"Pekala Aiden, Merlin görev hakkında ki her bilginin sizde olduğunu söyledi."
diyerek sırıtan Merek'in belinin solunda ki yarı ahşap yarı metalden oluşmuş tuhaf 'L' şekline benzeyen şey ile Aiden, Merek'in sorduğu soruyu görmezden gelerek bakışlarını oraya kaydı.
"Oldukça güzel dimi?"
Merek, belinde ki nesneye bakan Aiden'in bakışları eşliğin de sol elini, belinin solunda ki 'L' şeklinde ki nesneye atıp nesneyi eline aldı.
Elinde ki yarısı demirden yarısı da tahtadan oluşan nesneyi havaya atarak kısa tarafını tutan Merek, elinin işaret parmağını 'L' şeklinde ki nesnenin içinde ki köşeden çıkan çıkıntının üzerine koydu.
Ardından elinde ki şeyi soluna doğru uzatarak sol taraflarında ki masada duran vazoya gözlerini kısarak baktı. Ardından sol elinin işaret parmağını hafifçe bükerek nesnenin köşesinde ki çıkıntıya baskı uyguladı.
'BANG'
Nesneden yankılanan kudretli ses ile Merek'in tamamen uzanmış olan kolu bükülmüş ve Merek'in göğsüne dayanmıştı.
"Felaket geri tepiyor ama oldukça etkili."
diyerek kıkırdayan Merek, kulaklarını tutan ikiliye baktı.
"Hahahaha çok gürültülü değil mi? Ama bakın, gerçekten etkili. "
diyerek eskiden vazonun durduğu yeri işaret eden Merek eşliğin de ikili, o tarafa döndü. Döndükleri gibi de gözlerini şaşkınlıktan fal taşı açmaları bir oldu .
Merek'in elinde ki küçük şey vazoyu paramparça etmekle kalmamış ayrıca vazonun arkasında ki duvarı da delmiş ve geçmişti. Aynı şekilde yan odanın duvarını da delmiş ve binanın duvarında açılan ufak delikten içeriye ışık girmeye başlamıştı.
"Bu gerçekten de etkileyici bu şey ne?"
diyerek ellerini hala çınlayan kulaklarından çekerek yüzünde oluşan heyecanlı sırıtış ile Merek'e dönen Aiden eşliğin de Merek de yüzünde ki sırıtışı büyüterek elinde ki şeyi havaya kaldırdı.
"Bu yeni bulduğum bir şey, adına misket atar diyorum. Oldukça etkili bir şey, kullanmak için hiç bir elemente ihtiyacın yok.
İçerisine öncelikle özel bir toz koyduktan sonra misketlerden birini koyuyorsun. Ardından burada ki çıkıntıya baskı uyguluyorsun . Çıkıntı bağlı olduğu yayı geriyor, yayın ucundaki metal geri çekiliyor ve çıkıntı tamamen çekildiğinde bir tık sesi ile yay serbest kalıyor.
Yayın serbest kalması ile ileri giden metal parçası başka bir metale sürterek ufak bir kıvılcım çıkardıktan sonra özel tozu yakıyor .
Toz siyah renkli ve oldukça patlayıcı bir etkiye sahip. Tozun kıvılcım sayesinde tetiklenmesi ile birlikte toz patlıyor ve ortaya çıkan hava akımı hızla misketi dışarı fırlatıyor .
Bu şekilde misket oldukça büyük bir kuvvet eşliğinde önüne çıkan her şeyi ezip geçiyor. En son bir yere düşüyor. Artık kimi vuruyor bilmem.
Yüksek itiş gücü sayesinde birilerine çarparsa oldukça ciddi yaralara sebep olabilir ama bu konu beni ilgilendirmez "
[YN: Tabancayı anlatmaya çalışan yazarın çektiği zorluk :/ ]
[ DN: Yazarın tabancayı anlatirken aldığı zevki saymıyoruz ama... ]
diyerek kıkırdayan Merek eşliğinde ikili Merek'in bu umursamazlığı ile iç çektikten sonra Aiden, Tras'a başıyla bir işaret yaptı.
Aiden'den gelen işarete boş boş bakan Tras eşliğinde Aiden:
"Haritayı ver de bir geçit açsın."
diyen Aiden eşliğinde Tras başını hafifçe salladıktan sonra masada duran haritayı Merek'e uzattı .
Merek, Tras'ın ona uzattığı kağıt parçasını alarak üzerindeki işaretleri incelemeye başladı .
"Dediğin de haklıydın Aiden..."
diyerek elindeki haritanın bir anda ateş ile kaplanması ile birlikte Merek şeytanice sırıtarak Aiden'e döndü .
"Ateş konuşunda en güçlü olmak istiyorum."
diyerek şeytanice sırıtan Merek eşliğinde Aiden de sırıttığında Merek sol elinde ki misket atarı tekrar beline astıktan sonra sağ elini ileri doğru uzattı .
