22 Kasım 2017 Çarşamba

LOGİO-3 51.BÖLÜM:İŞTE BU...


"ATEŞ GARZERİ!"
"EJDERHA NEFESİ!"
İkilinin sesi etrafta yankılanırken Rosso, derin bir nefes alarak aldığı nefesi hızla Merek'in üzerine doğru üflemeye başladı.
Merek'in üstüne gelen ateş dalgasına sırıtarak bakan Merek, tekniğini aktif ettikten sonra ellerini aynı anda havaya kaldırarak Rosso'nun durduğu alanın çevresini siyaha yakın bir renge çevirdi.
Altında ki toprağın kararmasını fark eden Rosso, ateş üflemeyi keserek kendini geriye attığı gibi altında ki siyahlaşmış alanın ortasından yükselen bir ateş kararmış alanın tamamını kapladı.
"Ceee eeee!"
[DN: Çocukluğunu hatırlayan bir adet yazarcık <3]
[YN: :3 :) ]
Bir anda ateş sütununun içinden çıkan Merek ile neye uğradığını şaşıran Rosso, karnına yediği yumruk ile anında geriye uçmaya başladı.
Birkaç metre havada süzülen Rosso, düştüğü yerde bir miktar toprak kaldırarak metrelerce sürüklendikten sonra anca durabilmişti.
Ağzının kenarından yere damlayan kan seridi eşliğinde yavaş yavaş ayağa kalkmaya çalışan Rosso eşliğin de Merek, sırıtarak Rosso'yu izliyordu.
"Ejderha kafesi!"
diye mırıldanan Rosso'nun sesini duyan Merek, gözlerini büyüterek hızla ayaklarının bastığı toprağa baktı.
"Hadi LAN!"
diye kükreyen Merek eşliğin de Merek'in bulunduğu yanık toprağın kenarlarından yükselen ateşler, hızla ateşten bir kubbe şeklinde birleşerek Merek'i ortalarına aldı.
"Kapan!"
Rosso, mırıltı benzeri sesi ile tekrar konuşurken tek dizinin üstüne çökmüş bir eli karnında diğer elini de ileri uzatmış ve konuştuktan sonra yumruk yapmıştı.
Rosso'nun konuşması eşliğin de ateşten kubbe yavaş yavaş kapanmaya başladı. Tamamen kapanarak Merek'in vücudu genişliğin de bir ateş sütunu ortaya çıktığın da Rosso, kendini zorlayarak ayağa kalktı.
"Drago'nun ve... generallerin varislerinin... gücünü hafife alma... öghk!"
Rosso, vücudunu çok zorladığı için zor bir şekilde konuşması bir yana konuşmasını bitirir bitirmez ağız dolusu kan kusması ile birlikte tekrar tek dizinin üstüne çökmüştü.
Rosso, bir süre gözlerini kapatarak derin nefesler alarak sakinleştikten sonra gözlerini tekrar açarak önünde ki ateş sütununun söndükten sonra yere düşen karamış cesede baktı.
"Yutamayacağın lokmayı ısırmamalıydın."
diyerek tekrar ayağa kalkan Rosso, vücudunun durumu sebebi ile ağır adımlar ile önünde ki yanmış cesede ilerlemeye başladı.
Birkaç dakika sonra ayaklarının dibinde ki cesede sırıtarak bakan Rosso, hızla cesede bir tekme atarak Aiden'in neler yaptığını görmek ve rapor etmek için arkasını dönmek için harekete geçtiğin de hissettiği yüksek ısı ile olduğu şekilde kaldı.
Korkudan genişleyen gözleri ve titreyen vücudu ile arkasında ki cesede yavaş yavaş döndükten sonra mavi ateşler ile yanmaya devam eden cesede baktı.
"Şeytan'ın onlarca şekli vardır... Kiminle antlaşma yaptığını bilmediğin birine karşı tedbiri elden bırakmamalısın..."
Etrafta yankılanan Merek'in sesi eşliğin de mavi alevler ile yanan ceset; tamamen mavi alevler ile kaplandıktan sonra ateşler yükselmeye başladı.
"Ben bir Anka şeytanı ile antlaşma yaptım... Benim adım Merek Phoneix!"
