1 Eylül 2017 Cuma

LOGİO-3 39.BÖLÜM:GÖRÜŞMEYELİ NASILSIN

Aiden üstüne gelen kılıçtan sağa yuvarlanarak kurtulduktan sonra hızla ayağa kalkıp ellerini birbirine vurup elleri arasından beyaz bir sis meydana getirdi.

" Anlaşılan boş değilsin,"
Kılıcın sesi etrafta yankılanırken Aiden tüm konsantrasyonu ile birlikte ellerini birbirinden ayırmaya başlamıştı. Elleri arasından çıkan sisin yavaş yavaş şekil alması ile ortaya çıkan ince kılıç eşliğinde Aiden hızla kılıcın kabzasını tutup gardını aldıktan sonra beklemeye başladı.
" İlk denemesi mi?" diyerek hafifçe Ace'e dönen kılıç eşliğinde Ace başını onaylar manada salladığında kılıçtan kıkırtıya benzeyen tonda bir ses çıktı.
" Güzel. İyi bir varis seçmişsin, Ace."
" Geçici bir varis," diyen Ace eşliğinde, hem Aiden hem de kılıçtan kısa süreli bir şaşkınlık nidası yükselse de kılıç bunu fazla önemsemeden tekrardan saldırıya geçti.
" Boş anımda saldırmak mı?" Aiden üzerine doğru saldıran kılıcı kendi kılıcıyla engellerken dişlerinin arasından tıslarcasına konuşmuştu.
" Savaşta her şey mubahtır, derler. "diyen kılıç gücünü arttırarak Aiden'i tek dizinin üstüne çökmek zorunda bıraktığında Aiden hissettiği yoğun öfkeden kaşlarını çattı.
" Öyle olsun," diyerek hızla sol elini üzerine yüklenen kılıcın kabzasına atarak kendini sağa atıp elinde tuttuğu kılıcı yere sapladı. Ardından da kendi kılıcını sise dönüştürerek ortadan kaybettikten sonra iki eli ile kılıcı tutup daha çok toprağa baskı yaparak kılıcı elinden geldiği kadar beyaz odanın zeminine saplamaya başladı. Aiden'ın kılıcı yavaş yavaş zemine gömmesi ile birlikte kılıcın ucundan beyaz ışıklar saçılmaya başlamıştı.
" Direnme." diyerek dişlerini sıkan Aiden, tüm gücü ile kılıcı saplamaya devam ederken kılıçta adeta karşı çıkarcasına, saplanırken her geçen saniye daha da zorluk çıkartıyordu.
"AAAAAHHHHHH" ses tellerini yırtarcasına bağıran Aiden, tüm gücü ile elleri arasındaki kılıcın metal kısmını tamamen zemine sapladığında tek dizinin üstüne çökerek nefes nefese kalmıştı.
" Hay... Lanet!" diyerek derin bir nefes alan Aiden, nefes alış-verişini düzenlemeye çalışırken kılıcın kabzasını bırakıp kendini kıç üstü zemine atıp soluklanmaya devam etti.
" Etkileyici..." diyerek beyaz bir ışık saçan kılıç saplandığı yerden yükselerek Ace'in etrafında cirit atmaya başladı.
" Hahahaha Ace bu veledi gerçekten Varis'in yapmak istemediğine emin misin? Gerçekten de güçlü hahahaha." diye kahkahalar atarak Ace'in etrafında dönen kılıç eşliğinde Ace iç çekerek kılıcı kabzasından tutarak zemine sapladı.
" İki dakika sus be Zero..." diyerek derin bir nefes alan Ace tekrar Aiden'e döndüğünde gür bir kahkaha atarak konuşmaya devam etti.
" Pekâlâ, Aiden. Zero'yu yendiğine göre gerçekten iyi bir iş becerdin... Yakala!" Ace elindeki kılıcı hızla Aiden'e fırlattığında, Aiden zaten yorgun olması sebebine artı olarak Ace'in insanüstü bir hız kullanmasıyla birlikte kılıcı göremeyip göğsüne yemesi bir oldu. Tam kalbini delip geçen kılıcın kabzasını tutan Aiden şaşkın gözleri ile birlikte ona sırıtarak bakan Ace'e döndüğünde gözleri mor bir ışık ile parlamaya başladı.
" Krararara hadi bakalım silah ustası, göster kendini krararara..." Ace'in kahkahaları etrafta yankılanırken Aiden'in gözlerinden saçılan mor ışık eşliğinde Aiden tüm gücü ile bağırıyordu.
" AAAAAHHHHHH... HAHAHA HAHAHAHAHA HAHAHAHAHAHAHAHA!"
Aiden'in acı dolu çığlıkları bir anda Ace'in kahkahasını bile bastıracak kadar yüksek sesli kahkahalara döndüğünde Ace sesini kesip Aiden'i izlemeye başladı.
Aiden'in yerde yatan göğsüne kılıç saplanmış olan bedeni ayağa kalkarak kalbini delip geçen kılıcı kabzasından tutarak tek hamlede kalbinden çıkardı. Kılıcın üzerinden yavaş yavaş akan kan bir anda kılıç tarafından emilirken Aiden kılıcı hızla ileri iki kere savurup kendi etrafında döndürerek savurduktan sonra kılıcı havaya fırlattı.
