"Pekala baylar bayanlar, lütfen sakin olun.
Muhafızlarım, yüzlerinizi ellerinde ki çizimler ile karşılaştıracak: Bu sürede sorun yaratmamanızı ve bize yardımcı olmanızı rica ediyorum."
Yetkili muhafız handa ki herkesi yan yana sıraya dizdikten sonra konuşmasını bitirdiğinde Lio ve Ban, sıranın sonundalardı. Neyse ki diğer müşterilerin büyük bir çoğunluğu da aynı onlar gibi maske takıyordu.
Bu süre zarfında Lio, buradan sorunsuz kaçmak için farklı farklı planlar kurmaya çabalasa da hanın her penceresinde ikişer tane muhafız olması ve kapıda da direk rütbeli muhafızın olması ona eksi sağlıyordu.
Lio, düşünceler ile boğuşurken Ban'ın kolunu dürtmesi ile bakışlarını Ban'a çevirdiğin de Ban, kafasıyla ileride ki muhafızları işaret etti.
Muhafızlar çoktan sıranın yarısına bakmıştı bile ve gittikçe yaklaşıyorlardı. Lio, elinde ki kısıtlı zamandan dolayı içinden bir küfür savurarak etrafta gözlerini gezdirmeye başladı.
Her tarafını kaplayan muhafızlar sebebiyeti ile herhangi bir kaçış yolu bulamayan Lio, yakalanacağını anladığı için dişlerini sıkarken sağ elini yumruk yapmış yakalanacaksa bile teslim olmaktan çok, savaşarak kaybedecekti.
Aslında her türlü Ban ile birlikte orada savaşırsa kazanabileceği kesin olsa da eğer bir sorun yaratırsa ve kendini erkenden bu dünyaya açıklarsa bu işlerinin gecikmesine sebebiyet verebilirdi.
Lio, sol tarafından gittikçe artan adım sesleri ile birlikte elinden gelebilecek herhangi bir şey düşünmeye çalışsa da aklına kaçmak için hiçbir yol gelmiyordu.
Adım sesleri daha da artarken bir anda çıkan arbede sesi ile Lio ve Ban'ın bakışları yerde ki adamı tutan iki muhafıza döndü.
Muhafızların birini yakalaması ile birlikte yetkili olan kişi hızla kapıdan ayrılarak ikilinin yanına geldiğinde ikili adamı diz çöktürterek beklemeye başladı.
"Bakalım burada kim varmış?"
Yetkili muhafızın konuşması ile birlikte muhafız, yerde diz çökmüş olan adamın yüzünde ki maskeyi sağ eli ile tutarak yumruğunu sıkmaya başladı.
Birkaç saniye sonra maske ortadan kırılırken maskenin arkasında ki sol gözünün üstüne bir bıçak yarası izi olan, aynı şekilde ağzının sağ kenarında da sanki kesilmiş gibi bir iz olan bir adam sırıtarak muhafıza bakmaya başladı.
"Demek Gece kasabı Flain! Aradığımız sen olmasan da idare edersin."
"Ünlü olduğumu bilmek hoşuma gitti, yüz başı Nagura."
"Kes sesini Flain! Eğer benimle konuşmak istiyorsan seni dar ağacına göndermeden önce uzun bir sohbet edebiliriz..."
Adı Nagura olan yetkili muhafızın konuşması ile Flain isimli adam, sırıtarak ayağa kalkmaya çabalasa da yanında ki muhafızlar onu omuzlarından bastırarak yerde kalmasını sağladıklarında Nagura. hızla Flain'e bir yumruk attı.
Yumruğu yiyen Flain, onu tutan muhafızlara rağmen yere yapışmış ve bilincini kaybetmişti.
"Onu zindana götürün, diğerleri benimle diğer hanları kontrol edecek hadi!"
Nagura, konuşmasını bitirir bitirmez arkasını dönerek hızla handan ayrıldığın da diğer muhafızlar da Flain'i yanlarına alarak handan ayrılmışlardı.
"Viuv!"
"Viuv!"
Nagura ve muhafızların handan ayrılması ile birlikte Lio ve Ban, derin bir nefes verdikten sonra ikili göz ucu ile birbirine baktı.
Bakışlarının buluşması ile başlarını onaylar manada sallayan ikili, hızla merdivenlere yönelerek odalarına doğru yol almaya başladılar.
