Hartes'in bedeninden çıkan çakra o kadar güçlü bir şekilde onları geri fırlattı ki,eğer eğitim almamış olsalardı çoktan ölürlerdi.Malyen hızla yere düşse de,kendini toparlayıp kalktı ve Lara'yı havada yakaladı.O sırada Loren sertçe yere düştü.İnlerken homurdandı.
"Tabi tabi beni tutmana gerek yok."Loren ayağa kalkıp sallandı ve manzaraya korkuyla baktı."O da neydi?"
"Ben,bilmiyorum."dedi Lara.
"Ben biliyorum,"dedi Malyen endişeyle."Kendinizi kollayın,o artık Hartes değil."
Sharanor bir insan bedenini kontrol etmenin çok da zor olmadığını fark etti,sadece iki ayakla dengede durmak gerekiyordu o kadar.Zaten Hartes'in çakrası bitme noktasına geldiği için beden kendi çakrasıyla doluydu.Sharanor bir kaç adım attı ve hareketleri kontrol etti.Hartes sanki bir rüya izliyormuş gibi kendi gözlerinden her şeyi görebiliyordu,ama kontrol edemiyordu.
"Ne demek Hartes değil?"dedi Lara şaşkınlıkla."Ne demek istiyorsun?"
"Gözlerine bak."dedi Malyen sadece.
Lara,Hartes2in gözlerine baktığında gerçekten korktu.Altın modu her zaman ki gibi parlaktı,ama önemli olan o değildi.Gözünün ak olan kısmı,simsiyah olmuştu.Hartes'in gözleri simsiyah bir zemin üzerinde yuvarlak bir alev gibiydi.Lara daha dikkatli baktığında bir şok daha geçirdi,siyahlık yüzünden belli olmasa da,kenralardan gelen siyah çatlaklar altın modun içine yayılmıştı.
Sharanor'un çakrası Hartes'in vücudunu tamamen kontrol altına almıştı,ama bu uzun sürmezdi.Normalde,Sharanor Hartes'e sadece çakra verir,Hartes o çakrayı kullanırdı.Bu yüzden birşey gerçekleşme olasılığı olmazdı,ama şimdi ki gibi Sharanor hem çakrayı verir hem de onu kontrol ederse,vücut bunu kaldıramayabilirdi.Üstelik onun çakrası tanrılarla aynı kudretteydi,hatta daha güçlüydü,on iki yaşında ki bir çocuğun bedeni bunca güç karşısında yanıp kül olurdu,bu yüzden bu işi hemen bitirmeliydi.Ama bu keyif almayacağı anlamına gelmezdi.Hartes'in ciğerlerine hava doldurdu ve kendi tekniklerinden birini yaptı.
"Kara Ejder'in Nefesi!"
Hartes'in ağzından fırlayan alev anında onlarca metreye yayıldı,bariyere gelince çarptılarsa da durmadılar,üste doğru yol almaya başladılar.Malyen Lara'yı kenara itti,Loren ise bir bariyer daha yapmaya çalıştıysa da,basit bir bariyer Sharanor'un çakrasına karşı durmazdı.Loren'in bariyeri daha ilk çarpışmayla yol oldu ve Loren'in kıyafetleri alev aldı.Loren kıyafetlerini çıkarmaya çalışırken,Malyen Hartes'e doğru atladı,elini geriye çekti,boğazına yapacağı bir saldırıyla alevleri durduracaktı.Sharanor kendine doğru gelen veledi görür görmez alevleri kesti,çocuk bedeninin omuzlarını oynattı ve o da zıpladı.Malyen,garip bir sırıtmayla kendisine doğru gelen Hartes'i görünce biraz endişelense de devam etti,elini hazırlarken,Hartes bir kahkaha attı,güneş bulutların arasına girdiğinde tüm alan anında gölge oldu ve Malyen,arkadan sırtına yediği yumrukla yere çakıldı.
"Nasıl arkama geçebildi?" diye düşündü Malyen şaşkınlık ve acıyla.Sırtı çok acıyordu,tek bir noktadan yayılan acı seni nabız gibi atarken,Hartes Malyen'in kıyafetlerinden tuttu ve ayağa kaldırdı,Malyen zar zor ayakta dururken,Hartes Malyen'in ensesinden tuttu ve kafa attı.Malyen geriye doğru düşerken Hartes tekrar yakasından tuttu,biraz çekti ve ters dönüp tam karnına bir tekme attı.Malyen nefesi kesilmiş bir halde yere düştü,hareket ettiremediği bedenine küfretti.