[DN: Ooooo! Anka demek...]
[YN: Yeap (One piece izleyenler Phoneix i bilir :D) ]
Ateşin yavaş yavaş Merek'in vücudunun şeklini alması ile Merek, yüzünde ki tebessüm ile önünde tir tir titreyen Rosso'ya bakmaya başladı.
"Yani sen Anka kuşu ve şeytan kral namına sahip Merek Phoneix misin?"
Rosso'nun titreyen vücuduna rağmen normal çıkan sesi onun cesur görünmeye çalıştığını açık ediyordu.
"Korkak..."
diye mırıldanan Merek, başını iki yana salladıktan sonra sağ elinin işaret parmağını Rosso'nun alnına koydu.
Rosso, şuan karşısında ki kişinin kim olduğunu ve gücünü bildiği için korkusundan buna bir karşılık verememişti.
"Şeytanın alevleri ile can ver!"
[DN: Coolluğa bak yaaaa.]
[YN: Ovvvvvv yeeaaaah ]
Merek'in sesi etrafta yankılandıktan sonra Merek'in işaret parmağı mavi bir ateş ile yanmaya başladı.
Merek'in parmağında ki ateş; ilerleyerek Rosso'nun alnına değdiği gibi Rosso'nun tüm vücudu mavi alevler ile kaplandı.
Rosso'nun saniyeler içerisinde yanıp kararan cesedi, Merek'in ayakları dibine düşse de mavi alevler cesedi yakmaya devam ediyordu.
"Kısa sürdü."
diyerek yüzünde ki tebessümü bir kenara fırlatan Merek, yüzünü asarken ayaklarının dibinde ki ceset küle dönüşerek etrafa saçılmıştı.
"Bakalım, sen ne yaptın Aiden!"
diyerek meraklı bir ses ile başını kaldıran Merek, gördüğü görüntü karşısında sırıtmadan edemedi.
Aiden, onlarca cesetten oluşan bir tepenin üstüne oturmuş etrafında ki diğer cesetlere bakıyordu. Bir elini çenesine dayayarak etrafı izlerken oldukça düşünceli bir hali var gibiydi.
"Ne oldu?"
Yanında duyduğu ses ile birlikte gökyüzüne kitli olan sabit bakışlarını yanında ki Merek'e çeviren Aiden, tekrar bakışlarını göğe dikerek sessizliğini korudu.
"Hey, beni duydun mu? Huhuuu!"
diyerek elini Aiden'in önünde sallayan Merek eşliğin de Aiden, dikkatini kaybetmenin acısı ile iç çektikten sonra Merek'e döndü.
"Sadece düşünüyordum."
"Neyi?"
Aiden'in kendine cevap vermesi ile sırıtan Merek, yüzünde ki sırıtış ile Aiden'e kulak kesilmişti.
"Rosso'nun anlattığı şeyleri... Ace ve Drago arasında gerçekte olan şeyler neydi?... Drago'nun dişi ile gerçekten diğer dünyalara gidebilir miyim?"
diyerek sesi git gide kısılan Aiden, tekrar sessizlik içinde düşüncelere gömülürken Merek de ona katılmıştı.
"Aslında Ejderha dişi kılıcını duymuştum: Çok değerli bir kılıçmış, kadim büyücü olmadan veya geçit ritüeli yapmadan dünyalar arası geçit sağlayan özel eşyalardan biride o kılıç.
Aynı zamanda Ejderha dişi tırpanı diye bir de tırpan vardı. Oda dünyalar arası geçit açabilir diye söylense de ne yazık ki özel olmaları sebebi ile inceleme şansım yok. Tırpanın adı sanırım "Kagemure" diye özel bir tırpandı."
diyen Merek, elini çenesine koyarak düşünmeye başladığın da;
"KAGEMURE Mİ DEDİN?!"
diyerek kükreyen Aiden ile birlikte yerinde zıplamıştı. Birkaç saniye şaşkın şaşkın Aiden'e bakan Merek, Aiden'in yüzünde ki endişeli ve öfkeli bakışlar ile birlikte başını hızla onaylar manada salladı.
"Babamın tırpanı..."
[DN: Aaaaaaa! O muu?]