Üst katta ki onlarca kapıdan birinin önüne geçen ikili; kapılardan birinin önünde durarak kapının kilidine anahtarlarını sokup kapıyı açtıktan sonra kendi odalarına girerek ardlarından kapıyı kapatıp kendilerini, içeride ki karşılıklı koltuklara atarak derin bir nefes verdiler.
"Neredeyse kim vurduya gidecektik, kaptan. Kaç kişi vardı orada?"
"Saymaya üşendim Ban. Onu bunu bırak da hemen bulunuyorduk. O Flain denen adam kim bilmiyorum ama burada olması şanslı olduğumuzu gösterir.
Flain'den istifade hızlı bir şekilde bilgi edinip buradan ayrılmamız lazım. Eğer Nagura denen o muhafız bizi bulursa oldukça tehlikede oluruz.
Flain denen adamın onun adını söyleyişini fark ettin mi?"
"Etmemek mümkün mü? Bu Nagura kim bilmiyorum ama oldukça güçlü biri olduğu belli. Flain'in sesinde bir çok duygu vardı.
Heyecan, korku, gurur ve endişe. Bunlara bakacak olursak; bu Nagura'nın ünlü bir muhafız olduğunu ve çok güçlü birisi olduğunu anlayabiliriz.
Tam olarak kim bilmiyorum ama birkaç saatte bizi bulamasa da yerimizi bulması oldukça güçlü bir irtibat ağına sahip olduğu anlamına gelir ki bu durumda yaptığımız her hareketten ufakta olsa bir bilgi sahibi olacağı anlamına gelir.
Yani uzun lafın kısası; yapacağımız şeylerde dikkatli ve hızlı olmamız gerekli. Ne kadar hızlı olursak bir an önce diğer şehirlere geçebilir ve hem dünyayı tanır hem güçlenir hemde...
Bu dünyanın kralı olman konusunda emin adımlar ile ilerleriz."
Ban'ın 'kralı' na vurgu yapan konuşması ile birlikte Lio, yüzüne yerleştirdiği tebessüm ile odasının camından dışarıya doğru baktı. Uçsuz bucaksız devasa şehrin manzarasını seyreden Lio, yüzünde ki tebessümü bozmadan aklındaki planları tekrar düşünmeye başladı.
İlk işi kesinlikle bilgi edinmekti. Eğer bir şehir, bir ülke ve hatta bir dünyaya karşı savaşılacak ise eğer mutlaka bilinmesi gereken şeylerden biri de o şehrin veya ülkenin tarihidir.
[YN: Tarih hocamın 2 saat bu konu da konuşması aklıma geldi :/ İki saat boyunca mal mal ona bakıp dinliyorduk. Şuan onun söylediği şeylerden aklımda kalanları yazdım :/]
[DN: Oh olsun 😒 😝]
[YN: Nideen :( ]
Bir ülkenin tarihin de bir çok şey gizlidir. Ülkenin daha önce yaptığı hatalar, yaptıkları savaşlarda orduların aldığı çeşitli düzenler ve bu düzenlerin açıkları ve daha bir çok şey tarih kitaplarında kayıtlıdır.
"Pekala Ban, yapacağımız şeyleri söylüyorum. Bir süre han dışında beraber bulunmayacağız. Şimdi ben gidip kütüphane veya benzer bir yer öğrenip elde edebileceğim bilgileri öğrenirken sende yeteneğini konuşturacaksın.
Birkaç zengin ve kibirli soylu bul; onları soy ve bize para kazandır. Dikkatli ol, çaldığın şeyler çok değerli olup soyluların öfkesini üzerimize alacak olmasın!
Bize para kazanmanın yanında ayrıyeten sokaklarda dolaş, yer altı dövüşleri, kiralık suikastçilik veya benzeri para kazandıracak görevler bulursan bunları yap ve para kazan.
Bir şehrin tarihi kütüphanelerde olsa da kütüphanelerde yazmayan onlarca bilginin olduğu tek bir yer var: oda şehrin sokakları.
Sokaklarda ki kişilerin konuşmalarını dinle; önemli ve güzel şeyleri mutlaka öğren ve neler yapabileceğimizi düşün. Ardından buluştuğumuz da bana anlat. Sorun var mı? "
Lio, konuşmasını bitirdikten sonra ona şaşkın bir şekilde bakan Ban'a döndüğünde; Ban, dudaklarını aralayıp konuştu.