Hartes sonrakilere geçecekti ki,kafasına doğru gelen bir hamle sezdi,hızla dönüp kendisine doğru gelen bacağı yakaladı,iki eliyle tutup fırlattı.Lara yere doğru düşerken,Loren Hartes'e sıkışmış hava topları atmaya başladı.Hartes kafasını kaldırıp bulutların arasından çıkmış olan güneşe baktı ve Loren'e doğru koşmaya başladı.Loren ellerini birleştirdi ve dişlerini sıktı.Çakrası etrafında toplanırken,Hartes kendini hazırladı.
"Hava Patlaması!"
Geriye doğru yayılan bir hava dalgası Hartes'i birkaç metre uzağa fırlattı,tam yeniden saldıracaktı ki,gelen bir hamleyi hissetti,ama biraz geç kalmıştı.Döndüğünde karnına bir diz darbesi yedi,bir de çenesine yumruk.Hafifçe yan döndüğünde, ince,nazik eller omuzlarına sarıldı,yan tarafından hızla gelen bacaklar boynuna dolanarak ellerinde yerini doldurdu ve Sharanor daha neler olduğunu anlayamadan kafasına sert,güçlü dirsek darbeleri yemeye başladı.Elleriyle kafayı korumaya çalışsa da,Sharanor böyle bir hamleyle daha önce karşılaşmamıştı.Aklına gelen bir fikirle ellerden birini tepesinde ki kızın bacaklarının arasından geçirdi ve boğazına sarıldı,hızla ileri doğru ittirerek yere düşürdü,ve yumruğu sıkıp kaldırdı,Hartes'in yapamadığını yapıp kıza çok güçlü bir yumruk attı,Sharanor insan bedenini fazla bilmezdi,yerken hayvanlardan pek farkları olmazdı ama kadim ejderha şundan emindi ki kızın çenesi kesinlikle kırılmıştı.
"Hayırrrrr!"diye bir bağırış gelince Hartes oraya döndü,Malyen havada ters dönüp sert bir tekmeyi Hartes'in göğsüne oturttu,Hartes yere oturunca,Malyen bu sefer çelik tabanlı ayakkabısıyla yüzüne sert bir tekme attı.Sharanor aniden gelen acıyla elini burnuna götürünce,biraz yamuk olduğunu fark etti.Ayağa kalkmaya çalışırken,yüzüne bir diz darbesi yedi ve biraz uzağa düştü.Malyen öfkeyle ellerini yere koydu ve bağırdı.
"Kılıç Yağmuru!"
Sharanor'un yüzlerce kez karşılaştığı teknik,yine uygulandı ve devasa kılıçlar yere hızla düşerken taş alan paramparça oldu,Hartes kılıçların arasından fırladı,kollarını açtı,yerden yükselen ufaklı taşlar onunla beraber havaya yükseldiğinde kalın,değişik sesiyle bağırdı.
"Patlayan Alev Yağmuru!"
Yere düşen devasa taşlar patlayarak zemini havaya uçurdu,Malyen çöken toprağa saplanırken,Loren oluşturduğu bir kalkanla Lara'yı ve Malyen'i korudu,Hartes Loren'e bakıp kaşlarını çattı.
"Şu hava büyücülerinin ne kadar can sıkıcı olduğunu unutmuşum."
Hartes yere inmeden eliyle büyücüyü işaret etti ve bir parça taş da ona saldırdı,yere inip büyücüye baktı.Sharanor yeterince şey yaptığını düşünüp bilincini geri çekince Hartes vücudunun kontrolünü geri kazandı,ama farklıydı,Sharanor giderken enerjisini götürmemişti,Hartes arkasını dönüp kendine doğru gelmeye çalışan Malyen'e baktı,karşı karşıya geldiklerinde Malyen uyuşuk bir yumruk savurdu,Hartes eğildi,elinin tersiyle tokat atacakmış gibi ters yöne çekti ve yumruğunun üst,sert kısmıyla Malyen'in kaburgalarına bir darbe indirdi.Malyen acıyla bağırıp yere kapaklandı,kaburgalarının kırılıp darbenin etkisiyle sallandıklarını hissedebiliyordu.Hartes dönüp Loren'e doğru yürümeye başladı,Loren yerdeydi,derin nefesler alıyordu,kıyafetleri mahvolmuştu.Hartes yavaşça yanına çömeldi,sol elini aldı,Sharanor'dan aldığı çakrayla hızla sıktı,gelen çatırdama sesleriyle Loren acıyla çığlık atınca,Hartes diğer ele geçti,onu kırdı.Loren hala bağırıyordu,Hartes sert bir tokatla susturdu onu.