[YN: Adını unuttun dimi -_- ]
Aiden'in mırıltı şeklinde çıkan sesi eşliğin de Merek, gözlerini tekrar büyüterek Aiden'e bakmaya başladı.
"Babanın tırpanı mı? Senin baban kim lan? Kimsin sen? Hem Rosso'ya da L. olduğunu söylemiştin; L.'ler bu dünya da yıllar önce yok olmuş. Nesin lan sen?!"
diyen Merek, hem merakından hemde heyecanından hızla Aiden'in omuzlarını tutarak Aiden'i sarsmaya başlamıştı.
"Merek... dur... yoksa kusacağım lan!!"
diyerek kükreyen Aiden, hızla kollarını iki yana açarak Merek'in kollarından kurtulduktan sonra başını tutarak kendine gelmeye çalıştı.
Birkaç saniye sonra ellerini indiren Aiden, derin bir nefes alarak Merek'e döndü.
"Sana bazı şeyleri anlatsam iyi olur. Öncelikle benim gerçek adım Aiden L. Nos. Farklı bir dünyadan geliyorum.
Babam Lio L. Nos; senin bahsettiğin tırpana sahip ve anlattığına göre tırpanlar dünyalar arası geçiş yeteneğine sahipler, doğrumu?"
diyerek sessizliğe bürünen Aiden eşlinde Merek, başını hızla onaylar manada salladığında Aiden, aldığı nefesi sıkıntılı olduğu belli olan bir yüz ifadesi ile verdikten sonra devam etti.
"O zaman başımız belada demek..."
Aiden'in konuşması ile birlikte gökte bir anda patlayan yıldırımlar eşliğin de etraf sarsılmaya başlamıştı.
"Hay lanet..."
diyen Aiden, gökyüzüne baktığın da kara bulutların toplandığını gördü. Kara bulutlara dikkat kesilen Aiden, umduğunun olmaması için dua etmeye başlamıştı.
"Lütfen olmasın. Lütfen lütfen lütfen."
Aiden'in yalvarırcasına çıkan sesi eşliğin de kara bulutların ortasından inen ışık sütunu eşliğin de Aiden, dişlerini öfke ile sıktı.
"Hay lanet olsun o geldi..."
diyen Aiden'e 'Kim' dermişcesine bakan Merek eşliğin de Aiden, endişe ile yutkunduktan sonra mırıldandı.
"Babamın bedeninde ki kişi... Drago."
Aiden'in söylediği isim ile birlikte Merek, kaşlarını çatarken hızla arkasını döndü.
"Hemen Merlin'in yanına gitmeliyiz..."
diyerek elini ileri uzatan Merek, önünde açılan geçitten geçmeden önce etrafına bakındı.
"Tras nerede?"
Merek'in sorusu ile büyük bir dikkatle gökyüzünü izleyen Aiden bakışlarını önünde ki Merek'e çevirdi.
"İşte bu güzel bir soru."
diyen Aiden, hızla etrafa göz gezdirmeye ve Tras'ı aramaya başladı. Aiden'in araması ile Merek de birkaç dakika Tras'ı arasa da ortalarda olmaması ile birlikte ikili birbirine döndü.
"Ne yapacağız?"
Merek'in sorusu ile birlikte Aiden, etrafa tekrar dikkatli bir şekilde baktıktan sonra etrafın tekrar sarsılması ile az kalsın yere düşecekken dengesini sağladıktan sonra tekrar gökyüzüne baktı.
Giderek büyüyen beyaz ışık ile dişlerini sıkan Aiden, etrafına son kez baktıktan sonra geçide doğru ilerlemeye başladı.
"Acele etmemiz lazım. Eğer yeterince hızlı olamazsak çok daha büyük sorunlarımız olacak."
diyen Aiden geçitten geçerek kaybolduğun da Merek, bir süre gökten inen ışık sütununa baktı.
"Demek Kara ejderha Drago... eğlenceli olacak gibi."
diyen Merek, yüzüne takındığı şeytani sırıtış ile birlikte geçitten geçtikten sonra bilinmezliğe karıştı.
[DN:Tras'a ne oldu? :O]
[YN: Bir nevi Lio geldi ve derdin bu mu ? ]

<< Önceki Bölüm I Tanıtım I Sonraki Bölüm >>