Elini uzatması ile birlikte elinin beş metre önünde açılan kırmızı renkli geçit ile elini indiren Merek ağır adımlar ile geçitten geçip bilinmezliğe karıştı.
"Hadi gidelim."
diyerek Tras'a kısa bir bakış atan Aiden, bakışlarını kırmızı renkli geçide çevirerek Merek'in ardından geçitten geçtikten sonra Tras'ta odaya son bir bakış attı.
Eksik bir şey olmaması ile birlikte ikilinin peşinden geçitten geçerek bilinmezliğe doğru ilerlemeye başladı.
*
"Oldukça güzel bir şehir değil mi?"
diyerek sırtını yanlarında durdukları binanın duvarına dayayan Merek, bulunduklar sokağın çıkışında ki oldukça işlek olan caddeye baktı.
Caddede resmen 'iğne atsan yere düşmez' deyimi, hayat bulmuştu. Hemen her adımında yanında bulunan mağazalar bir yana, hemde bu mağazalara rağmen ağızları çıktığı kadar bağırarak gezen satıcılar diğer yanaydı.
"Kalabalıktan nefret ederim."
diyerek dikleşen Merek, kırmızı cübbesinin kapşonunu başına geçirerek geçitten geçen ikiliye baktı.
"Agh!"
Dudaklarından isyan eden hafif inilti eşliğinde yere düşen Tras eşliğin de ikili, ona gözlerini ona çevirdi.
İkilinin Tras'a bakması ile birlikte açılan kırmızı geçit yavaş yavaş kapanırken Tras, karnını tutarak yavaşça ayağa kalktı.
"İyi misin?"
Merek, ne kadar Tras'ın durumunu merak etmiş gibi görünse de sesinde ki umursamazlık sadece görevi etkileyip etkilemeyeceğini merak ettiğini vurgular nitelikte idi.
"Sadece biraz başım döndü."
diyerek ayağa kalkan Tras, bir elini yanında ki duvara dayayarak ikiliye baktı. Tras'ın cevabı ile başını onaylar manada sallayan Merek, tekrar kalabalığa ufak bir bakış attı.
"Şimdi ne yapacağız?"
diyerek gözlerini kalabalıktan ayırmayarak konuşan Merek eşliğin de Aiden, Tras'a kısa süreli bir bakış attı.
"Önce bir han bulalım ve etrafı kontrol edelim. Her zaman senin geçit büyüne güvenemeyiz. Acil bir durumda kaçış rotaları olmalı hem bu sürede çevreden bilgi toplarız.
Her şey hazır olduğunda da işimizi yaparız; onlara gizlice anlaşmayı sunarız ve cevaplarını bekleriz."
"Neden gizlice soracağız ki; hem neden bekliyoruz?"
Tras, hala bir eli ile duvardan destek alırken diğer eli karnında Aiden'e bu soruları yönelttiğin de Aiden, ciddi bir ifade ile ona döndü.
"İnsanlar, bilinmeyenden korkar ve korktukları şeyleri dinlerler. Yani insanları bir şey ile tehdit edersen her türlü seni dinlerler ama senden korkmadıkları müddetçe ne ile tehdit edersen et işe yaramaz.
Hem ayrıca senin durumun nedense hiç iyi gözükmüyor, o yüzden bir handa dinlenmen lazım."
Tras'ın her nedense beyazlaşmış yüzünden iyi olmadığı gözle görülür nitelikte idi. Zaten 'Ejderha birliği' nin tam yerini bilmiyorlardı; bu yüzden bu fikir en iyisi gibi gözüküyordu.
"Ama ben iyiyim hiç bir şeyim yo-..."
"Bana uyar."
Tras'ın konuşmasını kesen Merek'in sesi eşliğin de Aiden, yüzüne memnun bir ifade yerleştirip sağ elinin işaret ve orta parmağı hariç diğerlerini kapatarak 'V' şekli oluşturup elini Tras'a uzattı.
[DN: Zafer işareti yani :)]
"İki evet geldi, oylama bitti. Öncelikle etrafı kontrol edip bilgi edineceğiz. Hadi bir han bulalım."
diyerek yüzüne yerleştirdiği sırıtış ile ilerleyen Aiden eşliğin de Merek, bir kaç saniye daha kalabalığı izledi.
"İyi gibi görünmene gerek yok."
diyerek bakışlarını kalabalıktan çevirerek hala bir eli ile duvardan destek alırken diğer eli de karnında olan Tras'ın yanına giden Merek, hızla sol kolunu Tras'ın beline doladı.
"Ne yapıyorsun sen?"
Tras'ın şaşkın ve öfkeli sesi etrafta yankılanırken Merek, onu hiç dikkate almayarak omzunda taşıdığı Tras ile birlikte Aiden'in peşine takıldı.
[DN: Hi hi hiiii :D güzel bir bölümdü yazar..]