"Bir kağıt, kalem ver de şunları yazayım bari. Yok hırsızlık yap, yok soyluları öfkelendirme, yok bilgi edin, yok rapor ver. Ulan bende insanım lan! Tek tek gel! "
[DN: Abdnslss... Haklı bir isyan 😂😂]
Ban'ın sitem dolu sesi ile birlikte hafifçe kıkırdayan Lio, başını iki yana salladıktan sonra kapıya doğru ilerlemeye başladı.
"Ay tepeye ulaşmadan buluşacağız, tamam mı? "
"..."
"En azından pencereyi kapatabilirdin!"
Lio'nun sitemkar sesi ile birlikte Lio, arkasını dönerek Ban'ın saniyeler içerisinde açıp fırladığı camı kapattıktan sonra; tekrar kapıya yönelerek dışarı çıktıktan sonra kapıyı kapatarak hanın çıkışına doğru ilerledi.
**
"İyi günler, size nasıl yardımcı olabilirim? "
Lio, şehrin sokaklarında yaklaşık yarım saat yürüdükten sonra yoldan geçen birine kütüphanenin yerini sorarak kütüphanenin yerini öğrendikten sonra hızla kütüphaneye ilerlediğin de; kütüphanenin girişinde ki masanın diğer tarafında oturan altmışlı yaşlarında ki adam yerinden kalkmadan Lio'ya bu soruyu sordu.
Lio, adamın ona seslenmesi ile bakışlarını ona çevirerek adamı kısa bir süre inceledi. Üzerinde mavi renkli bir cübbe varken yüzünde ki kedi maskesinden dolayı yüzü hakkın da herhangi bir şey diyemeyen Lio, adamın maskesinin çenesinden sarkan beyaz sakalları sebebi ile adamın yaşlı biri olduğuna karar verdikten sonra geliş amacını hatırlayarak konuşmaya başladı.
"Kütüphaneye girmek istiyorum. Tarih kitaplarında eskilerden bir efsaneye bakmak istiyorum. Ne yazık ki yabancı bir gezgin olduğum için tarih kitaplarının yerini bilmiyorum.
Bu küçüğe tarih kitaplarının yerini gösterirseniz, size minnettar olur. "
Lio'nun konuşmasında ki saygı sebebi ile adamın düşünceleri Lio için iyi yönde ilerlerken adam yinede yerinden kalkmadan önünde ki kağıtlara gömülerek konuştu.
"Doğu bloğu; ikinci kat, beşinci koridor. "
Adamın konuşması ile başını onaylar manada sallayan Lio, teşekkür etmek için hafifçe eğilerek kütüphanenin içine girdikten sonra doğu koridoruna doğru ilerlemek için sağına döndü.
Birkaç dakika sonra katlarca yüksek olan binanın içerisinde bakışlarını yukarıya kaldırdı.
"Demek ikinci kat. "
diyerek mırıldanan Lio, dizlerini hafifçe kırdıktan sonra bacaklarına gönderdiği enerji ile kendini yukarı fırlatarak ikinci kata çıkarken bakışları tahta zemine dönüktü.
"Amma uyuşmuşum! Tabii Drago hiç kendi bir şey yapmazdı ki! Hep şu altı adamı vardı. "
diyerek sitem eden Lio, bacaklarını ovalarken bakışlarını yerden ayırarak önünde ki onlarca raf dolusu kitaplara baktı.
"Uzun sürecek gibi... başlasam iyi olur. "
Lio, önünde ki onlarca rafta bulunan sayıları belkide binlere ulaşan kitaplara baktıktan sonra ağır adımlar ile kitaplardan en yakınında bulunanına ilerleyerek kitabı eline alıp okumaya başladı.
[DN:Nolet olsun şansıma! Püüüüü... 🤬😭😢😑 Pis yazar! Bu hesabı ödeyeceksiiiin!🧐]
[YN: Yav geçen sefer tam basılacakları sıra bitirdim kabul söv onda ama bu kez ne yaptım :/ ]
<<Önceki Bölüm |Tanıtım| Sonraki Bölüm>>
<<Önceki Bölüm |Tanıtım| Sonraki Bölüm>>