Havada mor bir ışık eşliğinde parlayan kılıç şekil değiştirerek iki metre uzunluğunda bir mızrağa dönüştüğünde Aiden mızrağı havada yakalayıp kendi etrafında döndürdü. Ardından da metal kısmını hızla yere saplayarak kendini havaya fırlatırken mızrağa yaptığı baskı eşliğinde mızrak gerilerek havaya zıpladı.
Mızrak tekrar mor bir ışık eşliğinde parlayıp yay şeklini aldığında Aiden yayı tekrar havada yakalayıp hızla gerdi. Yayın ortasında oluşan mor ışıktan bir ok eşliğinde Aiden yayı gerdiğinde hedefi Ace'den başkası değildi.
Yüzündeki şeytanı sırıtış ile gerdiği yayı hızla bırakan Aiden eşliğinde yaydaki ok büyük bir hızla Ace'e doğru ilerlemeye başladı. Ace üzerine gelen ok ve Aiden'in Zero'yu ilk kullanımında böyle bir yetenek sergilemesi ile şaşırsa da üzerine gelen ok ile sırıtarak beklemeye başladı. Okun yüzüne saplanmasına sadece birkaç milim kala okun ucunu iki parmağıyla tutan Ace eşliğinde Aiden tekrar yere inip beklemeye başladı.
"Oldukça iyi," Ace'in gururlanmış sesi ile birlikte Aiden'in elindeki yay tekrardan mor bir ışık ile parlayarak küçük bir hançere dönüştüğünde Aiden hançeri beline asıp beklemeye başladı. " Pekâlâ, Aiden. Zero'yu kullanmakta gerçekten usta gibisin daha önce başka silahlar da kullandın mı?"
Aiden Ace'in sorusu ile başını yavaşça iki yana salladıktan sonra belindeki hançere kısa süreli bir bakış atıp Ace'e döndü ve " Zero gerçekten güçlü, her geçen saniye bana akan gücünü hissedebiliyorum. İki haftam var sanırım, biraz güçleneceğim. Görüşürüz." diyerek hızla gözlerini açarak beyaz odadan çıkan Aiden başındaki ağrı ile sağ elini alnına koyup yattığı soğuk zeminde birkaç dakika daha durdu.
Zeminin soğukluğu vücudunu yavaş yavaş sakinleştirirken Aiden derin bir nefes alarak ellerini soğuk zemine koyarak ayağa kalktıktan sonra belini iki yana çevirdi. Vücudundan yükselen çatırdama sesleri eşliğinde uyuşan vücudu yavaş yavaş kendine gelirken ve uyku sersemliğini bir kenara atarken beline astığı hançeri eli ile yokladıktan sonra uzunca esneyen Aiden kendine gelmek için başını hızla iki yana sallayıp kendini topladıktan sonra ağır adımlar eşliğinde dükkândan ayrılarak şehrin meydanında dolaşmaya başladı.
Önüne çıkan devasa binaların girişlerinde ki desenli tabelalara ufak ufak göz atan Aiden tokuşturulan iki bardağa sahip tabelalı bina ila yüzüne yerleştiği sırıtış ile birlikte binanın kapısına ilerledi.
'Tak tak tak'
Aiden tahta kapıya üç kez vurduğun da kapıda ki sürgülü bölme açılarak iki yeşil göz ortaya çıktı. Aiden iki yeşil göze bakarken yüzünde ki sırıtışını daha da büyüterek beklerken sürgülü pencereden bakan gözlerin sahibi olan adam konuştu.
"Kimsin?"
Adamın sesi de gözlerinde ki bakış gibi oldukça tehditkârdı. Aiden adamın tehditkâr sesi ile daha çok sırıtarak aurasının ufak bir kısmını salarak konuştu.
"Sadece bir gezgin,"
Adam bir süre Aiden'e aynı sert bakışlar ile baksa da Aide'in aurasını hissetmesi ile birlikte gözleri titremeye başladı. Hızla sürgülü kısmı kapatarak kapıyı açarak Aiden'in geçmesini bekledi. Aiden içeri geçerken halen yüzünde şeytani sırıtışı mevcut idi.
"Demin ki kabalığım için özür dilerim efendim." biraz önce kapıyı atan sert adam gitmiş adeta yerine süt dökmüş bir kedi gelmiş gibiydi adeta. Aiden adamın dediklerini hiç kale almayarak ilerlemeye devam etti. Barın içersin de ki yoğun alkol kokusunu derin derin soluyarak içine çeken Aiden barın yanına giderek barmenden direk bir içki isteyerek beklemeye başladı. Bir kaç dakika sonra içkisini alan Aiden yavaş yavaş elinde ki köpüklü içkiyi içerken yanında ki taburede ki hareketlenme ile göz ucu ile o tarafa baktı.
"Görüşmeyeli nasılsın... Aiden?" Aiden duyduğu ses eşliğin de elinde ki bardağı masaya bırakırken göz ucu ile yanında ki sarı saçlara ve bal sarısı gözlere sahip olan, belinde asılı duran kılıcı ile tehlikeli bir hava saçsa da fazlası ile açık olan kazağının aralığı ile yanında duran kadına baktı.

"Gördüğün gibi... Tras"
<< Önceki BölümTanıtım I Sonraki Bölüm >>