1 Eylül 2017 Cuma

LOGİO-3 42.BÖLÜM:NE YAPIYORSUNUZ


"Nasılsın, Aiden?"

Aiden, yerde yüz üstü yatarken ona sırıtarak bakan Ban'a döndü. Yüzünde oluşan sevinç dolu tebessüm ile ellerine güç vererek kendini ayağa kaldırdı.
"Her zaman ki gibi... senden fena dayak yedim."
diyerek hafifçe kıkırdayan Aiden eşliğin de Ban, gözlerini kısarak Aiden'i incelemeye başladı. En çok da Aiden'in yüzünü incelemişti.
"Alışsan iyi olur. Çünkü daha çok dayak yiyeceksin."
Ban, bir anda tüm ciddiliğini kenara atarak hafifçe kıkırdadıktan sonra ellerini başının arkasında birleştirerek ilerlemeye başladı.
Aiden'in şaşkın bakışları eşliğin de yanından yürüyerek geçen Ban, bir kaç adım attıktan sonra arkasında ki Aiden'e omzunun üzerinden bir bakış attı.
"Gelmiyor musun?"
Ban konuştuktan sonra Aiden'in cevabını beklemeden ilerlemeye devam etti. Aiden, bir kaç saniye daha Ban'ın arkasından baktıktan sonra omuz silkerek Ban'ı takip etmeye başladı.
İkili, uzun ve dar yolda batan güneş eşliğin de ilerlerken yavaş yavaş ortaya çıkan ay ve yıldızlar, onlara gecenin başladığını haber ederken yollarına da eşlik ediyordu.
*
"Burası mı?"
Aiden, çatık kaşları ile önünde ki devasa binaya bakıyordu. Daha birkaç saat önce kaçtığı binaya kendi isteği ile geri dönmüştü.
Aiden'in öfkeli sesi eşliğin de göz ucu ile ona bakan Ban, başını hafifçe onaylar manada sallayıp ağır adımlar ile binaya ilerlemeye başladı.
Ban'ın ilerleyişini gören Aiden, çatık kaşlar ile binada ki yıktığı duvara tekrar bir bakış attıktan sonra Ban'ın peşinden ilerlemeye başladı.
Binanın dar ve aynı bir labirent gibi farklı kollara ayrılan yolları olan koridorda Ban'ı takip eden Aiden, yinede her ihtimale karşı bir elini belinde ki hançerin kabzasında tutuyordu.
İkili, bir kaç dakika boyunca ince koridorlarda yürüdükten sonra merdivenleri çıkarak binanın üst katlarına vardıklarında Ban, bir kapının önünde durdu.
'Tak Tak Tak'
Boş koridorda yankılanan "tak tak" sesleri eşliğinde Ban'ın çaldığı kapı, etrafta yankılanan bir gıcırtı ile birlikte açılmaya başladı.
"Sonunda geldin!"
Kapının tamamen açılması ile birlikte kapının diğer tarafında ki uzun saçları etrafa yayılan kısa boylu maskeli kişi eşliğin de Aiden, kaşlarını çatarak hızla Ban'ı kenara itip ileri atıldı.
Maskelinin boynuna yapışarak belinde ki hançeri hızla alnının ortasında dayayan Aiden, kendi etrafında dönerek Ban'ı görebileceği bir pozisyona geçti.
"Kimsin sen?"
Aiden, Ban'a bakarak öfkeli bir şekilde konuştuğunda Ban, iç çekerek ayağa kalktıktan sonra üstünü silkeleyip Aiden'e baktı.
"Benim, Aiden! Merak etme."
Aiden, kaşlarını mümkünmüşcesine daha çok çatarken elinde ki hançeri kilide aldığı maskelinin alnına ortasına biraz daha batırdı.
"Aghh!!"
Maskelinin dudaklarından yükselen ince çığlık eşliğin de Aiden, şaşkınlıktan çattığı kaşlarını hafifçe gevşetti.
"Sen kadın mısın?"
Gözlerinde ki şaşkınlığa rağmen Ban'dan gözünü bir an bile ayırmayan Aiden eşliğin de maskeli, başını hafifçe salladı.
"Kimsin sen?"
Aiden, maskelinin onaylaması ile üzerinde ki şaşkınlığı attığı gibi kaşlarını tekrar çatarak beklemeye başladı.
"Aiden, bence ona bunu yapma. Senin başın tehlikede olur."
Ban'ın yüzü, bunu söylerken gayet sakin olsa da sesi oldukça endişeli olduğunu dile vuruyordu. Aiden, şaşkınlık ile Ban'a baktığı gibi karnına yediği dirsek ile iki büklüm oldu.
Hızla Aiden'in üzerinde ki pelerinin sırt kısmından tutarak onu öne doğru fırlatan maskeli eşliğin de Aiden, şaşkınlıktan gözlerini fal taşı gibi açmıştı.
Çünkü biraz önce sadece bir hamlede öldürebileceği oldukça savunmasız görünen kadın, çok kısa bir sürede kurtulmuş üstelik kendini esir almıştı.
Aiden'in üzerinde ki maskeli hızla sol kolunu geriye çekip yumruğunu sıktıktan sonra Aiden in yüzüne indirmek için harekete geçirdi.
Aiden, yüzüne gelen yumruk ile kendini sıkarak gözlerini kapadığın da yumruk için kendini hazırlamıştı.
Birkaç saniye sonra hiç bir acı hissetmemesi ile yavaş yavaş gözlerini açan Aiden, burnunun birkaç santim uzağında duran yumruğa baktı.
"Seni aptal!!"
diyerek öfkesini bağıran maskeli, hızla Aiden'in yakasından tutarak kendine çektikten sonra burnundan aldığı nefesler eşliğin de Aiden'e sıkı sıkı sarılmaya başladı.
"Ağabeyim'in kokusu."
Maskelinin dediği ile şaşkınlığı bir level daha atlayan Aiden, şaşkın gözler ile Ban'a baktığın da Ban'ın yerinde olmadığını gördü.
Etrafa bakan Aiden, yerde gördüğü beyaz kağıdı maskeliyi rahatsız etmeden okumak için almaya çalıştı.
Birkaç denemenin ardından yerde ki kağıda uzanan Aiden, kağıdı okumak için kendine yaklaştırdı.
'Aiden, ben yan oda da ki güzel bayanın yanındayım. Sende halan ile tanış. Merak etmeyin, en geç iki güne gelirim.'
"Ban amca!!"
diyerek dişleri arasından tıslarcasına konuşan Aiden, Ban'ın bu umursamazlığının en ufak bir şekilde değişmemesi ile bıkkınlık dolu bir nefes verdi.
"Şey... siz kimsiniz?"
Aiden, Ban'ı bir kenara atarak şuan ona sarılan ve babasına 'ağabey' diyen kızın ondan ayrılmasını bekledi.
Birkaç saniye sonra maskeli, Aiden'den ayrılarak ellerin maskesine atarak maskeyi yavaş yavaş çıkarmaya başladı.
Maskenin ardından çıkan yüz ile Aiden, şaşkınlıktan sesli bir şekilde yutkunduktan sonra karşısında ki kadının yüzünü elleri arasına alıp incelemeye başladı.
"Bu çene yapısı... bu burun... bu yüz... resmen babamın mavi gözlü kız halisin."
Aiden, şaşkınlıktan ara ara duraklasa da yüzünde ki şaşkınlıktan açılan ağzı ile önünde ki mavi gözlü siyah saçlı kıza baktı.
Kız, Aiden'in dediği gibi Lio'nun mavi gözlü ve kız versiyonu gibi idi. Bir nevi kendisinin eski halinin kız versiyonuydu da.
"Biliyorum. Lio ağabeyime gerçekten benziyorum."
diyerek yaşlı gözler ile Aiden'e bakan kızın sağ gözünden isyan ederek yanakların akın eden bir damla göz yaşı ile Aiden, hızla kızın yüzünü elleri arasına aldı.

