"Leo! "
Leo'nun adını söylemesi ile birlikte başını hafifçe sağa eğen mor gözlerin sahibi ile birlikte Leo, tekrar zorlandığını belli edercesine kesik kesik nefesler alarak konuşmaya devam etti.
"Benim... adım... Leo..."
Leo'nun kesik kesik ve kısık bir ses ile konuşmasına rağmen onu anlayan mor gözlerin sahibi, Leo'nun cümlesinin bitmesi ile birlikte başını onaylar manada salladıktan sonra sağ elinde ki tırpanı Leo'ya doğru uzattı.
"Şimdi kim olduğunu anlarız. "
Mor gözlerin sahibinin konuşması ile birlikte ikilinin etrafında ki alan, yüzlerce çerçeve ile kaplandığında çerçevelerin içinde ki görüntüler hareket ediyordu. Leo, gördüğü görüntüler ile gözlerini fal taşı edasıyla büyütürken görüntüleri dikkatle inceliyordu.
Bir görüntü de beyaz bıyıklı üç metre boyunda bir adam ile bir şey içiyor, bir görüntü de mavi saçlı kırmızı elbiseli bir adam ile konuşuyor.
Bir görüntü de ise bir kadın ve bir çocuğa sarılıyordu ve bunlar gibi yüzlerce farklı görüntü hepsinin ortak özellikleri ise görüntüde ki kişilerin ona seslenişleri idi: 'Lio' veya 'Lio L. Nos'. Leo, görüntülerden gelen sesler ile birlikte şaşkınlığına seviye atlatsa da neden birkaç görüntü de birilerinin ona sadece 'Lio' diğer bir kaçında da ona 'Lio L. Nos' dediğini anlamamıştı.
"Düşmanlarımız bizim tam adımızı bilmeli ki Lio... bizden korksunlar... adımızdan korksunlar. "
Mor gözlerin sahibinin konuşması ile birlikte etrafta ki görüntüler kaybolurken etraf gene saf karanlığa gömülmüştü.
Leo, iki elini başının iki yanına koyarak başını hızla iki yana sallamaya başladı.
"Hayır hayır hayır hayır hayır, ben Leo'yum. Lio kim bilmiyorum, böyle şeyler yaşamamış olmalıyım. "
Leo'nun kendini inkar etmesi ile birlikte mor gözlerin sahibi, iç çekercesine bir ses çıkardıktan sonra olduğu yerden kaybolmuştu.
S.aniyeler içerisinde tekrar ortaya çıkan mor gözlerin sahibi ile birlikte Leo, başını tutan karanlık ile kaplı el ile birlikte kıpırdayamadan duruyordu.
"Sanırım zorla hatırlatacağım..."
Mor gözlerin sahibi, konuşmasını bitirdikten sonra elini sıkarak Leo'nun başını ezmeye başlamıştı.
Leo, başında ki muhteşem basınç sebebiyeti ile çığlık atarken başını sıkan el bir anda gevşemişti.
"Anlıyorum güzel bir plan kurmuşsun planı mafetmemem için de bir not bırakmışsın he... gerçekten böyle bir planı senden beklemezdim o zaman işi mahfetmiyeyim. "
Mor gözlerin sahibinin konuşmasının bitmesi ile birlikte Leo'nun başında ki gevşeyen el bir anda sıkılaşarak Leo'nun bilincinin kaybolmasına sebebiyet olduğun da Leo, bilincini kaybederek karanlığa gömülmüştü.
*
"Burası da neresi, Ark neredesin? "
Leo, etrafında ki karanlık ile birlikte şaşkın bir şekilde bağırdıktan sonra etrafta ağır adımlar ile ilerlemeye başlamıştı.
Birkaç dakika boyunca uçsuz bucaksız karanlık da ilerleyen Leo, sonunda önünde ortaya çıkan bir çift mor göz ile birlikte geriye sıçramıştı.
"Sende kimsin? "
Leo'nun konuşması ile birlikte mor gözlerin sahibinden iç çekercesine bir ses yükseldi.
"Yine başlıyoruz..."
Mor gözlerin sahibi hafifçe mırıldandıktan sonra etrafında ki karanlığı adeta yutarcasına vücuduna çekmeye başlamıştı.
