gelen en mantıklı planı kullandı. Kılıcını ağzı ile yirmi santim mesafeli olacak şekilde kaldırdı ve büyülü sözleri söyledi
"Ateş stili: Lav kılıcı"
Nealın ağzından fırlayan ateşler kılıç ile buluşarak kılıcı kırmızı bir renge bürüdü. Neal bir kaç saniye boyunca ateş üfledikten sonra kılıcı elinde çevirip sıcak tarafını belindeki kesiği bir kaç santim üstüne getirdi ve gözlerini kapayıp dişlerini sıktı.
"AAAAAHHHHHHH"
Neal sıcak kılıcı anında kesiğin üstüne bastırarak vücudunu eriterek kaynamasını sağlamıştı eğer bunu yapmasaydı kan kaybından ölebilirdi yine de bunu yapması da acıdan bilincini kaybetmesine sebebiyet olurdu. Neal dakikalarca bağırdıktan sonra kılıcını yaranın üstünden çekti, çektiği gibi dizleri üzerine çöküp derin nefesler almaya başladı. Aldığı her nefes onu rahatlatması gerekirken mümkünmüşcesine daha çok yoruyordu. Neal bir kaç nefes daha aldıktan sonra bilincini kaybederek arenanın ortasında bayıldı. Bir kaç dakika boyunca hiç bir kıpırtı olmadığı için Smal ve Knal tekrar konuştular.
"Bu dövüşün galibi Kızıl Yıldırım İmparatorluğundan Lio L. Nos... çeyrek finaller bitmiştir!! Yarın yarı finaller ile karşınızda olacağız hepinize geldiğiniz için teşekkür ederiz."
İkili konuştuktan sonra tekrar arenadan ayrıldılar. Lio da işinin bittiğine kanaat getirip arenadan ayrıldıktan sonra diğerlerinin yanına gitti. Lio gittiği gibi de bir kaç görevli gelip Neal'ın bayılan vücudunu revire taşıdılar, ardından tüm seyirciler yavaş yavaş stadyumdan ayrılmaya başladı....
***
"Hahahaha o çocuğu çok hızlı yendin kaptan"
"Abartma Ban zaten bir kolu yoktu o yüzden hiç zor olmadı"
"Kaptana katılıyorum Neal'ın kolu olmadığı için gücü zaten en fazla dörtte üçtü, yinede tüm gücünü kullana bilse bile kaptan onu güç hırsızı ile kolayca yenebilirdi."
"Hmm sanırım haklısın Gow... Hey kaptan Güç hırsızı sende nasıl var hala anlayamadım o güce sahip bildiğim tek kişi benim"
"Bunu bende bilmiyorum Ban Güç hırsızı yeteneğim daha önce hiç gözükmemişti, ilk gözüktüğü yer Ali Babanın kıtasında oldu. Ondan önce yan sınıflar hakkında en ufak bilgim yoktu yan sınıflar ne oluyor?"
"Kısaca anlatmak gerekirse köken olarak savaşçı ve büyücü var ki bu sınıflardan en az biri doğuştan gelir, yan sınıflar ise çok çalışma ile kazanılabilir. Mesela Ban başında sadece bir savaşçıydı yan sınıfı olarak da hırsızlıkta gelişmişti vakit geçtikte güçlendi ve hırsızlık yan sınıfını 'Güç Hırsızı' yan sınıfına çevirdi ki bununla birlikte 'Hırsızlar Kralı' ünvanını aldı. Eskiden çalamayacağı sayılı şey varken şimdi isterse rakibinin gücünü bile çalabilir."
"Demek bu kadar büyük bir güç..."
"Ah o kadar büyük bir şey değil."
"Sen öyle diyorsan...Hey Ban... Reeg'in gücü nasıl"
Ban yaslandığı yerden doğrulup sırtını duvara yaşladı
"Reeg denen o veletin gücü çok fazla... çekebileceğim tüm gücü çektim ama yerinden kıpırdayamayacak hale gelmesi gerekirken sanki hiç bir şey olmamış gibiydi... o çocuk adeta yürüyen bir enerji bankası... Kaptan onunla karşılaşınca sakın acıma, hızlı ol. Eğer yeterince çabuk onu yenemezsen sonuç ne olur hiç bilmiyorum..."
Lio duydukları ile yüzünde istem dışı bir tebessüm oluşmasına mani olamadı.
"Demek güçlü bir rakip, oldukça eğlenceli olacak"
"Evet şimdi uyuma vakti"
Ban hızla konuşarak tekrar doğrulduğu yere uzanıp horlayarak uyumaya başladı. Onun bu halini gören Lio hafiften kıkırdayıp camdan dışarıya baktı.
"Büyük güne çok az kaldı..."
deyip camı kapattıktan sonra duvara yaslanarak kendini uykuya teslim etti....
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>