"Ağlama!"
diyerek mırıltı eşliğin de konuşan Aiden, sol elinin baş parmağı ile kızın yüzünden akan yaşı silerek kıza gülümseyerek baktı.
Kızda Aiden'in bu hali ile yüzüne bir tebessüm yerleştirip ayağa kalkmak için hamle yaptı. Kızın ayağa kalkmaya başlaması ile Aiden, ellerini geri çekti.
Ayağa kalkan kız eşliğinde Aiden de ayağa kalktığın da kız, yüzünde ki tebessümle Aiden'e bakmaya başladı.
"Aynı baban gibisin Aiden."
"Tamam da teyze, ben senin adını bilmiyorum."
Aiden, mahçup bir şekilde kıza bakarken sağ elini başının arkasına atarak kıza bakmaya devam etti.
Aiden'in dediği ile kaşlarını çatan kız hızla Aiden'in kafasına hafifçe vurduktan sonra öfkeli bir soluk verdi.
"Ne demek adını bilmiyorum! Baban hiç benden bahsetmedi mi? Elimden çekeceğin var Lio..."
Kız, derin bir nefes vererek sakinleştikten sonra Aiden'e bakmaya devam etti.
"Üç şey diyeceğim Aiden; birincisi benim adım Mary, ikincisi ben senin teyzen değil halanım ve üçüncüsü..."
diyerek hızla Aiden'e sarılan Mary, tekrar aldığı uzun soluklar eşliğin de burnunu Aiden'in boynuna gömdü.
"Aynı ağabeyim gibi kokuyorsun..."
Aiden, halasının duyduğu özlem ile şaşkınlık duysa da bir şey diyemedi. Babasını kendisi de özlese de her hangi bir şey yapamadığı için kendine küfürler ederken tek yapabileceği babasını kurtarmak için kendi kendine yemin etmekti.
Mary'nin, Lio'yu bu kadar çok özlemesi ile onun son yaptıklarını bilmediği belli idi. Aiden, halasının ağabeyine duyduğu özlemi gidermek için kendi kendine elinden gelen her şeyi yapacağı için söz verirken halasına sarılarak onu kendine bastırdı.
"SİZ NE YAPIYORSUNUZ?!"

Duydukları güçlü ses ile birlikte birbirlerinden ayrılan ikili, kapıya döndüklerinde; Aiden, kapıda ki kişi ile sesli bir biçimde yutkunmak zorunda kaldı.
<< Önceki BölümTanıtım I Sonraki Bölüm >>