Saniyeler içerisinde etrafta çeşit çeşit boylarda, on binlerce, her biri diğerinden farklı renkte ki yuvarlağımsı cisimler, her biri diğerinden büyük ışık saçan ve bu sebepten şekli tam olarak anlaşılamayan cisimler ve daha nice şeyler ortaya çıkarken karanlık bir insan vücudu şekli alarak mor gözlerin sahibine bir insan vücudu şekli oluşturduğun da mor gözlerin sahibi :
"Benim adım Ace L., Leo seninle eskiden bir dostluğumuz vardı. Hafızanı kaybettiğin için hatırlamıyorsundur, ne yazık ki tam olarak bende hatırlamıyorum. Sonuçta ruhum senin ruhuna bağlı dolayısı ile hafızanı kaybetmen bende geçmişin bir kısmını unutmama sebep oldu.
Neyse bu önemli değil, önemli olan bildiğim tek şey ileride büyük şeyler başaracağın ve mavi saçlı bir adam sana ileride yardım edecek.
O adamdan korkma, ona güven: O adam senin en yakın dostun olacak, o adamın sana söylediklerini harfiyen yap.
Sakın unutma Leo, bunları söyleyen ben değilim... sensin. "
Ace'in konuşmasının bitmesi ile birlikte vücudunu kaplayan karanlık, hızla Leo'nun üstüne saldırırcasına harekete geçti.
Leo, üstüne gelen karanlık ile birlikte gözlerini tekrar karanlığa teslim etmişti.
*
"AAAAAAAGGGHHHHHH! "
Leo, kolunda ki büyük acı ile birden bire bağırarak gözlerini açmıştı. Ark, Leo'nun sağ kolunu kırarak onu önüne sermişti.
"Leo iyi misin? "
Leo'nun attığı çığlığın sebebi olmasına rağmen Ark, endişelenerek hızla Leo'nun yanına eğilmiş ve onu kontrol etmeye başlamıştı.
"Güzel sadece kolun kırılmış, hemen hallederiz. "
Ark'ın konuşması sırasında dişlerini adeta kırarcasına birbirine bastıran Leo ile birlikte Ark, Leo'nun kolunu kırılmış yerin iki ucundan da tutarak, hızla iki yana doğru hafif bir güçle çekmeye başladı. Bu sırada kolun dirsekten üstünü ve bilekten altını, hafifçe aşağı yukarı oynatan Ark; Leo'nun kırılmış kolunu yerine sabitledikten sonra derin bir nefes vererek sağ elini su ile kaplamaya başladı.
"Acılı olan kısım bitti. Merak etme şimdi su ile sakinleştirip toprak ile kolunu sağlamlaştıracağım, bu şekilde kolunu hareket ettiremeyeceksin ve kolunun iyileşmesi hızlanacak. "
Ark'ın bilgi veren konuşmasının bitmesi ile Leo'nun sağ kolu dirseği ile bileği arasında su ile kaplandıktan sonra Leo, sağ kolunda ki saniyeler önce ki acıyı adeta unutmuşcasına bir nefes vererek beklemeye devam etti.
Birkaç saniye sonra Ark, elini geri çektiğin de elinin hizasında ki toprağın bir kısmı havalanarak Leo'nun kolunun etrafını sarmaya başladı.
Saniyeler içerisinde Leo'nun kolu adeta taş kesildiğin de Ark, Leo'nun kolunu bırakarak ayağa kalktı.
"Leo, uzun bir gün oldu. Bu yüzden daha sonra sana birkaç şey soracağım, mahsuru yoktur umarım. "
Ark'ın onay istercesine yaptığı konuşma ile birlikte Leo, başını salladığın da Leo'nun başı hem demin çektiği acıdan dolayı dönerek bilincini kaybettiğin de Leo kendini tekrar karanlığa teslim etmişti.
[YN: Bu da şıp bayıldıya döndü. Pata pata bayılıyor, ah be Lio nerelerdesin? Yazar onu geri getirecek mi? :3 :D]
[DN: Hihihihi, tabi ki geri getirecek çünkü ana karakter o 😏]
*
"Yine mi burası. Ace, burada mısın? "
Leo, etrafının gene karanlık ile kaplı olmasını fark etmesinin ardından Ace'e seslendiğin de karanlık tekrar birleşerek bir insan vücudu oluşturduğun da vücudun başında bir çift mor göz parladı.
