1 Ocak 2018 Pazartesi

LOGİO-4 12.BÖLÜM:ANLADIN MI

"Bu... bu inanılmaz! "
Leo, yüzünde oluşan heyecan dolu tebessüm ile birlikte sol elinde bir adamı boynundan tutan Ark'a bakıyordu.
Kendine göre sadece birkaç saniye de onlara saldıran tüm düşmanları ölmüşlerdi. Geriye bir tek Ark'ın elinde ki adam hayatta idi ki o da sadece gerekli olduğu sürece yaşıyordu.
"İşte bu, Leo gerçek güç. Dünyada bir çok şey vardır: Güç dediğin tek kelime bile kendi içinde çeşitlere ayrılır.
Vücudunun gücü, Ruhunun gücü, Ailenin gücü, Zenginliğinin sebebi olan paranın gücü ve en güçlüsü kişinin kendi gücü...
Ben sadece güce saygı duyarım ki en güçlü olmak için uğraşırım, elbet benden güçlüleri de mevcut.
Sakın unutma; bir kişiye ailesinden veya parasından dolayı saygı duyma, duyacaksan gücünden dolayı saygı duy.
Şimdi gelelim sana, işe yaramaz suikastçi. Seni hangi paranın gücüne inanan birisi tuttu, söyle bakalım! "
Ark, sonlara doğru adeta kükrercesine konuştuğu sırada;yüzünde oldukça ciddi bir ifade varken adam hiç birşey söylememek için ve Ark'ın elinden kurtulmak için sıkıca Ark'ın bileğini tutsa da; Ark'ın gücü karşısında yaptığı şey bir karıncanın fırtınaya karşı durmasından başka bir şey değildi.
"Konuşmak senin için yararlı olur, en azından ölümün acısız olur, hahaha haha... "
Ark, kısa bir kahkaha attıktan sonra sessizliğe gömülürken, Ark'ın elinde ki adam:
"Hahahahahahhaaaha!"
Çıldırmışcasına kahkahalar atmaya başlamıştı; adamın attığı kahkahalar ile ikili, kaşlarını çatarken beklemeye başladılar .
"Hahaahhahaha, hadi beni öldür ve onların kim olduğunu öğrenme. Her daim diken üstünde dur, her an her salise ölüm tehlikesi içinde yaşa.
En mutlu gecen de, en güzel günün de, en mutlu rüyanı gördüğün anda geleceğiz ve seni öldüreceğiz, hahahahahahaha-..."
"Gerçekten kötü gibi ama..."
Ark'ın konuşması ile adamın kahkahası kesilirken adam bakışlarını Ark'ın yüzüne çevirmişti.
Ark'ın yüzünde parlayan şeytani sırıtışı gören adam, yutkunduktan sonra; Ark, elini sıkarak adamın boynunu kırıp adamın canını aldıktan sonra elinde ki ceset, büyük bir hızla çürümeye başlamıştı. Saniyeler içerisinde çürüyerek toza dönüşen cesedin eşliğin de Ark:
"Güneşe bin el ateş ettim. Bilemedim kendime ne ettim. Ayakkabım yırtıktı ama dikenli yollardan koşarak geçtim. Düşmanlarımın cesetlerinden yolumu yaptım. "
[YN: Yazarın kuzeni, Bizim Hikaye'yi yazara baştan izlettiğinden aklıma takıldı. lan bu şarkıda abi kızlar bu dizi de ne buluyor da kuzenine en başından izletiyor Çağatay akman ın müziğini kaç defa dinledim acep"
Ark'ın sözlerinin bitmesi ile birlikte Ark, derin bir nefes vererek yüzüne yerleştirdiği gayet sıradan bir tebessüm ile Leo'ya döndü.
"Atalarımdan birinin gücü kelimeler imiş: Ne yazık ki bazen böyle tuhaf konuşmak alışkanlık oldu, hehe hehe.
Benim gücümde; zamanı birkaç saniyeliğine rakiplerim için durdurmak. Senin yeteneğin ne? "
Ark'ın konuşmasının bitimi ile birlikte Leo, şaşkın bir şekilde Ark'a bakarken başını sağa yatırarak sadece;
"Ne"
dediğin de Ark, Leo'nun bu haline hafifçe kıkırdamıştı. Birkaç saniyenin ardından kendini toparlayan Ark, tekrar konuşmak için harekete geçti.
