26 Kasım 2017 Pazar

LOGİO-3 54.BÖLÜM:ON İKİ YARATIK


"Hadi Aiden, daha sadece yetmiş kilometre kadar koştun. Otuz kilometre daha kaldı! KRARARARARA!"

Çıldırmışçasına kahkaha atan Ace’in sesi boş ortamda yankılanırken Aiden, Ace’in sinir bozucu sesi ile lanetler okuyordu.

'BOOOOOM'

"Hay lanet,"

Aiden dikkatini bir anlık dağıtması ile tam sağına düşen devasa ateş topunun çarpması ile oluşan sarsıntıdan kendini kurtaramamıştı.

Hızla soluna doğru uçarken içinden kendine küfürler ediyordu. Oldukça yorulduğu için yerde yüzüstü yatarken kendini kaldıracak gücü bulamamıştı.

"Hadi ama vücut gücün bu mu yani? Seni sadece kendi gücünle eğiteceğimi söylememiştim değil mi, benim hatam! KRARARARAR..."

Ace’in kahkahası tekrar yankılanırken, Aiden tekrar içinden küfürleri yağdırmaya başlamıştı. Normalde savaşçı gücü ile yetmiş kilometreyi en fazla on dakika da koşabileceği halde neredeyse iki saatte ancak koşmuş ve nefes nefese kalmıştı?

"Neden..."

Aiden kollarına güç göndererek hafifçe kendini yerden kaldırdıktan sonra, alnında ki boncuk boncuk ter damlaları ile nefes nefese bir şekilde Ace’e bakmıştı

Ace, Aiden’in sorusu ile kahkahasını keserek ona kulak kabarttığında, Aiden bir kaç dakika sadece nefes alış verişini düzene sokmaya çabaladı.

"Neden... sadece... normal... gücümü... kullanabiliyorum"

Aiden kendini az bir şey toparlamayı başarsa da, hala kelimeleri arasında derin nefesler almaya devam ediyordu.

"Çok basit. Çünkü savaşçı gücüne güvenin çok fazla eğer kendi gücünü geliştirmezsen bu yeteneğin elinden alındığında bir çöp gibi kalırsın.

İnsan vücudu toplamda üç şekilde gelişir. Birincisi, normal insanlar için dantiansız olanlar yani onlar vücutlarını ne kadar güçlendirse de dantianlı daha birinci seviye olan bir çocukla aynı güçtedir.

İkinci, insanlar sadece dantianlarından ellerinde ki savaşçı güçlerini geliştirirler. Bu daha zor olsa da senden üstün biri seni çok kolay bir şekilde yenebilir.

Üçüncüsü ise, her ikisini de güçlendirenler. Bu kişiler savaşçılıkta kendileri ile aynı kişileri rahatlıkla yener. Gerçek güçleri de buna katılınca kendinden en az iki seviye üstü kişileri rahatlıkla yenerken, üç seviye üstü ile başa baş bir mücadele sergileye bilir.

Ayrıca normalde savaşçılık ve büyücülük gibi dantianın sayesine elde ettiği sınıfların sadece dantianın yok edilerek ortadan kaldırılabildiği gibi başka yöntemlerde var.

Kimi eski mühür ve büyü teknikleri senin vücuduna temas etmeden senin dantianını mühürleye bilirler.

Drago, bu mühürlerde benimle aynı bilgiye sahip bir kadim varlık. Eğer Drago, senin savaşçılığını mühürlerse normal gücünle karşı koyman gerekir.

Belki normal gücünle ölürsün ama en azından diğerlerine vakit kazandırırsın ki bu sürede diğerleri de ufak çaplı saldırılar yapar. Bu da Drago’nun oldukça zayıflamasına yol açar.

Eğer bir uyum içersinde olursanız, Drago’yu çok kolay bir şekilde yenebilirsiniz. O yüzden şimdi sus ve koşmaya devam et. Daha başka şeylerde olacak şimdi..."

Diyerek sessizliğe gömülen Ace, sağ elini tekrar gökyüzüne uzattığında avucunu açtığı gibi avucunda ortaya çıkan devasa ateş topu ile konuşmaya devam etti.