"Ben her zaman buradayım Leo, bu karanlık benim kendi ruhumdan kalan şeyler. "
Ace'in açıklamasının ardından başını onaylar manada sallayan Leo, derin bir nefes alarak düşünmeye başladı.
"Ace seninle bir geçmişim olduğunu söyledin ama ben seni hatırlamıyorum. Kimsin sen, nesin, ben kimim söyle bana. "
Leo'nun sorularını sıralaması ile birlikte Ace, başını hafifçe eğerek sağ elini ileri uzattığın da bir pencere ortaya çıkmıştı.
Pencerede hareket eden görüntülerde Leo, kendini görmesi ile şaşırsa da sesini çıkarmadan görüntüleri izlemeye devam etti.
Şuan Leo, görüntü de bir tepenin üstünde idi: Etrafında on binlerce kişi olsa da onun yüzünde ifade ne bir korku nede bir endişe ifadesi idi, aksine yüzünde olan ifade bir tebessümden başka bir şey değildi.
Yüzünde oldukça heyecanlı ve mutlu olduğunu gösteren tebessüm ile birlikte görüntüden bir ses yükseldi.
"Yedi büyük günahtan, öfkenin günahı ejderha Leo, bu kadar kişiye karşı savaşsan da kazanamazsın teslim ol. "
On binlerce kişilik ordunun en önünde ki diğerlerine göre rütbeli gözüken beş kişiden ortada ki konuşmuştu.
Ortada ki adam, bir seksenlik bir boya ve siyah saçlar ile gür siyah sakallara sahipti. Üzerinde ki zırhta onlarca çatlak olsa da bu görüntü sadece zırhın ve adamın daha tehlikeli olduğunu gösterir nitelikte idi. Zırhta ki çatlaklara rağmen zırhın büyük bir çoğunluğu tek parça idi.
Adamın konuşması ile birlikte görüntüde ki Leo, tebessümünü büyüterek konuşmaya başladı.
"Kızıl yıldırım imparatorluğunun imparatoru Odin... ister on bin isterse yüz bin kişi gelin... eğer öleceksem ölürüm... Ancak yanımda sizi de götürmeden ölmem. "
"KÜSTAH VELET SENİ! BU GÜCÜNÜ SANA VEREN, BU KADAR GÜÇLÜ OLMANA VESİLE OLAN KİŞİ: BENİM VE BANA KARŞI GELİYORSUN! ÖLÜM SENİN İÇİN EN İYİ KURTULUŞ VELET, SENİ KENDİ ELLERİMLE ÖLDÜRECEĞİM! "
Leo'nun konuşmasının bitmesi ile birlikte Odin isimli adam tekrar kükrediğinde Leo, yüzünde ki tebessümü bir kenara bırakarak ciddi bir ifade ile birlikte Odin'e bakmaya başladı.
"Kendi ellerinle mi öldüreceksin? Sen ve hangi ordu? "
Leo'nun konuşmasının bitmesi ile birlikte Odin tam konuşmak için ağzını açtığın da Leo'nun dedikleri ile birlikte ağzını kapatarak başını hafifçe arkaya çevirdiğin de tüm ordunun bir anda öldüğünü görmüştü. Bı olaylar sebebiyeti ile gözleri fal taşı edası ile açılan Odin, şaşkınlık ile önüne döndüğün de ;
"Unutma Odin... Ben yedi büyük günahın lideriyim, yedi kişiden oluşan bir takımda olsak on binlerce kişilik ordunu sadece altımız yok edebiliriz.
Siz beşinize gelince, aptal imparatorlar bu dünyayı feth etmem ve adımı duyurmam için hepinizin ölmesi gerekli.
Ölümünüz boşa gitmeyecek merak etmeyin. Dünyalar Fatihi olmam da bana yardımcı olacaksınız!"
[YN: Kitap hakkında kurguları genelde düşünmem yani doğaçlama yazarım ama sanırım güzel şeyler olacak :3 :)]


