1 Eylül 2017 Cuma

LOGİO-3 40.BÖLÜM:BEN OLACAĞIM

Aiden yanında duran sarı saçlı kızı görmezden gelip hala elinde tuttuğu bardağı tekrar kafaya diktikten sonra sert bir şekilde bar masasına vurdu.

"Bir tane daha ve bu bayana da ver."
Aiden'in bardağı sertçe vurması ve bağırır nitelikte konuşması ile barmen başını onaylar manada sallayıp arkasında ki raflarda duran içki şişelerinden birine uzanmak için hareket etti.
"Kızıl şimşekten,"
Barmen'in eli Tras'ın isteği ile havada kalmış yavaşça elini çekerek Tras'a emin misiniz dercesine baktıktan sonra Tras başını onaylar hafifçe salladı.
"Buraya geldiysen bu içkiden içmelisin."
dedikten sonra Tras bar masasına yüzü dönecek şekilde pozisyonunu değiştirdiğin de barmen hızla tezgâhın altına eğilmişti.
"Bu içkinin neyi meşhur ki,"
Aiden'in sorusu ile hafifçe kıkırdayan Tras kollarını tezgâha dayayarak çenesini ellerine dayadı ve 
"İçtiğin zaman anlarsın oldukça eğlenceli şeyler olacak."
deyip konuşmasının ardından kıkırdayan Tras'a yandan bir bakış atan Aiden iç çektikten sonra barmenin tezgâh altından çıkardığı zincirli kutu ile bakışlarını o tarafa çevirdi.
Barmen üzeri zincirler ile çevrili kutuyu gürültü bir şekilde tezgâha koyduktan sonra sağ elini yakasının içine atıp boynundan bir zincir çıkarmıştı.
Boynundaki zincirin ucunda ufak altın bir anahtar mevcuttu barmen hızla boynunda ki zinciri çıkartarak zincirin ucundaki anahtarı kutuyu kaplayan zincirlerin bağlı olduğu kilide soktu.
Hafif bir klik sesi ile açılan kilit eşliğinde zincirlerin birbirine çarparken çıkardığı ses yankılanırken barmen yavaşça kutuyu açmaya başladı.
"Bugün içeceğiz umarım"
Aiden'in sitemkâr sesi ile kaşlarını hafif çatan barmen Aiden'i önemsemeyerek kutudan çıkardığı kırmızı renkli bir sıvı ile dolu olan şişeyi tezgâha koydu ve ardından tezgâhta yer kaplayan kutuyu elinin tersi ile kenara ittikten sonra tezgâhın altından çıkardığı şekilli iki bardağı masaya koydu.
Kırmızı sıvı dolu içki şişesine elini atıp tek hamlede şişeyi tıkayan tıpayı yerinden çıkardıktan sonra bardaklara yavaş yavaş dolan içkinin yaydığı koku ile diğer müşterilerin bakışı da o yana döndü.
Tüm müşteriler yüzlerinde ki sırıtışlar ile Aiden'i ve önünde ki içki dolu bardağı merak ve heyecan içinde izlemeye başlamıştı.
"Herkes mi?"
Aiden etrafa göz ucu ile bakarak herkesin kendine bakması ile birlikte Tras'a döndüğünde Tras omuz silkmekle yetindi.
"Kızıl şimşeği içtiğin de adının neden şimşek olduğunu anlayacaksın"
Tras'ın konuşması ile hafifçe iç çeken Aiden önünde ki kırmızı renkli içkiye bakmaya başladı.
Gözlerin de hem hevesli hem de şüpheci bir bakış vardı.
"O kadar korkma"
Tras konuştuktan sonra yüzünde meydan okuyan bir sırıtış mevcuttu.
Hızla önünde ki bardağı kavrayıp tek hamlede kafasına dikti ve birkaç saniye sonra bardağın boşalması birlikte elindeki bardağı hızla önündeki tezgâha vuran Tras eşliğinde diğer müşteriler hep bir ağızdan tezahürat yapmaya başladı.
"TRAS TRAS TRAS! "
Tras adını haykıran müşteriler ile ayağa kalkarak müşterilere döndü ve kollarını havaya kaldırıp kahkaha atmaya başladı.
"HAHAHAHA HADİ AİDEN SIRA SENDE HAHAHAHAHA!"
Tras'ın gür kahkahası etrafta yankılanırken Aiden, Tras'ı etkilemeyen bir içkinin kendine en fazla ne yapacağını düşünerek Tras gibi bir anda içkiyi kafasına dikmişti.
"Hay lanet!"
Aiden kafaya diktiği içkiyle birlikte etrafa yayılan sözlerin eşliğinde gözlerini kapatarak kendini karanlığa teslim etti.
**
"Hapşu!"
Aiden ciğerlerindeki havayı güçlü bir hapşırık ile dışarı fırlattığında uykulu gözler ile etrafa baktı.
"Burası da neresi? "