"Anlaşılan sen kıtanın doğusundansın, tabii normal. Güneyliler bunun sadece özel soylardan kaynaklı olduğunu düşünüyorlar.
Anlatayım: Özel kanları biliyorsundur. Özel büyülere sahip olan kişiler, aslında tüm dünyada ki insanlar özel kandır.
Ancak güneylilerin kuzeylilere göre büyülerini uyandırmaları gerçekten zordur ama imkansız değil.
Kuzeyliler ise bu durumda daha şanslıdır. Kuzeyliler bu yeteneklerini çoğunlukla yirmili yaşlarında elde ederler, üstelik oldukça kolay bir şekilde.
Neyse önemli olanı bu değil, önemli olanı senin gücün Leo. Senin gücünü öğrenmek istiyorum. Bu şekilde nasıl bir çalışma programı vereceğimize karar verebilirim. "
Leo, dikkatli bir şekilde Ark'ı dinledikten sonra Ark'ın cümlesinin bitimi ile derin bir nefes aldıktan sonra aklına gelen şey ile Ark'a döndü.
"Çalışma programı mı, neden karar vereceğiz ki? "
Leo'nun sorusu ile yüzüne şeytani bir sırıtış yerleştiren Ark:
"Anladığım kadarı ile gerçekten güçlü bir savaşçısın. Ancak her nedense yaşadığın bir olay sebebi ile hafızanı kaybetmişsin.
Hafızanı kaybetmen demek; gücünün büyük bir bölümünü kaybetmen demek olur bu yüzden de gücünü büyük bir hızda geri kazanman lazım.
Ve ben evlat, eskiden Glav şehrinin temsilcisi idim. Yani şöyle söyleyeyim... "
Ark, sözlerini kestiği anda saniyesinde ortadan kaybolmuştu. Leo, şaşkınlık içinde etrafına bakmak için arkasını dönerken boğazına değen soğuk metal parçası ile sırıttığında Ark'ın yüzünde de bir sırıtış oluşmuştu.
"Ölümden korkmuyorsun, bu güzel. "
Boğazında ki soğuk metalin uzaklaşması ile birlikte Ark'ın sesini duyan Leo, sırıtışını daha da büyüterek konuştu.
"Hafızamı kaybetmemden dolayı geçmişimi hatırlamıyorum, kimim, nereden geldim, ailem kim bilmiyorum.
Bu yüzden bunları öğrenene kadar..."
Leo, sözlerine ara vererek vücudunu karanlık ile kapladıktan sonra karanlığın içine çekilerek bir anda yok olduğun da Ark şaşkınlık ile kendi etrafında dört dönerek karanlıklar içinde kaybolan Leo'yu armaya başladığın da :
"Ölümün kendisi bile benim canımı alamaz. "
Boğazında ki soğuk metal parçası ile birlikte yutkunan Ark, boğazına dayanan tırpanın metal kısmının üstünde ki yansımaya bakarak öfke ile kaşlarını çattı.
"Sen kimsin? "
Ark'ın sesinde ki öfke rahatlıkla anlaşılırken Ark, bakışlarını bir an bile tırpanın metal kısmının üstünde ki yansımadan çekmemişti.
Tırpanın metal kısmında yüzünde şeytani bir gülümseme taşıyan Leo'nun yansıması olsa da, Leo'nun yakut kızılı gözlerinden farklı bir renk göz vardı.
En karanlık oda da bile rahatça anlaşılacak ve bakanların içini ürpertecek bir çift mor göz ile birlikte Ark, Leo'ya tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
**
"Burası da neresi böyle Ark, neredesin? "
Leo, tamamen karanlıklar içinde ki bir oda da ağır adımlar ile ilerlerken ellerini ağzının kenarlarında duvar yaparak bağırdığın da sesi karanlık odada yankılanmıştı. Yine de hiç bir ses gelmemesi ile birlikte iç çekerek olduğu yere oturan Leo, derin nefesler alarak sakinleşmeye çalıştı.
Birkaç saniye sonra sakinleşerek kendini toparlayan Leo, etrafında ki karanlığın ne olduğunu anlamak için oturduğu yerden etrafına bakınmaya başladığın da tam karşısında parlayan bir çift mor göz görmesi ile birlikte Leo, hızla ayağa kalkarak gardını almıştı.
"Kimsin sen? "
Leo'nun sorusu ile birlikte mor gözlerin sahibi olduğu yerden bir adım bile kıpırdamamış aynı zamanda gözlerini de kırpmadan Leo'yu izlemeye devam etmişti.