"KOŞ AİDEN KOŞ!  KRARARARARA"

Diyerek gür kahkahasını etrafta şenlendirirken elinde ki devasa ateş topunu hızla Aiden’e fırlattı

"HAY LANET..."

Diyerek kükreyen Aiden, hızla bir bacağını arkaya uzatırken diğer bacağını dizinden bükerek karnına doğru çekip ucunu toprağa sabitledikten sonra hızla kendini ileri fırlattı.

Sanki yerde uçarcasına koşuyormuş gibi yer ile yüzü arasında sadece on beş santim olan Aİden, arkasında duyduğu patlama sesleri ile dişlerini kırılacak noktaya kadar birbirine bastırırken daha hızlı koşmaya başladı.

Attığı her adımda daha da yakınında duyduğu patlamalar ile dişlerini neredeyse kırılacak kadar sıkarken, sol ayağını ileri atması ile hızla sağ ayağını kendine çekip sol ayağına verdiği güç ile kendini ileri fırlattı

Bir kaç saniye havada kaldıktan sonra aynı işlemi sağ ayağı ile yapan Aiden, daha az bir güç ile daha fazla yol gitmenin sevinci ile yüzüne yerleştirdiği sırıtış ile yaptığı hareketi daha da sıklaştırdı

"Güzel... Ama yeterince hızlı değil"

Diye mırıldanan Ace elinde oluşturduğu ateş topunu hızla Aiden’in ilerlediği yere doğru fırlattı Aiden bir anda önüne düşen devasa ateş topu ile sadece iki kelime söyledi.

"HAY LANET..."

'BOOOOM'

Aiden’in önünde patlayan ateş topu ile Aiden geriye doğru savrulurken sonunda toprağa düştüğünde metrelerce sürüklendi.

"BUDA NE BÖYLE BU HİÇ ADİL DEĞİL!"

Aien öfke ile yerden kalktıktan sonra Ace’e bakarak kükrediğinde Ace, Aiden’in bir çocuk gibi mızmızlanması ile kaşlarını çattı

"SENCE DRAGO SANA ADİL BİR ŞEKİLDE Mİ SALDIRACAK HE... BEKLEMEDİĞİN ANDA ÖNÜNDEN ARKANDAN SAĞINDAN SOLUNDAN ÜSTÜNDEN HATTA ALTINDAN SALDIRACAK!

BEKLEMEDİĞİN ANDA SANA SALDIRACAK, SEN YERE DÜŞTÜĞÜNDE BENİM GİBİ AYAĞA KALKMANI BEKLEMEYECEK!

O YÜZDEN BİR BEBEK GİBİ MIZMIZLANACAKSAN HADİ DURMA VE MIZMIZLAN. EMİNİM DRAGO DA SENİN SAKİNLEŞMENİ BEKLEYECEKTİR!"

Ace’in söyledikleri ile boğazına yumru oturan Aiden yumruklarını sıkıp kendine lanetler etmekten başka bir şey yapamadı.

Sonuçta haklıydı. Drago, onun ayağa kalkıp kendini toplamasına izin vermeyecek ve o düşse bile saldırmaya devam edecekti.

Aiden öfkeyle sıktığı yumruğu ile arkasını döndükten sonra, tekrar aynı pozisyonu alarak beklemeye başladı.

"Güzel,"

Diye mırıldanan Ace eşliğinde Aiden, hızla aynı şekilde kendini ileri atarken Ace de kahkahalar atarak ellerinde oluşturduğu devasa ateş toplarını hızla Aiden’e atmaya başlamıştı.

**

"Dokuz yüz doksan yedi... Dokuz yüz doksan sekiz... Dokuz yüz doksan dokuz... Ve... BİN!"

Diyerek kükreyen Aiden, kendini yüz üstü altında ki kara zemine bıraktığında nefes nefese kalmıştı

Tam yüz kilometre koşması yetmezmiş gibi sadece iki dakika dinlendikten sonra Ace ona tam bin adet şınav çektirmişti. İlk yirmiye kadar kolay gelse de yirmiden sonrasında zorlanmaya başlamıştı.

