"Pekala, Aiden. Yeni bedenine alışman biraz zaman alabilir. Öncelikle ayağa kalk bakalım."
diyerek parlayan mor gözlere sahip olan Aiden’e yüzünde ki tebessüm ile bakan Merek eşliğin de Aiden, gözlerini yavaşça kırpıp açtıktan sonra yavaşça olduğu yerde dikilmeye başladı.
Kalıbın içinden önce kollarını dışarı çıkararak kenarlardan destek alan Aiden, yavaşça kendini kaldırmaya başladı.
Yavaş yavaş ayağa kalkan Aiden, kalkarken üzerinde kalan karışımları da yer çekiminin mutlak gücü ile yere bırakıyordu.
Vücudundan yere ve kalıbın içine düşen parçalar eşliğin de Aiden’in yeni ve kaslı vücudu açığa çıkıyordu.
"Tahminimden daha güzel oldun."
diyerek sırıtan Merek eşliğin de Aiden, bulunduğu kabın için de oturur pozisyon alıp birkaç saniye durdu.
"Hadi ayağa kalk, hadi."
diye mırıldanan Merek’in sesi etrafa dağılırken Aiden, Merek’in sesinden sanki güç alırmışçasına kollarına güç vererek kalıptan çıkmak için ayağa kalkmaya başladı.
"İşte bu Aiden. Hadi!"
diyerek daha da teşvik etmeye çalışan Merek eşliğin de Aiden, kendini kalıptan dışarı attı.
"Ağır ol. Yeni vücuduna alışmak öyle şıp diye olmaz."
diyen Merek, kalıbın soluna düşen Aiden’in yanına geçtiğin de başını sağa yatırdı.
"Doğru ya! Homunculuslar yaratıldığın da çıplak olurdu."
diyerek anadan doğma bir şekilde yer yatan Aiden ile birlikte yüzüğünden bir çarşaf çıkaran Merek, çarşafı Aiden’in üstüne serdi.
"Ağır ol. Yeni bedenini zorlama, henüz tam olarak alışamadın."
diyerek Aiden’in yavaşça ayağa kalkmasına yardımcı olan Merek eşliğin de Aiden, ayakta durduğunda Merek yüzünde ki sırıtış ile Hanna’ya döndü.
"Sen gidebilirsin. Şu an daha önemli işlerim var."
dedikten sonra Hanna, yüzünde ki şaşkınlık ile başını onaylar manada salladı.
"İyi olacağından emin misin? Sonuçta ruh aktarımının ne yaptığını en iyi bilen kişilerden biri, sensin."
diyen Hanna eşliğin Merek, sırıtırken yüzünde ki acı gülümseme ile sol göğsünü tuttu.
"Biliyorum. Sanırım sadece üç yüz elli yılım kaldı. Tekrar seviye atlamak baya vakit alacak ama iyi olacağım. Sonuçta beni en iyi bilen kişilerden biri sensin. Ben..."
diyen Merek, yüzünde zorlandığı belli olsa da her şeye meydan okuyan bir ifade ile Hanna’ya döndü.
"Şeytan kralım"
diyen Merek eşliğin de Hanna, rahatlamış bir tebessüm ile başını tekrar onaylar manada sallayıp,
"Eğer bir şeye ihtiyacın olursa haber ver yeter. Hemen gelirim."
diyen Hanna, vücudunu karanlık ile kaplayıp ortadan kayboldu.
"Homunculus yaratma, ruh aktarımı laneti gücümün yarısını alıyor... Anlaşılan beşinci seviyeye düştüm..."
diyerek iç çeken Merek, boynunu kütlettikten sonra Aiden’e döndü.
"Pekala, Aiden. Yavaşça meditasyona geçelim."
diyerek Aiden’in lotus pozisyonu almasına yardımcı olduktan sonra birkaç adım geri gitti.
"Pekala, Aiden. Unuttuğum bir şey var. Beni anlıyorsun dimi?"
diyen Merek eşliğin de Aiden, başını az bir şey aşağı salladığın da Merek,
"Güzel, o zaman şimdi meditasyon yap ve vücuduna alış. Bu sırada bende meditasyona geçeceğim. Bugün vücuduna alışacağın için daha eğitim yok. Şimdi meditasyon başlayalım."
diyerek lotus pozisyonuna geçen Merek, Aiden’e son kez bakıp gözlerini kapatarak meditasyona geçtikten sonra etrafından enerji toplamaya başladı.
Aiden de bu sırada gözlerini kapatarak meditasyona başlamıştı. Etrafının karanlık ile kaplanması ile birlikte Aiden, her nasılsa hareket edebildiğini fark etti.
"Hey, burada mısın?"
diyerek bağıran Aiden eşliğin de karanlıkta ortaya çıkan bir çift mor göz ile birlikte Aiden, o tarafa döndü.
"Etraf hala karanlık. Bunun için bir şey yapamaz mıyız?"
diyen Aiden eşliğin de etraf turuncu bir ışık ile aydınlandığın da yer yer beyaz ışıklar ve çeşitli renklerde ve boyutlarda yuvarlak küreler ortaya çıktı.