diyerek etrafa bakınan Aiden gördüğü tahta tavan ve üzerinde bulunduğu gıcırdayan yatağın kenarından bacaklarını sarkıtarak oturur pozisyon aldı.
"Neden başım ağrıyor?"
diyen Aiden sol elini alnına koyup derin bir nefes verdikten sonra yüzünü sıvazlayıp ayağa kalktı ve ayağa kalkması ile üstünden düşen çarşafla birlikte gözleri elbiselerine kaydı.
"Hay lanet... Ne yaptım ben?"
diyerek endişe ile üzerinde ki artık kandan kıp kırmızı olmuş siyah gömleği çıkartarak incelemeye başladı.
Gömlekte hiç bir şey yoktu ne bir yırtık nede başka bir şey tek sorunu siyah gömleğin tamamen kan ile kaplı olmasıydı.
"Hala ıslak,"
gömleği sağ eline alan Aiden sol elinin parmaklarına bulaşan kan ile mırıldandıktan sonra elindeki gömleği top haline getirip avucunun içinde sıktı.
Sıkması ile birlikte elinin ateş alarak yanması ile kan kaplı gömlek tek bir kül parçası bile bırakmadan ortadan kayboldu.
"Pantolon temiz üstsüz dolaşmamdan bir sorun olmaz peki neredeyim?"
diyerek kendi kendine mırıldanan Aiden dışarı bakmak için bir pencere aramasına rağmen sadece tahta kapının olması ile derin bir nefes aldı.
Bu kapının diğer tarafı her türlü Aiden'i buraya getirenin bulunduğu yere çıkıyordu.
Aiden aldığı derin nefesi uzun bir solukta verdikten sonra belinde ki hançeri kontrol etti.
"Hala buradasın Zero,"
diye mırıldanan Aiden eşliğin de Aiden'in zihninde bir kahkaha yankılandı.
"Boyutum fark etmez ufaklık, beni senden başka kimse kaldıramaz daha öğrenecek çok şeyin var seni aptal hahahaha!"
Aiden, Zero'nun bu halini şu anlık bir kenara bırakarak hançeri eline aldıktan sonra hançeri havaya attı ve mor bir ışık ile parlayan hançer bir balyoz şekli aldığında Aiden hızla balyozu yakalayıp onu omzuna dayadı.
"Hadi bakalım."
diyerek ağır adımlar eşliğinde demin uyandığı yatağın sağındaki duvara iki defa yavaşça vurdu. Duvardan gelen tok ses ile sırıtan Aiden balyozu iki eliyle tutup yavaşça duvarın tersi yönüne çevirdikten sonra hızla duvara geçirdi.
'BOOOM!'
Devasa bir yıkılma sesi eşliğinde duvar kırılırken etraf bir toz bulutuna gömülmüştü.
Aiden elini yelpaze niyeti ile kullanarak görüş alanını kapayan tozları yellemeye başladı.
"Öhöhöhö! Hay lanet, öhöhöhö!"
Aiden ciğerlerini yakan tozlar eşliğinde kudretle öksürürken hafiften dağılan toz bulutunun ardına bakmaya başladı.
Yukarıdaki mavi gök eşliğinde, hala sabah olması ile Aiden'in bakışları aşağıya kaydı.
Yolda yürüyen insanların bir kısmı kafalarını kaldırmış Aiden'in bulunduğu çok katlı binaya bakıyorlardı.
Sonuçta bir kaç saniye önce o binadan bir duvar kopmuş, etrafta da oldukça güçlü bir ses yankılanmıştı.
Haliyle sesi duyan herkeste bakışlarını o tarafa çevirmişti.
"O ses neydi?"
"Odadan geldi."
"Ne koş hadi kaçmış olabilir!"
Aiden duyduğu sesler ile göz ucuyla kapıya baktı.
Kapının diğer tarafında duyduğu ayak sesleri eşliğinde aşağıya bakan Aiden elindeki balyozu mor bir ışıkla birlikte tekrar bir hançere çevirdi.
"Yapacak mısın?"
Zero'nun heyecanlı sesi zihninde yankılanırken, Aiden yüzüne meydan okur bir ifade takınarak kapıya doğru döndü.
Kapının kilidinden gelen bir klik sesi eşliğinde Aiden yüzüne bir sırıtış yerleştirdi ve hemen ardından da tahta kapının gıcırtı eşliğinde açılması ile kapıdan giren iki kişiyle Aiden yüzünde ki sırıtışı daha da büyüttü.
"Maskeler önemli değil... Eceliniz ben olacağım."
diyen Aiden, yüzünde ki şeytani ifadesini koruyarak kollarını yana açtıktan sonra kendini geriye attı.
"DUR!"

maskeli kişilerin endişe ile bağırışları eşliğinde Aiden kendini sırt üstü boşluğa bıraktığında maskeliler hızla kenara koşup kendini aşağıya atan Aiden'e baktı.
<Önceki BölümTanıtım I Sonraki Bölüm >>