Her yere düştüğünde Ace onun altında bulunduğu zemini ateşle yakarak yatılamayacak sıcaklığa getirdiğinde Aiden kendini can havli ile havaya kaldırıp devam ediyordu.

Sonunda bin şınavı yaptığında kaç saat geçtiğinden haberdardı ama bitmesinin sevinci ile kendini yüz üstü yere bıraktığında nefes nefese kalmıştı.

"Çok güzel, Aiden. Şimdi de daha eğlenceli şeyler yapacağız, hazır mısın? Bu kez elementler üzerine çalışacağız.

Her elementten bir kukla oluşturacağım ve sende bu kuklaları tek tek yeneceksin. O yüzden kolay gelsin! KRARARARARARARA"

Ace’in gür kahkahası tekrar etrafta yankılanırken, Aiden kendini nefes nefese kalmış bir şekilde hafifçe kaldırdığında karşısında ki manzaraya kaşlarını çatarak baktı.

Karşısında sadece on iki adet yaratık görse de içinde ki öfkeye engel olamadı. Karşısında ki on iki kukladan sekizi tek bir renkte parlıyordu bu da onların tek bir elementten oluştuğunun kanıtıydı.

Bu kısımlar sorun değildi hepsini zıt elementi ile yenmek oldukça kolay olacağını hemen tahmin ediyordu. Bunların yanında, aynı anda iki renk parlayan iki kukla daha vardı.

Zıt elementler bir arada duramayacağına göre, birisi ateş-hava ve diğeri de toprak-su elementlerinden veya benzeri bir kombinasyon ile oluşmuş olmalıydı.

Bu ikisi zorlayacak olsa da, eğer doğru şekilde saldırırsa ikisini de rahatlık yene bileceğine kanat getiren Aiden, kalan iki yaratığa baktığın da yutkunmaktan kendini alamadı.

Son iki yaratık diğerlerinden çok daha büyüktü ve diğer onunun her birinde sadece iki kol olsa da bunların toplam dört kolu vardı.

Ve işin garibi ikisinde de birbirine zıt elementler bulunuyordu. Bir tanesi doğanın dört elementinden oluşan bir kukla iken, diğeri karanlık ve ışık elementleri ile birlikte, doğa ve zihin elementini de barındıran bir canavardı.

Aiden karşısında gördüğü on iki canavara bakışlarını değiştirdi. Çatık olan kaşlarının yerini oldukça rahat bakışlar alırken yavaş yavaş kendini yerden kaldırdı

Öfkeden bir birine kenetlediği dişleri gevşerken yüzünde yer edinen sırıtış ile birlikte karşısında ki canavarlara baktı.

"Hepsi ile birlikte dövüşmen aslında oldukça iyi olurdu ancak, onların seni öldürmesi de çok kolay olurdu. Gerçi bu hiç umurumda değil.

Sonuçta bir homunculussun, vücudunun parçalarından en ufak bir hücren kaldığı müddette her şekilde yeniden doğarsın.

Fakat kuklalarla aynı anda dövüşürsen, bu elementleri anlamanda oldukça zor olur. O yüzden, tek tek dövüşeceksin ve elementleri tek tek öğreneceksin. Öncelikle ne ile başlasak..."

Diyerek elini çenesine götüren Ace, düşünür bir ifade büründükten sonra aklına gelen şey ile parmaklarını şaklattıktan sonra Aiden’e döndü.

"Bütün gün seni yaktım biraz serinlesen iyi olur. İlk önce su ile dövüş bakalım ve sakın unutma onlar benim gibi senin hazırlanmanı beklemeyecek."

Diyerek sözlerini bitiren Ace ile birlikte Aiden kendini bir anda devasa bir su küresinin içinde buldu.

Hazırlıksız yakalanması ile yeterli nefes alamadığı için, yeterince hızlı düşünmeyeceği bariz belli olan bir şeydi. Aiden kendini kurtarmak için hızla bir şeyler düşünmeye çalışsa da, aklına şuan ki panik sebebi ile hiç bir şey gelmiyordu.

Nefesi yavaşça biterken gözleri yavaş yavaş karanlığa teslim oluyordu ve ölümün huzurlu kolları onu yavaş yavaş kucaklamaya başlıyordu.