"Bu da ne böyle?"
diyerek devasa kürelere bakan Aiden eşliğin de mor gözlerin sahibi konuştu.
"Bunlar diğer dünyalar, Aiden. Hepsine geçebilme yeteneğine sahipsin bu arada sana adımı söylememiştim adım Ace L.
L. soyunun gerçek son varisi bendim. Şu an elbet ölü olabilirim ama ruhum hala yeterince güçlü. Kadim boşlukta mühürlü kalmıştım.
Senin Falcworld’dan bu dünyaya geçmen ile birlikte saf ve temiz bir ruh buldum ve yerleştim. Şu an biz konuşurken bile ruhlarımız karışıyor ve ruhum gücüne güç katıyor.
Yeni bedenin, gördüğüm en iyi homunculus vücudu. Gerçekten hiçbir kusura sahip değil. Homunculuslar çocuk yapamaz ve yaşlanmaz.
[DN:Bir an çok korktum çocuğu olmayacak diye☹]
Sen ise buna rağmen belli bir yaşa kadar büyüyebilirsin. Tahminen otuz yaşında yaşlanman duracak ve bu arada diğer homunculuslara nazaran çocuğun olabilir.
Neyse bunu bir kenara bırakırsak bir nevi ölümsüz sayılırsın. Homunculuslar vücutlarını yenileme yeteneklerine sahiptir. Eğer başın kopmaz veya kalbini sökmezlerse sonsuz bir hayata sahip olursun.
Sorun var mı?"
diyerek sözlerini bitiren Ace eşliğin de Aiden, bakışlarını dünyalardan ayırıp Ace’e çevirdi.
"Kaç tane dünya var?"
"Muhtemelen milyonlarca. Her bir dünya bir diğerinden daha zorlayıcı bir güce sahip. Falcworld bile sadece yedinci seviye bir dünya.
Buna rağmen Luxerfox, on dördüncü bir seviye de bildiğim elli seviye gezegen var. Gezegenlerin tehlikesi seviyeleri arttıkça artar.
Bildiğim en tehlikeli gezegen ise elli seviye ile Angrin isimli bir gezegen ama sana onun hakkında bilgi veremem. Başka sorun?"
diyen Ace eşliğin de Aiden, vücudu hakkında merak ettiklerini sormak için hazırlandı.
"Yeni vücudumda seviyem kaç ve güçlerim de bir değişim var mı?"
diyen Aİden eşliğin de Ace, karanlık ile kaplı sol elini ileri uzattığın da ortaya çıkan tuhaf pencere ile birlikte Ace konuşmaya başladı.
"Aiden L. Nos
Sınıfların: Savaşçı-Kadim büyücü-Hırsız ve... yaratıcı mı?"
[YN: Büyücü ve kadim büyücünün ayrı olması saçma geldi. O yüzden büyücüyü kaldırdım. Elbet normal büyücüler mevcut. Normal büyücü; en az bir element hariç tüm elementlere sahip olsa bile normal büyücü olarak geçer."
diyerek birkaç saniye duraksayan Ace eşliğin de Aiden, başını sağa yatırarak Ace’e bakmaya başladı.
"Yaratıcı derken ne demek istedin?"
diyen Aiden eşliğin de Ace, ciddi bir ifade ile Aiden’e döndü.
"Yaratıcı, oldukça özel bir sınıftır. Gerçek bir L. değilsen eğer bu sınıfa sahip olamazsın. L. ler hakkında neredeyse hiç kimsenin bilmediği bir sır vereyim.
Bu sırrı bilen iki kişi var. Biri ben biri de eski ortağım karanlık ejder Rago. Homunculus yaratmakta insan seviyesinin yarısını veya ömrünün yarısını verir ama L. Ler…
L. ler bunun için ömürlerinden hiçbir şey vermek zorunda değildir. L. ler tek başına onlarca hatta yüzlerce homunculus yaratabilir ve kendilerine bir ordu kurabilirler.
İşte sende bunu yapabilirsin. Elbette bir homunculus yaratmak öyle kolay bir şey değil. Merek, bunu sana en iyi öğretebilecek kişi.
Bu konudan Reastlin’in torunundan bile daha çok bilgiye sahip. Bu arada devam edeyim, seviyelerin gerçekten artmış.
3.Seviye kadim büyücü 5.seviye savaşçı 2.seviye hırsız ve 1.seviye yaratıcısın.
Tahmin ettiğin gibi savaşçılık ve hırsızlık birbirlerine ters o yüzden ikisinde de yükselmen biraz vakit alacak.
Ama şu an Edus denen o kızdan bile daha güçlü olduğunu söyleyebilirim..."
diyerek sessizliğe bürünen Ace, bir süredir Aiden’in ona öfkeli gözler ile bakmasına daha fazla dayanamayarak konuştu.
"Ne oldu?"
diyen Ace eşliğin Aiden, ciddi bir ifade ile,
"Rago’yu tanıyor musun?"
dedikten sonra etraf bir süre ciddi bir sessizliğe gömüldü.
<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>