"Bariyeri kaldır,yoksa sıra bacaklarına gelir."
Loren kafasını olmaz anlamında sallayınca,Hartes elini dümdüz yaptı,alt tarafıyla Loren'in kaval kemiğine vurdu,Loren haykırırken,bariyer yok oldu.Hartes gitmek için ayağa kalkınca,Malyen'in ona doğru topallayarak geldiğini gördü,elini sıkmıştı ve konuşuyordu.
"Gitmene izin vermeyeceğim."dedi.Yumruğunu sıkıp ekledi.Malyen,Hartese doğru hızlanmaya başladı,Hartes başını sallayarak yumruğunu sıktı,çakrasını orada topladı ve ateş elementini kullandı.
"Ejder'in Ruh Yumruğu!"
Hartes'in yumruğu Malyen'e çarptığında,etrafa yayılan aura dalgası zaten parçalanmış olan zemini daha da dağıttı.Yerden kalkan toz dağılırken,Hartes hareketsizdi,ama Malyen kitlenmiş gibiydi,hareket edemiyordu,bütün vücudunu dolaşan bir güç onu geriye düşürdü,geriye doğru düşerken,ruhunun kayıp gittiğini hissetti,ruhu bedeninden zorla çıkmak istiyormuş gibiydi,çok yorgun olmasına rağmen,kolunu oynatmaya çalıştı.Hartes yaklaşıp ayağını göğsüne koydu,duygusuz gözlerle ona baktı.
"Yerde kal sikik,kendini bana öldürtme."
Hartes arkasını dönüp yürümeye başladı,yere tükürdüğünde kanının siyah ve kırmızı karışımı olduğunu gördü.Loren acıyla nefes alırken,Hartes içten gelen bir dürtüyle burnuna bir tekme attı,Loren bitmiş enerjisiyle acıyla inlerken,Hartes yürümeye devam etti.Arkasından Malyen bağırıyordu.
"Bu burada bitmeyecek Hartes!Seni bulacağım,ve sen benden,bizden özür dileyeceksin..."
Hartes yorgun bir şekilde arkasını döndü.
"Beni nerede bulacağını biliyorsun."
***
Üçüncü bardak çayını içerken,gözüne bir kız kestirdi,sarı saçlı,mavi gözlü çok güzel bir kızdı.Sahnede dans ediyordu,bir taraftan da onu izleyen yaşlı adama muhteşem gülümsemesini bahşediyordu,Yüce Kahin bu kıza bir ihtiyarın yapabileceklerini göstermek için sabırsızlanıyordu.Aniden başına giren bir ağrıyla öne doğru eğildi,birçok insanı anında öldürebilecek ağrı geçtiğinde,yaşlı adam üzgün bir şekilde arkasına yaslandı.Kızı ve diğer her şeyi unutmuştu,gözleri yaşarırken,kimse görmesin diye elleriyle yüzünü kapattı.
"Hartes,umarım seçtiğin yol da mutlu olursun."
***
Altın Mürettebat'ın yardımcı kaptanı,uzun burun,nam-ı diğer Skellick,kollarını esnetip esnedi.Saatlerdir adayı bombalamalarına rağmen,bir sonuç alamamışlardı.Ama kaptanın emri kesindi,o geri dönene kadar bombalama devam edecekti,Skellick,sahil kumunda bıraktığı izlerle oynarken,uzaktan bir siületin yaklaştığını fark etti.Elini silahına götürdü,adamları arkasında toplandı,Skellick bunun bir çocuk olduğunu gördü,öfke ve merakla sordu.
"Hey,sende kimsin,adın ne?"
"Benim adım,"diye söze başladı çocuk,kafasını kaldırıp iki güneşe benzeyen gözlerini gösterince Skellick yutkundu,arkasında ki herkes diz çöktü.
"Hartes Leotin."