Leo, sanki avına bakan bir avcının gözleri gibi avının açıklığını kollayan gözler ile yutkunduktan sonra sağ elini uzatarak bağırdı.
"Karanlığı kesen ejderhanın tırpanı; Kagemure, efendine gel. "
Leo'nun konuşması ile birlikte mor gözlerin sahibi hala kıpırdamadan Leo'yu izlerken Leo, elinde oluşmayan tırpanı ile kaşlarını çatarak tekrar bağırdı. '
"Efendine gel KAGEMURE"
Leonun tekrar bağırması ile birlikte Leo, kaşlarını sanki mümkünmüşcesine daha da çatarken, karanlık ortamda korkunç ve tuhaf bir kahkaha yankılanmaya başlamıştı.
"KRARARARARA KRARARARARA KRARARARARA"
Korkunç kahkahanın kesilmesi ile birlikte Leo'nun çatık kaşları bir anda gevşerken Leo, korku ile yutkunmuştu.
"Hala aptalın önde gidenisin, seni aptal. "
Korkunç ve kudret dolu ses ile birlikte Leo, gözlerini kırpmadan ona bakan mor gözlere bakışlarını çevirdiğin de, tüm oda da ki karanlık sanki bir girdap tarafından yutuluyormuşcasına mor gözlere doğru akın etmeye başladı.
Tüm karanlığın gözler tarafından çekilip yutulması ile vücudunda mor gözleri hariç her göz akı bile karanlık ile kaplı olan; iki metre boyunda, ne çok kalıplı nede çok sıska bir yapıya sahip bir adamın gölgesi gibi duran biri ortaya çıkmıştı.
"Sana birkaç şey söylemeliyim, aptal. Birincisi Kagemure senin kölen değil ortağın..."
Mor gözlerin sahibi sözlerini keserek sağ elini ile uzattığın da karanlık elinde bir tırpan şekli alarak şekil aldığın da Leo, adamın elinde oluşan silah ile birlikte ağzı bir karış açılırken adamın yaptığına inanamıyordu.
"Nasıl-..."
"Çünkü ruhum ruhuna bağlı aptal. Kagemure'ye sadece basit bir eşya muamelesi yapman da sinirime gitti.
Dediğim gibi Kagemure senin kölen filan değil o benim yaratığım; mükemmel canlı olan Drago'nun yani bir ejderhanın dişinden yapılma olan bir tırpan.
Dünyalar arasında geçiş yapman da dahil olarak bu devirde, belki de ömrün boyunca göremeyeceğin teknolojileri tek başına gerçekleştirebilen bir silah o.
Ve unutma ki mükemmel bir canlının bir parçası olduğu için bir ruhu var. Eğer Kagemure ile anlaşma yapamaz ve ona hükmetmeye çalışarak sana karşı olmasına sebebiyet olursan, seni sonsuz karanlığa gömebilir ve ruhunu sonsuza dek özümseyerek gücüne güç katarken yeni bir sahip bulana dek sonsuz bir uykuya dalar.
Ve ruhum senin ruhuna bağlı olduğu için azar azar benim ruhumdan da yer ki bu durumda Kagemure'nin bir sonra ki sahibi belki de tüm dünyaların en büyük tehlikesi olabilir. ANLADIN MI BENİ?! "
Mor gözlerin sahibi, sonlara doğru kükrediği sıra da elinde ki tırpanı savurduğun da tırpandan gelen bir hava dalgası ile birlikte Leo, geriye doğru savrulmuştu.
Saniyeler içerisinde sırt üstü yerde uzanan Leo, ne olduğunu anlamak için ellerini kenarlarına koyarak ellerinden destek alarak ayağa kalkmak için hamle yapsa da ;
"Yerde kal! "
Üzerinde hissettiği yoğun aura sebebi ile tekrar yere yapışan Leo, derin nefesler alarak ayağa kalkmak için hamle yapmaya çalışsa da her saniye baskının artması ile birlikte yerden bir milim bile kıpırdayamıyordu.
"Söylemeyi unuttum. İkinci olarak da asla senden güçlülere saygısızlık yapma... aksi halde ölümün çabuk olur... Lio. "
Mor gözlerin sahibinin konuşması ile birlikte Leo, gözlerini fal taşı gibi açarken sadece Mor gözlerin sahibine bakmaya devam etti.